|
||
| Potemkin Zırhlısı 5 ana bölümden oluşur.Einsenstein’in bizzat verdiği adlarla : 1-) insanlar ve kurtlar Burada olay sergilenir.Potemkin zırlısı güvertesinde denizcileri kötü yaşam koşulları kurtlu et yemeye zorlanmaları ve hoşnutsuzlukları açıklanır. 2-) denizde dram Bu bölümde denizciler kurtlu eti yemeyi reddederler.Kaptan ısrar eder,ayaklanma başlar,üzerlerine ağ atılarak yakalanan insanların kurşuna dizilmesi emredilir.Askerler emre uymazlar,komutan alaşağı edilir.Burada isyanı başlatan Vakulinçok’ta ölür. 3-) ölüm adalet arıyor Bu bölümde Vakulinçok’un cesedi şafakla birlikte sahile indirilir,cesedin başında toplu matem başlar,insanlar öfkeyle bir araya gelirler ve kızıl bayrak ortaya çıkarılınır,isyan başlamak üzeredir. 4-) odessa merdivenleri Filmin bu en ünlü bölümünde halk merdivenlerin üzerinde toplanır.Ama çarın askerleri ateşe başlar.Panik içinde kaçan insanlar düşe kalka merdivenlerden iner,birçok kişi ölür zırhlının topları halkı katledenlere ateş yağdırmaya başlar. 5-) filoyla karşılaşma Bu bölümde akşam kentin üzerine inmeye başlamıştır.Halk ve denizciler “kardeşler” sözcüğüyle kucaklaşmaktadır.İsyancı gemi çar filosuyla karşılaşır.Toplar hazırdır.Ama ateş edilmez ve gemi filonun arasından süzülerek barış ve kardeşlik çığlıkları arasında kayıp gider. EİSENSTEİN SİNEMASI Bireyi alıp her öykünün odak noktası haline getirmiş ve gelecektede getirecek olan Hollywood usulü bir sinemaya karşı Eisenstein kitleyi kitle hareketlerini savunur.Yığınları dramın karmaşık ama güçlü malzemesi haline getirir.Filmde karakterler yoktur.En çok toplam 1-2 dk gösterilen tipler vardır.Ama bunların her biri önemli bir simgesellik taşır ve arkalarındaki bir topluluğu yada fikri temsil eder.Onun çarpıcılıkların kurgusu diye adlandırdığı şey bu filmde çok iyi ortaya çıkar.Birden fazla ve birden farklı görüntüler ard arada dizilerek hepsinden daha da farklı bir ortam ortaya çıkarılabilir.Bunun en görkemli örneği topların parçaladığı aslan heykelleridir.İlki ayakta duran, ikincisi oturmuş,üçüncüsü yatan aslan görüntüsü hızla üst üste bindirilir.Böylece potemkinin toplarının aslanı yani çar yönetimi yerle bir edildiği imajı yaratılır.Sanatçının sinedok diye adlandırdığı kavram ise parçanın bütünü simgelediği yolundaki görüşüdür.Her bir plan kendi içinde büyük bir önem taşır.Ama aslında film denen bütünün bir parçasıdır ve onu yansıtır.kurguyu sinemanın temel amacı haline getirmiştir. ÇEKİM İÇERİSİNDEKİ ÇATIŞMA TÜRLERİ 1-)Çizimsel Çatışma Yani çekimler içinde yer alan çeşitli çizgilerin doğruların birbiriyle çatışması 2-)Düzlemsel Çatışma Yine çekimler içerisindeki çeşitli düzlemlerin konumlarından dolayı çatışma 3-)Oylumların Çatışması Çekimlerin içindeki nesnelerin varlıkların boyutlarının oluşturduğu çatışma 4-)Uzamsal Çatışma Çekim içerisinde yer alan uzam parçalarını çatışması 5-)Işık Çatışması Çekimlerin ışıklılık derecelerinin aydınlık karanlık loşluk bölümlerinin çatışması 6-)Dizem Çatışması Çekimlerin sıralanışından doğan çatışma 7-)Özdek ile görüş noktası arasındaki Çatışma Özdeğe bakış açısından yani alttan görüş üsten görüş v.b dolayı ortaya çıkan biçim bozukluğundan çıkan çatışma 8-)Özdek ile bunun uzamsal doğası arasındaki Çatışma Değişik mercek yardımıyla ortaya çıkan biçim bozumundan kaynaklı çatışma 9-)Bir olay ile bunun zamansal doğası arasındaki Çatışma Yavaşlatılmış devinim hızlandırılmış devinim tek resimli devinimle olayın doğal süresi ve bozulan süresi arasındaki çatışma 10-)Tüm optik karmaşa ile apayrı bir alan arasındaki Çatışma Yani bir yanda optik öte yanda akustik alanlar arasındaki çatışma PATETİK: Seyircide derin duygulara heyecanlara yol açan seyir. BİÇİMCİ KURAM:Sinema gerçekliğin akışı ve bakış açısına sahipti.Sinemayı bağımsız bir sanat olarak görmek istiyorlardı ve onun bağımsız bir sanat olması konusunda ısrarlıydılar.Fransa’da ilk sinema klüpleri ve avant-garde sinema sanatçıları şiirsel film teorisini ortaya koydukları zaman Almanyada kuruluş düzeyindeki film endüstirisi harıl harıl dışavurumculuk olarak adlandırılan hareketi yaratmaya koyulmışlardı.Bu eylem günlük yaşantının dönşümüyle ilgilli olarak biçimci bir hüküm niteliği taşımaktaydı.Hiçbir gerçek kuramcı onun hakkında konuşamıyordu.Film tarihi içindeki tüm hareketlere karşın entellektüeller ona gereken değeri vermiyorlardı.1925te dışavurumcu ve fransız avant-garde akımı parçalandı.Film ve düşünce merkezi moskavaya taşındı.Pudovkin ve Eisenstein bunlar arasında bulunuyordu.Sinema sıkıcı özelliği olamyan maddenin heyecan verici ışıltılı bir oluşuma dönüştürülmesi anlamına geliyorduSinema hala yaygın olarak böyle ele alınır.Eisenstein’e göre filmi seyretmek her biri yalnızca öyküden değil film görünümünün farklı unsurlarından gelen süreklü şoklar zinciri ile sarsılmaktadır.Montaj filmin yaratıcı bir gücüdür,hamçekimlere anlam veren bir prensiptir. |
||