|
||
| Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım. Mustafa Kemal ATATÜRK bu adama hayran olmamak bazen elde değil ..
|
||
|
||
| GAZİ MUSTAFA KEMAL ''Temel İlke, Türk Milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke,ancak tam istiklale sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir millet, medeni insanlık dünyası karşısında uşak olmak konumundan yüksek bir davranışa layık görülmez. Yabancı bir devletin koruyup kollayacağını kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. gerçekten de, bu seviyesizliğe düşmemiş olanların,isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez. Halbuki, Türk'ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!... O halde, ya istiklal ya ölüm!'' Gazi Mustafa Kemal 'ATATÜRK' |
||
|
||
| ATATÜRK'ÜN ÜNLÜ BURSA KONUŞMASI 1933 yılı Şubat ayında, Bursa Ulucami önünde Ezan’ın Türkçe okunmasına başkaldıran 100 kadar gerici tutuklanır. Olayı duyunca, daha birkaç gün önce ayrıldığı Bursa’ya dönen Atatürk’e; “Bursa gençliği olayı bastıracaktı. Polis ve adliyeye olan güven nedeniyle , karışmadı ”,denilince Atatürk bu konuşmayı yapar : “Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların gerekliliğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Bunları güçsüz düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı duydu mu, bu memleketin polisi vardır, adliyesi vardır demeyecektir. Hemen müdahale edecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla Yine düşünecek, demek adliyeyi de düzeltmek gerekir,diyecektir. Onu hapse atacaklar. Yasal yoldan itirazlarını yapmakla birlikte; Bana, İsmet Paşa’ya, meclise telgraflar yağdırıp, Haklı ve suçsuz olduğu için serbest bırakılmasını,korunmasını istemeyecek, Diyecek ki: Ben kanaatimin gereğini yaptım. Müdahale ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, Bu haksızlığı oluşturan nedenleri düzeltmek de benim görevimdir İşte,benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği...” |
||