SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Aşka Dair

Konu: hiç bi beklentiniz olmadan sevdiniz mi sevmeyi denediniz mi hiç?

Sayfa: 1 2 3 4 5 [ 6 ]

Fuzuli 24.06.2008 12:31:08
Nedensiz midir sevgi?
Nedensizse beklentisiz de olur.
Nedeni olmayan şey tanrıdır. "Ding an sich"tir.
Sevginin nedeni yoksa sevgi tanrıdır.
O halde "enel aşk"...

Beklentisiz sevilebilir mi? samimiyeti geçin, hata etmişim. Yeterince aksiyomatik değil.
Peki daha asal talepler? mesela sevdiğinin var olması gereği? Smiley
Abartayım biraz. Var olmayan birini sevebilir misiniz?
Bu tür bir beklenti bypass edilebilir mi?

24.06.2008 12:42:59
Tanrıyı seviyorum bundan eminim, hiçbir şeyden emin olmadığım kadar hatta, hayatımda; sadece bir kişi bu sevginin içine kıvrılıverdi, yerleşti ve hala orada.

Varlığı da yokluğu da bir oldu, bu nasıl bir duygu..! "Tanrım, nefesim kesildiği an diriliyorum" bu "O Yüceliğe" kavuşmak gibi....

Fuzuli 24.06.2008 12:52:06

Varlığı da yokluğu da bir oldu, bu nasıl bir duygu..! "Tanrım, nefesim kesildiği an diriliyorum" bu "O Yüceliğe" kavuşmak gibi....

Aynen öyledir.

kelime 24.06.2008 13:25:00
Tanrıyı seviyorum bundan eminim, hiçbir şeyden emin olmadığım kadar hatta, hayatımda; sadece bir kişi bu sevginin içine kıvrılıverdi, yerleşti ve hala orada.

Varlığı da yokluğu da bir oldu, bu nasıl bir duygu..! "Tanrım, nefesim kesildiği an diriliyorum" bu "O Yüceliğe" kavuşmak gibi....

tanrı sevgisi ruhsal ve bilinçsel bir hatadır.
bu sevginin öznesi yoktur. kerameti kendinden menkuldur.

24.06.2008 16:38:51
Tanrı sevgisi ruhsal ve bilinçsel bir hataysa, bu benim en kıymetli hatam olsun.

Evet bu sevginin öznesi yok, özneye gerek yok, ben varım ya yeterli!

geçici 24.06.2008 17:00:02



 
Tanrı sevgisi ruhsal ve bilinçsel bir hataysa, bu benim en kıymetli hatam olsun.

Evet bu sevginin öznesi yok, özneye gerek yok, ben varım ya yeterli!
Hallacı Mansur u hatırlattın bana..

24.06.2008 20:21:02
bende varım, oda var. ve var olacaklar.


__niçin suratını astın?
__artık beni sevmiyorsun galiba?
__yok canım, daha neler sevmez olurmuyum.
__ama neden konuşurken yüzüme, gözlerin içine bakmıyorsun da bakışlarını kaçırıyorsun
__yorgunum biraz, yansıtmak istemiyorum
__Beni gördüğünde yorgunluğun gidip, sıkıntıların gitmiş gibi olmuyormu?
__kafam karışık biraz, kusura bakma?
__evet, evet, var bişi sende.artık eskisi gibi davranmıyorsun bana,değişti birşeyler
__yanılıyorsun, aynı herşey.
__ e hadi o zaman gülümse:)
sevdiğinden gülümseme beklemekte bir beklentidir.

RDX 24.06.2008 21:26:47
Hiç boşuna denemeyin, olmayacak iş valla. Benden söylemesi Tongue

fikir 24.06.2008 23:12:18
Diyemedin dimi? Benzemez bu işler klavye başında ahkâm kesmeye cengaver. Oysa o gerçek kadın bekliyordu senden kayık da olsa bir cümle. Sen ne yaptın kaykıla kaykıla uzadın.

1. gün; cengaver 0 - 1 beklentisiz sevenler

24.06.2008 23:20:33
eksiklik güneş gözlüğünde, tek elle takılıp hava verilmiş ise yam yam tek bir hareketle kendine ait güneş gözlğünü, nasıl tutulması gerektiğini gösterecekti. Bayanda etkilenip yardım istemeye gelecekti. Smiley
gel keyfim gel diye bir çay reklamı vardı, orda kullanılan beden dili tek kelime ile mükemmeldi.

25.06.2008 15:14:08
Bazı düzeltmeler lazım gene söyledikleriniz olmamış laugh

Alıntı
Aşk nedir?''Hiç bitmeyen hep artan,vuslatı olmayan sadece hasrete endeksli bir duygu''karşılığı olan bir aşkta hiç bitmemek hep artmak diye birşey söz konusu olurmu?Asla olmaz,khaosun dediği gibi bu idealist bir aşk,fakat kavuşamamak söz konusu olduğunda bu idealist duygu yaşanır,fakat bunu,sonsuza götürmeyi herkes beceremez nirvana gibi birşeydir,leyla mecnun gibi sayılı kişiler becerebilmişler,fekat geçici de olsa bu idealist dediğimiz duygu yaşanıyor.Sevgide beklenti alış veriş demektir bu da ticarete tekabül eder,ticari bir sevgi olamaz,onun adı sevgi olmaz zaten,sevmeye başlarken sevdiğin kişiden alacağın karşılığın ticari hesabını yaparakmı başlıyorsun?

Bak şimdi. Bu müslümanların da işi gücü ticaret. Ne ilgisi var ticaretle? Niye böyle düşünüyorlar? Çünkü kafaları bir tek ticarete çalışıyor sonra da günah çıkarıyorlar böyle neymiş karşlılık beklerse ticaret oluyomuş o da aşk da ticaret olmazmış. Ulan Mecnun niye çöllerde bağırdı durdu yaa, karşılık beklermeden otursaydı o zaman oturduğu yerde zoru neymiş? Karşılığı bekledi aldı da efsaneye göre asıl sorun da o zaman başladı karşılık beklemez şekildeyken değil. Aşk tanımına da bakın hele, hiç kavuşamamak sürekli hasret duymak. Nasıl yani sevilen kişiye kavuşunca bitiyor mu aşk? O ne yaa. Kandırmışlar sizi aman ha sadece uzaktan sevin düzeni töreyi bozmayın diye efsanevi aşk örnekleriniz de zaten bu toplumsal töreye karşın inat etmiş insanlar onlardan da bir şey anlamamışınız. Nirvana ne ya budist mi oldun? Beceriymiş bi de bu. Yani aşık olacam,asla arzumu takip etmeyecem,hayat böyle zaten karşılık beklenmez diye hiç bir şey beklemeyip yazgıma boyun eğecem,sonra bir de bunu ölüme dek sürdürebilirsem ermiş olacam nirvanaya ulaşacam. Kim anlattı bu hurafeleri size yok öyle birşey aşık falan olmamışınız siz sevgiliye duyulan durdurulamaz engelinin doğal karşılanması mümkün olmayan duygudan haberiniz yok zihninizde yaşıyorsunuz kendi kendinize aşk ı duygusal birşey falan değil bu, hikaye anlatmayın bana. Ticaret de bir nevi nesne değiş tokuşudur bellli maddi bir değer karşılığında. Duygusal ilişkide bir değiş tokuş yok, tokuş var da öyle değil değiş de var o da öyle değil ortada meta yok, iki kişinin birleşip beraber birşeyler yaratması var ne ilgisi var bunun şimdi ticaretle, mekanik mistikler sizi. Kötü niyetli de sizin gibiler,hem yalancısınız,hem iftiracı,hem de birtakım kavramları ezbere başka kavramlarla ilişkilendirip yaşasmınızı da bu ezbere ilkelere göre açıklayıp sonra da ilahi manalar yüklüyorsunuz o kadar ortada dugusal bir gerçeklik yok, laf olsun. Sen ticaret yap gobili aşk hakkında falan konuşma bilmezsin öyle şeyler günah. laugh

Neyse bir fikir yazalım bakalım nerelere gidecek konu kötü niyetliyiz ya. Smiley

Hiç bir beklentiniz yoksa karşı tarafın beklenti ve arzularının da farkına varamazsınız. Dolayısıyla sevgi dediğiniz şey sadece sizin kişiliğinizi doyuran bir teselli halini alır. Birinin sizin sevginize karşılık verip vermediğinizden emin olmanın bir yolu yoktur o yüzden de tüm beklentiniz onun duvarlarını yıkmaya veya üzerinden aşmaya yöneliktir ki bu da kşinin hayata karşı oluşturduğu duvarlar ve mesafelerle doğrudan ilişkilidir. Beklentim yok demek aslında ötesini de düşünmemek manasına gelir. Belki de yaşanacak çok şeyler vardır ama becerememişsinizdir. (Bu arada birbirimizden nefret etsek de ki hala birşey değişmedi öyle birşey düşünme, eskiden bir yere not aldığım fakat sonradan unuttuğum Marks ın o sevgi hakkındaki sözünü de çok anlamlı bulurum hatırlattığın için sağol yine de)

Sonuç olarak da neyin ne olduğundan emin olamazsınız dolayısıyla da ben karşılıksız seviyorum sözü boş bir laftır. Bana göre bu sözü edilenm sevginin hakkını verememenin neden olduğu bir tesellidir. Haa herşey insanın elinde değil maalesef toplumsal statüler ve görenekler yüzünden ama aşk vahşi bir ilkel duygudur entellektüel değildir kusura bakmayın doğa da istisnayı yok sayar.  Hiç bir durum ve koşul nedeniyle böylesi teselliler işe yaramaz ve de hakkını vermiş sayılmaz. O nedenle karşılık beklemiyorum demek aslına içe gömülmüş aşk dan ve ona dair arzuları gerçekleştirmenin cesaretini ertelemekten öte bir anlam ifade etmemektedir.

Çoğu uygar erkek doğal kur yapma özelliğini yitirmiş ve yerine sahiplenici garantili sözleşmeyi koymuş, buna karşın çoğu kadın da cazibesini sergilemekten kendini alıkoyup yerini ağırdan davranıp şüphe ile sorgulamaya bırakmıştır. Evlilik sözleşmesi de budur uygar dünya da ve asıl ticaret de budur. İdealize edip evlilik de iyi olabilir demeniz birşeyi değiştirmez çünkü bütün bu teselli mekanizmalarının ve arzuyu ifadenin yerini alan çilekeş sevda ritüellerinin asıl imlemi, bu türden mülkiyete endeksli sahip olunucu,ruhları esir alıcı ilişkilerin sonucudur. Sevgiyle de bir ilgisi yoktur, kişilik savunması ve varolan duruma mecburi uyum sağlamaktan ötürüdür. Uygar insan sevemez. Kendi yaratmış olduğu değerlerle övünüp onlara tapınır. Aşk konusunda da en ileri gidebildiğini sandığı yer çilekeş bir yazgıya boyun eğmeden ibarettir ve adını fedakarlık koyar. Ancak asıl beklentisizlik doğal ölçülerde çileyi sürdürmek değil, artık bu duygusal bilinçaltına kadar işlemiş olan bu kişilik dayatmasına son vermektir. Yani birini beklentisiz sevdiğinizi iddia ederken karşılık alamadığınız vakit bu çileyi sürdürme alışkanlığı nedeniyle uygar toplumdaki aşk ilişkileri daima ilişki kurulamayan kişilere yönelik olmaktadır. Toplumda buna dair,kaçan kovalanır,seversen ezilirsin ezersen sevilirsin tarzı birçok deyim meşhurdur.

Çünkü aslında insanlar sadece kendilerinin tercih edilmesini sevgi nesnelerinin bir sabit değer olarak sadece kendilerini her ne koşulda olursa olsun sevmesini istemektedir. Sevginin bittiği yerde başka bir sevgi olasılığı asla kabul görmez ve bu durum kişiliğin ayaklar altına alınmasıyla bir tutulur çünkü aslında yüceltilen sevgi değil bireylerin bu sevgiyi kullanarak birbirini araç haline getirmesi yani mülk edilen sevgi nesneleridir. Diğer özgür ilişkilerin mümkün olduğu topluluklarda bu türden sahte anlamlarla aşırı değerler yüklenen sevgi ve aşk tanımları mevcut değildir, tamamen karşılıklı eylemlere bağlıdır bu. Çocuklar da o tür toplumlarda tüm toplumun çocukları olduğundan bu gibi ayrışmalar onları etkilemeyeceğinden başka sorunlara yol açmaz ve artık karşılık alamayan ve belki de sevilmediği halde seven bir birey bunu çilekeş bir yaşam algısına dönüştürmeden karşılıklı büyütebileceği başka bir sevgi ilişkisine rahatlıkla yönelebilir kısa süre sonra. Ancak herşeyimn metalaştırıldığı ve de bu metalaştırmanın özellikle duygusal konularda ahlaki değerlerle ilahi değerlere yüceltilip idealize edilerek perdelendiği uygar toplumlarda sevgi de aslında mülkiyettir. İstediğiniz kadar bunun dışında durmaya çalışın bir şekilde sizi bulacaktır bu gerçek. Ya toplumsal konumunuz arzulandığı kadar iyi olmadığından ya ilişkiniz yeterince tanışmadan bir nevi umutla başlayıp hüsrana dönüştüğünden her şekilde karşınıza çıkacaktır.

Uygar bireyin bunu değiştirememesinden ötürü tek yapabildiği de maalesef bu hislerinin acısını edebiyata,şiire efsanelere aktarmasından ibaret kalacak ve en büyük hazzı ve duyguyu bu tür anlatılardan bulacaktır bu sebeple. Ancak bunun dürtüsel olarak, bireysel açıdan farkında olması pratikteki paradoksunu ortadan kaldıramaz. O nedenle de bu tür konularda pek çok şey söylenmesine rağmen aslında hiç birşey söylenmiş de sayılmaz.





Sayfa: 1 2 3 4 5 [ 6 ]