|
||
| Kendimizi sevmeliyiz, günlerimizi, gecelerimizi.. En ince duygulara batırıp boyamalıyız hayatımızı.. En saf olmalı, en kolay, en basit - sevdiği şarkıyı dinlerken kaşı gözü yamulabilmeli, yalandan sevgi sözcükleri fısıldayabilmeli, sarhoş taklidi yapabilmeli, olmadıkları olabilmeli insan.. Sanı değil mi bu alem, en kaptırarak, belki en riyakar olarak, öyle de bulamaz mıyız kendimizi? Güzel olan şeyler, ahengin dışında ne barındırır ki? Biz uyumu yokettik ve yerine ne bulduk ki? |
||
|
||
| Kandırsak kendimizi, varsaysak öyle olsa, ne olur? Anlam ve önem ve aşk, öfke, nefret ve sevgi kendi içimizde sıfatlandırdıklarımız değil midir? Geriye ne kaldı? Hayallerim yada hayvansal dürtülerim? Hangisi daha çok benimdir? *Selamla ve Öldür daha ilginç idi kabul ediyorum
|
||
|
||
| ahenge dışardan bakmak bi parçası olmak ya da bozmak ahengi, dağıtmak.. her şey sürekli ahenk içinde dansetseydi hayat daha sıkıcı olmaz mıydı hayatın her döneminde farklı yerde durmak şu aralar herşeyi bozup dağıttığımı yakıp yıktığımı düşünüyorum ruhum anarşistleşti her zamankinden daha çok... |
||
|
||
| Anarşist ruhunda kendince bir ahengi yokmudur?Şayet o anarşist ruh,bir yıkıma sebep olmuşsa, daha güzel bir inşaaya kapı açabilir... | ||
|
||
| değil mi.. daha sağlam bi inşaa için eskisini yıkmak gerekir, temeli tekrar oturtmak... | ||
|
||
| Kesinlikle temel sağlamlaşana kadar bu yıkım tekrarlanmalı... | ||
|
||
| bir resme baktığında, resmin çerçeve içinde değil de çerçevenin dışında ki hayatlar olduğunu görebilmeli insan..... | ||
|
||
bir resme baktığında, resmin çerçeve içinde değil de çerçevenin dışında ki hayatlar olduğunu görebilmeli insan..... Ne demek istediğini anlamadım. Bu arada ahenkten bahsederken, doğamızla, dünyayla ve hayatla olan uyumsuzluğumuzdan dem vurarak kendimizle çelişmelerimizi anlatmaya çalıştım, bir atımlık isyanlardansa, sukunet kendi içinde daha coşku dolu olabilir mesela.. Kendini güçlü karakterli sanan, ahlak budalası insanlar biyana kendine herşeyi reva gören, özel olmadığını bilen, gerektiğinde tükürdüğünü yalayanlar(!) bir yana... vs vs |
||
|
||
bir resme baktığında, resmin çerçeve içinde değil de çerçevenin dışında ki hayatlar olduğunu görebilmeli insan..... Ne demek istediğini anlamadım. resimle simgelemek istediğim hayattır.... çerçevenin içi ise sadece baktıklarımız.... çerçevenin dışında kalanlar ise bakmaktan ziyade görmemiz gerekenler.... Güzel olan şeyler, ahengin dışında ne barındırır ki? Biz uyumu yokettik ve yerine ne bulduk ki? uyumu yok etmedik aslında; sadece uyumsuzluğu var ettik.... |
||
|
||
| ahenk, göze hoş gelendir, ama bilinmelidir ki ahengi yaratan nesnelerden birisinin bizim görüş açımızın dışında kalması, bizim o ahengi algılamamızı engelleyebilir. | ||
|
||
| Yani gören göz,hisseden kalbi olan görür ve farkeder ahengi! | ||
|
||
| Yaşamayı öğrenmedik, yaşamı başından beri biliyorduk.. Yaşamı öğrenmeye çalıştıkça zorakileşiyor davranışlarımız. |
||
|
||
| 23. "Temiz tutmalısın onu - o ince kar örtüsü kadar lekesiz (bembeyaz bir mendil gibi); incecik, ufacık, kırılgan bir biblo gibi o - çok dikkat etmelisin, dokunurken, tutarken, eline alırken. Çünkü hep daha çok sahteleştin bugune dek yaşamın anlamına, o günden bu yana - istedin bunu hatta; yalanların daha kolay, daha rahat olmaya başladı, içine girdigin aykırı durumlarda, ortamlarda, ilişkilerde... ... İşte, sen, yaralanmasını gerektirmeyen bir ortam; temiz, sahici, hakiki bir barınak kurmalısın ona - ferah, dingin, aydınlık... Bu yoz dünyada, som bir ilişki kurmalısın onun ile - o çünkü yaşamının anlamı -idi zaten, ve şimdi de olacak, işte... Odak noktasında onun duracağı o yeni yaşam uzamı, bütün yaşam yönelimlerini değiştirecek: Bir tek ona; onun ile birlikteyken, doğruluklu olduğun sürece, hiç farketmeyecek başka nelere, kimlere, yalan yanlış, yanıltıcı olacağın - onu temel olarak tutup, bütün öbürlerine, ötekilere, sahte maskelerinle gülümseyebilirsin - onun gözlerinde sahici olduğun sürece..." Oruç Aruoba - Hani Sanırım beklediğim ve gelmeyen cevap buydu: anlam ve mutluluk ona uygun olmamızı gerektirir. Anlam ve önem ve aşk, öfke, nefret ve sevgi kendi içimizde sıfatlandırdıklarımızdır, kandırabiliriz kendimizi ve tüm insanlığı (belki bir barınakta sağlar bu riyakarlığımız bize) ama amacımız doğrultusunda, amacımıza karşı en saf olursak ve koruyabilirsek onu ve biricikliğini dünyanın yozluğundan o zaman uyumu yakalarız.. |
||