SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Dosyalar

Konu: Olmak ve Sonra da Olmamak:Bilimsel Efsanemiz

Sayfa: [ 1 ]

10.02.2008 22:47:23
ÖZET
Bilimsel efsanemizin cevap bekleyen üç nihai noktası vardır: (1a) Niçin bir şeyler her zaman vardır; (1b) Niçin bu kadar çok çeşitli sistem vardır; (2) Niçin sistemler ilk varoldukları gibi kalmazlar ve (3) Sistemler niye oldukları gibidir de başka türlü değildirler? Bu soruların cevapları (1) Kozmoloji ve fizikten (termodinamikten); (2) Bilgi teorisinin materyalist yorumundan; (3) Evrimsel biyolojiden gelir. Bu cevaplar şöyledir: (1a) Çünkü Big-Bang’i takip eden evrensel genişleme o kadar hızlıdır ki, evren dengede kalamamaktadır. Madde ve yerçekimi dengesizliğin yansımalarıdır (ve işaretleridir). Madde aşırı termodinamik dengesizliği gösteren sıkıştırılmış enerjinin dışa vurulmuş halidir. (1b) Çünkü evren enerji gradyantını savuşturmak için maddi düzenekleri kullanır. Dolayısıyla dengenin sağlanması amacı ile daha değişik şekillerde enerji gradyantının savuşturulmasını sağlayacak çok çeşitli düzenek ve sistemlere ihtiyaç vardır. (2) Çünkü dinamik maddî sistemlerde biriken bilgi, bilginin aşırı yüklenmesine ve kararsızlığa yol açar. (3) Çünkü sadece farklılıkları uyuşturan ve ortak bağlantılar oluşturan (1b)de bahsedilen düzenekler, nesnelerin engellenemez parçalanma eğilimleri karşısında ısrar edecek kadar kararlıdırlar.

ABSTRACT
Our myth from science has three prongs — to provide answers to: (1a), why is there anything at all? (1b), Why are there so many kinds of systems?; (2), Why do systems not last once they exist?, and (3), Why are systems just the way they are and not otherwise? The answers to (1) come from cosmology and physics (thermodynamics), the answer to (2) comes from a materialist interpretation of information theory, while the answer to (3) comes from evolutionary biology. These answers are: (1a) because the universal expansion following the Big Bang has been accelerating so fast that the universe could not remain in equilibrium. Matter and gravitation are aspects (and signs) of disequilibrium. Matter is embodied energy, a condensed form of energy signaling extreme thermodynamic disequilibrium; (1b) because the universe uses material configurations to dissipate energy gradients; the more different configurations, and systems, there are, the more different kinds of gradients can be dissipated in the interest of equilibration. (2) because information accumulates in all dynamic material systems, leading ultimately to information overload, leading in turn to instability. (3) because only configurations that conform to others, or relate mutually, are stable enough to persist in the face of the overwhelming tendency of things to fall apart via (1b).

Anahtar Kelimeler: Bilim, Evren, Evrimci biyoloji, Fizik, İkinci kanun, İnformasyon teorisi, Kozmoloji, Sistem.

Keywords: Cosmology, Evolutionary biology, Information theory, Physics, Science, System, The Second Law, Universe.

ABSTRACT
Our myth from science has three prongs — to provide answers to: (1a), why is there anything at all? (1b), Why are there so many kinds of systems?; (2), Why do systems not last once they exist?, and (3), Why are systems just the way they are and not otherwise? The answers to (1) come from cosmology and physics (thermodynamics), the answer to (2) comes from a materialist interpretation of information theory, while the answer to (3) comes from evolutionary biology. These answers are: (1a) because the universal expansion following the Big Bang has been accelerating so fast that the universe could not remain in equilibrium. Matter and gravitation are aspects (and signs) of disequilibrium. Matter is embodied energy, a condensed form of energy signaling extreme thermodynamic disequilibrium; (1b) because the universe uses material configurations to dissipate energy gradients; the more different configurations, and systems, there are, the more different kinds of gradients can be dissipated in the interest of equilibration. (2) because information accumulates in all dynamic material systems, leading ultimately to information overload, leading in turn to instability. (3) because only configurations that conform to others, or relate mutually, are stable enough to persist in the face of the overwhelming tendency of things to fall apart via (1b).

Giriş

Bütün toplumların ve kültürlerin çoğunlukla töreliliğe yol açan yaratılış efsaneleri mevcuttur. Efsaneler inanılan hikayelerdir; yani bir biyolog doğal seleksiyonun görünür bütün adaptasyonları oluşturduğuna inanırsa burada doğal seleksiyon, test edilmeyi gerektiren bilimsel bir hipotez olmaktan çok bir efsane gibi işlev görür. Zamanımızda, efsanelerin eğitimli insanlar tarafından inanılır olması için bilimsel bilgiyi yansıtması gerekir (Salthe , 1990, 1992) . Böyle bir efsaneyi sağlamak doğa felsefesinin yenilenmiş konusudur (Salthe, 2001; ayrıca bkz. www.nbi.dk/~natphil/salthe/).

Doğallaştırılmış efsanemizin fiziki gücü ön plana çıktığından beri bazılarının bu projeyi indirgeyici bularak onaylamayacağı tahmin edilebilir. Bu itham, benim tabirimle sınıflandırma hiyerarşisi kullanılarak cevaplandırılabilir (Salthe, 1991, 1993a, 2000a). Ben burada yoğunlaşmış karmaşıklığın gerçekliğinden bahsediyorum (Salthe, 1993) ki, bu karmaşıklığın görüntüsü temelini, maddî nesnelerin çoğunun birden fazla bakış açısı ile anlaşılabilmesi gerçeğinden alır (Rosen, 1985). Öyleyse biz bir organizmayı fiziki açıdan sadece difüzyona ve termodinamik ilişkili fenomenlere odaklanarak inceleyebiliriz. Ya da bunun yerine metabolizma gibi belirli maddi gerçeklere odaklanabilir, yahut hücre bölünmesi gibi biyolojik gerçekleri arayabiliriz. Bu bakış açılarının tümü bütünleyici seviyeler kavramı altında toplanabilir (Salthe, 1998, 1991, 1993 a), ve aşağıdaki sınıflandırma hiyerarşisinde olduğu gibi gösterilebilir: {fiziki seviye{maddi seviye{biyolojik seviye}}}(ayrıca bkz. Salthe, 2000; burada parantezler kümeler teorisinde olduğu gibi sınıfları gösterir).

Maddî fenomenler biyolojik olanlara nazaran genellikle dünyada daha çok yer alırlar ve biyolojinin ondan kaynaklandığı (ve kaynaklanmış olduğu) temeli oluştururlar. Aynı zamanda biyoloji, maddî süreci kendi bölgesinde düzenler, kullanır ya da kontrol eder ve tamamlar. Örnek olarak difüzyon, dolaşım sistemi tarafından düzenlenir ve kullanılır. Eğer biz bu bağlamda bir organizmada sadece fizik fenomenden bahsedersek,burada hiçbir indirgemecilik kastedilmemiş olacaktır. Böyle geçerli bir nedenle ve bilinçli olarak bu şekilde çok yanlı bir bakış açısına sahip olabiliriz. Böyle geçerli bir neden, ancak bilimlerin birliğinin yapılandırılmasına katkıda bulunan (Neurath et al, 1938-1969; ayrıca bkz. Agazzi ve Faye, 2001) ve doğa felsefesinin amaçlarına uygun bir proje olabilir. Bu bağlamdaki temel prensip şudur ki, fenomenin genellikle daha çok uygulanabilir açıklaması daha az genelleştirilebilene göre daha tercih edilebilirdir, çünkü böyle bir açıklama birleşik doğa görüşü yararına yapılan karşılaştırmalı çalışmaları kolaylaştırır (özel bir örnek olarak bkz. Brooks ve Wiley, 1988).

Örnek olarak enerji gradyantının kararsız olduğunu ve hızla savuşturulmaya açık bulunduğunu düşünelim. Olgunlaşmamış proteinlerin yoğun gradyantları henüz eklenmemiş proteinlerin içerdiği Gibbs serbest enerjisinin ikili gradyantları ile dışa vurulur. İleriki bir zamanda yoğun gradyant düşecek ve şimdiki doğal proteinler daha düşük serbest enerji konumuna yükselecektir. Şu an varolan durum, devrime yol açma eğiliminde olan kati bir sosyal gradyant (yani prestij ve güç) olarak düşünebileceğimiz daha yüksek bütünleyici düzeyi yansıtmaktadır. Burada aynı prensibin sadece bir anolojisi değil daha belirli bir örneği verilmelidir. Çünkü bu bizim sosyal gradyantla ilgili, nesillerin tarihi dahil bilmemiz gereken her şeyi açıklamamaktadır.

Bütün efsanelerle ilgili sorular: Neredeyiz? Biz neyiz? Niçin buradayız? Ne yapmalıyız?dır. Doğa felsefesi 'ne' sorularına (nasıl sorularını bilime bırakarak) yol açan 'niçin' sorularına cevap hazırlamalıdır. Öyleyse neredeyiz? Big-Bang'i takip ederek genişleyen bir evrendeyiz. Niçin buradayız? Çünkü evren termodinamik denge projesini korumak için bizim hizmetimizi beklemektedir. Biz neyiz? Bu bağlamda savuşturucu yapılarız (Prigogine, 1980). Ne yapmalıyız? Bu sorunun cevabı hemen anlaşılmamaktadır ve karmaşık bir yapıdaki çeşitli alternatiflerin göz önüne alınmasını gerektirmektedir. Bu soru da bu makalenin sonunda ele alınacaktır.


Sayfa: [ 1 ]