SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Liberalizm

Konu: Fethullah Şifreleri

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 [ 13 ] 14 15 16

Sapiens 15.04.2008 07:27:29
Kötülükleri şu tek görüşlülükleri
İslamın diğer renklerine sıcak bakmamaları(bu önemli bir yanlış)
Liderlerinin her sözünde hikmet aramaları (hatalı bile olsa )

gobilibozo 05.05.2008 22:43:58
HOCAEFENDİ'DEN PAPA'YA MEKTUP

Pek muhterem Papa cenapları,

Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahsettiğiniz için zatıalilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız.

Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarasi Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik.

İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam’ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır.

Beşeriyet, çelişen görüşler ortaya koydukları gerekçesiyle,zaman zaman bilim adına dini, din adına da bilimi inkar etmiştir. Bilginin tamamı Allah'a aittir ve din Allah’tandır. O halde bu ikisi nasıl çelişebilir? İnsanlar arasında anlayışı ve hoşgörüyü artırmaya yönelik dinlerarasi diyaloga yönelik ortak gayretlerimiz çok iş görebilir.

Kendi memleketimizde şimdiye kadar çeşitli Hıristiyan mezheplerinin liderleriyle diyalog içinde olduk. Bu naçiz gayretlerin boşa çıkmadığını acizane ifade etmek isteriz. Amacımız bu üç büyük dinin inananları arasında hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir. Bizler bir araya gelmek suretiyle sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karşı durabiliriz.

Gecen yıl bazı ünlü uluslararası bilim adamlarının katıldığı medeniyetlerarasi barış ve diyalog konulu bir sempozyum düzenledik. Bu gayretin başarısından aldığımız teşvikle bu tür etkinlikleri tekrarlamak istiyoruz. Halihazırda üç büyük dinin bağlıları arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik olarak dinlerarasi diyalog konusunda Vatikan’ın da temsil edileceğini ümit ettiğimiz bir konferans düzenleme sürecinde bulunuyoruz.

Yeni fikirlerimiz varmış iddiasında bulunmuyoruz. Yine müsamahanıza sığınarak, bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz. Hıristiyanlığın üçüncü bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle Ortadoğu’daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere müşterek ziyaretleri içeren birçok etkinlik önermek istiyoruz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel'in, cenaplarının ülkemizi ziyaretine ve mezkur kutsal mekanları göstermeye davetini tekrarlamak için bir fırsat addediyoruz. Anadolu halkı size misafirperverliğini göstermeyi ve sevkle selamlamayı hararetle beklemektedir. Filistinli liderlerle diyalog kurmak suretiyle Kudüs’ü birlikte ziyaret etmemize davetiye çıkarabiliriz. Bu ziyaret bu mübarek şehri Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların, hiçbir kısıtlama, hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği uluslararası bir bölge olarak ilan etme gayretlerine yönelik dev bir adim teşkil edebilir.

Üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile ilki Washington DC'de olmak üzere muhtelif dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin gerçekleştirilmesini teklif ediyoruz. İkinci serinin zamanı için Hz. İsa’nın doğumunun 2000. yıldönümü ideal olabilir.

Bir öğrenci değişim programı da çok faydalı olacaktır. İnançlı genç insanların birlikte eğitim görmesi birbirlerine yakınlıklarını artıracaktır. Öğrenci değişim programı çerçevesinde üç büyük dinin babası olduğu ikrar edilen Hazreti İbrahim’in doğum yeri olarak bilinen Urfa şehrindeki Harran'da bir ilahiyat okulu kurulabilir. Bu, ya Harran Üniversitesi’ndeki programların genişletilmesi suretiyle ya da üç dinin ihtiyaçlarını da temin edecek şümullü bir müfredata sahip bağımsız bir üniversite şeklinde gerçekleştirilebilir.

Önerilen programlar aşırı büyük isler gibi algılanabilir; ama bunlar erişilmez değildir. Dünyada iki tip insan vardır. Bazıları kendilerini topluma adapte etmeye çalışır. Diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu kendi değerlerine adapte etmek ister. Toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borçludur. Onları yarattığı için Rabb’e şükürler olsun.

M. Fethullah Gülen / Rabb'in aciz kulu / 9 Şubat 1998

Ellerini öpünce aşka geldi her halde bu ne hürmet Sad Papa seni takdis etsin emi fethullahçığım Tongue(bu söz tamamen bana aittir)

nzn 05.05.2008 23:00:20
bir hristiyanın benden fazla müslüman olması söz konusu olabilir mi,diye düşünüyorum bazen.aklıma gelen ilk cevap 'hayır' oluyor.sonra soruyu değiştiriyorum.bir hristiyanın benden fazla islam üzere olma ihtimali var mı, diye?cevabım 'evet' oluyor bu sefer.aslında iki soru da aynı.sonra en can alıcı sorumu soruyorum,sen marka müslümanı mısın ,diye?cevabım da 'evet' oluyor.sonra diyorum ,Allah katında durumun nedir,bir hristiyanla?bu sorunun içinden çıkamıyorum.sonra hakim olan Allah'tır sonucu çıkıyor ortaya.hükmü yalnızca o verir.o zaman insan ol d,yorum kendime.insan ol ve karşındakini insan bil...

Sapiens 05.05.2008 23:37:59
12 havari günümzüdeki müslümanın tümünden daha müslümandır mesela sayalım mı daha

05.05.2008 23:44:07
Laikçiler  in yüzünden islamcıalrı eleştiremz olduk dünyanın en grei kafalı insanalrı laikçiler halbuki işi bilenelre bıraksalar o kadar ilahiyatçı var ki silamcı kesimi eleştircek(ilahiyatçı derken  ulusalcılara yaltaklananları akstetmiyorum gerçekten bilime adamış olanalrdan abhsediyroum)

Sen hiç öldürülmedin heralde.

Sapiens 06.05.2008 00:01:39
siz hiç öldürüldünüz mü?

gobilibozo 06.05.2008 00:05:25
2/116''Hem o zalimler:Allah çocuk edindi dediler,haşa o sübhandır,doğrusu göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur,hepsi ona boyun eğer.''

2/120''Sen onların dinlerine tabi olmadıkça,yahudilerde hıristiyanlarda,senden asla hoşnut olmazlar,''şüphesiz yol Allahın yolu''

5/73''Allah üçün üçüncüsü diyenkler elbette kafir olurlar,halbuki bir tek ilahtan başka ilah yok,eğer bbu dediklerinden vaz geçmezlerse,elbette içlerinden kafir kalanlarına şüphesizki acı bir azap dokunacaktır''

Görüldüğü üzre Allahı üçleyen hıristiyanların konumunu Allah bu şekilde haber etmiş,en büyük yalancı Allahın konumunu yalanlayandır...

Bir hıristiyan müslüman olmaya karar verir,hz Peygamber in yanına gelir ve derki:Ben müslüman olmadan evvel islamın ahlaki olarak emrettiği bir çok şeyi yapıyordum,yalan söylemezdim,hak yemezdim,cömerttim  her şeyimi fakirlerle paylaşırdım vs şimdi benim bu iyiliklerim hıristiyan olduğum için boşamı gidecek? der Peygamber efendimiz şu cevabı verir:

-Boşa gitseydi şayet müslüman olurmuydun!!...

Allahın kullarından en önemli isteği kendisini birlemek ve rasulünü tanımaktır...

nzn 06.05.2008 01:06:00
müslümanım demek vahdaniyet için yeterli midir?hayatında hz peygamberin hayatından bir kıssa duyduğunda 'ama o peygamber ' dediğin oldu mu?nedir müslümanlık,bir çeşit devlet memurluk sınavı mı?sen o sınavı vermeseydin,devlete memur olur muydun,bunu kaseder gibi.islam yaptıklarının adı olmuş.bir sonuç,kutsanma değil.

gobilibozo 06.05.2008 01:20:54
Tabiki kutsanma değil,öyle olsaydı olurmuydu cehennem?müslümanım demek tevhid için yeterli değil tabiki,içinde bir sürü tanrı barındırırken,fakat en azından kabul etmedir saf belli etmedir buda çok önemli bir adımdır.

İman arz ve talep meselesidir,kul taleb etmezse Allah arz etmez buna kesinlikle inan,o sebeple bir sınav olabilir,yanlış hatırlamıyorsam müddesir suresiydi son iki ayette diyorki''Dileyen Rabbini düşünür'' daha sonraki ayette de''Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz''Yani adaletsizlik yok kişi imanı taleb ederse ona Allah arz eder Smiley

06.05.2008 01:51:16
siz hiç öldürüldünüz mü?

hergün tehdit altındayız bu dinci yobazlardan.cinayet olmasa insanlar başka türlü nasıl inanacak

Sapiens 06.05.2008 07:49:44
bu bir tehtişd mi paranoya mı ?
bUnun ayırıdna varabilecek halet i ruhiyeye sahip değilsiniz snaırım birileri sizi fazlasıyla korkutmuş(korkutmuş derken korku kaynağı  tehtid ettiğini snaıdğınız  taraftan değil tehtide maruz kaldığı  iddia edilen kesimden )
 


sanırım siz evinzi ekapanmış perdeleri çekmiş  öyle yaşıyrousnuz ? öyle değilse niye hala yaşıyrousnuz

nzn 06.05.2008 11:03:35
Tabiki kutsanma değil,öyle olsaydı olurmuydu cehennem?müslümanım demek tevhid için yeterli değil tabiki,içinde bir sürü tanrı barındırırken,fakat en azından kabul etmedir saf belli etmedir buda çok önemli bir adımdır.

İman arz ve talep meselesidir,kul taleb etmezse Allah arz etmez buna kesinlikle inan,o sebeple bir sınav olabilir,yanlış hatırlamıyorsam müddesir suresiydi son iki ayette diyorki''Dileyen Rabbini düşünür'' daha sonraki ayette de''Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz''Yani adaletsizlik yok kişi imanı taleb ederse ona Allah arz eder Smiley


sadece sınav kelimesine yoğunlaşmışsın.özellikle bir kalıp kullandım,devlet memurluk sınavı ,diye,yoksa sınav kavramı ile problemi olan yok.

leodark 07.05.2008 17:28:47
herkes gördüğüne göre kaldrıyorum bu kimse alınmasın üzerine şu gerici yobaz lafına kızdım insanları etiketlemek ve tartışmalara kulak tıkayarak sadece siz busunuz diyen! kitlenin üzerineydi bu

size göre bir savın doğru olmadığını düşünüp hakaret etmek akıl karı bi davranış değildir...  üstümemi alındım gerici yobaz lafına evet üstüme alındım çünki benimde bir kısım fikirlerimi yansıtan arkadaşın gayet güzel frekanstaki açıklamasına hakaret ederseniz üstüme alınırım.

ekin S. 07.05.2008 17:33:33
bay salya sümük ..

08.05.2008 23:21:24
Fethullah Gülen Türkiye'yi nasıl kuşattı?


MERDAN YANARDAĞ anlatıyor Röportaj: Derya ALTUNTEPE


Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası" adlı kitabın yayınlanmasından sonra herhangi bir tepkiyle karşılaştınız mı?

Kitabın şu anda üçüncü baskısı yapılıyor. Kitabın satışına ve dağıtımına baktığımız zaman devam edeceği de görülüyor. Aslında bu kitap bir gazetecilik çalışması. Akademik bir çalışma değil ancak akademisyenlerden entelektüellere buradan ortalama okuyucuya kadar uzanan geniş bir alana hitap ediyor.

Dolayısıyla bu alanda yapılacak akademik çalışmaların da kaynağını oluşturabilecek, bu tip çalışmalar için referans olabilecek bir kitap. Kitabın büyük bölümü daha önce Kanaltürk'te benim hazırlayıp sunduğum iki programın bant çözümlerinden oluşuyor. Kitabın üçüncü bölümünde benim yaptığım analiz ve değerlendirmeler yer alıyor.

TEHDİTLER VE AÇILAN DAVALAR

Kitap bir çok tepki aldı. Bu tepkilerin önemli bir kısmı tehdit şeklinde. Şahsıma ve Kanaltürk'e yönelik tehditler. Tepkiler davalar biçiminde de yansıdı. Kitapta adı geçen Samanyolu Televizyonu, Zaman Gazetesi gibi kurumlar üzerinden açılan ve tekzip p yayınlatmak amacı olan davalardı. Önemli bir bölümünün daha çok cemaat mensuplarından geldiğini tahmin ettiğim tehditler de bulunuyor.

Ancak ben bu alana ilişkin bilgileri kamuoyuyla paylaşmayı ve mücadele etmeye devam etmek niyetindeyim.

"HÜKÜMETLE İLİŞKİLENDİRİLEBİLECEK BİR SİYASİ GÜCE SAHİP"

Programın yayınlanması Türkiye'de büyük bir ilgi çekti. Beraberinde ve önemli bir tartışma başlattı. Medya alanında Fethullah Gülen ve cemaatine ilişkin ilk kez bu açıklıkta ve bu derinlikte bir program yapıldığını söyleyebilirim. Bunun bir çok nedeni var. Öncelikle Fethullah Gülen büyük bir medya imparatorluğuna, para ilişkilerine ve ticari ağa sahip bir kişi.

Dolayısıyla medya dünyasında bir çok grupla ticari ve parasal ilişkileri bulunuyor. Aynı zamanda cemaat örgütlenmesinden gelen ve bugün hükümetle ilişkilendirilebilecek bir siyasi güce de sahip. Bu nedenle daha çok bu cemaatin parlatılmasına dayanan ve çok tehlikeli olmadığına dair yayınlar, objektiflik adına ortadan verilen haberlerle yazı dizilerinin ötesine geçememiş bir yayıncılık söz konusu.

Bunları belirtirken büyük medya alanından söz ediyorum. Daha önce Cumhuriyet Gazetesi'nde Fethullah Gülen adına yapılan bir yazı dizisi mahkeme kararıyla durdurulmuştu.

"TÜRKİYE'DEKİ EN BÜYÜK AMERİKANCI GRUP"

Fethullah Gülen'in yakın arkadaşı Nurettin Veren'in yaptığı açıklamaları kitapta aktardınız. Sizinle görüşmeyi Veren mi talep etti?

Hayır. Ben talep ettim görüşmeyi. Fethullah Gülen’in 35 yıl yanında bulunmuş, onun yardımcılığını yapmış ve Fethullah gülen cemaatinin dört kurucu üyesinden bir tanesi olan Nurettin Veren katıldı. Şöyle düşünüyorum; biz herhangi bir cemaatle ya da herhangi bir İslami örgütlenmeyle karşı karşıya değiliz.

Türkiye'nin en sinsi ve planlı çalışan aynı zamanda da en etkili şeriatçı-İslamcı grubuyla yüz yüzeyiz. Bunun da ötesinde bugün ABD ile birlikte hareket eden, istihbarat örgütlerinin denetimine girmiş, özellikle de CIA'nin denetimine olan ve ABD'nin başta Ortadoğu olmak üzere Avrasya'daki stratejik planlaması içinde yer alan bir cemaat söz konusu. Fethullah Gülen cemaati tam da bu işlevi görüyor.

Büyük Ortadoğu projesinin yaşama geçirilmesin de taşıyıcı örgütlenmelerinden ve güçlerinden biri olduğunu görüyoruz. Bu kitap esas olarak bunu ortaya çıkartmayı amaçladı. Ben programlarda ve kitapta bunu amaçladım. Kastettiğim; dünyada hiçbir yönetim sadece baskıyla ya da silah gücüyle ayakta kalamaz. Bunun yanı sıra toplumsal bir rıza, onay üretmek durumundadır. En azından kitleleri tarafsızlaştırmak durumunda kalırsınız. Fethullah Gülen böyle bir işlev görmektedir.

ABD, en zengin enerji yataklarının, kaynaklarının olduğu bu bölgede sadece işgale ve silah gücüne dayalı bir egemenlik kuramaz. Onun için bunun teolojik bir arka planını hazırlamak gerekli.

Fethullah Gülen, böyle bir teolojik/felsefi arka planı hazırlamakta. Türkiye'deki en büyük Amerikancı grup Fethullah Gülen hareketidir. Bugün hükümetle ittifak halindedir. İzlediği temel strateji devleti içerden fethetmek, ülkeyi kuşatarak teslim almaktır.


"HİÇBİR BANKANIN DEĞERİ BU KADAR DEĞİL"

Fethullah Gülen'in büyük bir para gücünü kontrol ettiğini söyleyebiliriz. Bank Asya gibi bankaları var. Bank Asya'nın %23 hissesi 7.5 milyar Dolar'a satılmıştı. Bu hisselerin bankanın dörtte birini oluşturduğunu baz aldığımızda bankanın değerinin yaklaşık 30-35 milyar Dolar olduğu görülüyor. Türkiye'de hiçbir bankanın değeri bu kadar değil.

Yapı Kredi Bankası'nın bile fiyatı 4.5-5 milyar Dolar civarında olduğunu düşündüğümüzde Fethullah Gülen'in büyük bir para gücünü kontrol ettiği ortaya çıkmakta.

Bank Asya örneği üzerinden düşünmek gerekirse; Finans alanında bu derece yaygınlaşmaları bu alanda söz sahibi olan kurumlara verilen yetkilerin sınırlı olmasından mı kaynaklanıyor?

SPK ya da diğer bağımsız denetim organlarının hiçbirinin Fethullah Gülen'in ticari faaliyetleri ve finans sektöründeki işlerine dönük bir denetimi gerçekleştirdiğini söylemek mümkün değil. Böyle bir denetim yok. Bu tamamen politik bir gelişmedir.

Yimpaş olayında ortaya çıktığı gibi; Fethullah Gülen hareketi/örgütlenmesi hakkında mevcut hükümetin ciddi bir soruşturmayı yürütme iznini vereceğini zannetmiyorum. Böyle bir şey yapmayacaklardır.

"CIA'NİN İSTİHBARAT İSTASYONU"

Fethullah Gülen bugün ABD'de yaşıyor. FBI ve CIA tarafından korunuyor. Yine biliyoruz ki Fethullah Gülen'in dünyada 94 ülkede okulları var. Bu okullarda iddia edildiği gibi Türkçe eğitim verilmiyor.
İngilizce eğitim yapılıyor. Türkçe ise seçmeli ders.

Fethullah Gülen okullarında İngilizce öğretmenleri ve diğer görevlilerin aracılığıyla okulların büyük bir bölümü CIA'nin istihbarat istasyonu olarak çalışıyor. Fethullah Gülen daha önce Nuri Akman ile yaptığı bir röportajında ABD'nin dünya denilen geminin kaptanı olduğunu belirtiyor.

Gülen, ABD ile ancak işbirliği yapılarak, onunla çatışmadan ve onu destekleyerek kendi siyasi projelerini yaşama geçirebileceklerini öngörmekte. Dolayısıyla ABD'nin 'Ilımlı İslam' projesinin teorisini yapan, teolojik arka planını hazırlayan bir cemaattir burada söz konusu olan.

“KURAN-I KERİM'İN İNCİLLEŞTİRİLMESİ”

Örneğin Fethullah Gülen kendisine bağlı bir ilahiyatçıya bir Kuran-ı Kerim meali hazırlattı. Bu kamuoyunda “Kuran'ın İncilleştirilmesi” tartışması olarak yansıdı. Aslında hedef; 'İbrahim’i Dinler' diye nitelendireceğimiz Hıristiyanlık, Müslümanlık ve Musevilik arasında ortak bir zemin yaratmaya dönüktür. İslam Dünyası'nda Batı kültürüyle uyumlu onunla çatışmayan dolayısıyla anti-emperyalist ve anti-Amerikan bilinci kırmaya dönük bir girişimle yüz yüzeyiz.

Burada dinler arasındaki diyalog ve kardeşlik gibi aksesuarlarla süslenen masum bir girişimi ile yüz yüze değiliz. Bu doğrudan Amerikan projesinin 'Büyük Ortadoğu ya da Genişletilmiş Ortadoğu projesi'nin felsefi altyapısının hazırlanamamasına yönelik bir girişimle karşı karşıyayız. Bu nedenle Fethullah Gülen cemaati yayınlarında ne Amerikan işgalini ne de İsrail'in Lübnan'a saldırısına karşı çıkmıştır.

Herhangi bir yerde anti-amerikan ya da anti-emperyalist bir pozisyon takınmıştır. Büyük misyoner okullarıyla da işbirliği içindedir. Fethullah Gülen cemaati ABD'nin en eski misyoner okuluna 2 milyar Dolar para bağışlamıştır. BBC bunu 12 ve 13 Kasım'da haber yaptı. Fethullah Gülen, güce ve ilişkiler ağına sahiptir.

Bugün emniyette yine bunun kesin olarak kanıtlanması mümkün değil ama benim edindiğim bilgiler ve programda Nurettin Veren'in söyledikleri ki bunlar kitaba da yansıyan iddia şöyledir; emniyette bugün yönetim kademelerinde görev yapan kadrolarının yaklaşık yüzde 70'i Fethullah Gülen cemaati tarafından kontrol edilmekte.

Teknik Takip Birimleri, İstihbarat Birimleri, İl Emniyet Müdürlüklerinin önemli bir bölümü, Gülen cemaatiyle ilişki içerisindedir. Biz böyle bir güçle karşı karşıyayız esas olarak bu kitapla ben bir kez daha dikkatleri bu alana ve bu cemaate çekmeye çalıştım.


Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 [ 13 ] 14 15 16