SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Serbest Bölge

Konu: Dünyanın En Gelişmiş Bilgisayarı

Sayfa: [ 1 ]

15.02.2008 09:55:43
insan beyni

İnsan Beyni, üzerinde en çok araştırma yapılan, en çok yazı yazılan ama hakkında en az şey bildiğimiz organımız beynimiz. Tam anlamıyla bir gizem. Bize, pek de karmaşık yapısı varmış gibi gözükmese de bilim adamları böyle düşünmüyor. Onlar beyini çok gelişmiş bir bilgisayara benzetiy­orlar. O, en karmaşık ve en gelişmiş olarak bilinen bilgisayarlardan bile ileri. Koku alan, tadan, dokunan dahası yaşayan, her şeyi ile dünyayı algılayan bir bilgisayar. Tüm bilgisayarlar gibi bazen o da hata yapabiliyor. Normalde bir bilgisayar hata yaptığında çoğu zaman kapatıp açar ve işinize kaldığınız yerden devam edersiniz. Eğer problem daha ciddiyse teknik serviste ya donanımı ya da yazılımı yenilenir. Peki hata yapan beynimiz olursa?

ABD’nin saygın üniversitelerinden Princeton’a gelecek vaad eden matematik dehası olarak girmişti. Okuldaki ilk zamanlarını, üstünlüğünü ortaya koyacağı özgün bir matematiksel teorem geliştirmek için harcadı. Ancak bu konuda somut bir başarı gösteremedi ve hocası tarafından uyarıldı. Başarısız olmayı hazmedemiyordu. Oda arkadaşı Charles Herman yaptığı esprilerle onu neşelendirdi ve ona yeniden çalışma azmi aşıladı. Herman’ın büyük desteği ile bu sıkıntılı dönemi aştı. Bu sayede Adam Smith’in ekonomi kuramıyla ilgili özgün bir matematiksel kuram geliştirebildi. 1953’te Pentagon’a Sovyetler Birliği’nin kullandığı bazı matematiksel şifreleri çözmek üzere özel bir çağrıldı. Burada gösterdiği başarı üzerine gizli servis onunla ajan William Parcher aracılığıyla temasa geçti. Parcher devlet için gizli şifreler işi ile devamlı olarak uğraşmasını sağladı. Hatta bir gün kendini Parcher’ın Sovyet ajanlarıyla giriştiği çatışmanın ortasında bulmuş ve çok korkmuştu. Gizli servisin koruma altında tuttuğu çalışma odasında tüm gününü şifre çözmek için geçiriyordu.

Bu arada üniversitesindeki bir öğrencisiyle evlenmişti. Evlendikten sonra karısı şaşırtıcı bir gerçek ile karşılaştı. Kocasının okulda beraber kaldığı bir oda arkadaşı gerçekte hiç var olmamıştı. O tüm okul yaşamı boyunca tek kişilik bir odada kalmıştı. Gizli serviste William Parcher isimli bir ajan da, çözülmesi gereken Sovyet mesajları ve şifreleri de yoktu. 1994 Nobel ödülünü aldığında, gerçekte hiçbir zaman var olmayan oda arkadaşı ve gizli ajanlar hala ona görünüyor ve onunla konuşmaya çalışıyorlardı. O, dünyanın en büyük matematik dehalarından biri kabul edilen John Nash’ti ve bir şizofreni hastasıydı.

Her şizofreni hastasında olduğu gibi zihni ona çeşitli oyunlar oynuyordu. Şizofreni hastaları çevrelerinde gerçekte var olmayan koku ve ses gibi uyaranları algılar ve bunlara gerçekmiş gibi tepki verirler. Uyaranlar görüntüsel de olabilir: Duvarda çizgiler, kendine bakan yüzler, yaratıklar gibi... Kişi gerçekte var olmayan kokuları algılayabilir ya da vücudunda bir şeyler gezindiğini hissedebilir. Kişi, John Nash’in gizli şifreleri çözmeye çalışması gibi sabit bir fikre bağlanabilir.

Artık tıbbi görüntüleme cihazları sayesinde bir şizofrenin beyninin sağlıklı bir insanın beyninden farklı olduğunu biliyoruz. Herkesin beyninin içinde yan karıncıklar adı verilen küçük boşluklar mevcut. Bu boşlukların içi beyin ve omurilik sıvısı ile dolu. Çevresine kolay tepki vermeyen suskun şizofrenlerde beynin içindeki bu boşluk normalden çok daha geniş. Bu hastalarda büyük boşluğun yanında zamanla beyin küçülür ve durumları daha da ağırlaşır. Bir şizofrende göze çarpan başka bir farklılıkta alın ve şakak loplarda metabolizma faaliyetlerinin azalması ve buradaki bazı bölümlerin küçülmesi. Diğer bir farklılık ise beynin talamus adı verilen çekirdek kısmının iyice küçülmesi ve buradaki sinir hücrelerinin sayısındaki azalmadır.

Bugün bilim adamları bu farklılıkları bilmesine karşın, farklılaşmaların nedeni konusunda kesin bilgilere sahip değil. Şizofreni hastalığı bizlere beynimizin ne derece mucizevi bir organ olduğunu gösteriyor. John Nash de birçok insan gibi önceleri sağlıklı ve normal bir kişiydi. Ama bir gün, tamamen farklı bir kişiliğe büründü, bizim için çok olağan olan ses, tat, görüntü, gibi “uyaranları algılamak” konusunda yetersiz kaldı.

İnsanoğlu bilinçli olması özelliğiyle tüm varlıklar içinde tartışmasız en üstünüdür. Ancak tüm bu üstünlüğün yanında hepimiz korunmaya muhtacız. Bilimin açıklayamadığı nedenlerden dolayı bir anda akıl sağlığımızı yitirebiliriz: Vehimlere ve hezeyanlara kapılıp, halüsinasyonlar görebiliriz.

1986 yılının Ocak ayının on üçü. C. P. her zaman olduğu gibi küçük kızını okula bırakmak üzere yola çıkmıştı. Aniden önlerine çıkan bir araba ile çarpıştılar. Küçük kız kazadan yara almadan kurtuldu ama babasının emniyet kemeri kopmuş, başını önce ön cama sonra da yan cama çarpmıştı. Kazadan sonra kendine geldiğinde kızı daha önce hiç tanımadığı bir çocuktu. Kazadan önceki tüm hafızası yok olup gitmişti, zihninde geçmişe dair en ufak bir iz yoktu. Konuşmayı yeniden öğrenmesi gerekiyordu. Buna karşın “motor yetileri” kaybetmemişti; nasıl yürüyeceğini, çatalı kaşığı nasıl kullanacağını biliyordu. Çünkü bunlar beynin arkasında kalan ve beyincik olarak adlandırılan bölümden kontrol ediliyordu. Doktorlar onun beynini tıbbi görüntüleme cihazları ile taramış ancak ne bir hasara ne de sağlıklı bir insanınkinden farklı bir duruma rastlamışlardı.

Barry Tiller (bu hastanın gerçek ismi değildir) yaklaşık on yıl boyunca kendisini bitkin düşüren nöbetler geçiriyordu. Bunun nedeni beyninde şakak lopları çevresinde meydana gelen düzensiz sinirsel etkinliklerdi. Tiller iyileşmek umuduyla doktorların ilk defa deneyeceği bir ameliyata razı oldu. Ameliyatta şakak lobunun orta kısımları ve beyindeki iki beyaz çıkıntının ön kısmının üçte ikilik kısmı alındı. Tiller’in geçirdiği nöbetler sona ermişti. Ama artık o hatıralarını bir saatten daha fazla saklayamıyordu. Ameliyattan önceki hatıraları taptaze idi yerinde duruyorlardı. Ama her gün yaşadığı deneyimler onun için tamamen yeniydi. Onu birkaç defa ziyaret eden doktorlar her seferinde yeni tanıştığı insanlardı. Bitirene kadar hikayesini ve kahramanlarını aklında tutamayacağı için kitap okuması da imkansızdı. Akşam yemeğinin üzerinden bir saat geçtikten sonra yemek yediğine dair hiçbir şey hatırlamıyordu. Onun için zamanın akışı ameliyat olduğu saatte durmuştu.
Bu noktada karşımıza şu gerçek çıkıyor: Sebepler dairesinde yaşamımızla ilgili tüm etkinlikler beyinden idare ediliyor gibi görünebilir. Ancak yaşamımız boyunca edindiğimiz tüm bilgileri ve tecrübelerin hepsini saklayıp muhafaza eden Yüce Allah’tır.

Henüz hiçbir şey değilken bizleri yaratan, kusursuz bir biçim veren ve beynimizi de yaratan Allah'tır. Şüphesiz O yaşamımızın her anı ve her aşaması hakkında bilgi sahibidir. Çünkü hafıza ve algılama gibi karmaşık bir sistemin tek bir anının dahi kontrolsüz oluşması mümkün değildir.

İşte bu gerçek bize kainattaki sistemi düzenleyen, var eden Allah'ın sonsuz ilmini göstermektedir. O, herşeyi yoktan var etmiş ve kusursuz bir düzen kurmuştur. Ve halen de bu düzeni gözetlemekte ve korumaktadır. Nitekim “…Senin Rabbin, herşeyin üzerinde gözetici-koruyucudur.” (Sebe Suresi, 21) ayeti Allah'ın kainat üzerindeki sürekli korumasını bizlere bildirmektedir.

Sağlıklı her insan ister bir saat önce gittiği bir yer olsun, isterse yıllar önce tanıştığı bir insan olsun eskiye dair birçok şeyi hatırlayabilir. Bu Allah’ın beynimizi, yaşadığımız bütün deneyimleri şimdiyle bağlayan kesintisiz bir bilinç akışı sağlayacak biçimde yaratması nedeniyledir. Allah, bizlere sahip olduğumuzu sandığımız güç, kudret ve zekanın, aslında Kendi eseri olduğunu çeşitli vesilelerle gösterir. Ruh ve sinir hastalıkları da bu vesilelerden biridir. Bunu fark eden insan, kendi acizliği karşısında Yaratıcımız olan Allah'ın üstünlüğünü ve yüceliğini kavramalı ve yaşamını O’nu razı edecek davranışlarla geçirmelidir.

“Ey insanlar, siz Allah’a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız. Allah ise Ganiy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır. Hamid (övülmeye layık)tır.” (Fatır Suresi, 15)


gobilibozo 15.02.2008 12:30:13
Çok güzel bir yazı olmuş  afro ellerine,yüreğine sağlık Smiley

akrepv 15.02.2008 14:31:21
Üstteki c/p bu siteden yapılmış, hadi c/p yapıyosun bari kaynağını da ekle, zaten şaşırmıştım senin gibi genel de iki satırdan fazla yazı yazmayan birinin bu kadar uzun bir yazıyı yazmasına, demek ki yanılmamışım ne o yoksa birilerini mi etkilemeye çalışıyosun yoksa  laugh

http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/1824

Yazıya gelince; klasik bir h.y yazısı, her zaman ki gibi, her şeyi bir ucundan ilahiyata bağlama çabası başka bi halt yok, tıpkı tüm mavalları gibi sıradan bir maval, ama gerçekten hem şizofreniyi hem de John Nash in hayatını merak ediyosanız bu kişiyle uzaktan yakından alakası olmayan h.y dan değil de örneğin ''Akıl Oyunları'' diye bir film var John Nash in hayatını gayet güzel anlatmış, o filmi izleyerek daha fazla bilgi edinebilirsiniz şizofreni ve John Forbes Nash Jr. hakkın da. Ama peşinen söyleyeyim o h.y zırvalarını bulamayacaksınız filmde  2funny




15.02.2008 14:38:05
Asıl yazılarında H.Y başka yerlerden çalarak yazıyor ben buyazıyı H.Y sitesinden bulmadım aynı zamanda H.Y işim olmaz.
bu yazıyı Kuran ve Bilim sitesinden aldım.
benim yazdığın iki satırı anlasınız zaten alim olurdunuz.

15.02.2008 16:31:31
Beynin mükemmelliği insan beyninin yarattığı bilgisayarlardan daha iyi olduğunu ispatlar sadece. Zaten beyni bilgisayardan üstün olmasa bilgisayar yapamaz. Bu Allah arayıcıları çok geriptir anlamadıkları bir şey bulup bir doğal örneği gösterip denetleyemedikleri için top u Allah a atarlar sanki o da bilgisayar gibi bir insan tasarısı değilmiş gibi. Taş düştü Allah var,insan beyni süper demek ki Allah var. Gözümün üstünde kaşım var mükemmelliğe bak demek ki Allah var. Bu kadar saçma bir mantığın bu kadar taraftarı olması da başka bir kültürel mantıksızlık örneği. Nerede Allah görsem orada sadece insan narsizm i, insan egoizmi görüyorum.
Alıntı
Bu noktada karşımıza şu gerçek çıkıyor: Sebepler dairesinde yaşamımızla ilgili tüm etkinlikler beyinden idare ediliyor gibi görünebilir. Ancak yaşamımız boyunca edindiğimiz tüm bilgileri ve tecrübelerin hepsini saklayıp muhafaza eden Yüce Allah’tır.
Allah ne yaa, bu olayda damdan düşer gibi tepeden inme bu sonuca nasıl ulaştın laugh Adamın beyninin bir kısmını kesmişler,hafıza ile ilgili yeteneklerini yitirmiş. Salak düşünce adamımız hala yürüyor olmasına şaşırıp demek ki Allah onu koruyor demiş. laugh İyi de ne alaka. Adamın beynini tamamen çıkarmış olsalar tamam. Tamamen telkin amaçlı dayatmacı bir yazı. Bir sürü propaganda telkin geliyor bu saçma çıkarımın ardımndan. Hayır çok istiyosa ben yapayım ispatını böyle saçma sebeb sonuç ilişkisi mi olur hiç yaa bence yazarın da beyninin düşünme merkezini tamamen almışlar üstelik ameliyatsız. Asıl mucize de bu bence. Smiley

wiseman 15.02.2008 16:37:09
Asıl yazılarında H.Y başka yerlerden çalarak yazıyor ben buyazıyı H.Y sitesinden bulmadım aynı zamanda H.Y işim olmaz.
bu yazıyı Kuran ve Bilim sitesinden aldım.
benim yazdığın iki satırı anlasınız zaten alim olurdunuz.
sitede ilah varmışta haberimiz yokmuş..baksana yazdığı iki satır öyle anlamlıymış ki insan anlayamıyor

15.02.2008 16:49:21
Geçen yolda yürüyodum durup dururken saksı düştü bi pencereden. Bak sen, üstelik düşünce kırıldı inanabiliyor musunuz!!! HGem de pencereden dik bir şekilde düz olarak sapmadan kaldırıma düştü şu mucizevi olaya bakıp ibret alın nasıl göremezsiniz!! Aman Tanrım bu bir mucize olmalı bu ne yüce ne mükemmel bir dizayn, hareket!!! Demek ki Allah var laugh

Yukarıdaki olayda da adamın beynini kesmişler hafızası yok olmuştur. Burdan nasıl mucize doğmulş o mucizeden de Allah a ulaşılmış ilginç. Bu yaratıcıya inananlar daha yaratıcı olsalar daha iyi olur bence. Olayları mucize gibi sebebi yokmuş gibi anlatıp şaşoırıp tapınmak inmanmak için bahane arıyor diğerlerinden de ünlemlerle bağıra bağıra onay bekliyorlar nasıl hala görmezsiniz diye. Komedi yaa laugh Hayır bari doğayı sev,hayvanı sev,incele öğren illa şaşıracaksan. Yok kendine tapınacak illa.
Anlayamayız çünkü o sadece kendine müslüman. Genelde öyledir. Hiç bir şey anlatmadan oturdukları yerden din ya da kendi egoları vasıtasıyla kendi kendilerini peygamber ilan etme yetenekleri mevcuttur. Onun bir kelimesi aslında çok anlamlar ifade eder ve o yüce kendi varlığı dışında o kelimeyi başka hiçkimse anlayamaz. Öznelliği tek kelimeden ibaret olsa da herşeyden yücedir. Ben öyle diyorsam öyledir mantığı. Tüm yaratıcıcılar biraz da tanrı özentisi büyüklük kompleksi sahibi kişiler olabilir o yüzden. Aman dikkat etmek lazım çarpar marpar laugh

anka 15.02.2008 17:18:28
Beynin mükemmelliği insan beyninin yarattığı bilgisayarlardan daha iyi olduğunu ispatlar sadece. Zaten beyni bilgisayardan üstün olmasa bilgisayar yapamaz...

Milyonlarca yıl önce tek hücreli canlıdan evrimleşen "şey", kendinden daha zeki bir varlık nasıl meydana getirmiş peki?Kolsuz, bacaksız, gözsüz bir canlı, kollu gözlü kalpli, karaciğerli bir canlıya kendisini nasıl çevirebilmiş.
Tek hücrelinin beyni(iradesi vs..) kertenkeleden daha mı üstündü ki kertenkeleye dönüşebildi?

Bir beyinsiz, dahi doğurabilir mi?

15.02.2008 18:13:28
Yine mi sen ve aylar sonra hiç değiştirmeden yüz defa cevaplanmış aynı soru off ya laugh

Senin anlamak istememe sorunun var arkadaşım artık bu soruyu bilerek gıcıklık olsun diye sorduğunu düşünüyorum gerçekten cevabımı merak ettiğini de sanmıyorum. Bu soruyu en az farklı tartışmalarda 10 defa sormuşundur. Her seferinde üşenmedik cevapladık. Ama sen anlamamazlıktan gelip yine bu tümdengelimsel,mutlak varlığın olduğuna dair kesin kanıt varmış gibi,ne aklın doğası ile ilgili anlatılanları,ne biyolojik evrimle ilgili söylenenleri zerre kadar dinlemediğin gibi,aynı soruyu yüz defa sorarsam sıkılıp vazgeçerler elbet mantığı ile anlama özürlü oluşunu ya da dogmatik diretmeni direngenliğini merak diye yutturdun. Bu konuda kaç sayfa cevap verildi bugüne dek sana? Yine mi anlatalım. 50 şekilde ve hiçbirinde diğerinin kopyası olmayan şekilde anlatmadım mı hala bunu soru mu zannetmektesin sen yoksa benimle ve bu konuda konuşanlarla alay mı ediyorsun düpedüz?
Zeka ne zeka diye doğa dışı canlı dışı bir şey mi var? Senin beynindeki hücreler olmadan mı düşünüyorsun,kolların bacakların ve seni yaşatan şey sadece beynin mi? Damarlarındaki kan,hücreler,hücrelerin işbirliği,bunların zamanla bir araya gelip örgütlenmiş olması senin için anlamsız mı? İnsanlardan oluşan devleti ayrı ve insandan daha fazlası yapan varlığına,evrenin düzeninden hareketle onun uyumlu hareketinden dolayı Allah a inanıp tapınıyorsun da bunun aynısı olan tek hücrelerin bir aradaki işlevi olan kompleks canlı ve onun gibi olan beyni daha da gelişmiş insanın oluşumunu neden anlamamakta direniyorsun? Bunun devletten Allah dan farkı sadece kişi olmamasıdır doğa olmasıdır. İlla biri yapacak önceden çizecek. Şu mantığı bir türlü bırakamadın hala temcit plavı gibi sorup duruyorsun çok özel bir felsefi soru gibi habire.
Ayrıca evet beyinsiz dahi doğurabilir akli özürlü kişilerin yavrularında da illa akli özür oluşmaz. İnsanın beyin ve sinir sistemi de embriyolojik olarak en son oluşan ve tamamlanan kısmıdır. İnsan embriyosuna bakarsan beyinsiz zigot un beyinli insan oluşturabildiğini de görebilirsin.
Tatmin edici olmadı mı gene Anka? Sen organizmanın işbirliği ile tekil bir yaratım sürecini birbirine karıştırdığın için kafan karışıyor bu noktada sürekli sanırsam. İnsan kendinden zeki bir şey yaratamaz tek başına değil mi? Ama binlerce insanın ortak zekası zeki bir örgütlenme yaratabilir. Bakış açın ters senin. Bilgisayar örneğini görünce gene aynı soruyla atladın tabi. Organizmaların örgütlenerek ve öğrendiklerini uyum mekanizmaları ile değiştirerek aktarıp çevreden en az etkilenip hayatta kalarak evrilmesi ile tek bir varlığın tek bir insan gibi sıfırdan evreni yarattığını düşünmek alakasızdır birbirinden. Birincisi gerçektir,ilkincisi insan eylemini genelleyen bir hayal ürünüdür. Akıl ın oluşumu için "büyük akıl" gerekmez. Birçok hareket ve eylemin toplamıdır akıl dediğimiz duyular ve organik bütünlük olmaksızın varolamaz. Beyinsiz yaşanmaz ama beynin oluşması için beyindışı bir akla ihtiyaç yoktur. Akıl bu bütünlüktür zaten. Organların işlevini makineci mantıkla genelden özele düşünmek doğaya uymaz.

empati 15.02.2008 18:19:42

benim yazdığın iki satırı anlasınız zaten alim olurdunuz.
pardon,neiş yapıyorsunuz,sanırım öğretim görevlisi olmalısınız.yani alim...

emet 15.02.2008 19:10:17
çok boyutlu olan verileri, ikilik sisteme çeviririz. işlem zamanını kısaltmak, az tanımlama ile çok bilgiyi işlemek, depolamak için kodlarız. sonra belirlediğimiz değerlendirme sisteminde, sadece sisteme değerlendirme ve kıyaslama için katabildiğimiz ihtimalleri işlemesini bekleriz. herşey önceden belirlediğimiz gibidir. ne vermişsek ne çizmissek onu geri alabiliriz.  yorum yapabilmenin yakınından dahi hiçbir zaman geçememiş, önceden belirlenmiş ihtimal değerlendiricisi aptal bir makina bilgisayar.
şizofren olmanın şi sini bile beceremez.
beyin ise anolg bilgileri işleyebiliyor sadece. çok zeki olduğunuzu düşünmeyin bence.

15.02.2008 19:14:48
Onu öyle programlayan da insan. Bu bööyle gider...

Hades 15.02.2008 19:40:55

15.02.2008 19:43:45
İlk aşkım

mmmm 17.02.2008 02:46:44
bence insan beyninde milyarlarca küçük insan var.ve her birinin beyninde de..
ve tanrının beyninde de biz varız.bu böyle yuvarlak bir biçimde sonsuzca dönüyor
bana karşı çıkan beynimdeki küçük insanlar benim aşşağılık duygusuna kapılmama neden oluyor..bana tapanlar ise kendimi beğenmiş olmama...
beynin sırrı çözülmemiş hiçte çözülemez çünkü onlar böyle diyor..
hiç savaş olmasa orda,çok sıkılırdım
hiç savaş olmasa burda,çok sıkılırdı.
eğer çözülürse...devamı çözülürse artık
dünyadaki herkes aynı şeyi düşünürse gerçekleşir mi acaba?
bir bakıma şu din saçmalıkları da doğru olabilir sonuçta tanrının beyninde olan beyin?
neyse bu söylediklerimim saçma olduğunu beynimdeki büyük bir çoğunluk destekliyor
susayım o yüzden. Smiley


ah özür dilerim aralarından güçlü bitanesinin göndere basmasına engel olamadık


Sayfa: [ 1 ]