|
||
| Kadınlara kendi bedenleri birer yasak alan olarak öğretildi hep. Onu istedikleri gibi kullanamayacakları, o beden üzerinde tüm toplumun hakkı olduğu da öğretildi. Beden saklanmalı, korunmalı, isteklerinden arındırılmalı ve denetimi başkalarına bırakılmalıydı. Önce babalar ve abiler sahip çıktı kadınların bedenlerine, sonra kocalar… Ta ki kadınlar “bedenimiz bizimdir” diyene kadar. Bedenimiz sahiden ‘bizim’ mi? Bedenlerimiz üzerindeki egemenlik aslında kime ait? Neden ve nasıl ‘arzu nesnesi’ne dönüştürülürüz? Kadın bedeni nasıl ticarete elverişli hale getirilir? ‘Et’e indirgenerek erkek bakışına sunulan suretler biz miyiz? Bedenlerimiz üzerinden politika yapanların dilini eşek arısı soksa kaçımız üzülürüz? Özel hayatımızın yağmalandığı, ilişkilerimizin didik didik edildiği, cinselliğimizin ‘ahlaksızlık’la açıklandığı bu çağda ‘öteki’leştirilmeden var olmak mümkün mü? (11. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali tanıtım yazısından alıntıdır....) |
||
|
||
| Bedenlerimiz üzerinden politika yapanların dilini eşek arısı soksa kaçımız üzülürüz? boyle bir cümleyi kullanmaları iyi olmuş kadınların... umarım ne için kullandıklarını biliyorlardır... onlar biliyorsada umarım kadınlar bunu iyi düşünürler.. hem cinsleri neden boyle bir cümle kullanma gereksinimlerini kendilerine sorarlar... |
||
|
||
| Kadının özgürlüğü beden üzerindeki sözüm ona egemenliğin son bulması ilemi sağlanacak?mesele bu yani,bedensel serbestlik, bütün mesele! ilginç!!! | ||
|
||
| wala tebrik ederim gabili bozo bence iyi bir yere değinmissin... su unutulmamalı derim... kendini beğendirmeye bedeniyle etkilemeye çalışan her bayanın karşısında ona yetmeye çalışan bir erkek wardır... ne yazıkki ikiside köleliğin ortasındadır... |
||
|
||
| Aynen öyle deliçocuk,bu kölelik dediğin kendiliğinden oluşur bir yerde,çünkü aynı yerlerde aynı havayı soluyoruz,kişinin özgürlüğü karşı tarafı tetikliyorsa beden özgürlüğündden bahsedemeyiz.... | ||
|
||
| o zaman bilinç özgürlüğü... güzel oturaklı feminist düşüncenin taşıyıcıları yada düşüncenin kendinde somutlaştırdıklarını iddia edenler neyi ne için istediklerini bilen kişiler olmalıdır... sözüm feminist düşünceye yada tüm kadınlara olmamakla birlikte eksik parçalı yada özgürlüğü tek taraflı düşünenlere.. insanın sadece duygularından birinin özgürleşmelerini istemeleri ne kadar doğru olur... yada özgürlük dedikleri sey gizli bir hiyerarsiye dayanıyorsa... anlatmak istediğim warılması gereken nokta erkeğin yerine kendini koymaysa bunun erkekleşmiş kadın we eleştirdiyi bir krallığı yıkıp yerine kendini kymadan yani aynı krallığın cinsiyet değiştirmesinden başka ne olabilir... ewet belki suan itibari ile pozitif ayrımcığı olması gereken bir yerdeler... ama istemler burjuwa kadın özgürlüğü anlayısındaysa bence bu kadının kendini daha fazla meta haline getirmesinden başka bişey değildir... |
||
|
||
| Feminizim eğer kadının sosyal ekonomik siyasi,kültürel vs haklarının savunulması ise ben feministim,fakat kadının haklarının karşı tarafın hakları üzerinde tutmak,bir yerde zalim bir üstünlük kurmak ise ben yokum... Bedensel serbestlik ne kadar çok olursa okadar zulüm olur karşı cinslere diye düşünüyorum... Ayrıca cinsel bir meta,köle,ikinci sınıf olarak görülen kadının hakkını burdan savunmaya başlarsanız bir felaket olur.... |
||
|
||
| Feminizim eğer kadının sosyal ekonomik siyasi,kültürel vs haklarının savunulması ise ben feministim,fakat kadının haklarının karşı tarafın hakları üzerinde tutmak,bir yerde zalim bir üstünlük kurmak ise ben yokum...(gabili bozo) bır butun olarak hak... parçalı bulutluluk değil yani... katılıyorum... özgürlük istemi eşitlik istemidir üstünlük istemi değildir... |
||
|
||
Çok güzel evet parçalı bulutluluk değil karşıdakinin hakkına tecavüz etmeden eşit haklara sahip bir şekilde yaşamak...BU bizim her istediğimizi yerine getirmemize engel olsada, adalettir aslında gerçek özgürlük... |
||
|
||
| Kendimizle ilgili ilk farkettiğimiz şey, bedenimizdir. Ruhumuz değil. Karşı cins ayrımını, 5-6 yaşlarından itibaren, pipisi olan - olmayan ya da pembe giyen-giymeyen (bu daha karmaşık bir düşüncedir) diye yaparız. İlk farkettiğimiz şeyi göstermemek gerektiğini de yaklaşık 10 yıl sonra öğreniriz. Çünkü, bize acı veren o yeni çıkıntıların yani göğüslerin, karşı cinsin ilgisini çektiğini farkederiz. Nasıl farkederiz? Karşı cins bunu farkettirir. Dolaylı ya da doğrudan. Göğüsleri, bol kazakla görünmez kılmaya çalışmak, kendini inkar etmenin bir başka yoludur. Kendinde bir yanlış olduğu düşüncesini göstermenin bir başka yoludur. Zaten bunu farketmeden önce "hastalanmış" ya da "kirlenmişizdir". Bunu da her ay yapmaya devam ederiz. Sürekli ve ısrarla ve geri döndürülemez bir şekilde, kötü ve tahrik eden ve kirliyiz biz. (Hangisini bilerek yaptık bunların? Göz rengimizi bilerek mi kahverengi ettik?) Bunları ifşa ederek başkalarını da kirletmemeliyiz. Bedenimizi saklamalıyız ki başkaları huzur bulsun, günahkar olmasın. Tıpkı düşüncelerimiz gibi. Yani ruhumuz gibi. Bedenle başlayan "saklanma" giderek düşüncelere de sirayet eder. Ve kıvama geliriz. O nedenle, kirli olmadığımızı göstermek, başkalarının günahkarlığının sebebi olmadığımızı göstermek için, işin kaynağına inmek gerekir. İlk bilgiye. İlk farklılığa. Yani bedenimize. Bedenin gerçekten seninse, seni oluşturan öğelerden biriyse, ruhun da senindir. Birinin göğüslerime bakıp tahrik olmaması için onları saklamanın benim özgürlüğümle bir ilgisi yoktur. Bu, benim saklanmamı isteyen birinin eyleme geçmesini sağlar. Onu özgür kılar yani. Ve bu adil değildir. |
||
|
||
| Türban tartışmaları dahi kadının bedeni üzerinde ki egemensizliğini ve bunun kadının hayatındaki etkisini anlatması açısından yeterli aslında, uzatmıyorum. Mrs Brown gayet güzel izah etmiş.. | ||
|
||
| Kendini inkar etmeyen çırılçıplak sokağa çıkabilirmi? | ||
|
||
| Ruler söylediğini anladığım kadarıyla cevap veriyorum... Türban kadının kendi üzerinde hakkı olan egemenliğini talep etmesidir.... |
||
|
||
Kendini inkar etmeyen çırılçıplak sokağa çıkabilirmi? Beklenen soru.Söylenmek istenenin bu olmadığını sen de biliyorsun gobilibozo. |
||
|
||
Ruler söylediğini anladığım kadarıyla cevap veriyorum... Türban kadının kendi üzerinde hakkı olan egemenliğini talep etmesidir.... Üniversitelerde yada günlük hayatta türban takma özgürlüğünden bahsetmiyorum, konsept olarak türban kadının saklanması veya tecrit edilmesidir. Ataerkil bir toplumda yaşıyoruz, erkeklerin dinleri, erkeklerin düşünceleri, erkeklerin kuralları ve erkeklerin ahlakı... |
||