SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Serbest Bölge

Konu: Bu Kadar Sevebilir Misiniz?

Sayfa: [ 1 ]

11.02.2008 21:32:21
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta.O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hepaynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç...
Birbirleriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah
otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o  duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında... Sırf birbirlerini görebilmek  için, her  sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların  durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...
Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hamda çok mutlu... Bazen  işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve  elleri hiçbir  şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor  ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan,  alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha  da kabarık hale getirmek uğruna bitip tükenmeyen sevgilerinden değildi onlarınki...
Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi  olmayınca, bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur diyerek devam  ettiler  hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... Senin için ölürüm derdi  kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adamda Hayır, ben senin için ölürüm diye yanıt  verirdi hep...

Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, Bir tanem,kütüphanenin ikinci rafına bak... Kütüphanenin ikinci rafında başka not olurdu, Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma.  Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da  pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi  zaten...

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya kara verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve  muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projeler görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap
durumda bir ev gördü kadın, üzerinde satılık levhası asılı olan.Ne dersin, bu evi alalım mı? Dedi adama.Bu  viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız.Projeyi kafamda çizdim bile.Kocaman terası olan,martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım buraya.Sen  istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim? Diye yanıt verdi adam.Amerika'daki tıp  kongresinden dönerdönmez ararım emlakçiyi...Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika\'ya giderken.Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları  içinde kucaklaştılar hava alanında.Fakat birkaç gün sonra, konuşmaktan  kaçınıyordu.Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın  ama hiç beklemediği bir cevap aldı: Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor.Sen en iyisi  o evi  unut...
Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez  gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri.Derdini söylemesi için yalvardı  adama, Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat diye dil döktü boş  yere...Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değişmişti sanki.Ona ulaşmaya  çalıştıkça, beton duvara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...
Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği  arkadaşına dert yanarken, artık dayanmıyorum, sana söylemek zorundayım diye sözünü kesti  arkadaşı.O, seni  aldatıyor.İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek  yiyiyor her öğlen.Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...Sus,sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları diye bağırdı kadın.Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla  suçladı...Ertesi gün,öğle vakti o restorantın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri  masallarının sadece masal olduğunu anladı...Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı  genç çocuk doktorunu tanıdı hemen.Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl  sarıldığını gördü adamın. Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp  bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi,İnkâr etmedi adam.Zamanla  duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi  şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden.Kapıdan çıkarken, son bir kez  kucaklamak isterim seni diyecek oldu ama kadın, \"defol\" dedi nefretle...

İlk celsede boşandılar...Modern bir aşk hikâyesinin böyle son bulmasına kimse inanmadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın.Adamın, sevgisiyle  birlikte Amerika\'ya yerleştiğini öğrendi.Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini  hissedince, ağlıyordu, aşkın yerini,en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin  alması için dua ediyordu.Aradan bir yıl geçti...Her şeyin ilacı olduğunu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı.Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı.Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü.Sen, buraya ne yüzle geliyorsun diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor dedi genç  kadın.Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü.Geçen yıl Amerika\'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna ayanamayacağını,  hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden  uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolü oynamamı istedi. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının  karşısında bir ev tutmuştu.Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı.Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim.Sana bu kutuyu vermemi istedi...Gözlerinden  akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın.Hemen oracıkta ölmek istiyordu.Eline  tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi.İtinayla katlanmış bir sürü kâğıt duruyordukutuda.İlk  kâğıtta, Lütfen bütün notları sırasıyla oku Bir tanem diyordu...Sırasıyla  okudu; Seni çok  sevdim, Seni sevmekten hiç vazgeçmedim Senin için ölürüm derdin hep, doğru  söylediğini bilirdim. Fakat benim için ölmeni istemedim.Şimdi bana söz vermeni istiyorum.Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı ?

Son kâğıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son  kâğıtta şunlar yazılıydı:
Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...

emet 11.02.2008 21:50:06
bence adam çok bencil ve güçsüz bir şekilde davranmış. Smiley

göçmen kızı 11.02.2008 22:01:53
erkek başka napabilirdi peki?

emet 11.02.2008 22:03:25
peki soralım o zaman kız arkadaşlara; böyle bir durumda onca şeyi paylaştığı eşlerini sağlık sorunları nedeni ile kaybedeceklerini bilmelerinin  üzüntüsü mü, onca yıllık aşkın sonunda aldatılmanın acısımı daha büyük olur.

şimdi öle bişe yapmalıydıki arkadaş, eşinin üzüntüsünü hafifletebilecek birşey olsun. bir ateşten diğer ateşe atıyor, ama gerçekte kendisini rahatlatıyor. işte bu bencillik ve güçsüzlük  

ben yemem. bana kül yutturamazsınız.  Tongue

emet 11.02.2008 23:01:59
peki soralım o zaman kız arkadaşlara; böyle bir durumda onca şeyi paylaştığı eşlerini sağlık sorunları nedeni ile kaybedeceklerini bilmelerinin  üzüntüsü mü, onca yıllık aşkın sonunda aldatılmanın acısımı daha büyük olur.
yine ne varsa bende var haa Smiley sordum cevap şöyleymiş; aldatmadan aldatmış gibi yapıp, öldüğündede ben öldüm hepsi oyundu dememesi gerekiyormuş.
yani sonu bencilce bağlamış işte haa

zifir 19.02.2008 13:48:22
bu sevgi değil
bence
alışkanlıktır

Sino AtriaL 02.03.2008 22:18:13
Gerçekten okurken,son kısımda özellikle,bilindik bi hikaye olmasına nazaran içim yandı,gözlerim doldu.. İlk önce kızdım adama kadını bırakıp gitmesinden ötürü ama sonunda böyle bir veda.. Bilemiyorum,aşkın cilvesi olmamalı bu.. Adamın yerinde olsam bırakıp gitmez onun dizleri dibinde can verirdim.. Kadının yerinde olmak dahi istemiyorum.. Yüreğim kaldırmaz.. Aşk.. SEn ne menem bi rahatsızlıksın ki !

göçmen kızı 02.03.2008 23:10:30
sevebilirim..bunun için gücüm var Wink

fikir 27.03.2008 00:48:11
Bence burada yaşanan olayın ayrıntılarının önemi yok...

Daha büyüğünü yaşayacak yüreğimiz var mı?
Yaratıcılığımız buradakileri aşabilir mi?
Vermekten bundan daha fazla mutlu olabilir miyiz?

Bunu okuduktan sonra;
"hıh, bu ne ki, ben daha büyüğünü yaşıyorum veya yaşayabilirim" diyebiliyor muyuz?

bitlerprensi 14.04.2008 18:58:30
katılıyorum sana fikir*** sorunda bu zaten yaşayamayız... kıskandım*** diyebilmeli insan...
ben her okuduğumda daha bi hoş oluyorum ve kıskanıyorum Smiley

ejder 14.04.2008 19:01:38
ondan daha fazla sevdim ama yanlış kişi yanlış zaman

Sino AtriaL 14.04.2008 19:02:28
belkide sevginni en güzel tarafı..

yanlışada alıp atıverse yinede sevdim be.. ,,


Sayfa: [ 1 ]