|
||
| ozaman siz hiç içlerind bulunmadınız şu an gözden düşmüş olduğu için kimse mehdi demiyor (hala mehdi olduğunu düşennelr yok değil ama entersan o kadar ulusalcı olduğunu açık ettiği halde sayın demirelin de mhediliğine inananlar var) ayrıca bu klasik mehdi inancı bozuk bir inançtır onuda söylemek gerekir islami shaih olarak bilinen hiç bir kaynakta mehdilikle alakalı bilgi yoktur 300 tane mevzu hadis vardır millet 300 yalandan yola çıkarak inanç çıkarmıştır Allah onları affetsin hala mehdi mehdi diyenelrede akıl verisn gelelim mehdinin bir başka anlamına müslümansa biri mehdidir Uyarı: Siz mesajınızı yazarken yeni bir mesaj daha gönderildi. İsterseniz gönderilen mesajı okuyun çıplak uyarıcılara inananlarıda (c; |
||
|
||
Alıntı taviz budalası oldular,eğer başörtüsü meselesinde sadece bu cemaat baş açmıyarak eylemlere katılarak destek verseydi biz dışarda kalmazdık. yasak zamanında örtüsü omuzlarından sarkan rplileri,şimdilerde tekbirden aşağısı kurtarmıyor?nurcularla kanki mi oldular? gariplik ne biliyor musun gobilibozo,bunlar hep kapitalistlerin,masonların yüzünden diyenlerin yazdıları gazetelerin,dergilerin reklam sayfalarında tekbir,setre vs reklamları...tesetürdeki bu garip modernleşmeyi susarak savunmaları.(aman konuşmasınlar!)tesettürün modası olunca kapitalizm iman etmiş mi oluyor?asıl çözülme bu...yanlış anlaşılmasın böyle giyinilmesin diye bir dayatma değil bu.isteyen istediği gibi örtünsün.peki bu tüketim alışkanlıkalrımız,kapitalizme küfrederken... |
||
|
||
| Laikçiler in yüzünden islamcıalrı eleştiremz olduk dünyanın en grei kafalı insanalrı laikçiler halbuki işi bilenelre bıraksalar o kadar ilahiyatçı var ki silamcı kesimi eleştircek(ilahiyatçı derken ulusalcılara yaltaklananları akstetmiyorum gerçekten bilime adamış olanalrdan abhsediyroum) | ||
|
||
| Ayetullah Fethullah!.. O. Doğu SİLÂHÇIOĞLU Cumhuriyet Gazetesi, Olaylar ve Görüşler, 10 Mayıs 2006. Siyasal İslam ve Bölücü /Ayrılıkçı hareketten kaynaklanan bir büyük tehdit altında bulunan Türkiye'de, özgürlükçü (liberal) sağın ve halkçı (demokratik) solun kendi içlerinde bütünleşerek bir işbirliğine ya da birlikteliğe gitme arayışlarının yoğun hale geldiği; bu yolda umutların yeşerdiği bir dönemde; Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ''Cumhuriyet Düşmanı'' bir kişi hakkında aldığı beraat kararı, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğinden kaygı duyan tüm yurttaşları endişeye sevk etmiştir!.. Mahkemelerine, yargıçlarına güvenen, yargı kararlarına büyük saygı gösteren Türk toplumu, bu kararın hukuksal gerekçelere uygun olduğundan kuşku duymasa da; yurttaşların birçoğu, bu kararla doğacak sonuçların ne gibi gelişmelere yol açacağını düşünmeye başlamıştır... Bir erken seçimin gündemde olduğu Türkiye'de, bu kararla bağlantılı olarak ortaya çıkacak gelişmelerin tüm siyasal dengeleri altüst etmesi olasılığı belirmiştir... Sürdürülen çabalar Geleceği göremedikleri için 2002 seçimlerinde kendi içlerinde bütünleşmeyi ve iki kanat arasında birlikteliği sağlayamayan ''özgürlükçü sağ'' ve ''halkçı sol'' için ortaya çıkan bu gelişme karşısında artık tek çıkar yol kalmıştır: ''Ulusal Bütünleşme İçin Birliktelik!..'' Türkiye'de ''sağ'' ın bütünleşme koşullarının giderek arttığı bir ortamda, ''sol'' un da bütünleşmeye gitmesi kaçınılmaz görünmektedir. Ne var ki, her iki kanadın birliktelik olasılığı, Türkiye'yi yörüngede tutmak isteyen bir küresel gücü önlem almaya yönlendirmiştir. Çünkü ulusal bütünleşmeyi gerçekleştirebilecek bir ''Özgürlükçü Sağ/Halkçı Sol Koalisyonu'' , ABD'nin ''Ilımlı İslam'' ve ''Büyük Ortadoğu'' planlarını bozacaktır. Böyle bir koalisyonun oluşturulma aşaması öncesinde atılacak tek adım; ABD'deki emin adamın, ''Cumhuriyet Düşmanı'' nın Türkiye'ye gönderilmesidir. Oyunun sondan bir önceki sahnesi bu olacaktır... Olurlar ve olmazlar İran'da 56 yıllık monarşiyi yıkan siyasal İslam, bugün Türkiye'de 83 yıllık Cumhuriyeti tehdit altında tutmaktadır. Şubat 1979'da İran'da gerçekleştirilen İslam Devrimi ile İran'ın 27 yılda geldiği nokta ortadadır. İran bugün çağdışı ''Siyasal İslam'' ın koyduğu kurallarla çizilmiş sınırlar içerisinde, karanlık bir yaşamla baş başadır. Türkiye'de yaşamakta olup da İran'a özlem duyanlar bile bu resimden korkar olmuşlardır... İran'da devrim çok süratli gelişmiştir. Yönetim ve Silahlı Kuvvetler ilk günlerde dağılmıştır. El ilanları ve duvarlara asılan pankartlarla ''Asker; Humeyni 'nin Emri ile Firar Et'' çağrılarıyla parçalanan Silahlı Kuvvetler, yetişmiş kadrolarını ve komuta kademesinin tümünü başlangıçta kaybetmiş, bir yıl sonra Irak'la girişilen savaş (1980- 1988) bu nedenle yönetilemez hale gelmiştir. Hapsedilen ve emekli edilenler hariç sadece kurşuna dizilerek öldürülen generallerin ve amirallerin sayısı 30'u bulmuştur. (Silahlı Kuvvetlerde, Emniyet Teşkilatında, Haber Alma Teşkilatında SAVAK'ta görevli general ve amirallerin, üst düzey yöneticilerin idam kararları, maiyetlerindeki görevliler tarafından infaz edilmiştir.) Bu arada ideolojik nedenlerle, ''özgürlük ve demokrasi'' sloganlarıyla monarşik yönetime karşı çıkarak mollalarla birlikte hareket eden ve ''İran İslam Cumhuriyeti'' özlemiyle mollalara destek veren, Halkın Fedaileri, Halkın Mücahitleri, Yasadışı Komünist Partisi/TUDEH gibi sol kanattaki bütün örgütler tasfiye edilmiş ve yandaşlarının tümü idam edilmiştir. Devrim sonrasında yönetim mollaların eline geçince ilk uygulama kadınların tesettüre (örtünmeye) sokulması olmuştur... Örtünmeyen kadınların yüzüne yollarda kezzap atılmış ya da yüzleri jiletle parçalanmıştır... Kız ve erkek çocukların okulları ilk günden ayrılmıştır... İçki satan yerler tümüyle tahrip edilmiş ve kapatılmıştır... Müzik ve eğlence programlarının tamamı yasaklanmıştır... Sahipsiz kalan taşınır ve taşınmaz malların hepsi yağmalanmıştır... Eğer ''Bunların hiçbiri Türkiye'de olmaz'' diye düşünenler varsa, geçmişin ve bugünün Türkiye'sinden fotoğrafları yan yana koyarak gelinmiş olan noktayı görmeli ve düşüncelerinin sağlamlığını irdelemelidirler... Tekrarlanan sahneler Air France'ın 1 Şubat 1979 tarihli Paris-Tahran seferiyle İran'a dönen Humeyni'yi örnek alarak, elinde Pan American'ın Washington- Ankara seferi için açık tarihli bilet bulunduran bir ''Cumhuriyet Düşmanı'' bugün yola çıkmak için sabırsızlanmaktadır. Onun gibi, onu karşılayacaklar da sabırsızlanmaya başlamıştır. Bu kişinin yetiştirmeleri onun yolunu gözlemektedirler. Küçük yaştan itibaren beyinleri şekillendirilerek yaratılmış bir neslin mensupları olarak, artık devleti ele geçirme zamanının geldiğini düşünmekte ve ''Cumhuriyet Düşmanı'' nın liderliğini beklemektedirler. Uçaktan iner inmez onun da ''Ben değiştim'' diyeceğini umut etmektedirler... ''Laik Türkiye Cumhuriyeti, İslam çizgisinden ve Osmanlı yolundan ayrılmıştır'' ,''Allah ve Peygamber emirleri yerine Türkiye'de Atatürk' ün emirleri geçerlidir'' diyen Humeyni'nin Türkiye'deki temsilcileri, bugün ondan daha da ileri gitmişler; işgal ettikleri makamları, bulundukları konumları unutmuş görünerek, başta ''Laiklik'' olmak üzere ''Türkiye Cumhuriyeti'' nin anayasal niteliklerini tartışmaya açacak kadar; devletin en yüce makamlarına, anayasal kurum ve kuruluşlarına saldıracak kadar derin bir ihanet çukuru içine düşmüşlerdir. Bu resim içinde Türkiye'de şeriat ve bölücülük tehlikesi olmadığını söyleyenler de boy göstermiştir. Onların bu kapsamdaki söylemleri belli bir maksada yöneliktir. Bu yolda alınabilecek önlemlerin başlangıçtan itibaren etkisiz kılınması için bir taktiktir. Amaç; tehdidi yok göstererek, şeriat ve bölücülüğe karşı alınabilecek önlemleri engellemek, oluşabilecek direnci önceden yok etmektir! ''Bu millet istedikten sonra laiklik tabii ki elden gidecek'' diyenlerin ve ona destek verenlerin başka türlü düşünmesi zaten mümkün değildir!.. Türkiye İran olabilir mi? ''Türkiye İran olmaz'' , ''olmayacak'' diyebilenler varsa; bugünden tezi yok ortaya çıkmalıdırlar!.. Ulus tümlüğü ve ülke bütünlüğünden yana olan; ''Laiklik'' başta olmak üzere, Cumhuriyetin anayasa ile belirlenmiş temel niteliklerinde hiçbir görüş ayrılığı bulunmayan, ''Atatürk İlke ve Devrimleri'' ni aynı biçimde algılayan, yalnızca isimleri farklı olan ''özgürlükçü sağ'' ın ve de ''halkçı sol'' un liderleri, parti örgütlerinin temsilcileri, her iki hareketin destekçileri, sivil toplum örgütleri ve tüm yurtseverler bir kutsal görev için hemen mücadeleye soyunmalı ve yola koyulmalıdırlar... Bugün Türkiye'de, ''Laik Cumhuriyet'' in ''İslam Cumhuriyeti'' ne dönüştürülmesi planı, İran arşivinden yararlanılarak oluşturulmaktadır... Bu arşivde yer alan yöntemler kullanılmaktadır... Bölücü ayrılıkçılarla, şeriatçılarla, ikinci cumhuriyetçilerle; özet olarak tüm Cumhuriyet karşıtları ile dayanışma içinde olan bir ''Cumhuriyet Düşmanı'' , şimdi Amerika'da kendisine tahsis edilmiş bir konutta, ''Humeyni'nin Tahran'a Dönüşü'' adlı bir filmi seyretmekte; Esenboğa'da kendisini uçağın merdivenlerinde karşılayan, dizi dibine diz çöküp el öpmeyi çok seven bir başka ''Cumhuriyet Düşmanı'' nın kolunda merdivenlerden aşağı doğru indiğini düşlemektedir... Bugün Türkiye'nin üzerinde dolaşan bir kara buluttur!.. Türkiye'nin geleceği tehlikelerle doludur!.. Kurtuluş için tek yol ''Ulusal Bütünleşme İçin Birliktelik'' yoludur. Bu yol Türkiye için son umuttur... |
||
|
||
Laikçiler in yüzünden islamcıalrı eleştiremz olduk dünyanın en grei kafalı insanalrı laikçiler halbuki işi bilenelre bıraksalar o kadar ilahiyatçı var ki silamcı kesimi eleştircek(ilahiyatçı derken ulusalcılara yaltaklananları akstetmiyorum gerçekten bilime adamış olanalrdan abhsediyroum) Kendini "dine adamış ilahiyatçı" demek daha mantıklı olmaz mı?
|
||
|
||
Laikçiler in yüzünden islamcıalrı eleştiremz olduk dünyanın en grei kafalı insanalrı laikçiler halbuki işi bilenelre bıraksalar o kadar ilahiyatçı var ki silamcı kesimi eleştircek(ilahiyatçı derken ulusalcılara yaltaklananları akstetmiyorum gerçekten bilime adamış olanalrdan abhsediyroum) bu bölüm gerçrktende beni etkiledi noktadan vurmuş hedefi doğu silahçı bey cumhuriyet gazetesinden güzel yazıların olabileceğine inanmazdım doğrusu ![]() |
||
|
||
| güzel günler göremeyeceğiz inanmayın çocuklar motorları maviliklere süremeyeceğiz ,çocuklar inanmayın inanmayın çocuklar geleceğimiz karartılırken gölgesinde oynamayalım . . . | ||
|
||
Sol bütünleşse ne olur bütünleşmese ne olur? ![]() Yani o derece kutuplaşmışızki,birliği de karşı görüş için yapıyoruz,ne var düşmanmı var karşınızda?Nedir bu kadar düşmanlık?İran olmaktan korkuyorsunuz,keşke iran kadar olabilseydik(dik duruş bakımından,küresel emperyalizme karşı duruşundan)bu ülkede bir ahmedinecat olsaydı 24 saatte sorunlar biterdi tüm dünyada onlar neden bitiremiyor,çünkü lider ülke değiller,mazilerinde bir malazgirt yok bir çanakkale yok bir istanbul fethi yok bir sakarya yok ta ondan,onun kadar dik duran biri olsa keşke !... Not:sivana aman iran olma isteğini tutupta demokrasiye bağlama...
|
||
|
||
| "Gülen Tarikatı BOP'un Bir Aracı" Rusya’nın en önemli gazetelerinden Nezavisimaya Gazeta (NG), 6 Şubat 2008 tarihli sayısında Fetullah Gülen dosyası yayımladı. Bir buçuk gazete sayfasının ayrıldığı dosya, “FETHULLAH GÜLEN SEN KİMSİN” başlığıyla gazetenin NG-Religiya ekinin birinci sayfasından duyuruldu. Dosyayı hazırlayan Andrey Melnikov, dosyanın “kahramanının” portresini objektif çizebilmek için Gülen’i eleştirenlerin de yandaşlarının da görüşlerine başvurduklarını belirtir. Gülen tarikatını eleştiren taraf olarak İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek ile bir görüşme yapılmıştır. Bunun karşılığında kendini savunması için Rusya’daki “Dialog Yevraziya” Vakfı aracılığıyla Amerika yaşayan Gülen’e sorular iletilmiştir. “Bir aydan fazla süren can sıkıcı bekleyişin ardından” dosyanın yayınının hemen öncesinde ancak Gülen’in Türkiye’deki avukatı Orhan Erdemli’den cevap gelmiştir. Andrey Melnikov’un giriş yazısı, “Fetullah Gülen’in Hayali İmparatorluğu” başlığını taşırken alt başlığı ise “Türk ilahiyatçısının elle tutulamaz ama evrensel etkisi”dir. 19 Aralık 2007 tarihli NG-Religiya’da Başkurdistan FSB yetkilisi Rüstem İbrahimov’un Gülen’in okullarıyla ilgili açıklamalarının yorumlanması, Türk basınında ses getirmiştir. Özellikle Zaman gazetesi, 27 Aralık 2007 tarihli sayında Gülen’in faaliyetleriyle ilgili objektif olmayan değerlendirmeler de bulunmuştur. Bunun üzerine NG muhabiri Andrey Melnikov, tarikatı araştırmaya karar verir. “GÜLEN’İN MİSYONU: İSLAMI’IN BATILILAŞTIRILMASI” 1993 yılında Türkiye gezisi sırasında Gülen’le tanışan Rusya Müftüler Konseyi Başkan Yardımcısı Farid Asadullin, NG muhabirine o günkü iktidar da dâhil olmak üzere Türk siyasi elitinin Gülen’in etrafında döndüğünü söylemiştir. Asadullin’e göre Gülen’in misyonu ise bugünkü koşullar çerçevesinde İslam’ın batılılaştırılmasıdır. “ÇOCUKÇA KAÇTI” Melnikov, İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek’in Gülen’in ismini bir dizi okul dışında Rusya’daki “Tolerans” (Hoşgörü) ve “Dialog Yevraziya” (Diyalog Avrasya) Vakıflarıyla ilişkilendirdiğini belirtir. “Tolerans” Vakfı yetkilisi, NG muhabirinin sorusu üzerine “Ne dediniz? Gülen mi? Böyle bir isim daha önce duymadım!” cevabını vermiştir. “Dialog Yevraziya” Vakfı yöneticisi Ali Sami Yıldırım ise insan olarak Gülen’in fikirlerine yakın olduğunu, ancak kuruluşlarının Gülen’le doğrudan bir bağı olmadığını belirtmiştir. Ancak Melikov’a göre Yıldırım’la yapılan görüşme Gülen’in Rusya’daki çıkarlarına bir türlü açıklık getirmemiştir. Hatta Yıldırım’ın bire on katarak “onun çok iyi bir insan” olduğuna ikna çabaları ise çocukça kaçmıştır. Yıldırım’ın önerisi üzerine NG muhabiri Melnikov, Türk okullarında görev yapmış olan İslam bilimci Leonid Rudolfoviç Syukiyaynen ile de görüşmüştür. Syukiyaynen’e göre Türk okulları bir merkezden finanse edilmemektedir. Bu okulların Gülen’e bağlı olduğu izlenimi, onun eğitime verdiği önemden kaynaklanmaktadır. Gülen’e göre İslam dünyası bir kriz içindedir ve bu krizi aşmak eğitimden geçmektedir. Bu fikre ve Gülen’in kendisine inanan farklı farlı kuruluşlar ve insanlar, bu faaliyetleri yönetmektedir. FSB VE RUS YARGI ORGANLARININ OLUMSUZ BAKIŞI Melikov, Başkurdistan FSB yetkilisi Rüstem İbrahimov’un Türk liselerine çok olumsuz yaklaştığını belirtirken Rusya Eğitim Federal Ajansı ise Türk okullarından bihaber olduğunu yazar. Gülen’in okulları kendilerini gizlemek için artık isimlerinden “Türk” kelimesini çıkarmış ve resmi olarak yabancı vakıflardan finans desteği almayı kesmiştir. Rus yargı organlarına göre ise Nurcuların yeraltı faaliyetleri, Rusya karşıtı bir öz taşımaktadır. Tataristan savcılığının uzmanları, Saidi Nursi’nin kitaplarının dinler arası nefreti körüklediğini tespit etmiştir. Melnikov, giriş yazısında ele aldığı bu noktaların ardından esas röportajlara yer verir. İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek’le yapılan röportajın başlığı “Ankara’ya Meydan Okuma”dır. Alt başlığında ise “Türkiye, Rusya’dan kendi tarikatlarına karşı mücadele bekliyor” ifadesi kullanılmıştır. “GÜLEN TARİKATI, BOP’UN BİR ARACI” Melnikov, röportajına Rusya’daki bazı Müslüman aydınların Nurculara yönelik Rus yargı organlarının aldığı kararları eleştirdiğini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduğunu hatırlatarak başlar. Ardından “Türkiye Cumhuriyeti resmi çevrelerinin Rus yargısını desteklemesinin nedeni nedir?” sorusunu sorar. Mehmet Perinçek, Fetullah Gülen tarikatının faaliyetlerinin Türk devletinin politikasını yansıtmadığının, tam tersine Batı istihbarat servisleri tarafından yönlendirilen bunun gibi tarikatlardan esas olarak Türkiye’nin muzdarip olduğunun Ruslar tarafından iyi kavranması gerektiğinin altını çizer ve şunları belirtir: “Fetullah Gülen örgütü, Batı’nın, en öncelikle de ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi stratejisini bölgemizde gerçekleştirme araçlarından biridir. Proje’nin temel amacı, zengin enerji kaynaklarının kontrol altına alınmasıdır. Bu planın gerçekleştirilmesi için milli devletlerin temelini ortadan kaldıran tarikatlar, siyasi ve ideolojik bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu anlamda Fetullah Gülen tarikatı, önemli bir rol oynamaktadır. Tarikatın tarihi, ABD’nin SSCB’yi İslami hareketlerle “Yeşil Kuşak” çerçevesinde kuşatmaya çalıştığı soğuk savaş yıllarına kadar dayanmaktadır.” “RUSYA’NIN BU TARİKATTAN TEMİZLENMESİ İLİŞKİLERİ GELİŞTİRİR” Komünizmle Mücadele Derneklerinden de yolu geçen Gülen’in sıradan bir imamken daha o zaman keşfedildiğini ve parlatılarak kısa zamanda popülerlik kazandığını ve büyük paralara hükmetmeye başladığını vurgular. Basit bir imamdan farklı ülkelerde büyük mal varlıklarına ve medya ağlarına sahip sözde bir dini lider yaratılmıştır. “Gülen, Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerin ana engellerinden biridir. Onun müritlerinin Rusya’nın Müslüman bölgelerindeki faaliyetleri, özellikle de Çeçen ayrılıkçılığıyla bağları, sizin ülkenizin iktidarı tarafından Türk resmi politikasının bir ürünü olarak algılanmaktadır. Bu nedenle Rusya’nın bu tarikattan temizlenmesi, ülkelerimiz arasındaki karşılıklı ilişkilerin iyileşmesini sağlayacaktır.” GÜLEN TARİKATININ YAYILDIĞI COĞRAFYA Melnikov, bunun üzerine Perinçek’in Gülen tarikatının Yakın Doğu’da Batı emperyalizminin politikalarının bir uzantısı olduğu iddiasını nelere dayandırdığını sorar. Perinçek, özellikle Gülen’in eski başdanışmanı Nurettin Veren’in yaptığı açıklamalara dikkat çeker. Perinçek, ayrıca Gülen’in CIA’yla ilişkilerini ve özellikle yurtdışındaki okullarında öğretmen olarak CIA ajanlarının çalıştığını vurgular: “Eğer Gülen tarikatının yayıldığı coğrafyayı analiz edecek olursak, Amerika’nın çıkar bölgelerinde yoğunlaştıklarını görürüz. Tarikat, Amerikan emperyalizminin Türkiye’de, Orta Asya’da, Orta Doğu’da, Kafkasya’da, Sudan’da, Çin’in Sincian Uygur özerk bölgesinde ajan faaliyetini yürütmektedir. Gülen’in takipçileri, okullar, üniversiteler, yurtlar açarak gençler üzerinde çalışmaktadır.” Perinçek, bu tespitlerinin ardından Fetullahçıların ABD planları çerçevesinde Azerbaycan darbesinde ve Özbekistan’da Kerimov’a suikast planlarında oynadıkları rolü açıklar. Perinçek, ayrıca Azerbaycan’da devlet karşıtı faaliyetlerinden dolayı Fetullahçıların televizyon kanalının yayınının durdurulduğuna dikkat çeker. TÜRK ORDUSUNA VE MİLLİ GÜÇLERE KARŞI SAVAŞ “Gülen, İslami değerlerin propagandasını yaptığını iddia etse de hiçbir zaman Batı’ya karşı tutum almamıştır. Tam tersine ABD ve Avrupa taraftarlığı yapmıştır. Gülen çevresinin gazetesi olan ‘Zaman’, Moon tarikatının kontrolündeki Washington Times ile bağlantılıdır. Gülen, ‘Zaman’ gazetesini Türk Ordusu’na ve milli güçlere karşı psikolojik savaşta kullanmaktadır.” “ÖZAL VE ÇİLLER ZAMANINDA HIZLA BÜYÜDÜ” Gazeteci Melnikov, Gülen tarikatının AKP iktidarındaki durumunu sorar. İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Perinçek, 12 Eylül ihtilalinin dönüm noktası olduğunun altını çizer. Özal ve Çiller iktidarları döneminde tarikat inanılmaz bir hızla büyümüş ve hükümet ve bürokrasi kademelerinde önemli yerlere gelmişlerdir. Hatta Gülen tarikatına mensup bakanlar bile vardır. Özellikle emniyet ve emniyet istihbaratı Fetullahçıların eline geçmiştir. Bu yapı, Türk ordusuna ve milli güçlere karşı operasyonlar ve provokasyonlar düzenlemektedir. Gülen tarikatı, ordu içine de sızmaya çalışmış, ancak bunda başarılı olamamıştır. GÜLEN-SOROS İLİŞKİLERİ Türk Milli Güvenlik Kurulu, 1994 yılında Gülen tarikatının en az PKK kadar tehlikeli olduğu tespitini yapmıştır. Perinçek’in ifadesiyle Fetullahçılar, belki PKK’lı teröristler gibi eline silah alıp savaşmamaktadır, ancak milli devleti içerden kuşatmaktadır. Türk devletinin laik yapısı adım adım ortadan kaldırılmaktadır. Fetullahçılar, Türkiye’de ve bölge ülkelerindeki turuncu devrimlerde rol almak üzere kullanılacaklardır. Gülen’in eski sağ kolu Nurettin Veren’in tarikatın Soros vakıflarıyla ilişkilerini açıklaması bunun önemli göstergelerinden biridir. GÜNEYDOĞU ANADOLU’NUN FETULLAHLAŞTIRILMASI Perinçek’in bu ifadelerinin ardından Melnikov, Nurcularla Müslümanlık ve Türklük propagandası arasındaki bağı sorar. Perinçek, cevabına Saidi Nursi ve takipçilerinin Cumhuriyet karşıtı rollerini açıklayarak başlar. Emperyalist devletler, Türkiye’deki gerici ayaklanmaların hep arkasında olmuştur. Fetullah Gülen de işte bu geleneğin devamıdır. Okullarında Türkçeden çok İngilizce öğretilmektedir. Sözde Türk kültürünü yaydıkları propagandası yaparak aslında etnik ayrılıkları ateşlemekte ve örnek olarak Çeçen ve Tatar ayrılıkçılığını desteklemektedirler. Amerikan planları önündeki en büyük engel olan milli devletler, etnik parçalara ayrılarak zayıflatılmaktadır. Perinçek’e göre nerede ABD ile bir ülke arasında sorun çıksa, Gülen’in okulları orada mantar gibi bitmektedir. Mesela Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Irak’ın kuzeyindeki kukla devlete eklemlenmesi amacıyla şuan bu bölgenin fetullahlaştırılması planı yürütülmektedir. Perinçek, ardından sözlerini şu cümlelerle bitirir: “FETULLAHÇILAR, İSLAM’I DA ÇARPITIYOR” “Türkiye, bugün ABD’nin yayılmacılığının önündeki en önemli engellerden biri haline gelmiştir. Bu karşılıklı cepheleşmenin en önemli nedenlerinden biri, kukla bir devlet olan sözde Büyük Kürdistan’ın pratikte kurulmasıdır. Bu kukla devletin varlığını tam olarak sürdürebilmesi için Türkiye, İran ve Suriye toprakları aleyhine genişlemesi gerekir. Condolezza Rice, kısa bir süre önce ABD’nin Fas’tan Orta Asya’ya kadar 24 Müslüman ülkenin sınırını değiştirmek istediğini ilan etti. ABD açısından bu plan, Orta Asya ve Yakın Doğu enerji kaynaklarının kontrolünü sağlamak ve ayrıca bölgeyi Rusya ve Çin’e karşı düşmanca faaliyetler amacıyla kullanmak için kaçınılmazdır. Bu sebeple Amerikan istihbaratı, dini oluşumların da dâhil olduğu milli devlet karşıtı örgütler kurmakta, milli devletin siyasi temellerini dinamitlemektedir, diğer taraftan ise yurttaşlık bilinci ortadan kaldırılmaktadır. Tabii bu temelde İslam dini de çarpıtılmaktadır.” “NURCULAR, GÜLEN’İ KABUL ETMİYOR” NG muhabirinin Amerika’ya Fetullah Gülen’e gönderdiği soruları avukatı Orhan Erdemli yanıtlamıştır. Rus yargı organlarının Saidi Nursi ve Gülen’le ilgili aldığı kararları yorumlaması istenen Erdemli, Rusya’nın bu konudaki resmi yaklaşımının ayrıntılarını bilmediğini belirtir. Erdemli, Gülen’le nurculuk ve Saidi Nursi arasında doğrudan bir bağ kurulamayacağını, hatta kendilerini nurcu olarak adlandıranların Gülen’i kabul etmediğini vurgular. Erdemli’nin ifadesiyle Gülen, Rusya’nın İslam Konferansı Örgütü’ne girmesini savunmuş, Beslan katliamını dolayısıyla başsağlığı mesajı yayınlamıştır ve konuşmalarında hep Rusya’nın bölgenin doğal lideri olduğunu söylemektedir. Bu bakımdan Gülen, Rusya için bir tehlike arz etmemektedir. Tam tersine radikal İslamcı gruplar, Gülen’i ılımlılıkla suçlamaktadır. “TÜRK DEVLETİNİN BORAZANCISI DEĞİLİZ” Melnikov, Gülen’in Rusya’da ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinde açtığı okulların amacının Türkiye’nin siyasi etkisini yayma amacında olup olmadığı sorusunu sorar. Erdemli, Gülen’in bir dönem Türkiye’de yargılandığının, böyle bir kişinin resmi devlet ideolojisinin borazancısı olamayacağının altını çizer. Gülen, sadece resmi devlet ideolojisini paylaşmamakta, ayrıca Türk devletinin ideolojik karakterli her adımını reddetmektedir. “EN KISA ZAMANDA DÖNECEK” NG muhabiri Andrey Melnikov, Fetullah okullarında CIA ajanlarının öğretmen olarak görev yapıp yapmadığını, Gülen hareketinin ABD planlarında rol alıp almadığını sorar. Erdemli’ye göre bu suçlamalar Gülen’in siyasi karşıtlarının ürünüdür. Marjinal bir grup olan Aydınlık çevresi bu iddiaları dile getirmektedir. Gülen’in ABD’de yaşaması onun CIA’yla bir bağlantısı olduğunu göstermemektedir. Tedavi olmak için geldiği Amerika’dan en kısa zamanda Türkiye’ye dönmeyi planlamaktadır. Ayrıca Gülen’in siyasi hiçbir fikri yoktur. Ilımlı ve radikal İslam, 1980’li yılların siyasi konseptinin bir ürünüdür. Bundan en çok İslam zarar görmüştür. Kaynak: Rus Nezavisimaya Gazetesi - Aktaran AYDINLIK Fethullah Şifreleri |
||
|
||
bunları ben epeydir biliyorum ya istiharatınız sağlam değil bunlar herkesin bildiği şeyler bilinmeyeni çok bende bilmiyorum ama 1 senem onların arasında geçti
|
||
|
||
| Doğu Perinçek lafına itibar edilcek birimidir bana onun partisinden olmıyan DFoğu perinçek güvenilir sözüne itibar edilir diyen 3 kişi bulun elinizden öpeyim | ||
|
||
| bildiklerinizi bir anlatın bakalım ejder , biz de öğrenelim , malum teorikle pratik her zaman tutmaz birbirini .. pratikte neler oluyormuş biz de görelim .. | ||
|
||
bulunmazmıki? okadarmı vahim?
|
||
|
||
| Türkiye Doğu perinçeği Fettullah gülenden önce tanıdı aşşağı yukarı kendi cenahalrının diğer gurplarından he riki olulşumda benzer tepkileri aldılar(fettullah gülen en azından beğenmediği grupları söyelrken tutup tektek adreslerini vermedi ) doğu perinçek marjnalliği aşmazken fettullah gülenin örgütü sınırları aştı Sanırım doğu perinçek kendisine örgütlenme yarışınd atur üstüne tur bindiren fettullah gülene karşı bir eziklik hissetmekte ve onu ortadan kaldırmak yöntemiyle keninin şampiyon olcağını zannetmektedir halbuki Fettullah gülennin gençlik kolalrının başına geçirecek oğlu kaıdn kolalrının başına geçirecek hanımıda yoktur | ||
|
||
bulunmazmıki? okadarmı vahim? ![]() bilmiyorum benimde fazla bir bilgim yok her sabah kapıya dayanırlardı zorlama olmadan sabah namazına kaldırılardı.......aslında bana göre bir kötülükleri yok sadece allahı ve peygamberi anlatırlardı sohbetler felan düzenlerlerdi peryodik olarak hafta da belirli günler genelde erken yaparlardı yurtta bizde o canlı müzük senin bu canlı müzük benim gez sabah namazına kalmazdık genelde bahane abi rüyamızda şey oldu......lan her günmü ne bu felan diye dalga geçerlerdi aralarına aldıklarını sürekli aralardı işte toplantı şu saat bu saat diye mesela bizle balantılarını koparmadılar hala ararlar sorarlar bir ihtiyacınız olursa çekinmeyin öğrancisiniz felan diyorlar yurlarda öğrenci seçerlerdi eve çıkarmak için seçtinlerini haftasına kalmaz gönderirlerdi evde kalmaya başlardı artık o artık bir şakirt adayı eğer verilen görevleri felan yerine getirir bir asilik yapmaz ise şakirt olurlardı ama yaptırdıkları hiç bişeyde zorlama olmadı....... birde şu huyu güzel dolapları kitleme derdi yoktu mesela bana anahtar verdiler ben hiç kullanmadım içinde bitin eşşelarım var bazen dolabın içine para bıraktığım bile olurdu ama kimse tenezzül etmiyordu hiç bir şekilde bir kavga bir anlaşmazlık olmazdı öğrenciler arasında eve çıkmasaydım gene onların arasında kalırdım ya yalnız yemeklere şap atıyorlardı sanırm performans düşüklüğü olduğu o dönemlerde
|
||