SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Liberalizm

Konu: Fethullah Şifreleri

Sayfa: 1 [ 2 ] 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16

nzn 20.02.2008 20:54:28
olay trajikomik olmaya başladı!histerik istihbaratlarla hareket etmek!  Undecided Undecided Undecided

20.02.2008 20:59:52
Can Dündar'ın "Neden" adlı programında konu aldığı tarikat-cemaat-siyaset bahsinden sonra internetteki köşesine gelen bir yorum:


1. Tarikat ve cemaatler tartışılırken, küçüklü büyüklü tüm oluşumlar konuya dâhil edilirken neden Fethullah Gülen Örgütü'nden "ısrarla" kaçınılır?

2. Fethullah Gülen Örgütü'nün emniyet içindeki birimleri ele geçirdiğini Sayın Cumhurbaşkanımız bile kamuoyu ile defalarca paylaşmışken sizin ve diğer medya kuruluşlarının bu örgüte bu kadar “temkinli” yaklaşmanızın sebebi nedir?

3. Fethullah Gülen Örgütü'nün mal varlığı hakkında bir bilginiz var mı?

4. Fethullah Gülen Örgütü'nün devlet içindeki örgütlenmesi hakkında bir bilginiz var mı?

5. Fethullah Gülen Örgütü'nün örgütlenme pratiği açısından ne derece profesyonel olduğu hakkında bir bilginiz var mı?

6. Fethullah Gülen Örgütü'nün kaç kişi olduğu hakkında bir bilginiz var mı?

7. Tarikat ve cemaat deyince sarıklı ve cüppeli kişiler dışında başka kimler bu tanımlamalara girer?

8. Türkiye’nin tarikat haritası diye tanımlayabileceğimiz tarikatların nüfuz ettiği şehirler nereleridir? Fethullah Gülen Örgütü'nün faaliyet alanı bunların içinde nasıl bir yere sahiptir?

9. Fethullah Gülen Örgütü'nü bugüne kadar hangi siyasi partiler desteklemiştir?

10. Silahlı terör örgütleri ve silahsız suç örgütleri arasında Türkiye için tehdit oluşturması bakımından ne gibi farklar vardır?

11. Fethullah Gülen Örgütü'nün başı olan ve halen “sağlık sorunları sebebiyle” ABD’de bulunan “Hocaefendi” örgütün içindeki müritlerinin nelerine kadar bizzat karışmaktadır?

12. Nurettin Veren kimdir ve neden bu güne kadar programınıza katılmamıştır?

13. Vatikan ve Fethullah Gülen Örgütü münasebetleri hangi düzeydedir?

14. ABD’nin Büyük Ortadoğu, Ilımlı İslam, Dinler Arası Diyalog gibi pek çok adı herkesçe bilinen ve bilinmeyen (Kafkaslar Projeleri gibi) faaliyetleri ile hangi tarikat ve cemaatlerin ilişkisi vardır?

15. Fethullah Gülen Örgütü'nü Said Nursi’nin kurduğu nurculuk akımın içinde nereye koyabiliriz?



Can Dündar'ın cevabı:


Nurettin Veren diğer 14 sorunuzu cevaplayabilecek kişidir.Nette arama yaptığınızda hakkında olumlu olumsuz fazlasıyla bilgi bulursunuz

http://www.nurettinveren.net/modules/news/



Bir başka yorum:


Fethullah Gülen ya da kendisinin uydurduğu ismiyle M. Fethullah Gülen bugün “ağababası” olan ABD’de ikamet etmektedir. Misyonu çok özeldir lakin vazgeçilmez değildir. Ağababası, bu “okyanusun diğer tarafındaki cenap hazretlerinin” faaliyetleri ve gerçek amacı deşifre edilince mutlaka yerine yenisini koyacaktır.


Türkiye’de sendikal olmayan, sivil toplum hareketi olmayan aynı şekilde parti, tarikat, devlet olmayan bir hareketi vardır. Aslında “yok”tur ama bir kanser tümörü gibi her yanı sarmıştır ve olabildiğince “var”dır. Müritleri doğacak çocuklarının isimlerine kadar “Hoca Efendi”lerine sorarak hareket ederler. Aşırı teslimiyetçidirler. Okulları Dünya’nın en canlı ABD casus kaynaklarıdır. Rusya’dan ve diğer Türki Cumhuriyetlerden hızla uzaklaştırılmalarının sebebi okullarda İngilizce öğretmeni adı altında faaliyet gösteren bu ajanlardır. Yeşil kuşaktan sonra ABD’nin tanımıyla ortaya çıkan Terörist Müslüman-Ilımlı Müslüman kutuplaşmasının ılımlılık tarafındaki rolünü üstlenmiştir. Himmet adını verdikleri para toplama merasimlerinde “azat kabul etmez köleleri” milyarları tek gecede toplamaktadır. Bank Asya’ya dönüştürülen özel finans kurumu bu paraları aklama vazifesini üstlenmiştir.

Hoca Efendi hazretlerininki bir din yorumundan çok yeni bir din tanımıdır. Bu sebeple 1998 yılında yeni bir Kuran bastırmıştır. 800 bin basılan bu yeni “kitap” her sayfasında açıklama adı altında içine serpiştirilmiş 498 adet İncil ve Tevrat alıntısıyla göz doldurmaktadır... Rakamlardan söz açılmışken; 94 ülkede 730 okulu vardır her sene 900 bin kişi değişik adlarla Türkiye’nin her yanında faaliyet gösteren üniversite hazırlık kurslarına gitmektedir. Oks hazırlık kursları bu rakamlardan hariçtir. Gazetelerini hemen hemen her ülkede, o ülkenin dilinde basılı şekilde bulabilirsiniz. Ayrıca dergiler, radyolar, televizyonlar, üniversiteler, vakıflar, ışık evleri vs. her şeyleri vardır. Öyle ki savcıları, kaymakamları, valileri, emniyet müdürleri, öğretmenleri, doktorları, istihbaratçıları(ki bu konuya doymak bilmeyen bir iştahla yanaşmaktadır),askerleri, milletvekilleri, bakanları vardır. Ayrıca buraya ne kadar yazsak azdır.

Sonuçta bu bir karşı devrim hareketidir. Postalsız, üniformasız işgaldir. Kültürel-moral gücünün denetimi ve yıkımıdır. Çok büyük bir ekonomik güç din gücü ile birleşmiştir. Vitrin başka, mutfak başkadır demek isterdim ama artık pişirdiklerini sergilemekten çekineceği ortam ortadan kalktığı için her şey ayan beyan ortadadır.


Kaynak: http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=3471

venci 20.02.2008 23:00:41
sivana simyacı belirleyici ve güzel bir yazı yazmışsın..tepki gösteren arkadaşlarıda anlayamadım açıkçası..anladığım burası boş olmayan bir forum ve kim daha zeki yada kim kimi mort edecek yarışması yapılmıyor değil mi?

20.02.2008 23:49:18
Fethullahçı Polis Belgeleri



Genelkurmay Askeri Savcılığı, Atabeyler Operasyonu'na ilişkin soruşturmada ''görevsizlik'' kararı verdi. Belgeleri basına sızdıran kişilerin ''polis'' olduğunu saptayan savcılık, Ankara'da Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli ve aralarında amirlerin de bulunduğu 6 polisin sicil numarasının yer aldığı dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderecek.


AKP döneminde görevden alınan üst düzey bir polis yetkilisi soruşturma dosyasını değerlendirirken, emniyetteki Fethullahçı yapılanmaya dikkat çekti. Bu olayda ''TSK'nin emniyet içindeki bu yapılanma tarafından yıpratılmak istendiğini'' söyleyen eski polis yetkilisi, dosyada polislerin sicil numarasına dek yer almasını ''askerin net tavrı'' olarak niteledi.

Genelkurmay Askeri Savcılığı, Atabeyler Operasyonu'nda ele geçen belgeleri basına sızdıran kişilerin asker olduğu yönündeki kuşkular üzerine başlattığı soruşturmada ''görevsizlik'' kararı verdi. Belgeleri basına sızdıran kişilerin ''asker'' değil ''polis'' olduğunu saptayan Askeri Savcılık, soruşturmanın boyutunu değiştirecek dosyayı bu hafta içerisinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderecek. AKP döneminde görevden alınan üst düzey bir polis yetkilisi bir kez daha askerle emniyeti karşı karşıya getirecek soruşturma dosyasını değerlendirirken, emniyetteki Fethullahçı yapılanmaya dikkat çekti. Eski polis yetkilisi bu olayda ''TSK'nin emniyet içindeki bu yapılanma tarafından yıpratılmak istendiğini'' söyledi.

Gazetelerde ''Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratma çabası'' olarak değerlendirilen haberleri manipülasyon olarak niteleyen Polis Akademisi Dekan Yardımcısı Önder Aytaç 'ın o dönemdeki açıklamalarını anımsatan eski emniyet yetkilisi, Önder Aytaç'ın kamuoyunda Fethullahçı kimliğiyle tanınan ve Nurculuktan yargılanan Aysal Aytaç 'ın oğlu olduğuna dikkat çekti. Eski yetkili, bu noktada asıl önemli olanın ''emniyet içindeki bu yapılanmanın ortaya çıkartılması'' olduğu görüşünü savundu. Eski emniyet yetkilisi soruşturma dosyasında polislerin sicil numarasına dek yer almasını da ''askerin net tavrı'' olarak niteledi.

Genelkurmay Askeri Başsavcılığı'nın, Atabeyler Operasyonu kapsamında ele geçirilen belgeleri basına sızdıran kişileri ''polis'' olarak tespit etmesi Ankara'daki soruşturmanın boyutunu değiştiriyor.

Anımsanacağı gibi aralarında bazı askerlerin de bulunduğu ''Atabeyler Çetesi'' operasyonu sürerken, sanıkların ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda krokiler ele geçirilmişti.

Operasyon kapsamında ele geçen bu belgeler henüz savcılığın eline geçmeden, Genelkurmay Başkanlığı ana nizamiyesi önünde bir kişi tarafından üç basın mensubuna servis edilmişti.

Genelkurmay Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü'nün karşı karşıya getiren bu olay üzerine Askeri Savcılık soruşturma başlatmıştı.

Soruşturmayı tamamlayan Askeri Savcılık'ın görevsizlik kararı aldığı dosyada Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli ve aralarında amirlerinde bulunduğu 6 polisin sicil numarasıyla, gazetecilerin isimlerine yer verdiği öğrenildi.

Cumhuriyet

21.02.2008 00:06:04
FETHULLAH ŞEBEKESİ'NİN DEVLET İÇİNDEKİ ÖRGÜTLENİŞİ


Nurettin Veren anlatıyor:

TSK'da örgütlenmeye S.S.A. bakıyor

"TSK'daki örgütlenmeyi sağlayan isimlerin başında S.S.A. geliyor. Şimdi Amerika'da olduğunu biliyorum. Diğer bir isim K.Ü., denizcilere bakıyor. Emniyet'in tepesindeki örgütlenmeyi sağlayan isim K.Ö.. S.Ü., daha alt kadrolara bakıyor. Sivil buluşmalar olurdu. 28 Şubat'tan sonra, sosyal aktivite yapılacak yerlerde buluşuldu. Tek tek gelirlerdi dikkat çekmemek için."



Fethullah Gülen'in ikinci adamı ve muavini Nurettin Veren'in iki haftadır Aydınlık ve Ulusal Kanal'da yayımlanan röportajları ses getirdi. Vatan Grubu'nun yayın organı Haftalık dergisi de Nurettin Veren'i 1 Aralık 2004 tarihli sayısında kapak yaptı. Aydınlık, geçen hafta Gülen cemaatinin örgüt şemasını yayımlayacağını ilan etmişti. "Siz daha önce cemaatin şemasını yapmıştınız. Bunların hepsi doğru" diyen Veren, önemli eklemeler yaptı.

"VEZİR" İSMAİL BÜYÜKÇELEBİ, "AŞIRI TESLİMİYETÇİ"

Tepedeki isim Fethullah Gülen. Veren'e "Gülen'in yardımcısı kim" sorusunu yönelttik: "İsmail Büyükçelebi başyardımcıdır." Aydınlık'ın Büyükçelebi'yle ilgili daha önce yazdıklarının doğru olduğunu söyleyen Veren, "Büyükçelebi, Gülen'in yanındaki en önemli kişidir" diyor.
Aydınlık, 25 Temmuz 2004'te Büyükçelebi'yi şöyle anlatmıştı:
"Fethullah Gülen'den sonra tarikatı kimin yöneteceği tartışması 80'li yıllardan bu yana yaşanıyor. İki isim ön planda. Birinci isim, tarikatın 'Amerika Kıta İmamı' ve 'Baş yardımcı' İsmail Büyükçelebi. Amerikan yönetimiyle ilişkilerde önemli bir isim, CIA'dan düşünce kuruluşlarına kadar görüşmeleri örgütlüyor. Gülen'in en yakınındaki isim."
Veren devam ediyor; "Çelebi, aşırı teslimiyetçidir. İzmir İlahiyat mezunu. Kardeşi Mehmet Ali Büyükçelebi de Ankara'da cemaati yönetiyor."

"LATİN AMERİKA İMAMI" LATİF ÜNAL, "TASFİYE EDİLDİ"

Nurettin Veren, "Latin Amerika İmamı" görevini bir dönem yürüten Latif Ünal'ın "geri hizmete" alındığını söyledi. "Latif Ünal, Türkiye'de sivri çıkışlar yaptı. Islah etmek için yurtdışına gönderdiler ve Latin Amerika İmamı yaptılar. O da İzmir İlahiyat mezunu. Fakat Fethullah Gülen Amerika'ya gidince geri hizmete aldılar. O da benim gibi tasfiye edilen Latif Erdoğan gibi, uyanık ve zekidir."

"AVRUPA İMAMI ABDULLAH AYMAZ, ÖNCE HAİN İLAN EDİLDİ, ŞİMDİ YANINDA"

Nurettin Veren "Avrupa İmamı" Abdullah Aymaz için "gezen ağabeyler" tanımlamasının yapıldığını söyledi: "Gözleri hep kapalı konuşur. Bir dönem Gülen'in vaazlarına gitmiyor diye 'hain' ilan edilmişti. 10 vaazdan 5'ine gitmişti, ama yine de 'hain' denilmişti. Benden daha kötüydü durumu. Onu etkisiz hale getirip itaat ettirdiler ve şu anda yanındaki önemli isimlerden."

"ANA KASA M.Ö"

Nurettin Veren, "ana kasa"nın İstanbul'da yaşayan M.Ö olduğunu söylüyor. M.Ö, bir camii de vaiz. Veren şöyle dedi:
"Gayrı resmi ilişkilerine, para trafiğine baksınlar. Pasaportunu incelesinler, Amerika'ya ne zaman ve kaç kere gitmiş? İkinci kuşaktan bir isim M.Ö.. İstanbul'da Anadolu Yakası'nda önemli bir esnaf A.Ç. ile gayrı resmi çalışmaları yürütüyor. Parayı aklayan isim A.Ç."

TSK VE EMNİYET'TEKİ ÖRGÜTLENME...

Geliyoruz, TSK ve Emniyet'teki örgütlenmeye. Veren anlatıyor:
"Emniyet'teki örgütlenmeyi sağlayan isim K.Ö. Başından bu yana hizmetin içinde. Sivil buluşmalar olurdu. Özellikle 28 Şubat'tan sonra, sosyal aktivite yapılacak yerlerde buluşuldu. Tek tek gelirlerdi buluşulacak yerlere. Dikkat çekmemek istiyorlardı.
"S.Ü, daha alt kadrolara bakıyor. TSK'daki örgütlenmeyi sağlayan isimlerin başında S.S.A geliyor. Şimdi Amerika'da olduğunu biliyorum. Diğer bir isim de K.Ü. K.Ü denizcilere bakıyordu."

YAYINLAR, SİYASİ PARTİLER, MEDYA VE YÖK...

Cemaatin siyasi partilerle ilişkisini, Zaman yazarı Hüseyin Gülerce'nin sağladığını söyledi Nurettin Veren: "Alaaddin Kaya, 'Yayınlar'la ilgileniyor. YÖK ve Üniversiteler ayağı Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan. Fatih Üniversitesi başkanı. Kimse bilmez, Tekalan Polis Koleji mezunudur. Medya ve sanatçılarla ilgili sorumlu ise, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak. Antalya'da vaizdi. Sonra Van'a gitti hizmet için ve terfi etti."

Tüm bu kaynaklar birilerinin zoruna gidiyor it gibi ürütüyor o birilerini ürüyün bakalım it ürür kervan yürür...

nzn 21.02.2008 00:28:27
sivan bu fevkalade iyi(?) istihbaratını ergenekon için de bekliyoruz!!!

21.02.2008 09:06:05
Fethullah Misyonerlere 2.5 milyon Dollar yardım etmiş sanki misyonerler  çok fakirde ,asıl Türkiye batak halinde sen vatanına yardım et önce

21.02.2008 11:42:14
İKİ YIL İÇİNDE İL EMNİYET MÜDÜRÜ OLACAKLAR

Komiserler, Kolej'deki öğrencileri Işık Evleri'ne götürmeye başladılar. Bizim dönemimizden Işık Evi eğitimi almış birçok kişi var. Önümüzdeki 2 yıl içinde onlar il emniyet müdürü seviyesine çıkacaklar. Şu anda müdür yardımcısı durumundalar. O tarihten sonra Polis Koleji ve Polis Akademisi, daha sonra Polis Okulları bu F Tipi örgütlenmenin (Fethullah Gülen
örgütlenmesi - Aydınlık'ın notu) eline geçti. Ve emniyet örgütünün yönetici kesiminin büyük bir bölümü, bunlardan oldu.

ÖZAL DÖNEMİNDE ÇIKAN ÖZEL YASA

1985 yılında, "Özel Sınıf" adı altında polis koleji değil, üniversiteyi bitirmiş olan kişileri de aldılar. Bir sene eğitip, 1986 yılında amir yaptılar. Atatürk, Polis Koleji'ni, Cumhuriyet'e bağlı bir polis teşkilatı yetişsin diye kurmuştu. Ama 1985 yılında. Özal döneminde bir yasa çıkarıldı. Böylece; örneğin İlahiyatı bitirmiş adam Polis Koleji'ne girmeden, sınavla Polis Akademisi'ne girdi. 8 ay eğitim görüp, Kolej ve Akademi mezunları gibi yetki sahibi oldular.

Bunların büyük bir bölümü "F tipi"dir (Fethullah Tipi). Bunlar şu anda il emniyet müdür yardımcısı düzeyindeler. Önümüzdeki sene itibariyle birinci sınıf emniyet müdürü olacaklar. Emniyet örgütlenmesi içindeki üst yapılanmanın büyük bir bölümü şu anda ne yazık ki, örgütün kontrolüne geçti. Dolayısıyla emniyet birimleri de F tipi örgütlenmenin kontrolüne geçti. Işık Evleri eğitiminden geçmiş emniyet müdürleri, imam emniyet müdürleri...
Üzerlerinde resmi üniforma var ama üniformanın arkasında çok ciddi bir örgütlenmeye bağlı emniyet mensupları var.

"SAVCILARA İSİM VERİRİM"


AYDINLIK: Emniyet Genel Müdürü, Danıştay'a saldırı olayının arkasında, adı belli olmayan bir örgütün varlığından bahsediyor?

SAÇAN: Ben F Tipi örgütten bahsediyorum. İstihbarat Dairesi, Terör Dairesi, Kaçakçılık Dairesi ve Eğitim Dairesi'nde örgütlenmiş durumdalar ve illerin istihbarat teşkilatları bunların elinde. Teknik dinleme yapan polis birimleri tamamen bunların elinde. Dinlemeyi polis mi yapıyor, yoksa polis üniforması giymiş F tipi adam mı yapıyor? Bunu merak eden savcı varsa ben onları isim isim veririm.

F TİPİ ÖRGÜT SOKAKLARI İZLİYOR


Dinleme kapsamında MOBESE (Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu) diye bir sistem kurdular. Bu sistem bütün sokakları izliyor. Yasal alt yapısı yok. Her yere bir kamera koydular ama her sokağa kamera koyan devlet Danıştay'a kamera koymayı unutmuş. MOBESE'yi kuran firma, bu sistemi kuran örgüt, biraz önce bahsetmiş olduğum grubun kontrolünde.

DANIŞTAY SALDIRISI VE ÖNCESİ


Son olayda Cumhuriyete doğrudan sıkılmış bir kurşun var. Atatürkçü olduğu, Cumhuriyetçi olduğu, laik olduğu kesin olan bir üst yargıya Cumhuriyet tarihinde ilk defa sıkılmış bir kurşun. Danıştaya yapılan saldırı sonrası yaşanan "kamuoyunu yönlendirme" faaliyetini emniyet içindeki Fethullahçı yapılanma örgütledi.

Bu örgütlenmenin başında emniyet istihbarat daire başkanı Ramazan Akyürek bulunuyor. Ancak son olaylar yaşanmadan önce Türkiye'de bir takım olaylar oldu. Bunlardan bazı örnekler vereceğim. Bir terörle mücadele komiseri, 2001 veya 2002 senesinde Çağdaş Eğitim Vakfı'nda bir kaset buluyor. Önce sızıyor oraya güya komiser. Ve sonra arama yapılıyor vakıfta ve orada kaset bulunuyor. Kaseti bir dinliyorlar. Fethullah Gülen'le ilgili soruşturma yapmakta olan Nuh Mete Yüksel'in seks kaseti.

Tesadüfe bakın şimdi. Kim yapıyor operasyonu? Devlet yapıyor ama; devlete sızma, üniforma giyme budur yani. Peşinden Nuh Mete Yüksel görevden alınıyor, sürülüyor.

YÜKSEK YARGIYA SALDIRININ MERKEZİ DE AYNI


Peşinden tekniğe dayalı bir istihbarat operasyonu daha. Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya olayı. Yöntemi bildiğim için söylüyorum. Özkaya laiklikle ilgili bir konuşma yapıyor, laikliği başka tarif eden grup bunu beğenmiyor. Ve Eraslan Özkaya birden bire Alaaddin Çakıcı ile ilişkilendiriliveriyor. Soruşturma yapılınca adamın suçsuzluğu ortaya çıkıyor ama daha evraklar adliyeye gitmeden basında çarşaf çarşaf yazıyor.

Burada da operasyonu yapan İstihbarat ve kaçakçılık daireleri. Danıştaya silahlı saldırı yapıldı. Fakat yüksek yargıya yapılan silahsız saldırılar daha önemli. Yüksek yargıya Yargıtay Başkanının şahsında saldırı yapıldı. Hemen devamında AKP'nin bir milletvekili (TBMM Dokunulmazlıkları Araştırma Komisyonu Başkanı Hüsrev Kutlu - Aydınlık'ın notu) diyor ki "yargıya güvenmiyoruz".

Akabinde Kaçakçılık, İstihbarat Daire Başkanlıkları "Neşter" diye bir operasyon başlatıyorlar. Yargıtay'a otomatik tüfekle saldırı gibi bir olay. "Yargıtay'ın yargıçları, rüşvet aldı" diye telefon görüşmeleri yayınlanıyor. Yüksek yargıçlar karalanıyor. Yargıtay Genel Sekreterliği topa tutuluyor. Sonuçta hepsi beraat ediyor.

BDDK OPERASYONU

Bunun peşinden BDDK Başkanı Engin Akçakoca ele alındı. Adamın evinin yanında bir depo bulunuyor. Evraklar bulunuyor ihbar gelmiş falan filan. Adam "lanet olsun" dedi gitti. Hedef gösteriliyor. Polis hazır. Polis dediğim, bizim Türkiye Cumhuriyeti polisi değil.

FERHAT SARIKAYA IŞIK EVLERİNE GİTMİŞ Mİ? ARAŞTIRILSIN


Van 100. Yıl Üniversitesi meselesi. Orada hedef kim? Üniversiteler. Neden Çete'ye sokuldu orada rektör. Çünkü o tarihteki mevzuata göre telefonları dinlemek için çete mensubu olması lazım. Hemen İstihbarat Dairesi ve malum örgüt faaliyete başladı. Daha enteresan bir şey.
Rektör Aşkın'ın avukatı (TBB eski başkanı Teoman Evren-Aydınlık'ın notu) Ankara'da, şimdiki Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok'la birlikte aynı büroyu kullanıyor.

Bu büroya giriliyor, talan ediliyor. Bu da yüksek teknik kullanabilecek kişiler tarafından yapılabilecek bir arama. Ondan sonra da Şemdinli olayı meydana geliyor. Burada da askere kurşun sıkılıyor. Herkes bu savcı yetkisini aştı falan filan dedi. Peki bu savcı kim? Son olayda Muzaffer Tekin'in dedesine kadar araştırıyorsun. Bu savcıyı araştırdılar mı? Bu savcı ışık evlerine hiç gitmiş mi acaba? Şemdinli'de bir güç gösterisi var. TSK'nın en üst düzeydeki paşası çetecilikle suçlanıyor. Bu güce kim sahip Türkiye'de.

Dikkat edin. Şemdinli'de savcı iddianameyi yazmadan önce, Meclis Araştırma Komisyonu'na İstihbarat Dairesinin Başkanı geliyor. Diyor ki, "hırsız içeride dışarıda aramaya gerek yok" Onu alıyorlar onun yerine sicilinde "Fethullahçı" yazan birini atıyorlar. Adamlarda hiçbir değişiklik yok. Şemdinli iddianamesi, F Tipi örgütünün araştırmalarına göre yazıldı.


SAVCI İSTANBUL POLİSİ HAKKINDA SORUŞTURMA AÇMALI


AYDINLIK: Son soruşturmada da Bakan Mehmet Ali Şahin, "Süprizlere hazır olun" dedi.

SAÇAN: Somut olay şu. Cumhuriyet Gazetesi üç defa bombalandı. Birinci bombalamada, tamam, polis olarak bu eylemi yersiniz. İkinciyi yemezsin, gazetenin önünde tedbirini alırsın. Bu olay örneğin Zaman Gazetesi'ne olsaydı, ikinci eylem yapılabilir miydi? İddia ediyorum yapılamazdı. Neden oraya bir izleme aracı atmıyorsunuz. Üçüncüyü de attılar. Ekipler orada
duruyor, adamlar yürüyüp gitti. Aynı adamlar Danıştay'da Cumhuriyet'in hâkimini katletti. Ondan sonra polis çıkıp "biz başarılıyız" diyor. Aynı yerde üç olay oluyorsa bir kere bu görevlilerin yakasından tutacaksın. Hiç soruşturma açıldı mı bunlar hakkında? Aksine ödüller veriliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı'nın bu konuda soruşturma açması lazım. En azından "görevi ihmal" var burada. Ondan sonra Ankara adamı yakalayınca İstanbul polisi, "Ben bu adamları vermem, bu adamlar Cumhuriyet Gazetesi'ne bomba attı" diyor. Ankara'daki eylem olmasaydı sen yakalayamıyordun ki bunu. Bence o adam oraya yakalanmak için gitti zaten. Bu ya görevi ihmaldir, ya da acemilik sebebiyle ölüme sebebiyettir. Bir komplo varsa komplo buradan başlıyor.

İSTİHBARAT DAİRESİ'NİN OLANAKLARINI KULLANIYORLAR

AYDINLIK: Komplo, Fethullahçı yuvalanmadan sağlanan imkânlarla mı yapılıyor?


SAÇAN: Tabii tabii. İstihbarat dairesi, kaçakçılık dairesi. Dikkat edin hepsi tekniğe dayalı. Telefon görüşmeleri... Eraslan Özkaya telefonla görüşmüş, bir avukatın bürosunda Nuh Mete Yüksel'le ilgili kaset çekiliyor. Planlı... Danıştay saldırısı öncesi de Başbakan, "Danıştay 2. Daire'nin kararı şöyle böyle" dedi saldırı oldu. Polis Yargıtay'a operasyon yaptı.

BASIN İŞİN PSİKOLOJİK HAREKATINI YAPIYOR

AYDINLIK: Basın, polisten gelen bilgileri sorgulamadan bunun peşince koşturup gidiyor. Muzaffer Tekin bağlantısı diye bir şey ortaya atıldı. Basının bilgi yetersizliğinden mi?

SAÇAN: Basın ne veriliyorsa onu yazıyor. O merkez aynı zamanda bu işin psikolojik harekâtını da yapıyor. Onlar ne verirse basın da onu yazıyor.

AYDINLIK: Tüm bunları kim planlıyor?


SAÇAN: Şemdinli olayıyla bu iki olaya baktığınızda bu olaydan zarar görenlerden biri kabul etsek de etmesek de hükümet. İkincisi, ulusalcı olan bir yargıç öldü, ulusalcı olan bir grup zarar gördü. Bir de askere bağladılar işi. Bu iki gücü "İstediğim an kafa kafaya tokuştururum" diyen üçüncü bir güç çıkıyor ortaya. Bu üçüncü gücü destekleyen yer neresi? Biraz evvel bahsettiğim devlete sızmış olan, "biz X imamına bağlıyız" diyen grup. Bunlar taşeron. Planlayan kim peki? İran meselesinde hem hükümet hem ordu bir merkezin verdiği işi yapmadılar veya geciktiriyorlar. Devletin belirli kademeleri ele geçirilmiş. Bu örgütün başı, bir başka ülkenin istihbarat servisi ne derse onu yapıyor.

O ülke, o örgüt vasıtasıyla bizim ülkemize operasyon yapıyor. Burada hem hükümete operasyon yapılıyor, hem de bize yani ulusalcı güçlere. O güç diyor ki, "siz biz ne dersek yapmak zorundasınız. Yapmadığınız zaman biz artık sizin ülkenizde Danıştay'ı basacak güçteyiz. Yarın kafamızı bozarsanız Milli Güvenlik Kurulunu da basarız" diyor adam yani.

21.02.2008 19:06:14
Kuzey Irak'ta 8 okulu bulunan Nur cemaatinin lideri Fethullah Gülen'e bağlı Işık Koleji, şimdi de üniversite açmaya hazırlanıyor. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Lideri Mesud Barzani'nin üniversite için onay verdiği bildirildi. Bölgesel Yönetimin Başbakanı Neçirvan Barza-ni ve Yüksek Öğretim Bakanı İdris Hadi Salih dün Erbil'de bulunan Özel Işık Koleji'nin Genel Müdürü Talip Büyük ziyaret ederek izin belgesini törenle teslim etti.

Fırat Haber Ajansı'nın (ANF) haberine göre, izni çıkan Türk üniversitesinin isminin Özel Işık Üniversitesi olacak. Işık Kolejleri Genel Müdürü Talip Büyük, önümüzdeki eğitim öğretim döneminde hizmete başlayacaklarını söyledi. İlk etapta eğitime mühendislik, iktisadi ve idari bilimler, eğitim fakültesi ile başlayacaklarını ifade eden Talip Büyük, daha sonra tıp fakültesini de hizmete açmayı düşündüklerini ifade etti.

94'TEN BU YANA FAALİYET YÜRÜTÜYOR

1994 yılından bu yana Irak Kürt Bölgesi'ne yönelen Gülen cemaati, Kürt yönetiminin desteğini de alarak eğitim alanında kökleşmeye çalışıyor. Gülen'e bağlı Fezalar Eğitim Birliği'nin okulları Erbil'de Işık ve Nilüfer adlarıyla açılırken, Süleyma-niye'de ise Selahattin Eyyûbi Koleji ve Özel Süley-maniye Kız Koleji adında iki okulu bulunuyor.

Kız ve erkeklerin ayrı ayrı okutulduğu bu okullarda Türkçe ile verilen derslerin yanısıra İngilizce de okutuluyor. Okullarda, Kürtçe de sadece Sora-ni lehçesi ile seçmeli dersler içerisinde yer alıyor. Çoğunlukla Türkiye'den getirtilen öğretmenlerin ders verdiği bu okullarda Kürt bölgesinin elitlerinin çocukları eğitim görüyor. Uzmanlar, bu okullardaki müfredatın BOP projesine destek verecek şekilde düzenlendiği görüşünde hemfikir.

YÖNETİCİLERİN ÇOCUKLARI GİDİYOR

Sözkonusu okullarda bölgenin yerel yöneticileri ile KDP ve KYB yöneticilerinin çocukları dersler alıyorlar. Bunlar içerisinde KDP Politbüro'sundan Fadıl Mirani'nin oğlu ve KYB'nin etkili isimlerinden Şilan Karani'nin kızı ile yine KYB'den birçok üst düzey yöneticinin çocukları yer alıyor. Ayrıca okullarda, Türkmen Cephesi'nin etkili isimlerinin çocukları da eğitim görüyor. Irak Türkmen Cephesi'nin en üst yetkililerinden olan Yunus Bayrak-tar'ın çocukları da bunlar içerisinde bulunuyor.

KDP VE KYB'DEN GÜLEN'E PARA DESTEĞİ

Erbil yönetimi tarafından Erbil merkeze bağlı Nilüfer ile Işık okullarına şimdiye kadar 500 bin dolar yardım yapıldı. Süleymaniye idaresinde çoğunluğa sahip KYB yönetimi ise Selahattin Eyyûbi ile Özel Süleymaniye Kız Koleji'ne para yardımının yanı sıra bu okullar için yeni ek binaların yapılması için bedava arazi tahsisi yaptı.

Gülen cemaatinin, Türkiye'nin yanı sıra ağırlığı Türki Cumhuriyetlerde olmak üzere çok sayıda ülkede okulları bulunuyor. Bilinen rakamlara göre Gülen cemaatinin Türkiye'de 103 okul, 460 dersane ve 500 civarında öğrenci yurdu var. Orta Asya cumhuriyetlerinde ise 126 lise, 6 üniversitesi bulunan cemaat, Rus yönetimiyle bu yüzden sorunlar yaşamıştı.


www.birgun.net

wiseman 22.02.2008 08:48:05
Sivana kardeşim çok güzel belgeler koymuşsun önümüze ee toplumumuzda bir parça çıkar için kendini kaybeden çok insan var hatta bunlardan bir çoğu hiç anlamyor bile takıyorlar tasmayı gezdiiyorlar benim önüme ev abileri gelip sohbete çağııyorlar.bir kaç defa gittim aptal insanların çoğunluğunda pekte başarılılar.artık gitmiyorum vs..adamların eskiden biz asla bir parti taraftarı olmayız dedikleri zaman hatırlıyorum şimdi ise a-k-p nin o edoğanını yere göğe sığdıramıyorlar abdullah gül gibi cumhurbaşkankanları var yök başkanları var Türkiye diye bişey kalmicak yakında..
diğer taraftan fethullah gülen denen o adam müslüman falan değil bu şekilde insanları kandrıan kişi müslüman olamaz.
yok efendim odada tek başına ağlyorken delikten bakıp video çekmişler ulan eğer odada ağlıyorsa kimse gömesin diye videonun vs. yayınlanmasın  yada bu konudan bahsedilmesini istemez ne aptallar var anasını satim..
küfettirecekler mal herifler..
burdan çıkan sonuç türkiyenin yüzde 60 ı mal hatta mal oğlu mal.
fetoşçular halen bilinç alt harekatından dolayı ipnotize olmuş durumdalarsa bu onların aptallığıdır bir müslüman kendi müslümanlığını kendi yaşayabilir öyle çıkıpta ben ilahm der gibi emir veren insanın iti olmak müslümanlığa uymaz.
isme bak feth-ullah... bu adam feth etmiş edeceğini daha ne kaldı acaba.
ha birde beni evimde iki arkadaşm var kendisini cemaatten kopardık ama birisine öyle etki etmişler ki yahu adam halen zaman gazetesi alyor namaz bile kılmyor ama zaman gazetesi abonesi ama çözümü var ben okuyup okuyup küfrediyorum tabiki sofra yaptığm zamanlarda okuyorum..zaman gazetesinin bi haberi vardı fransız misyonerler türbana karşı diye..yazmışlarda yazmışlar yazdkları şey okuyucular yani cemaat üyeleri tarafından etkileyici gelecek ve artık ben türbana karşıyım dersen bi fetoşçuya aha misyone dinsiz imansız herif diyecek..
hatırlıyorumda abdullah gül cumhurbaşkanı olacağı zamanalarda cnn de bir oylama vardı bir ev abisi bizim eve koşarak geldi(tabiki benim saf temiz anti fetoşist evim) eve girer girmez açtı adresi ve oylamada hayı oyu kullandı modeme reset ata ata kaç defa kullandı kim bilir işin garip taafı şu:"oylama ingilizce ve arkadaşın ingilizce bilgisi sıfır.kendi telefonuna gelen mesaj abilerinden ve üst mevkilerden gelmiş.." ve ilginç bir anektod daha söyleyeyim bu arkadaş internet üzerinden oynanan knight online oyuncusu ve bu oyun için kredi kartı hırsızlığı yapmıştır" aln işte fetoşçular..fetoşun fetoşun gezin artık

mardinli_ahmed 22.02.2008 12:01:04
arkadşlar şifre bilen konuşsun bir yazının nasıl tarafsız yazıldığını bilmeyenlerede e pesssssssssssssssss... ilkokul da mı okumadın eline biralfabe al sen emi bir turkçr ogretmenin sana tavsiyesi.

23.02.2008 12:04:05
FETHULLAH'IN ve ARDINDAKİLERİN BAŞARISI: CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ

Uzun soluklu, sosyal, siyasal, ekonomik ve kanlı bir mücadele yöntemiyle Türkiye Cumhuriyetinin Üniter ve Laik yapısını resmen yıkmak isteyen iç ve dış düşmanlar emellerini gerçekleştirmenin eşiğindedirler. Çeşitli vesilelerle Cumhurbaşkanlığı Seçimi ile ilgili yakından ilgili bir takım irticai olayların ANALİZLERİNİ sizlerle paylaştık. Bunların hepsinin doğruluğu ispatlandı. Her ne kadar kemalist gizli güçler ellerindeki olanaklar dahilinde her türlü direnişi göstermiş olsalar da, önemli pozisyonlardaki bazı kişilerin tavır değişikliği sonucunda çok önemli mevziler kaybedilmiştir. Ne acıdır ki tavır değişikliğine giden bazı kişiler kendilerini kurtarmak ve şahsi menfaat elde etmek için kendisini yakacağını düşündüğü bazı kişileri köpeklerini önüne kemik atar gibi fırlatıp atabilmişlerdir. Kuzey Irak'ta kurulmakta olan kukla devlete rağmen ABD ile Genelkurmay işbirliği içerisine girmiştir. Gerçi buna işbirliği demek güçtür, ABD ile yapılan işbirliği her zaman sadece ABD leyhine diğer tarafın aleyhine olan işbirlikleridir. Genelkurmay belki kendince Atatürk'e ve Cumhuriyet'e bu şekilde de sadık kalınabileceğini düşünmektedir ancak AKP hükümetinin Atatürk ve Cumhuriyet karşısındaki geçmişten bugüne aldıkları karşı tutum ortadadır.

İçinden geçtiğimiz zaman Türkiye'nin karanlıktaki güçlerinin birbirleriyle hesaplaşma içerisine girdiği zamandır. Burda üç fiili grup dikkat çekmektedir. 1) CIA'nın güdümündeki Fethullahçı Ekipler 2) 1980 öncesi de sık sık kullanılan milliyetçi(!) demokrat kılığına bürünen yine NATO ve MOSSAD güdümlü Gladyo 3) Teşkilat-ı Mahsusadan bu yana beraber hareket eden İttihatçı ve Kemalistlerden oluşan Milli Güçler

Görüldüğü gibi ilk iki grup birbirlerinin alternatifi ve rakibidirler. Aralarındaki mücadelenin esası bir iktidar savaşından öteye değildir, her ikisi de bu ülkenin milli varlığına değil dış güçlerin emperyalist emellerine hizmet etmektedirler. Üçüncü grup yani Atatürkçü Güçler bu ülkede esas derin devlet geleneğinin temsilcisiydiler. İlk iki grup ise gayri milli Kontrgerilla yani çete örgütlenmesiydi. Malesef devletin içerisinde kümelenen Fethullahçı ekipler ile Gladyo hükümetlerin bizzatihi desteğiyle palazlanmışlar ve hükümeti kontrol altına alacak güce erişmişlerdir.

OPERASYONUN ŞİFRESİ: KONTRGERİLLANIN TEK HAKİMİ FETHULLAH.. TSK'YA "TESLİM OL" ÇAĞRISI

Ergenekon Operesyonu ile Türkiye'de yaratılan atmosfer son derece vahimdir. Bu operasyonun oluşturduğu atmosfer dış dengeler açısından Türk Silahlı Kuvvetlerinin tamamen ele geçirilmesi, iç dengeler açısındansa gizli dünyanın mutlak hakiminin Fethullahçılar olduğunun ilan edilmesi olayına işaret etmektedir. Fethullahçı Şebeke gizli dünyanın tek hakimidir, bundan sonra CIA'nın tetikçisi her olayda Fethullahçılardır. Gladyo bütün maddi varlığıyla medyaya taşınmıştır, oradan da iktidara taşınacaktır (hedef budur). Neticede ise kemalist milli güçlerin devletle ve orduyla resmi ilişkisi ve hiyerarşisi dağıtılmıştır ancak fiilen bunu başarmaları zor olacaktır.

Bu operesyondan sonra yapılan psikolojik savaş ile Türk Silahlı Kuvvetleri bir kez daha kamuoyu önünde karalanmak suretiyle yıpratılmış ve bir kez daha teslim alınmak istenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Seçimine kadar yaşanan bütün yasadışı, hukuk dışı olayların faili Fethullahçılar ve Gladyo olduğu halde, asker ve sivil milli unsurlar bunlardan sorumlu tutulmaya çalışılmıştır. "Ergenekon Çetesi 2009'da darbe yapacaktı" manşetiyle çıkan Gladyo-Fethullah haberleri TSK'nın ulusalcı çoğunluğuna saldırmak için yapılmaktadır. Çünkü darbeyi askerler yapar. Asıl operasyonu, yakalanan kişiler (devletin içinde esamesi okunmayan) alakasız kurbanlar ve içlerindeki birkaç güdümlü provakatör üzerinden değil bu operasyonun medya üzerindeki yansımasından okumak gerekir. Asıl operasyon medya ile yapılmıştır. Bu operasyonlar zincirinin başlangıcı ise ABD ve İsrail heyetleriyle yapılan görüşmelerdir ve BOP kapsamında yapılan anlaşmalardır. Cumhuriyet uğuruna kendi kellelerini vermekten sakınanlar, Cumhuriyet'in gizli direniş mekanızmasının kellesini de vereceklerini göstermişlerdir. Bu sözlerden hiçkimse "Ergenekoncu" diyerek tutuklananların Cumhuriyet'in gizli direniş mekanızmasından olduğunu kastettiğimizi sanmasın, onların ne derin devlet olabilecek kapasiteleri ne de çete oluşturabilecek güçleri vardır ancak şu bir gerçektir ki içlerindeki bazı kişiler Fethullahçı çetenin ve Gladyo'nun ajanı olarak aralarına sızmış ve bu operasyonların yapılabilmesi için provakasyonlarla zemin çalışması yapmışlardır. Daha önce TSK içerisinde istihbarat ve terörle mücadele dairelerinde çalışanların bu olayda kurban olarak seçildiğini görmekteyiz. Bunlar kurbandır. Genelkurmay ile AKP'nin işbirliğinin şerefine kesilmiş kurbanlardır. Operesyonun esas maduru ise milli güçlerdir. Bu ve benzer operasyonlarla ilgili olarak gündeme gelen polis şeflerinin Fethullah Tarikatıyla ilgisi düşündürücüdür. Savcı Aykut Cengiz Engin'in yıllar önce önüne gelen bu davaya o zaman takipsizlik verip şimdi ele alması başka ilgi çekici noktadır. Yine bir Ferhat Sarıkaya rolü burda karşımıza çıkmaktadır. Bütün bunlar olurken sicilinde "Fethullahçıdır" yazan ve AKP'nin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olarak terfi ettirdiği, Hrant Dink suikastiyle ilgili olarak da çeşitli iddiaların hedefinde olan Ramazan Akyürek ile ilgili soru işaretleri nedense Amerikancı basının ilgisini çekmemektedir. Onlar sadece TSK'yı hedef almaktadırlar.

TAYYİP'İN MEHTER YÜRÜYÜŞÜ..

Bütün bu hengame arasında ABD ve İsrail lobilerinin kontrolündeki gerici-bölücü danışman kadrosunun yönlendirmesiyle bir oraya bir buraya savrulan Tayyip'in iki ileri bir geri karşı devrim yürüyüşü sürmektedir. Tayyip kendisini o mertebeye çıkanların "ipini çekebileceklerini" bildiği için iki yüzlü bir politika izlemektedir. Bir taraftan ABD Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanlığını sürdürürken öte taraftan İran, Hamas, Arap dünyası bağlantılarını güçlendirmeye çalışmaktadır. Tayyip'in artık Türk Silahlı Kuvvetlerindeki üst yapıdan korkusu kalmamıştır, korktuğu şey dün arkasında ve yanında olanların bugün farklı konuşmaya başlamısıdır ve biraz da haklı olarak genç subaylardan korkmaktadır. Yola beyaz çarşafla çıkacak kadar kendisinin karşı devrimci olduğunu ilan eden RTE en kötü ihtimalle bir kahraman(!) gibi ipe gidebilme fantazisi için de popülistliği sürdürmektedir. RTE'yi bulunduğu yerden düne kadar yanında ve arkasında olanlar indirebilir bir alternatifini piyasaya sürmek için ama O'nu sadece Mustafa Kemal'in neferleri ipe gönderebilir. Aslolan Tayyip'i ve Gül'ü sadece alaşağı etmek değil, hukuk çerçevesinde yaptıklarının hesabını sormak ve sadece AKP'yi değil AKP'nin geldiği siyasi geleneği tümüyle birlikte tarihe gömmek ve yerine kemalist milli bir hükümet kurmaktır.

TÜRBAN DARBENİN HABERCİSİ: FETHULLAH-SOROS DARBESİ Mİ? ASKERİ DARBE Mİ? YOKSA KEMALİST DEVRİM Mİ?

Türban sadece siyasal gündemin üzerini örten bir örtü değil, aynı zamanda toplumu bu simge etrafında ayrıştıran bir siyasal obje. Gericiliğin bayrağı. Aynı zamanda darbenin habercisi. Türkiye Cumhuriyet'ine karşı yapılan darbenin bayrağı olan türban aynı zamanda artçı darbelerin de habercisidir. Kamuoyunda Türban Sorunu olarak bilinen suni gündem, kemalist devrim düşmanı siyasetin sembolü olan türbanın anayasallık kazanması veya kazanamaması ihtimallerinin belli olmasıyla birlikte artçı darbenin rengi belli olacaktır. Toplum bu simge etrafından kamplaşmıştır, bundan sonra eğer sorunsuz bu iş halledilmiş olursa bundan sonraki aşama için Fethullahçı Şebeke icraatlarını sürdürecektir. Bu şebekenin özellikle yargı ve asker üzerine saldırılarını yoğunlaştıracağı düşünülmektedir. Eğer türban düzenlemesi anayasal bir krize dönüşürse, Fethullahçı Şebekenin ve Soros Darbetörlerinin iki farklı uçtan aynı güce hizmet eden saldırılarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerindeki kemalist güç tamamen çökertilmeye çalışılacaktır. Bu çalışmada TSK içerisindeki NATO taraftarı Sorosçuların da kullanılacağı kuvvetle muhtemeldir. Bunlardan ayrı olarak hem emperyalizme hem bölücülüğe hem de dinciliğe karşı milli kemalist devrim mücadelesinin koşullarını ve kadrolarını oluşturmaya çalışan kemalist kuvvetlerin içerisine Atatürkçü görünümlü NATO-CIA elemanlarının sızdırılmaya çalışacağını da biliyoruz. Şartlar hangi akımın leyhine gelişirse "gizli el" o akımı sarmalamaya çalışacaktır.

23.02.2008 12:06:08
Herkes biliyor ki Feytullah ve taifesi amerikanın bir numaralı emir alan kulları. Onlar bunu inkar etseler de nasıl oluyor da altmışlı yıllardan beri hayatta kalıp elli yıldır her türlü karanlık işin içinde oluyorlar, anlamak mümkün değil. Güvenmeyin onlara. Ulusunuzu ve ulusal çıkarlarınızı koruyun.

kopil118 09.03.2008 15:15:37
bunun aynısı doğuyu bir ağ gibi sarmalamış, ama biz öyle kolay kolay teslim olmayız ha söyleyeyim fettoş!

LegendofAnatolia 09.03.2008 15:17:24
"biz onların sır olarak tuttuklarını da açıkladıklarını da biliyoruz" diyor Allah.


Sayfa: 1 [ 2 ] 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16