|
||
| Şimdi şöyle örnek verirsem bir berber kendi kendini traş edemez, yada bir terzi kendi söküğünü dikemez derler, Acaba bir psikolog da kendi sorunlarını çözebilir mi? Böyle bir örnek verdim. bir örnek daha vercek olursam geçenlerde boğaz köprüsünden atlamaya teşebbüs eden birini kurtarmaya çalışan psikolog kendi kendini koşullandırarak veya başka bir şekille o şoku, o anın etkisini üzerinden atabilir mi? |
||
|
||
Gel lan buraya öpücem seni Bu konuya değindin de bizi düşündün ya helal sana ![]() Psikologlar nefes alınacak yeri iyi bilmelilerdir. Yoksa kafayı yerler ... Kendi adıma konuşmak gerekirse bu nefes alma molalarını fazla iyi saptayamadım onun için ara sıra gidip geldiğim oluyor. Kimisi de benim dramatizik tanımladığım şekilde yedek bellek kullanır. Ama günümüz psikologları için bunları pek söyleyemem . Kendileri genelde hastanede tedavi ettikleri hastalarına sen iyileşmedin bide muayenehaneme gel orda bakalım derler. Sonra adamı 1 saat dinlerler adamı alırlar 125 milyonunu bu seanslar 8 tane olucak diye bide direktif verirler. Adam mecburen gelicek 8 kere . 8 x 125 = 1000 hoooop bi milyar cepte. Peki içeride ne yapıyor bu adam. Şöyle söyliyim , yaptığı sadece 1 kutu xanax yazıp hastayı yollamak . Kendini kötü hissettiğinde bi yarım iç durumu. İçen hasta zaten uykuya dalıyor direk. Sonrada aa bu adam beni iyileştirdi. Demek istiyorumki günümüz psikologları öyle kafayı yiycek derecede kendilerini zorlamıyolar. Onun için kendilerini tedavi etmeleri de gerekmiyo.. |
||
|
||
| Onlarda xanax'la tedavi oluyorlardır herhalde... | ||
|
||
| Valla sevgili Ceben, ...bu zamanda psikolog olmak varmis. :rolleyes: Yani psikologlarin, ve ruhsal acmazlarin cokluguna bakilirsa evrensel bir enflasyon yasiyoruz. Kafami ne yana cevirsem, hangi yazili bir metni acsam, karsima bir psiokolg cikiyor. Üstelik de sokaktaki vatandas da psikolog oldu artik, öyle cok aydinlatildik, ic dünya yolculuklarimizda öylesine ilerledik ki... Hicbir konu böylesine irdelenmedi(Türkiye'nin AB üyeligi gerceklesecek mi soru ve sorunlari disinda). Sanki detaylar bilindikce, konuya verilen önem arttikca aslinda olmayan sorunlar da sorun olarak karsimiza cikiyor. Basimiz agrisa "ben yoksa sizofren miyim?" sorusunu sorar olduk. Ara mahallelerde kadinlar kavgalarinda birbirlerinin sülalelerindeki paranoidleri sayip dökmeye basladilar; sokaklarda oglan cocuklarinin yakasi acilmadik küfür kelimelerinin yerini agir psikiyatri hastalik ve terimleri aldi. Artik bel altindan bir hayli yukarilara dogru uzaklastik, kafaya kadar vardik. Sanirim ve umarim bu gidisin sonu hayirdir. Ne de olsa yaka üstü ile ugrasmak, kemer altini biraz olsun unutturdu, ne dersiniz? sözüm meclisten disari... :sevgi: |
||
|
||
Çakıl Taşı kardeşim Hayatımda hiç xanax içmedim ama bi denerim...hexe kardeşim... Bu zamanda psikolog olmak varmış tabi... Ama esas önemli olan şu , acaba psikologların yaptıklarını yaptıktan sonra , gidip te yatağında rahat uyuyabileceklermi ? o para nasıl geçicek boğazlarından ben anlamış değilim. Devlet hastanelerinde 500 milyon maaş alan garibanları, sen bide tutup maaşının 4/1 lik kısmını 1 saatte sana bırakmaları için (hemde bi hiç uğruna) elinden gelen hainliği yapıyorsun... sözüm meclisten içeri Tüm psikologlara
|
||
|
||
| Ben burada şöyle bir alternatif görüş getireceğim, Hiç bir durum sebepsiz değildir. Bir insanın rahatsızlığı her ne kadar kalıtımsal olan istisnalar olsa da %90 lık kısmı hep bir sebep sonuç ilişkisini ortaya çıkarmakta. Mesela bir psikolojik rahatsızlığın ardında mutlaka o kişiyi bu duruma iten sebep vardır. Gerek ailede, gerek yakın çevre veya toplumdan kaynaklanan bir dış etken mutlaka vardır. İşte bu etkenlerin bir sonucu olarak bu olumsuzluklar oluşmaktadır. Bugün bizler bu kısır döngüyü yaşıyor isek bunları oluşturan sebeplerin pek azı bu sorunu yaşamak zorunda kalanlarda. Gerek maddi ve gerekse de manevi yanlışlarımız bir noktada bütünümüzün parçaları olan birilerini kaybeder konuma ister istemez mecbur bırakmakta. Bir bütünün parçaları olan bizlerde fert olarak bu bütünün etkilerinden ister istemez nasibimizi almaktayız. Toplumda adaletsiz gelir dağılımı bir çok insanın yeterli beslenememe, ısınamama, sağlıklı ortamlarda yaşayamama, diğer tarafta ise aşırı tüketimin getirdiği sonuçlarla özellikle vücudumuzun anatomik yapısında meydana gelen hastalıklarının oluşmasına zemin hazırlamakta, Eğitim sistemimizde ki (buna basınımız, din ve adalet hizmeti veren kurumlarımızda dahil) tutarsız yaklaşımlarının sonucunda en temel insani hakların dahi istismarı ile ket vurulma, aşağılanma, kişilik oluşturtmama gibi yanlışlar neticesinde; aile içi iletişimde bu olumsuzluklardan nasibini alarak insanımızın psikolojik gerilmesine ve mevcut psikolojik rahatsızlıklarının oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Sonuç olarak şunu söylemek isterim ki bu yaşanılan maddi ve manevi olumsuzlukların, rahatsızlıkların temelinde eğitim ve iktisadi alanlardaki yanlışlar yatmaktadır. Yoksa sağlık sistemindeki olumsuzluk sadece meydana gelmiş olayların lokal esnetilmesinden başka bir değer taşımamaktadır. Sağlık kurumlarımız ne kadar verimlide olsa ki onların durumuda malum asıl olan insanları rahatsızlığa sürükleyen sebeplerin ortadan kaldırılması sağlanmadıkça bu kısır döngüde yaşamak zorunda kalacağız. Eğitim sistemimizle birlikte, adaletsiz gelir dağılımına sebep olan sorunlarımızı halletmedikçe sağlık alanında ne kadar iyi olursak olalım sivri sinek avlamaktan başka işe yaramaz ki; bataklık kurutulmadıkça sivrisineklerin kökü kurutulamaz. |
||
|
||
Bu konu daha önce tartışılmıştı sanırım; ama saol nayha bizi düşündüğün için... Psikiyatristler- psikologlar tabiki kendi kendini tedavi edemez. Belki semptomları daha erken farkedersin ya da kendine bir ilaç başlarsın o kadar. Sorunu olan bir psikiyatrist için, psikoloji biliyor olmanın tek farkı bile bile hasta olmaktır. Sonuçta yine bir meslekdaşına gider " Bu aralar iyi değilim, bir baksana bana" dersin; o da dinler "Serviste bir boş yatak var" der. :islik: |
||
|
||
| ya ben bilmiyorum kardeşim... orada gösterdikleri insani çabaya hayranım... sonuçta gecenin köründe ararsın ve bu adam seninle 1 saat konuşur... bunu takdir etmemeye imkan yok... ama psikoloji bi bilim değil. insan kendi kendini iyi eder yaw. sen kendini bozarsan kimse senin yerine seni iyileştirmez. |
||
|
||
psikoloji bir bilimdir insanın içindeki erdemi ve kendi kendini tedavi etmesine yarayacak yöntemleri gösterir. yani psikologlar extra birşey eklemez kişiye sadece içindeki iyileşme içgüdüsünü açığa çıkartır. veee inanın en hastalıklı kişiler (tabi psikolojiyi kendi seçmişse) psikolojiyle ilgilenir. hasta olmasak, hastalıklı yönlerimizi keşfedip psikolojiye yönelmeyiz ki. Freud'da bi hastaydı ama psikolojiden iyi anlamış merhum "psikolojik gözlem yaşam yükünü hafifletebilmenin en iyi yoludur." |
||
|
||
Alıntı ama psikoloji bi bilim değil. insan kendi kendini iyi eder yaw. sen kendini bozarsan kimse senin yerine seni iyileştirmez. Haklısın psikololji bilim dalı değil, çünkü akıl sağlığımızı bozanlar içimize giren şeytan veya cinlerdir. Bunun için ya cinci hocaya ya da büyücüye gidip hastalıklara çare aramak gerek. Böylece bilimsel yöntemlerle kendimizi tedavi etmiş oluruz.
|
||
|
||
torg ya çok güzel söyledin katılıyorum. saçmasapan şeyler yapıp sonrada bilim kılıfına sokalım hadi bakalım :evet:
|
||
|
||
| bilmiyorum abicim. ben faydasını görmedim sadece onu diyorum. | ||
|
||
| :lol: Çok iyi denk geldi, şu anda bir psikiyatri kliniğinde nöbetçiyim. İsteyen kabul eder isteyen etmez ama burası koskocaman bir klinik ve akademisyenlerle dolu. Üstelik insanüstü bir çabayla sabaha kadar onları gözlemlemek ve çözümler üretmek zorundasınız. Tabi psikoloji bilimine inanmayan birileri kendi hür iradeleri doğrultusunda örneğin suisidal bir girişimde bulunan ya da akut psikotik atak geçiren yakınlarını, psikiyatri servisi yerine hocayada götürebilirler, kimse karışamaz...
|
||
|
||
| ben sadece 2 şey söylüyorum. 1) mecbur kalmadıkça ne kendimi ne yakınımı götürmem. insanın en büyük ilacı sevgidir. sevgi olmadan o ilaçlar terapiler zaten işe yaramaz. 2) oraya kimse gelmesin demiyorum. işi olan gelsin. ben gitmem diyorum sadece. gerek yok. |
||
|
||
Ben şunu öneriyorum , Madem psikoloji bilim değil ozaman şöyle yapalım. Psikolojiyi tıptan ayıralım. Psikoloji ortaya çıktıktan sonra bulunan ilaçları ve tedavi yöntemlerini de bi kenara bırakalım. Karşımıza bir manik depresyon hastasını alalım. Hadi şimdi bilim dediğimiz TIP kendi başına tedavi etsin bu hastayı. Psikoloji olmadan müdahale etsin , edebilirmi ? edemez. Başka bi çare daha var o da hocaya gitmek. Okuyup üflemek psikolojiden daha etkili bi yöntem değil gibi duruyo uzaktan. Ama bu hastaya psikolojinin beyne komut verebilme gücüyle anında müdahale edilip tedavi edilinebilir. Bilim olmadığı konusundaki kararsızlığınıza katılıyorum ama gereksiz olduğu konusuna katılmıyorum. Katıldığım bişey daha var , sevgi eksikliği varsa psikoloji hiç bir işe yaramaz
|
||