|
||
| Eski Yunan’da toprağın dağlık ve ana ulaşım yollarının deniz olması nedeniyle, soysala yapı küçük ve bağımsız Site devletlerinin oluşumunu sağlamıştır. Sitenin bir tek amacı vardır: Kendisini meydana getiren bireyleri mutluluğa yöneltmektir. Bu amaca ulaşmada insanın özgül karekterini tanımlayan ilkelerin açığa çıkarılması gerekli şart olduğu içindir ki, bireysel etkinliğin bilimi olan “etik”, aile hayatının bilimi olan “iktisat” ve site haytının bilimi olan “politika” bilimleri, sitenin üzerine egemen bir düşünce tarzı olarak doğmuştur. Eski yunan iktisadi ve siyasi düşüncesine önemli etkileri olan düşünürler başta Sokrates Olma k üzere çağımızın iktisadi düşüncesinin oluşumuna önemli ölçüde etkileri olan Eflatun ve Aristoteles dir. Aşağıda flatun ve ristotelesin bazı iktisadi görüşlerine yer verilmiştir. Sokrates’in (M.Ö. 469-399) İktisadi Görüşleri: Sokrates adaletin “mutlakbir değer” olduğunu, sosyal hayatın adalet kurallarına uygun bir şekilde düzenlenip yürütülmesi gerektiğini savunmuştur. Sokratesin üzerinde durduğu ana konu ahlak olmuştur. Sokrates’e göre “doğruluk- herkese hakkını vermektir” doğruların borcu da dostlara iyilik etmektir.” Eflatun’un (Plato, M.Ö. 428-347) İktisadi Görüşleri: Platon Devlet adlı eserinde üretim ile ilgili olarak “..yaratılışta başka bir işi yapma yeteneğine sahip olduğunu ileri sürerek insanların en iyi yapacakları işlerde çalıştırılmalarının yararlı olacaktır” der. Eflatun Cumhuriyet adlı eserinde toplumda yer alan iş bölümüne bağlı olarak üç sınıf meydana gelir. Bu sınıflar: Çiftçiler, sanatkarlar ile tüccarların oluşturduğu zanaatkarlar sınıfı, ülkeyi dış saldırılara karşı koruyan, barışı sağlayan askerler ile ülkeyi yöneten yöneticilerden meydana gelir. Eflatun piyasa kavramını belirtir. Ona göre her sanatkar yaptığı malları tüketicilerin ayağına götüremez. Üretici ve tüketicilerin bir araya gelmesini sağlayan Pazar yerleri olmalıdır. Eflatun aşırı servet sahibi olmanın insanın erdemine sınırlamalar getireceğine inanır. Ona göre “aşırı derecede zenginleşmek imkanları karşısında pek az insan ciddiyetini ve dürüstlüğünü koruyabilir.... pek çoğumuz makul karlarla yetineceğimiz yerde aşırı kazanç peşinde koşarız” Eflatun gelir ve toprak dağılımının eşit olmasını savunur. Ona göre bir devletin uğrayabileceği belaların en büyüğü ve kötülerin en ağırı, o devletin çok sayıda fakir ve az syıda zenginlerden oluşan bir devlet olmasıdır. Aristoteles ( Aristo, M.Ö. 384-322) Eflatunla aynı dönemde yaşayan Aristo, benzer iktisadi ve sosyal çevrenin etkisi altında kalmıştır. Aristo iktisadi faaliyetlerin ilk ünitesi olarak aile kurumunu ele almıştır. Aristo, ailelerin birleşmesiyle oluşan toplumu, insanın yaşamını sürdürüceği kurum olarak görür. Aristo, aile kurumunu doğal kabul ettiği gibi, kölelik kurumunu da doğal sayar. Aristo köleleri canlı üretim aracı olarak kabul eder. Aristo servet edinme yollarını anlatarak serveti “para ile ölçülebilen bütün şeyler” olarak kabul eder. Gerçek servetin üretim ile sağlanabileceğini ileri sürmüştür. Aristo’nun yaşadığı dönemde Atina’da piyasalar büyük önem kazanmaya başlamış, ticaret ve fiyatlar önemli politika sorunları olarak ortaya çıkmıştı. Aristo, piyasa toplumu olmayan bir toplumun mantığıyla, bu sorunlara çözüm arıyordu. Amaçladığı, Schumpeter ve diğer iktisatçıların beklentileri doğrultusunda, piyasa fiyatlarının oluşumunu açıklamak değildir. Yapmaya çalıştığı, piyasanın toplumsal bütünlüğü sarsmadan varolabilmesini sağlayacak koşulların ve toplumsal amaçlara uygun fiyatların belirlenmesinde kullanılacak ilkeler geliştirmekti. Aristo’ya göre ekonomik faaliyetin ana amacı evin(oikos) ve şehir devletinin(polis) kendine yeterliliğine katkıda bulunan üretimdi. Ancak piyasa için yan üretimin, ya da ihtiyaç fazlasının piyasada satılmasının, ihtiyaç için üretimin ana amaç olma durumunu koruduğu yerde, toplumsal düzenin temellerini sarsmayacağını belirtmiştir |
||
|
||
| güzel bir yazı lakin insanın aklına gelmiyor değil sen bir türk olarak kendi tarihi hanlarında ne kadar kaldınki yunan edebiyatında konaklama yapıyorsun? | ||
|
||
| Liberal 1. Kişi özgürlükleri, düşünce özgürlüğü ve siyasi özgürlükler yanlısı kişi; başkalarına karşı hoşgörülü olan kimse, hoşgörüye dayanan tutum. 2. Ekonomik liberalizmden yana olan kişi; liberalizm yandaşı; kişi özgürlüklerini savunan davranış, tutum, görüş, örneğin, liberal görüş, liberal reform, liberal ekonomi, liberal kapitalizm vb. Liberalizm 1. İktisadi düşünce tarzı olarak bireye, onun özgürlüğüne ve kamu yararına sonuçlanacağı için, bireysel etkinliklerde özgürlüğe ayrıcalık tanıyan kuram. 2. Devletin bireysel özgürlükler karşısındaki yetkilerini sınırlamayı öngören siyasal öğreti. Liberalleşme Daha çok özgürlük kazanmak eylemi; liberalizm doğrultusunda değişmek, liberal düşünce ve davranışlar edinmek. Liberalleştirme Daha çok özgürlük vermek eylemi; bşr politik rejimi liberalleştirme, ticareti liberalleştirme gibi; liberalizm doğrultusunda bir değişim sağlamak. |
||