|
||
| eğer hayat bizi germişse,eğer hayat içimizden geçen bir elektriğe tutulup savrulma hadisesiyse,mekanlar artık perspektifinden taşmıştır. Koridorlar giderek derinleşmiş,kapılar eğrilerek küçülmüş,pencereler kararak hırsız deliklere dönüşmüştür. Ve yorulmuşsak ve karanlıkta avunmuşsak ve kaçmışsak ardımıza bakmadan sessizliğe ... mahzenler derinliklerinde sapıtmış,giderek büyüyen oyuntular insanlığı toptan kollayacak kadar aşırılaşmıştır. Eğer insan her gülümsediğinde bizden yeni bir uzvumuzu talep etmiş ve düşmekten ciğerlerimizi aynalara öksürür hale gelmişsek.. insan anatomisinin olağan koşulları seyrini şaşırmış,boyutlar çılgınca bir avda yerinden oynamıştır. İnsanlar incelerek uzamıştır,içsarsıcı gülümsemeler suratları çoktan aşmıştır ve ağlamak kendini ancak gözleri silinmiş bir yüzde ifade edebiliyordur artık. Eğer kahkahalarımızın ekosu fizik ötesinde bir vuruşla dağılıyorsa ,mutluluğu gömdüğümüz derinliklerin güzelliğindendir,soyut değildir. Ve dramatize edilmiş değildir hayatlarımız,hayat yanımızda dramatikleşip,pörsümüştür ve solmuş ve yorulmuş ve vazgeçmiştir. Mimiklerimiz güncelin çerçevesinden taşıyorsa bu sırf gün kamburumuzda ikiye ,üçe ,dörde katlandığı içindir.Yani her şey yerli yerinde ve birebirdir. Abartı hiç değildir asla yaşadıklarımız.Bu yakada bütün oranlar kişiseldir doğaldır,anormal olan normal olmaya çalışmaktır.Çünkü hayat normalin zincirini çoktan kopartmış,her türden faşist normalleşme arzusunu önüne katarak yıkmıştır. Bunu görebildiği için bir maniyeristi psiko-onarım labaratuarlarında tutuklamaya kalkışmak ,ACIMASIZLIKTIR! Abartılı yaşamalar , normale göre! deforme olmuş oranlarla hayata bakış, mimiklerde -ifadelerde -hissetmede aşırılık hastalık mıdır yoksa farklılaşmış doğallık mı? Sen abartır mısın?Bu kendini kötü hissetmene sebep olur mu?
|
||
|
||
| Sevgili buzcum. Bilim insanların yararına kullanıldığı zaman bilimdir. Son olarak kabul edilen bilimlerden biriside psikoloji bilimidir. İnsanların yararına kullanılmalıdır diğerleri gibi. Şimdi gelelim senin şu maniyeristleri serbest bırakın çağrına : Bizler herkesin serbest olabilmesi ve yaşamını korkularından uzak yaşaması için çalışıyoruz. Eğer bir maniyerist benim kapımı tıklayıp da "abi ben maniyeristim naapıcam yardım et" demezse ben ona zorla "hayır gel bakim buraya benim bu tarz adamlara tahammülüm yok seni de iyi edicem" demem heralde... Eğer tarif ettiğin tarzda yaşamaktan memnun olan bi arkadaşımız varsa Allah mutluluğunu artırsın diyorum Ama memnun olmayan arkadaşım varsada ben elimden geleni yapmaya hazırım ...
|
||
|
||
Bence maniyeristlerin çoğu hayatından memnundur,delimiler tedavi olsunlar.
|
||
|
||
Tedavi olmaktan ziyade bu özelliklerinden memnun olmadıkları ve değişmek için geldikleri kesin hele ki gelen kişi seni bunu açıklamaya zorlayacak kadar fazlayken
|
||
|
||
Bir sürü sanatçı halinden memnun yaşarken o gelenler bence sizin kafalarını karıştırıp komplekse soktuklarınızdır. Maniyerist olmak bir ayrıcalıktır,hayat eğrilerini bazılarından saklar ,bu yüzden sizi anlamayabilirler ,aldırmayın derim ben olsam bir maniyeriste. :rolleyes: |
||
|
||
Aynısını söylüyorum zaten ... Maniyerist olmak ayrıcalıktır. Ama benim görevim de insanlara yardım etmek. Maniyeristlik normallikse eğer şöyle diyelim , bana bir anormal kişi gelip beni Maniyerist yap dediğindede ben elimden geleni yaparım merak etme Amaç objektif ve pragmatik olabilmek
|
||
|
||
| İşte bu ,ideal doktor. :rolleyes: Peki insan nasıl maniyerist yapılır,yapılır mı? Yani normal biri istediği için sıyırabilir mi? Tıp (psikoloji) o kadar gelişti mi?
|
||
|
||
Normal bi insan tabi bi hapla maniyerist olmaz Böyle bi başvuruda normalde gelmez . Gelsede bunun pek bi imkanı yok gibi duruyor ... Ama kişinin buna eğilimi olduğunu saptarsam eğer ilgisini o konuya yğunlaştırıp artırabilirim. Ama ben kroyum abi maniyerist nasıl olucam derse tutup sizin aranıza atarım onu sizden göre göre öğrenir artık )
|
||
|
||
| Bu bir tür yetenek işi bence ,herkes olamaz. :sevgi: | ||
|
||
| Çoğu zaman anlatımlarını abartmakla suçladığımız kişiler aslında yaşadıklarının üzerine eklemeler yapan değil; sadece o anı tahminimizden çok daha yoğun yaşayan insanlardır. Burada bunun ayırdına varabilmek için şu soruyu sormak oldukça faydalı: Kişinin bu abartılı anlatımdan bir çıkarı sözkonusumu? Birinin ilgisini toplamak, kendini acındırmak...vs. Böyle bir bireysel çıkarın sözkonusu olmadığı durumlarda; bunu abartmak yerine yoğun yaşıyor olmak olarak düşünebiliriz. Sanatta durum çok daha farklı bence. Bu gerçekten kimi zaman kişinin algılarının doruğunda olmasıyla, kimi zamanda içeriği kuvvatlendirmek ve vermek istediğini yoğunlaştırmak amacıyla bilinçli yapılır... Abartmak hiç kolay değildir; çünkü baz alınan duygunun bir üst anlatımını bulmanız gerekir.... |
||
|
||
| Burada önemli şöyle bir ince nokta var bence; kişi çoşkusuna takılıp bir nevi sana lduygulanımlar mı yaşıyor yoksa gerçekten duygusal yoğunluğu mu bu abartılı görüntüyü veriyor... Çünkü birincisinin geçerli olması durumunda gerçek duygularında derinleşmesi imkansızlaşabilir giderek yüzeysel bir heyecan insanına dönüşebilir. |
||
|
||
| Giderek yüzeysel heyecan insanına dönen şahıslar benim dramatiziklerim oluyolar ve onun için hasta konumuna geçiyolar. Tedavi istermi istemezmi o tarafına özgür iradesi karar verir. Duygusal yoğunluğu abartı gösterern kişiler ise 1 numaralı depresyon adayları. Yolda ölmüş bi kara kedi görseler psikoloğa koşuylar o derece yani ama Tabi onlarında özgür iradeleri karar verir tedavi isteyip istemediklerine...
|
||
|
||
| Coşkusallık aslında anlatımda ayırt edilebilir... Örnek olarak coşkusal anlatımla yapılmış bir tabloda manyerik sert ve uçarı çizgileri hemen seçersiniz... Ama duygulanım yoğunluğuyla yapılmışsa derinlik ve renk tonlamaları ön planda olur çoğu zaman... Zaten coşkunun yanıltıcılığı anlatımı kuvvetlendirmesinde değil geçiciliğindedir... |
||