SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komünizm

Konu: Marksizm Bir Din midir?

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 [ 10 ] 11

10.05.2008 16:52:26
madde evrennin elle tutulan tek gerçeğidir ve marksizim de gerçek ile ilgilenir önemli olan bu dünyayı mükemmel yapabilmektir.dinler insanları ayrıabiliyor fakat markisizm de dünya insanını tek bir bütün olarak alma çabası vardır.

Sino AtriaL 10.05.2008 17:23:02
bi siyasi kanadı din olarak görmek nasıl bir olgudur ki?

10.05.2008 17:30:24
Marksizm dindir , siyon protokollerinin felsefi platforma oturtulmuş şeklidir.

gobilibozo 10.05.2008 17:49:30
AKHENATON ilginç bir yorum yapmışsın açarsan sevinirim...

10.05.2008 17:55:25
AKHENATON ilginç bir yorum yapmışsın açarsan sevinirim...

Dünya üzerinde hiç bir düşünce ve sistem kendiliğinden oluşmaz veya devrimcilerin şu klasik nitel nicel zırvaları ile yapılmaz veya faşist olarak adlandırılan bazı ülkelerin ırk endişesi ile savaş yapmaları sadece birer kandırmadır.
Alman felsefeci Oswald Spengler, The Decline of the West adlı kitabında ’’para hırsıyla güdülenmiş tek bir emekçi hareketi olmadığını’’’ tarihsel kanıtlarıyla
ortaya koymuştur.

Siyon protokolleri ile manifestoyu yanyana koyun bire bir aynıdır.ama kendini marksist dine adamışlar diğer dindarlar gibi asla görmek istemezler.

LegendofAnatolia 12.05.2008 20:23:03
bazen öyledir.

gobilibozo 12.05.2008 20:48:21
AKHENATON seninle aynı düşünceleri paylaşmayı istemezdim ama kısmen öyle oldu Sad

Siyon protokolleriyle manifesto arasındaki benzerlik için bir şey diyemem ama,dünya üzerindeki bütün sistemlerin kendiliğinden oluşmadığını,siyonizmin İslamın yükselişini engellemek amaçlı islama alternatif akımlar çıkardığını kesin olarak söyleyebilirim,bütün izm lerin kaynağı aslında siyonist temellere dayanır,darvinizm de,kapitalizm de komünizm de vs...

akrepv 12.05.2008 21:14:01
Felsefe temelde ikiye ayrılır; İdealist felsefe ve Materyalist felsefe olarak.

İdealist Felsefe: Sonsuzluktaki tüm oluşumu ruhani bir yaratıcının şekillendirdiğine ve dolayısı ile bu kutsal yaratıcının tüm canlı veya cansız nesneler üzerinde sınırsız tahakküm ve tasarruf sahibi olduğuna işaret eden ögretidir kısaca.

Materyalist Felsefe: Temel dayanağını sözcük anlamı olan ''materyal'' yani maddeden alan, yani Fiziğin değişmez kuralı olan ''hiç bir şey yoktan var edilemez, vardan yok edilemez'' ilkesi dogrultusunda maddenin zaten sonsuz olduğunu kabul eden ve tüm ilahi argümanları reddeden bir düşündür kısaca.

Bu bağlamda, biri tamamen ilahi düşünce ile şekil bulabilen ''Din'' olgusu, diğeri tamamen materyalizm ekseninde konuşlanan Marksizm'e bir din gözüyle bakmak sadece abesle iştiğaldir o kadar.

gobilibozo 12.05.2008 22:02:48
Tanrı yı kabul eden insan,tüm kainatı onun var ettiğine,her şeyin onun olduğuna,onun izniyle hayat bulup onun izniyle son bulacağına,maddi ve manevi tüm varlığının yegane sebebinin Allah olduğuna inanır,yani Allah maddenin de yaratıcısı iken,insanında sahibi ve yaratıcısı iken tüm inanışların düşüncelerin ev sahipliğini yapan kalb in ve aklın yegane sahibiyken,hiç bir inanış ve düşünceyi buna inkar dahil bunun dışında tutamayız.

Allahtan olan bir şeye inanmak ta,dolaylı bir kabul dür aslında,hiç bir şeyin yoktan var edilmediğine inanıp nasıl meydana geldiği tam olarak izah edilemeyen maddeye inanç ta aslında bilinmeyene imandır,ve bunda ısrar da dogmadır,din dışı olarak kabul edilen her inanış ihtiyaçtan kaynaklanan dini temellere dayanır.

''Ben Allahı görmediğim için inanamıyorum'',ee ne yapmalıyım? benim kainatı ve insanı anlamlandırmam lazım nasıl olacak bu iş?İnsan varlığını izah etme ihtiyacı duyar.İşte burada varlığı izah gayreti sonucu insan ortaya ya madde putunu çıkarıyor ya inek,ya muz,ya put vs yani özetle aslında her şeyin Allahın ürünü olduğuna göre,dolaylı olarak onun bir ürününe(maddeye)inanç ona inancı işaret eder bu inanç simgeseldir,ben Allah derim o madde der,hangi düşünce olursa olsun inanç bütünlüğü arz ediyorsa dindir,inanç bütünlüğü olan her düşünce dindir,ve o inançların öğretileride dinden başka bir şey değildir aslında...

flzf 15.05.2008 16:47:53
Felsefe temelde ikiye ayrılır; İdealist felsefe ve Materyalist felsefe olarak.

İdealist Felsefe: Sonsuzluktaki tüm oluşumu ruhani bir yaratıcının şekillendirdiğine ve dolayısı ile bu kutsal yaratıcının tüm canlı veya cansız nesneler üzerinde sınırsız tahakküm ve tasarruf sahibi olduğuna işaret eden ögretidir kısaca.

Materyalist Felsefe: Temel dayanağını sözcük anlamı olan ''materyal'' yani maddeden alan, yani Fiziğin değişmez kuralı olan ''hiç bir şey yoktan var edilemez, vardan yok edilemez'' ilkesi dogrultusunda maddenin zaten sonsuz olduğunu kabul eden ve tüm ilahi argümanları reddeden bir düşündür kısaca.

Bu bağlamda, biri tamamen ilahi düşünce ile şekil bulabilen ''Din'' olgusu, diğeri tamamen materyalizm ekseninde konuşlanan Marksizm'e bir din gözüyle bakmak sadece abesle iştiğaldir o kadar.

nasıl temelde ikiye ayrılıyo yav felsefenin temel ilkelerinde markist yazarda öyle demiş ama ne alakası var anlamadım materyalist ve idealist diye bi sınıflandırma ne anlamlıdır nede felsefidir gnostizm yada agnostizm diye bir ikiye ayırma guruplandırma bile daha makul değilmidir ya madde ruh u yarattı yada ruh maddeyi yarattı diye 2 kapıyla sınırlandırılacak görüşler ne kadar felsefe olabilirki üstelik işin komik tarafı madde yada ruh hakkında en ufak kesin bir bilgimiz bile yok

ice 15.05.2008 17:59:26
                               MARKSİZİM BİR DİNMİDİR?

Marksizim yarı felsefi yarı ekonomik ve siyasal görüşlerin tümüdür,daima ihtilalden yanadır,ve o metotla çalışır,yani esas itibariyle metodu eylem,harekettir...

İşçi sınıfını ön planda tutarak,işçinin hakimiyetini gaye edinir,Tanrıdan tamamen yüz çevirip,insana sonsuz bir hürriyet verir,o kendisinin tanrısıdır,kendi kendini var eder,insan evrenin bir parçası olduğundan,alemin hizmetçisidir,ona göre insan maddenin mahsulüdür,yani madde yaratıcıdır,insan marksizme göre maddenin emrinde olan,ondan aşağı tutulan bir köle,benim tabirimle ise kuldur...

Marksizim her fırsatta kendisinin daima canlı ve yaratıcı bir bilim olduğunu,dogmaların hiç biri ile bağdaşmayacağını,hiç bir sistemin bilimsel olmadığını,mantık dışı olduğunu ileri sürer,fakat bunu savunurken faraziye ve nazariyelerin dışına çıkamadığının farkına varamaz,aslında kendisinin de bir din gibi(maddeyi ilah derecesinde büyüterek,kendi kendisini yarattığından yola çıkarak,ve insanı maddenin emri altında olan bir köle(bana göre kul)olarak görmasinden ötürü)iman gibi hatta dahada ötesinde bir dogma olduğunu,kendisinden başika hiçbir dine,ilmi inanışa hayat hakkı vermediğini bilmezden gelir...

Marks a göre madde asıl gerçektir,ve madde değişkendir,bundan yola çıkarak maddenin maddeyi varettiğini düşünebiliz,yani bizim var eden dediğimiz Allah onlara göre maddedir pekiiiiii bunu neye dayandırarak savunurlar?Amca oğluna soruyorum insan ve kainat nasıl var oldu diye,bana şu cevabı veriyor her zamanki gibi:madde atomdan moleküle,ondan canlı hücresine,bitkiye bitkiden hayvana,ve sonra insana dönmüşüz,daha sonra efenim insanda cemiyete doğru bir gelişme göstererek,şuur,his ruh gibi kavramlar oluşmuş yani hep madde maddeyi üretiyor bu esnada her şey varoluyor diyor...

Tabi herşey değiştiğine göre devlet te değişecek onu değiştirirken kullandığı metotta devrimdir ihtilaldir,marksa göre hür olmak,feodal ve kapital düzenin yıkılarak komünizmin hakimiyetine boyun eğmekten geçer,toplumların dinsiz ahlaksız,kimliksiz,kültürsüz bir hal alması için çalışmış halende çalışmaktadır va çalışırken düşüncelerini gayri hümanist yollarla yaymaya çalışıyorlar...

Şimdi gobili olarak şu soruları sormak istiyorum..

1-Maddeyi dokunulmaz derecede özel kılarken onu ilahlaştırmış olmuyorlarmı?

2-İnsanı maddenin emrinde olan bir varlık olarak görmesi bir nevi kulluk değilmidir?

3-hep din diktatörlüğünü ağızlarına sakız ederken madde putunu devrim yolu ilee devletin eline vererek, bir parti diktatörlüğü oluşturmuş olmuyormu?

4-aynı şekilde bir işçi hakimiyeti arzusu da yine bir tahakküm değilmidir?

Evet kırmızı kurdelemi gerdim konunun açılışını yapmak isteyen buyursun kessin  Smiley

Marksizm bir din midir? Evet güzel ve tartışılası bir başlık ancak nedense tartışma başlığı açan gobilibozo'nun da marksizmi ve evrimi daha tartışma başlamadan çürütme aceleciliği ile olası bir marksizmin bir din olup olmadığı tartışması ekseninden kayarak klasik tanrı-insan, ruh-madde, yaradılış-evrim tartışmalarına dönüşmüş. Bu tartışmaların yapılmasına karşı olmamakla birlikte ben başlığa bağlı kalarak tartışmanın başlıkta anılan eksende sürdürülmesi için bir kaç şey söyleceğim.

 Öncelikle gobilbozo'nun marksizmi yeterince tanımadığı ve ona karşı iç mantık kurgusunu darmadağın edebilecek bir eleştiri yöneltebilecek donanımda ve objektiflikte olmadığını görmekteyim.
Soru "marksizmin bir din olup olmadığı" olmasına karşın tartışmacılarla özellikle "khaos" ile yürütülen onca polemiğe rağmen gobilibozo'nun bu konudaki düşüncesinin "marksizmin bir din mi yoksa bir din olmadığı mı" yönünde olduğu konusunda net bir ifade görememekteyiz. gobilibozo'nun maddenin putlaştırılması, evrim teorisinin çıkmazlığı, işçi sınıfının egemenliği, maddenin insanı kullaştırması vb. çıkarımlarından bu görüşün marksizmin neticede dine karşı gibi görünse de bir din olduğu görüşünde olduğu anlamı çıkabilir. Ancak böyle olsa bile marksizmin bir din olmasını dindar muhafazakar bir görüş açısından nasıl (olumlu yada olumsuz) değerlendirdiğine dair herhangi bir ipucu yoktur yazılanlarda.

Kullanılan uslüba ve materyalist düşünceye karşı getirilen argümanları fazlaca ideolojik ve din içi bulduğumu söylemeliyim. Söz gelimi dindar biriyle bir din tartışmasına girmek için (eğer karşı tarafı ikna etmek diye bir derdiniz var ise) din ile yada enazından o dindar kişinin mensup olduğu dinsel inanç ile ilgili yeterli birikime sahip olmak gerekir. Yine aynı biçimde marksizmi yada materyalist düşünceyi eleştirmek için (her ne kadar Cemil Meriç vb. kıymetli düşünürler olsa da) ikinci kaynaklar yetmez o düşüncenin savunucularının yapıtlarını birinci elden okumuş olmak gerekir.

gobilibozo arkadaşımızın maddenin putlaştırılması eleştirisi arkasından sıkı bir "modern bilim, tanrının yerini bilimin almış olması, bilim adamlarının ruhban sınıfının yerini almış olması, iş bölümü ile birlikte uzmanlaşma ve bilgisizleşme hakikati kendine nesne edinen analitik bilgiye "praksis"ten uzaklaşma" eleştirisi yada "işçi sınıfının egemenliği eleştirisi üzerinden önce seçkin öncü ve giderekde proletarya partisinin egemenliği, devlet totalitarizmi eleştirisine" yönelineceğini bekliyorsunuz ama oradan da birşey çıkmıyor.  Bilgi, bilim ve ilim kavramları arasındaki fark bunların içlerinin nasıl doldurulduğu herkesin bunları bildiği önyargısıyla açıklanma gereği duyulmuyor. Bu vb. kavramlar kullanılarak tartışma islami terminoloji zemininde yürütülen bir polemik yada tebliğ çabası olarak kalıyor.   

Konuyu daha fazla dağıtmadan, "marksizmin bir din olup olmadığı" sorusuna kendi yanıtımı şöyle vereyim;
Marksizm tabiiki bir din değildir ve materyalist duruşuyla ortaya din karşıtı bir söylem ve pratik koymaya çalışmıştır. Buraya kadar tamam, ancak Karl Marks'tan başlayarak adına "bilimsel sosyalizm" denen düşünce ve pratik hakikatin tek kaynağı olma ve dünya düzeni ve insanlık tarihine insanlığın geleceğine dair total bilgiye, onu anlamanın tek doğru yöntemine kendisinin sahip olduğu iddaası ile skolastik bir düşünceye kaymanın risklerini vede ipuclarını daha baştan taşımış 150 yıllık sosyalizmin pratiği içinde devlet iktdarının ele geçirilmesi ile liderin, partinin putlaştırılması, ideolojik yüceltme mekanizmaları ile bireyin sisteme mutlak itaatına, ideolojinin ve önderin mutlak doğruluğuna iman etmeye varan yeni bir tür dine dönüştüğünü söylemek mümkün.

Sözlerimi Pierre Joseph Proudhon'un Karl Marks'a yazdığı ve Marks ile aralarındaki farklara dikkat çekerek kaygılarını dile getirdiği bir mektuptan alıntı yaparak bitirmek isterim.

"Aziz dostum bay Marks,                                                                               
...
Toplumun kurallarını ve bu kuralların gerçekleşme biçimlerini, onları keşfetmemizi sağlayan gelişmeyi, isterseniz birlikte araştıralım. Ama, tanrı hakkı için, bütün apriori dogmatizmleri yok ettikten sonra, bu kez de biz kendimiz, halka kendi inançlarımızı kabul ettirmeye çalışmayalım; Katolik teolojiyi devirdikten hemen sonra, bir sürü afarozların (ing. excommunication) yardımıyla, bu kez de kendisi Protestan bir teoloji kurmaya koyulan yurttaşınız Martin Luther'in düşmüş olduğu çelişkiye düşmeyelim. Üç yüzyıldan beri Almanya Bay Luther'in süprüntülerini (ing. shoody work) temizlemekle meşgul; yeni süprüntülerle insan soyunun başına yeni bir iş icad etmeyelim. Bütün görüşleri gün ışığına çıkarmak yolundaki düşüncenizi, bütün kalbimle alkışlıyorum. Güzel ve dürüst bir polemik yapalım; bütün dünyaya, bilgili ve uzak görüşlü bir hoşgörülülük örneği verelim; kendimizi, bu din mantığın dini, aklın dini bile olsa yeni bir dinin havarileri olarak ortaya koymakla yeni bir hoşgörüsüzlüğün, tahammülsüzlüğün önderleri olarak ortaya atmayalım. Bütün itirazları hoş karşılayalım, teşvik edelim. Bütün tardları [dışlama, dışarda bırakma], bütün Mistisizmleri [doğaüstü güçlerin olduğuna ve bunlarla ilişki kurulabileceğine dayanan dinsel dünya görüşü] bozalım, silelim; bir soruna hiç bir zaman bitmiş, tükenmiş gözü ile bakmayalım. En son delilimizi de tükettikten sonra bile, eğer gerekiyorsa yeniden, belagat [etkili ve güzel sözler söylemek] ve mizahla başlayalım. Bu şartlar olursa topluluğunuza (ing. association) katılabilirim, yoksa hayır !"     

(Lyon, 17 MAyıs 1846) Kaynak: Anarşist bakış


gobilibozo 16.05.2008 22:45:38
Sevgili ice konu benim isteğim doğrultusunda evrim'e kaymadı,sorulan bir soru üzerine konu farklı bir mecraya kaydı,ayrıca çok farklı konular da değil,marxizm ve darvinizm yani...

Evet tam kapasite donanıma sahip değilim,genelde ikinci el kaynaklardan edindiğim bilgilerdir,objektiflik meselesine gelince,taraf olan birinin tam olarak objektif olması zordur,benim durumumda öyle olmuş sanırım Smiley Konuyu biraz daha açmam gerekiyor anlaşılan..

Marx a göre hür olmak,bu zarureti toplumlara teşmil ederek,toplumun feodal ve kapitalist düzeni aşarak komünist düzene varacağını zaruri olarak kabul etmek ve buna boyun eğmektir,marx a göre hür olmak komünizm e boyun eğmekten geçiyor.Bu anlayış bir teslimiyet beklentisidir ve teslimiyet Tanrı için söz konusu olan bir kavramdır.

Marx'a göre asıl gerçek maddedir,ve madde değişkendir kendi kendisini var edendir,yani madde yaratıcıdır.Bu maddeye haddinden fazla anlam yüklemek anlamına gelir ki buda kutsamaktır,marxizm canlı ve yaratıcı bilimdir,ve dogmatik olan hiç bir görüşle bağdaşmaz ona göre, fakat hiç bir dini inanışa,ilmi ve felsefi anlayışa asla hayat hakkı tanımadığını ve bunu yaparken de yaptığı şeyin aslında dogmanın ve dinin ta kendisi olduğunu unutur.Ne farkı varki?Ben tüm kainatı Allah varetti diyorum ve ona kulluk ediyorum o da,tüm varlığı maddeye bağlıyor,maddeyi dokunulmaz ilan ediyor,insanı ona hizmetçi ediyor ve onu bir nevi kutsuyor...

Marxizmin esası baş kaldırı ve devrim olduğundan,geleneğe önem veren bütün sosyal düzenleri zor kullanarak,alt üst etmeyi gaye edinmiş,çünkü marx idareci sınıfın komünist isyanından tir tir titremesini ister''bütün tanrılara kinim var''der,fakat bunu savunurken aynı şekilde alt sınıf ta olsa bir diktatörlük isteğindedir,diktatörlüğü kaldırmak isteyen bir diktatör gibi hatta öyle...

Makyavelci metodu ile gayri insani bir tarzda yayılmış,nihilizm ile birleşerek fertleri ve milletleri şahsiyetsiz ve hürriyetsiz,dinsiz ahlaksız bir yığın yapmaya çalışmış,insana zorba olduğu fikrini kabul ettirirken dahi zorbalık etmiş,gayri insani tarzda yayılmış,milyonlarca insanın ölümünü istatistik bir mesele olarak kabul ettiği için,(bu bana cihad'ı hatırlatmıştı)bütün bu mistik ve cezbeli haliyle sistem olmaktan çıkmış,ihtilal ve siyeset taktiği,diyalektiğe dayanarak kehanetler savuran bir görüş haline gelmiştir...

Darwinizm ile ilişkisi de papaz ve kilise arasındaki ilişkiye benziyor,birbirini kutsuyorlar..Bilim adamları dediğin gibi ruhban sınıfının yerini almış adeta...

Mektuba baktığımızda piere joseph proudhon un endişelerinin haklı çıktığını görebiliriz...

İnanç bütünlüğü taşıyan her düşünce dindir,bu doğrultuda kutsanan her şey put tur... Smiley

gostragon 09.06.2008 13:37:38
peygamberide  Karl Marx değilmi  laugh

P_İn_iLtİ 03.07.2008 16:27:50
Din:Hayatın her alanını düzenleyen kanunlar ve prensibler mecmuasıdır...Bu anlamda,komünizm bir dindir,kapitalizm bir dindir,liberalizm bir dindir,demokrasi bir dindir,gelenek ve göreneklerini manzumesi bir dindir vs vs...fakat peygamberleri farklıdır...

subcomandante 05.07.2008 23:31:21
Din:Hayatın her alanını düzenleyen kanunlar ve prensibler mecmuasıdır...Bu anlamda,komünizm bir dindir,kapitalizm bir dindir,liberalizm bir dindir,demokrasi bir dindir,gelenek ve göreneklerini manzumesi bir dindir vs vs...fakat peygamberleri farklıdır...

din aynı zamanda; sorgulanması istenmeyen dogmaları da barındırır. ayrıca din yapısı gereği istikrarlı ve kendi yapısını koruyan devlet kavramıyla da kolkola yürümüştür, kimi zaman ise kendisi devlet olmuştur. marksizm ise devleti ve sınıfları ortadan kaldırmak düşüncesindedir.

şimdi tek bir din tanımıyla marksizme din diyoruz anlaşılan.


Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 [ 10 ] 11