SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Dosyalar

Konu: istem ve tasarım olarak dünya

Sayfa: [ 1 ] 2 3

09.02.2008 16:45:10
Schopenhauer'in İstem ve Tasarım Olarak Dünya'sını yorumlayalım. Fevkalade bir tasarım örneğini çeşitlemeleri ile aktarmaya çalışırken, içinden çıkan soruları ise gerekli ve uygun zamanlarda birlikte yanıtlayalım.


Ben sırf "heyhat, bu ne mevki yapışkanlığı!" diye olayın üzerine giderim, koltuğu kaparım, siz ister benimle gelirsiniz, isterse 'koltuk hani, dünya fani,' dersiniz.

Smiley

09.02.2008 16:45:27
gözlerin göremediğini kulaklar işitir..

ses!in ani ve yoğun çıkışı;
- çığlık!

ve titreyen ruh!

nerdeler!

09.02.2008 16:45:45
Irmak aktığında tasarım durur, aynı anda iki hareket istemlenemez. İstem akar, çağlayan o zaman ahenkli hava boş-u-ğunda asılır. Tik! Tak! Kit'len, Kat'lan!

Doğanları kim'lendikleri zaman katlet!

Tasarımın beşiği sallanıor, istem yakınuzak bir noktada! Her an bir çarpışma mümkün!

09.02.2008 16:46:05
ve akan ırmaklar ters doner bazen hayallerının
denızı kurur sahıllerde kumlar bıter tasarım durur
ve okudugun bır kıtabın heyecanı ııle ıstem durtulerın dıkılır
sonra saatlerce bakar bakar dusunur mantıgdan sıyrılır hayat dersınn
ve tum olanlara karsı bır umutla yapamadıklarına bakıp heyhat , gidersinn

09.02.2008 16:46:25
Bir çok masal ve mit, toplumun dışına atılma teması etrafında gelişir. Bu tür masallarda esas kahraman, çoğu zaman dokunaklı bir dikkatsizliğin sonucunda, kendi dışında gelişen olaylar yüzünden eziyet görür. "uyuyan Güzel'de onüçüncü peri unutulur ve vaftiz sırasında ad verme törenine çağrılmaz, sonuçta çocuk lanetlenir... "Akıllı Vasalisa" daki üvey annenin üvey kızını karanlık ormana yollamasında olduğu gibi, dışlanma düpedüz kötülük ve zor yoluyla da yapılır...
Dışlanma kimi zaman da safdil bir hatanın sonucu olarak ortaya çıkar. ... Zeus çileden çıkmış ve Hephaestus'u Olympus Dağı'ından fırlatıp atarak onu kovmuş ve sakatlamıştı.... Çirkin ördek yavrusu! öyküdeki ördek yavrusu vahşi doğanın simgesidir. ne olursa olsun içgüdüsel olarak devam etmeye çalışması...
Başka bir boyut: kişinin gerek içgüdüsel, gerekse tinsel bir "kimlik" olan kendine özgü ruh hali, psişik bir onay ve kabullenmeyle çevrildiğinde o kişi daha önce hiç olmayan bir canlılık ve güç hisseder....aidiyet!
"bir ve tek birşey" (farkedilemez) mutlu etmez bazılarını... akıl iki atlı araba gibidir çoğunda: biri başta diğeri yürekte, atların ikisi de farklı yöne çekerse... o muhteşem çarpışmayı yaşayamaz... Hep kendine çıkan yokuşlarda, yollarda başkalarını görürü ki ne tasarım ne de istem..... Aklın atları aks'ını parçalar arabanın ve istenen de budur! Parçalanarak yenilenme...

09.02.2008 16:46:42
Birçokları yeşil bezelye tepsisinde siyah bir fasülye olmak istemezler! Sağanak siyah fasülyeler için yağıyor, güzelliğe bakınız!!!

09.02.2008 16:47:09
Sil Baştan!...
 
Bilme bakımından bütün var olanlar, -açıkçası tüm dünya- ancak özneyle ilişkisinde, algılayanın algısıyla ilişkisinde nesnedir, tek sözcükle tasarımdır. Elbette bu geçmişin tümünde doğruydu, geleceğin tümünde de doğru olacaktır.. En uzaktaki için doğru olduğu gibi yakında, neredeyse avucumuzun içinde olan için de doğrudur. Bu ayrımlar, ancak onların içinde doğar. Şöyle yada böyle dünyaya ait olan ya da olabilen her şey kaçınılmaz biçimde şundan etkilenir: O, özne tarafından koşullanır, yalnızca özne için vardır. Dünya tasarımdır.


Üzerinde düşünelim!

09.02.2008 16:47:30

Dışlanma kimi zaman da safdil bir hatanın sonucu olarak ortaya çıkar. ... Ne olursa olsun içgüdüsel olarak devam etmeye çalışması...

Başka bir boyut: Kişinin gerek içgüdüsel, gerekse tinsel bir "kimlik" olan kendine özgü ruh hali, psişik bir onay ve kabullenmeyle çevrildiğinde o kişi daha önce hiç olmayan bir canlılık ve güç hisseder: Aidiyet!
"Bir ve tek birşey" farkedilemez...
Akıl iki atlı araba gibidir çoğunda: Biri başta, diğeri yürekte; atların ikisi de farklı yöne çekerse,  o muhteşem çarpışmayı yaşayamaz. Hep kendine çıkan yokuşlarda, yollarda başkalarını görür ki, ne tasarım, ne de istem..... Aklın atları aks'ını parçalar arabanın, istenen de budur! Parçalanarak yenilenme...


Hiçkut!

09.02.2008 16:47:51
Seni seviyorum  ve seni seviyorum başka türlü olmazdı...

09.02.2008 16:48:08

Her şeyi bilen, hiç kimse tarafından bilinmeyen, öznedir. Buna göre de, o, dünyanın taşıyıcısıdır, bütün görüngülerin, bütün nesnelerin koşuludur (açıkçası, geneldir, varlığı her zaman önceden kabul edilir). Çünkü, varolan ne varsa, özne için vardır. Bilginin nesnesi olmadığı sürece, bildiği sürece herkes kendini bu özne olarak bulur. Gelgelelim kişinin gövdesi bir nesnedir. Öyle ki, bu bakış açısından, gövdeye de tasarım deriz. Çünkü, dolaysız bir nesne olsa bile, gövde nesneler arasında bir nesnedir, onun da nesnelerin uyduğu yasalara uyması gerekir. Bütün algı nesneleri gibi, o da bilginin kalıpları olan uzam ile zamanın içindedir, çokluk da onlar aracılığıyla vardır. Tersine, bilen özne, hiçbir zaman bilinmez, o, bu kalıplara girmez. Ne ki, bu kalıplar her zaman özneyi gerektirir. Böylece onda ne çokluk ne de çokluğun karşıtı, birlik vardır. Biz onu hiç mi hiç bilmeyiz, ancak herhangi bir şey ona bilinir, o bilendir.
Arthur Schopenhauer

09.02.2008 16:48:34

Öyleyse, tasarım olarak dünyanın, bizim, dünyanın şimdilik göz önüne aldığımız tek yönünün, özünde iki zorunlu, ayrılmaz yarısı vardır. Onun bir yarısı nesnedir. Nesnenin kalıpları uzam ile zaman, bunlar aracılığıyla da çokluktur. Tasarım olarak dünyanın öteki yarısı öznedir. O, uzamla zamanda değildir, çünkü özne, algılayan her varlıkta bütündür, bölünmemiştir. Öyle ki, algılayan biri, varolan milyonlarca kişinin tam olarak yaptığı gibi, nesneyle birlikte, tasarım olarak tüm dünyayı bütünler. Gelin görün ki, bu algılayan kişi savrulup giderse, tasarım olarak dünya da olmaz olur. Dolayısıyla bu yarılar düşüncede bile ayrılamaz. Çünkü bu ikisinden her birinin öteki aracılığıyla, öteki için anlamı, varlığı vardır. Bunların her biri öteki ile vardır; ötekiyle de yok olur. Onlar birbirini dolaysızca sınırlar, nesnenin başladığı yerde özne biter. Bütün nesnelerin özünde olan, dolayısıyla da genel geçer olan kalıpları - uzam, zaman, nedensellik -nesnenin bilgisi yokken bile özneden yola çıkarak ortaya koymamız, tam olarak bilebilmemiz bu sınırlamanın karşılıklı olduğunu gösterir.
Arthur Schopenhauer

09.02.2008 16:48:51
Nietzsche'nin tablet yazılarında çok fazla gönderme olduğundan yoruma müsait birçok söylemi var. Ancak bunu Arthur Schopenhauer yazıları için söyleyemeyiz. Nitekim bir kaç dolaylı tabirin, imkanlar dahilinde yorumlanması mümkün!
Direkt ve saf birikinti! Tozlu ve kirli bir kap!

09.02.2008 16:49:12

Açıkçası, Kantçı dilde, bu kalıplar( bütün nesnelerin özünde olan, dolayısıyla da genel geçer olan kalıpları - uzam, zaman, nedensellik -) bilincimizde apriori (deneyden önce - önsel, herhangi bir bilgiden bağımsız) bulunurlar. Bunu bulup ortaya çıkarması Kant'ın temel başarılarından biridir, üstelik pek büyük bir başarıdır bu. Ben bunu daha ileri götürerek şunu ileri sürüyorum: Yeter sebep ilkesi, nesnenin bizim a priori bilincinde olduğumuz bütün bu kalıplarının ortak anlatımıdır. Dolayısıyla, sırf a priori bildiklerimizin hepsi, bu ilkenin içeriğinden başka bir şey değildir, bu ilkeden çıkanlardan başka bir sey de değildir. Bizim kesin, a priori bilgimizin tümü onda içerilir.
Arthur Schopenhauer

09.02.2008 16:49:29
Schopenauer 41 yaşındayken Nietzsche henüz doğmamıştı, bakmayın Yalom her ikisinin de psikolojik analizini yapma fütursuzluğunda bulunmuş... elma mesela, bıçak tarafından kesiliyor, aslında elmanın bir yarısı kesilmek, inci gibi dişler tarafından çiğnenmek, yolculukların en güzeli yemek borusunda gezinmek,mide ve sonunda barsakları göze almış olurken; diğer yarısı ne kesilmek, ne çiğnenmek... istiyor. Doğal sürecinde sapı, çöpü, çekirdekleri ve özsuyu ile çürümek ve hayata yeniden katılmak istiyor... sonuçta ne olursa olsun elmanın bir yarısının istediği oluyor!!!

09.02.2008 16:49:47
II) elmanın kesilmek istemeyen yarısının istem ve tasarımı bıçakla olan ilişkisini nasıl belirleyecek?


Sayfa: [ 1 ] 2 3