SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komünizm

Konu: Marksizm Bir Din midir?

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 [ 11 ]

07.07.2008 16:35:12
Marksist terimlerden gidersek Din bir üstyapı unsurudur. Tıpkı siyasal yapı, hukuk,ahlak vb. gibi. Dolayısıyla da Marksizmi Din ile ilişkilendirirseniz Marksizm olgusunu üstyapısal bir tartışmaya indirgemiş olursunuz. Oysa Marks a göre üstyapı egemenleri korumak için oluşturulmuştur ve Din bunun en önemli kurumlarından bir tanesidir. Smiley

Diğer yandan Din tüm hayatı ve evreni andropomorfik olarak yorumlar ve insanlığın geçmişi gibi geleceğini de tek bir değişmez ideal altında tahakküm altına alır. Marks ise değişmez yapıları kabul etmediği gibi insanların tarihindeki öncelikli etkenin ekonomik olduğunu ortaya koymuştur.

  "Yaşamlarının toplumsal üretiminde insanlar, vazgeçilmez ve iradelerinden bağımsız belirli ilişkilere, maddi üretken güçlerinin belirli bir gelişme evresine uygun düşen üretim ilişkilerine girerler. Bu üretim ilişkilerinin toplamı,..bir hukuksal ve siyasal üstyapının üzerinde yükseldiği ekonomik yapıyı,gerçek temeli oluşturur."
Karl Marks (Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı, s.23)

Ayrıca Marksizm toplumun kapitalizmin sonuna kadarki dönemini "Tarih Öncesi" diye nitelendirir. Yani insanlar kendi üretitiklerinin egemenliğini ve denetimini ilkel komünal düzenin gelişen üretim ilişkileri ve nüfus artışı ile birlikte artmasının ardından kaybetmişlerdir. Bu kaybetme tam anlamıyla Marksizmde olumsuz nitelikte değildir çünkü ilkel dönem insanları daha işbirliğine yatkın ve özgür olsalarda doğayı biçimlendirmede çok geri oldukları için çevresel şartların da değişmesiyle artan şekilde doğaya karşı pasiftirler. Bilgi dağarcıkları çok az ve imgeleme güçleri nesnel değildir. Bu nedenle ölüm oranları ve yoksulluk düzeyleri de bazı durumlarda çok aşırıya gidebilir. Ancak üretken yetilerin gelişmesiyle birlikte değişen üretim ilişkileri sonucunda bu doğal ve kendiliğinden olan denetim mekanizması sınıfsal karşıtlıkları da doğurarak denetlenemez bir duruma gelmişlerdir. Marks a göre elbetteki bu durum da insanın pratik eylemleri ve üretim yetilerinin artışıyla birlikte üretim ilişkilerini bu sefer yanlış ve pasif bir şekilde olmayacak şekilde tekrar etkileyerek yeniden denetlenebilir hale gelecektir. Marks,tüm geçmiş tarihin varolan tüm tinsel, idealist,mistik anlatımlarının altındaki gerçek ilişkileri yorumlar. Bu noktada materyalizmin bugünkü anlamdaki maddeci bakış açısı denilen ve dindarların eleştirisine maruz kalan durumun da tespitini ortaya koyar. Üstyapısal unsurların bu duruma karşı daima egemen ahlakı,dini,ideolojileri kullanarak gerçeği saklama niyetlerini tespit eder. Dolayısıyla da Din in de içinde bulunduğu üstyapı kurumlarının ekonomik olmadığını, ancak örneğin egemen mülkiyet hukukunu korumak için yani sınıfsal karşıtlığı mutlak kılmak için daima egemen ideolojilere ve düşüncelere göre manipülasyonunu sürdüreceğini de bildirir. Dolayısıyla Marksizmi Din ile ilişkilendirerek anti-pozitivist felsefe ve inançlarla bağdaştırma niyeti güdenler daima bu egemen düşüncelerin savunucusu olan şartlandırılmış kitlelerden gelmektedir. Oysa Marksizm 6000 yıldır sürmekte olan bir dengesizliğin yorumudur. Yani sınıfların ortadan kalkmasıyla birlikte üstyapı kurumlarıyla birlikte toplumda varolan bu karşıtlıklar da sona erecektir tüm evrenin değişmez ezeli ve ebedi yorumu değildir. Yani Marksizm insanların nasıl yönetilmesi gerektiğini anlatmaz, nasıl yaşamaları gerektiğini de, tersine bu unsurların üstyapısal olduğunu tespit eder. Dolayısıyla da bunun tek yolunun üretenlerin sınıf karşıtlığının kullanılarak değiştirilebileceğini iddia eder.

Ancak bunun üzerine oluşan siyasal pratikler nedeniyle özellikle Sovyetlerde stalin ile son halini alan ve Marksist literatürde Ortodoks yorum olarak geçen bazı teorik tartışmalar ve siyasi uygulamalar kapitalist üstyapı kurumlarının da manipülasyonları neticesinde Marksizmin anlaşılamamasına ya da tamamen sosyal darwinizme indirgenmiş bir tepkisel militer ırkçı anlayışlara dönüştürüldüğü ve bunun Markist açıdan da birincil nedeninin pre-kapitalist üretim ilişkilerinde varolan henüz kapitalist bilince ulaşmamış toplumların egemen ideolojilerinden ötürü görece başarısız deneyimlere dönüşmüştür. Dolayısıyla da emperyalist dünyada Marksizm, liberallerin çarpıtmaları, anarşistlerin sistematiğe yani sosyalist aşamaya itirazları nedeniyle üstyapı kurumlarınca da kolayca çarpıtılabilir bir hal almıştır. Ancak halen çok kapsamlı olarak üzerinde tartışılarak çözümlenmeye çalışılan Marksist teorinin neredeyse görelilikten sonraki Modern fizik kadar reforma, yani kavramsal yeni keşife ihtiyacı vardır. Din ise Marksizmin yorumladığı ekonomik unsurlardan sadece bir tanesidir üstelik de Marksizm için olumsuz bir ekonomi dışı tarih öncesi bir değişime karşıt korunma mekanizmasıdır. Dolayısıyla ikisini birebir eşlemek hem gülünçtür hem de Marksizm hakkında hiç okuma yapılmadığının kanıtıdır Smiley

08.10.2008 15:17:12
Sana göre cehalet bana göre feraset,sana göre hayal bana göre hakikat,seni gidi evrim dogmatik'i seni!... Smiley

Teşbihte hata olmaz,ayrıca benzetme süper,mesele sadece gözlemcinin  gördüğü şeye inanma prensibine sahip olması!böyle insan tipi gördüklerinin ötesinde bir vatan olabileceğini reddeder,otoriteyi reddedecek ya arabanın kumanda edildiğini birtürlü görmez,bu durumda ne yapacak inandığı şeye kamuflaj elbisesi giydirerek insanlarıda buna i
kna etmeye çalışmak,kamuflaj elbiseside bilim...

Doğumuna ve ölümüne sen dahil kimse müdahale edemiyorsa,hücrelerinin çoğalmasına,organlarının işleyişine,büyümene,yaşlanmana,müdahele edemiyorsan sende bir nevi kumanda ediliyorsun(hemen buradan herşeyimizin kumanda edildiği tespiti çıkarılmasın)

Bak ne kolay açıkladın arabayı insan yaptı evet,sahibi ve kumanda edicisi insan,her şeyin bir sahibi varsa idare edeni varsa insanında var...

Baş ve son gibi kavramlar varsa,yoklukta vardır,başı ve sonu olmayan yalnız Allahtır,atom yoktu,varedildi!!...

Kabul et khaos evrimin en çıkmaz noktalarından biri hücrenin meydana gelişi,hücreyi meydana getiren proteinleri,ve onu meydana getiren amino asitleri açıklıyamamsı,bir yalnış söylem oldu düzeltelim hücre canlıdır,fakat his ve akıl kabiliyeti yoktur,o sebeple kumanda edilmektedir...

Evrimi kabul etmek için  beynin ön lobunu aldırmam lazım evet,ama oda yetmez tamamını aldırsam belki kabul ederim laugh

Evet zeka beynin fonksiyonudur,akıl kalbin fonksiyonudur,akıl sahibi bir insan ancak zekanın bulgularından fayda elde edebilir,akıl bizi hayvandan ayıran yegane özellikltir değilmi?peki aklın özellikleri nelermiş bir bakalım...

Akılın dört özelliği vardır,1-doğruyu yalnıştan ayırt edebilme kabiliyeti2-haklıyı haksızdan ayırt edebilme kabiliyeti3-güzeli çirkinden ayırt edebilme kabiliyeti4-faydalıyı zararlıdan ayırt edebilme kabiliyeti,bu özellikleri farkedebilmek, doğru kararı verebilmek ve verilen karar üzerinde sabit kalabilmek için basiret,feraset ve dirayet şarttır,bu özellikleri ise beyin değil kalp barındırır,kalbi selim olan,hisseder,anlam verir,edebiyat yapmıyorum,ilimi bilgiler veriyorum!!..

Açıklayamadığı şey çok,mesela birtanesi ortak bir ana hücredene gelne hücreler,bölünme süreci içinde farklılaşıp ayrı ayrı organları meydana getiriyor,aklı olmayan bir hücre nasıl organlara göre farklılaşıp bölünmeye karar veriyor,hatta gerektiğinde parmak oluşumu için intihar ediyor,komutu kim veriyor khaos?

Kendi kendini çürütüyorsun madem tüm organlar eksiksiz vardı evrim haney Smiley

Asıl sen bilimin işine gelen kısmını alıyorsun,gelmeyenide zaman kavramını yok sayarak kendine yontuyorsun!..



hangi  dergahtan hangi yaldızlı  kitaptan  hangi  nurlu ilimleri almış olup onları    yüreğinizin  hangi sesiyle yansıttıgınıza degil   

hangi gerçekliğin  hangi doğrulugun  neyi referans  temel aldıgına  bir göz atalımmı ne dersiniz ?

zeka  beyin   yürek akıl dır  açıklamanızla  cehaletime  nur olmak istermisiniz  ? üstelik  sizden çok sözcükle  çok şey anlatmak yerine

az kelimeyle  özet ikna edici metotlar kullanmanızı  isteyecem   ,  diğer açıklamalarınıza  zaman içinde  değinmek  zamanıda gelecek

ne dersiniz  yürek ve aklı aynı potada eriten   savınızla başlamak istermiydiniz




Hypnosit 08.10.2008 18:31:44
din isteyenler herşeyi din edinebilir,marksizmi bile...ama bu onu bağlamaz.

09.10.2008 21:59:26



hala tık yok  bekliyoruz 

gobilibozo 09.10.2008 23:41:47
tık tık Tongue

one alıntı yaptığın yazıda aslında bu sorunun cevabı var neden tekrar sorduğunu anlayamadım Smiley

Evet zeka beynin fonksiyonudur,akıl kalbin fonksiyonudur,akıl sahibi bir insan ancak zekanın bulgularından fayda elde edebilir,akıl bizi hayvandan ayıran yegane özellikltir değilmi?peki aklın özellikleri nelermiş bir bakalım...

Akılın dört özelliği vardır,1-doğruyu yalnıştan ayırt edebilme kabiliyeti2-haklıyı haksızdan ayırt edebilme kabiliyeti3-güzeli çirkinden ayırt edebilme kabiliyeti4-faydalıyı zararlıdan ayırt edebilme kabiliyeti,bu özellikleri farkedebilmek, doğru kararı verebilmek ve verilen karar üzerinde sabit kalabilmek için basiret,feraset ve dirayet şarttır,bu özellikleri ise beyin değil kalp barındırır,kalbi selim olan,hisseder,anlam verir,edebiyat yapmıyorum,ilimi bilgiler veriyorum!!..

10.10.2008 02:22:08
tık tık Tongue

one alıntı yaptığın yazıda aslında bu sorunun cevabı var neden tekrar sorduğunu anlayamadım Smiley

Evet zeka beynin fonksiyonudur,akıl kalbin fonksiyonudur,akıl sahibi bir insan ancak zekanın bulgularından fayda elde edebilir,akıl bizi hayvandan ayıran yegane özellikltir değilmi?peki aklın özellikleri nelermiş bir bakalım...

Akılın dört özelliği vardır,1-doğruyu yalnıştan ayırt edebilme kabiliyeti2-haklıyı haksızdan ayırt edebilme kabiliyeti3-güzeli çirkinden ayırt edebilme kabiliyeti4-faydalıyı zararlıdan ayırt edebilme kabiliyeti,bu özellikleri farkedebilmek, doğru kararı verebilmek ve verilen karar üzerinde sabit kalabilmek için basiret,feraset ve dirayet şarttır,bu özellikleri ise beyin değil kalp barındırır,kalbi selim olan,hisseder,anlam verir,edebiyat yapmıyorum,ilimi bilgiler veriyorum!!..

kalp diye  tarif ettiğiniz kavram  ; biat mekanizmasını onaylamaktan  başka işlevsel yönü olmayan  ilkel benliğin  ID  nin  legal

dışavurum  metodunu sezgisel esinlenme ile desteklemenin  diğer adıdır

 ( biat  kayıtsız şartsız  boyun eğip sorgu gerektirmeyen boyutta  teslimiyet özelliği içeren bir  kavramdır , toplumsal ilişkilerde

  aile , dostluk ahbaplık ilişkileri , inanç sistemleri  kesin olarak   kalbi yaklaşımlara örnek sayılabilir )

akıl  ise diferansiyel  muhakeme metodunu içerir   zeka ise  diferansiyelleme için şart olan  numune  yani referans öge

seçimlerindeki orantınin dinamiklerinde tutarlılıgın kıstasıdır 

ilmi bilgiler  yerine   birazda   başınızı ilimden  kaldırıp   insana doğaya  ve evrene  bakın   bilimi rehber alırsanız

basiret  dirayet fayda  ve zarar  gibi   kavramları   erdem  ile diferansiyellemek   öngörüsü ile  bakacagınızdan emin

olabilirsiniz   

bilimden şaşmayın ,

ilim muhabbetine girersek    zatıaliniz  kıymetlimiss den alacagımız  potansiyel   tavır   " ilim kendini bilmektir  sen kendini

bilmezsen bu nice okumaktir"  şeklinde   bir yöntem içerebilecegi için

bilimden şaşmamayı tercih etmekte sakınca görmüyorum

ice 10.10.2008 14:20:50
bilimden şaşmamayı tercih etmekte sakınca görmüyorum

Başka bir başlığın konusudur bilim. Ama bilimin kendisi şaşkındır. Bilim modernizm ile birlikte yükselen en yeni dindir ve onun ruhban sınıfı bilimadamlarıdır. Aydınlanma ile batı uygarlığı kilisenin dogmalarına karşı bilimin işe yaradığını ve yeni yönetici sınıfların elini güçlendirdiğini farketti. Ama zamanla kapitalizmin karlılık yasasına esir olan bilimin kendisi yeni bir efsane olarak bir yandan kar marjı atrırımına ve yeni üretim tekniklerinin hizmetine girmiş öte yandan da giderek artan uzmanlaşmanın yarattığı makro körlüklere yol açarak kendi uzmanlık konusu dışında cahil olan mikro uzmanların nedenler ve sonuçlar arasında bağlantı kuramayan, makro bakışlar geliştiremeyen ağacı görüp ormanı göremeyen bir tür "uzman körler iktidarı" yaratmıştır.

Hazır yeri gelmişken araya gireyim dedim.

10.10.2008 14:55:50
yazdıklarım bir butun olarak ele alınıp   üzerinde yorum yapılmadıgı sürece  cımbızlanmış  kelimelerden  kaynaklanabilecek

sorumluluğu reddediyorum 

yorumunuz sizi bağlar



gobilibozo 10.10.2008 21:40:24
one haksızlık ediyorsun. Smiley

İnsan dediğimiz varlık iki şekilde sınıflandırılır 1-beden yapısı 2-ruh yapısı, kalb,  kas dokusundan oluşan temel işi kanı pompalamak olan hayati bir organdır, beyin ise tüm sinir sisteminin kumandanıdır, hormonların salgılanması, kan basıncı, vücudun rutin ihtiyaçlarının kontrolü vs yani bedensel kumanda merkezidir.Söylediklerimin ne ilime ne bilime ters düşen bir tarafı yoktur, ortaçağda bilincin mekanının yürek olduğu aridtotales tarafından savunulmuştur(yürek dediğimizde tabi bir et parçası değildir esasında ruhtur tasavvuf dilinde kalb)filozof Henry More, düşünce açısından, pasta kremasından daha fazla önem taşımadığını söylemiştir mesela, descartes, akılın gizemli ve üstün bir niteliğe sahip olduğunu savunmuştur, akılın mekanının beyin olmadığını savunan yığınla filozof vardır, felsefe dünyası bu konuda ikiye ayrılmıştır, bir kısmı aklın fonksiyonunun yürek(ruh)olduğunu ileri sürmüşlerdir bir kısmıda beyin olduğunu son zamanlarda bu görüş daha ağır basıyor tabiki fakat bu diğer tezi çürütmez.

İnsan denen varlık hem soyut hem somut özelliklere sahiptir o nedenle bilim onu anlamaya yetmeyebilir zira bilim görünen köy ile ilgileir, oysa görünmeyen fakat var olan şeyler var hayatın içinde o nedenle ce'ın dediği gibi bilim insan için idol edinilirse zindan halini alır, Ali şeriatinin dediği gibi insan doğanın zindanından bilim ile kurtulabilir fakat kendisini kuşatan zindandan bilim ile kurtulamaz zira mana madde ile tanımlanamaz.

Yani one bilime haddinden fazla anlam yüklemek seni bir zindanın içine hapseder, sadece gördüğün köy ile yetinirsin, oysa köyün ardını görebilmekte var, özetle bilim görebileceğin derinliği görmene engel olabilir, bilim bizlerin hayatı, insanı, tüm kainatı anlayabilmemiz anlamlandırabilmemiz için şarttır fakat yeterli değildir Smiley

ice 11.10.2008 02:02:56
yazdıklarım bir butun olarak ele alınıp   üzerinde yorum yapılmadıgı sürece  cımbızlanmış  kelimelerden  kaynaklanabilecek

sorumluluğu reddediyorum 

yorumunuz sizi bağlar


elbette one yorumlarım beni bağlar. Burada amacım seni eleştirmek değildi sadece araya girip bilim hakında söylemek istediklerimi söylemiş oldum.Yani hesabım seninle değil bilimle ve dinle görme yeteneğimizi engelleyen herşeyle. 

12.10.2008 02:54:01


nazım  hikmet çamlıcadaki harap konaktan   ( bakıyorum geceye demirlerden)   diye  bahsediyor

baktıgımız  gecenin önündeki demirlerin   bilim ve din  oldugunu  farkederek   onların  gerçekliği örtme  engelleme

paydalarına  esir olmaya kalkmadıgımız  sürece  sorun çıkmaz   

bilimin lüksü  şudur    her varılan  yeni sentez  eskisine   h..tir  çekmemize  engel olmadıgımız sürece   bizi  bilimsel  düşüncenin etik değerlerine   bağlı kılar 

din ise  vicdanlarda  hak hukuk ve  dünyada  bizden başkalarıda  yaşıyor   ana tema sına baglı oldugumuz  sürece

bize  gerçekliğe  bağlı olma şansını tanır  , bilimdeki    paaardon  deme lüksümüzün  din de olmadıgını   itiraf ettik dimi ?

kaldıki    marksizm  gibi  iktisat ekolu  olmuş  materyal evrene ait  düşünce sistemine  dinlerin  dincilerin bulaşması

onu da  din gibi  vicdani öge sanmaları    bence  başlı başına  bir ortalama  zekalılık   bunuda itiraf edeyim  .





gobilibozo 12.10.2008 12:30:36
bahsettiğim, gerçekliği örten bir bilim esaretiydi zaten.

her sentezi akılın süzgecinden geçirerek faydalı olanı bırakıp zararlı olanı terketmek anlamında, bilimde etik değerlere bağlı kalmak ile, adil ve akılcı din anlayışı ile gerçeğe bağlı kalmak arasında etik olarak bir benzerlik vardır.

Fakat bilim bize evrenin ve evrende hayat sürenlerin bir kısmını konu ederek açılım sağlar, din ise evrenin ve evrenin içinde hayat süren tüm canlıları konu eder, bilim ve din diye bir kıyas olmamalı, din anlaşılması ve içinde bahsi geçen konuların anlamlandırılması için bilime ihtiyaç duyar, bilimde soyut ve somut özellikleriyle var olan kainatı ve insanı, okuyup okuduklarından sonuç çıkartırken dine ihtiyaç duyar, benim düşünceme göre din ve bilim ayrılamaz, din bilim ile çatışmaz, kendi içinde tutarlılık taşır, bilimin bahsettiğiniz etik değerlere bağlılığı benim nazarımda dini reddetmeyişinden geçiyor zira bilimin alanı kısıtlıdır fakat akıl düşüncede sınır tanımayan bir özgürlük diyarıdır ancak akılda evrenin sırları konusunda yetersiz kalabilir o nedenle işte din tam bu noktada ihtiyaç arzeder, din bilimin ve akılın erişemediği hususlarda ışık tutar açılım getirir.
Yani özetle din ile bilim çatışmaz ve ayrı tutulmaz, karşılaştırma yapılmaması gereken şeylerdir.

son olarak tüm kainatı ve içinde varolanları konu edinen dini, vicdanlara hapseden bir düşünce, ancak vasat dereceli hatta ısrarı halinde geri dereceli bir zekanın ürünüdür.


12.10.2008 12:51:26


bilim ve din i aynı potada eritmeye kalkışmak  bilimi kullanarak   dinsel  bilinmezliği aklamaya  kalkışmak   ve bilimi  dinde 

boğmak temelli      mistik paranoya kökenli  bir  davranış sapmasıdır 

almıyorum alanlarada mani olmuyorum   


gobilibozo 12.10.2008 13:14:02
varolanı görünmediği için yok sayan ve bundan dolayı dini bilim ile boğmaya çalışan gerçek dışı zihniyette korkunç bir şizofreninn ürünüdür, bende almayayım almak isteyenede tavsiye etmeyeyim zehirlenmemesi babından Tongue

12.10.2008 13:30:06

görünmeyeni  yok saymak    bilimin  alanına  girmez   dalga  teorisini  hatırlatayım

bakınız  çanak antenler televizyon dalgaları  vs ;

dalga boyunun simgesi  lamda  dır   , dalgalara  görünmez  oldukları  halde  yok sayılamazlar    16 cm uzunlugunda  bir 

dalgayı  ölçmek için bilim  alet kullanır  dedeksiyon yapar   yani  olmayan ile görünmeyen arasındaki  fark   keskin sınırlarla 

belirlenmiştir
   

bilim  ne dediğini bilir   , nerde oldugunuda  haddinide,  bilim ölçü yapar ölçer   varlıgın  görünmezlik le olan  tezatını aşmıştır

bilim dinle  ilgilenmez   

dinsel perspektif ;   psikolojik  rahatsızlıklar  ve davranış sapmalarının adını bilmekle ,   bilgiyi silah yerine  bilime karşı

kullanmakla  ancak kendini   rezil eder   hadi güzelim  hadi canım    inancına   lafımız yok 

sende  inancını  kullanma  artık  ; bırak kalbinde yaşasın  hadi bakalım



Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 [ 11 ]