|
||
Ne o lan birine mi aşık oldun sen yoksa kafayı bulup gizli gizli gene Yani öyle bir tuhaf hiç sana uygun düşmeyen bir savunma haline bürünmüşsün ki kıllandım. Seviyorsan yok arkadaş öyle beklemeyecen. Madem öyle iddian var beklentisiz(!) diye; git evlenme teklif et direkt seni ölene dek sevebilirmiş gibi hissediyorum şu an diye Yemez ama olsun, nasolsa madem beklentim yok diyorsun palavradan. Narsizmi doyurmak için aşk a aşık olmanın sevgiyle ne alakası var hem? Kendini teselli o vay ben çok fena severim sevdi mi tam sever hiç bişi de beklemem falan. Bir defa karşının hisleri ve kişiliğine yönelik hiç bir şey yok burada kendi kendine gelin güvey olmakk denir buna ve yurdumun erkeklerinde de pek moda bir kültürdür en arabeskinden en enteline kadar. Kadınlar hakkında atıp tutar, kadın haindir şudur budur anlamaz der kendi kendilerine türkü çığırmayı da ilahi aşk zannederler. Halbuki sevdiğin sadece bir nesnedir o anda senaryoyu da duyguları da kendi kendine kurmuşun; orda öyle saçmalıyon. Sevgi iletişimsiz karşılıksız olmaz, yok öyle hurafeler kandırmışlar sizi. Aman hem çok sev aferin ama sakın sevişmeyin, dokunup öpüşmeyin aslolan ruh dur insandır gönüldür diyerek; yalan onlar külliyen. Boşuna mı evleniyor hemen o kadar insan, napsınlar başka yol bırakmamışlar zavallılara. Kader kısmet diyip gidiyorlar öyle. Neden? İşte bunlardan neden olacak,neymiş efendim sevgi karşılıksız olurmuş da fedakarlıkmış da bla bla bla. Pratikte hiç bir geçerliliği olmayan saçma idealizmler. Bir defa birini sevmek için bile beklentin olur. Mesela ben aşığım ve bunun geçerli olabilmesi için karşımda bir duvar görmekten nefret ederim komplekse girer sıkılırım bu durumdan ne demek beklentim yok. Yalan söylüyor onu söyleyemnler yalana da doğru denmez banane işte kabul etmiyorum bunu.
|
||
|
||
Yav khaos dedim ya, konu insan olunca her türlü saçmalık söz konusu.. Şimdi birisi saçma bir idealizm ile platonik bir şekilde sevdiğini söylüyorsa, (ki platonikse o adamdan karşılık bekleyemez ki zaten karşılık gelince platonik olmaz) tıbbi olarak bu adam sadece narsistse bile manevi bir şeyi nasıl olumsuzlayabiliriz ki. Adam seviyorum diyor karşılıksız diyor, beklesin beklesin o gelmesin, karşılığı narsistliğini doyurarak buluyor bana göre de. Ama işte nesnesi var, güzelliğin on para etmez şu bendeki aşk olmasa diyor, nesnesinin değerini oda 0'a indirgiyor ama hissettiğine gene de aşk diyor. Yalan yada gerçek sevgiye nasıl gerçek yada yapma adını takabiliriz ki, sevginin muhattapı bu manevi şeyi niteleyebilir sadece..Çaktırma içip içip aşık olurum arada bir,hem de hiç karşılık beklemem - şiir yazarım geçer
|
||
|
||
Tamam işte sorun orda şiir yaz eyvallah da. Şiire ne inanıyon bilader? Yani şu önemli laf a gelelim misal;"Güzelliğin on para etmez bendeki şu aşk olmasa" sözünün belirttiği nesne ne düşünmektedir? O da şöyle diyebilir. "Aşkının hiç bir değeri yok ben duymadıkça" Ne anladık şimdi bundan? Tipler atışıyor kendi kendilerine diğerinden bir beklenti bir çaba yok çünkü ikisi de beklentisiz (!) Hayır yani farz edelim bunu bir kadın için söyledin de ne oldu kime on para etmez güzelliği o kişinin? Sana etmiyordur ama ya bana ediyorsa? İşte o zaman görürsün sen gününü kime ne senden? Hayret ya iyiki görmüş beğenmiş her şey onun gönlünde diye tek gerçeklik de evrende onun gönlü sanki. O onun sorunu bence. Üstelik kastırıp kastırıp böyle laflar üretiyor çünkü sevgisini ifade etmesi lazım. Diyor ki dsana olan sevgim o kadar yüce ki aslında bu sevgi olmasa nereden bileccem güzelliğini? Nasıl yani? Biliyorsun ki seviyorsun o derece iyi işte demek ki on para etmez değilmiş ki böyle bir iddiada bulunma ihtiyacı hissetmişsin. Teselli bunlar arkadaş, adam oturmuş şiir yazmış da niye yazmış? İşte sevgisini ifade ediyor niye yazacak beklentisi olmasa onu da yazmazdı. Böyle çile kültürleri edebiyatları acılı replikler falan hep bir yakarış. Beklenti aşırı olduğu için tersine bu laflar var. Yani ben bu sözleri beklentisizlik olarak görmüyorum. Hiç bir beklenti olmama iddiası saf narsizmden başka birşey değil bence. Sevgi falan da değil o, beyin ... sı argo tabirle başka birşey değil. Bi soğuk duş al geçer. Şiir yazacak kadar yücelttiysen zaten ooo hoo yazık sana bitmişin sen ne beklentisizliği, sadece adım atamamışın istediğine ulaşamıyon teselli arıyon bu durumu akılsallaştıracak boşu boşuna. Tabi gurur diye bir gereksiz duygu da var, ağlarım ama kendi içime ağlarım durumu.
|
||
|
||
| goethe : seni seviyorsam bundan sana ne demiş ben de bugün bir kediye gülümsedim karşılık mı bekleyeydim , narsist olmayayım diye
|
||
|
||
Yuh bir olay ancak bu kadar genellenir Khaos Konu ben değilim kendimle ilgili yaptığım olsa olsa geyiktir.. Abi sen herşeyi akılsallaştırarak gerçeği gördüğünü düşünüyorsun da, sevgi zaten çoğu yönüyle tam olarak tanımlanamayan birşey. Hormonlarını güdülerini ve rasgele denilebilecek kadar saf, anlık durumları göz önüne alamıyorsun. Duygularının ortaya çıkması bilmem ne geninin yada hormonunun etkisiyle bir konudaki yatkınlığın dolayısıyla da olabilir. Tıp yada psikiyatri bilimi, genetik fln buna eksiklik yada hastalık ismini koymuştur yada henüz koyamamıştır bile.Yada bu insanın fıtratında vardır. Ama her etkeni bilemeyeceğimizden ötürü yorumlarımız da o noktada eksiktir.. Manevi olaylar bu kadar genellemeyi kaldırmaz çünkü kabul gören gerçeğe uymayan yada tanımlanamayan noktaları vardır ve biz de meseleyi bütünüyle göremiyoruzdur. Bu bir kabullenme değil,aklınla açıklayamadığın onca huyun ve eğilimin kadar gerçek.. Karşılıksız ilişki gibi bir şey olmaz çünkü iki insan ve bir alışveriş söz konusudur. Narsizmle ilgili dediklerimiz de parallel zaten. Ama ben kendimle ilgili bir gerçeği yadsıyarak yada farkına varamayarak bizzat onu değiştirmiş olurum.. Kimin için ve nasıl değiştirdiğimin bütün dünyanın onu nasıl gördüğünün önemi yok (ki zaten bunu dünya da göremez). Psikolojik rahatsızlıkların kolaylıkla tanımlanamaması ve çelişik bir halde gelişim göstermesi de bu yüzdendir. Çünkü ben narsistliğim yada herhangi bir nedenden dolayı birini bir nesne olarak kullanmaya karar vermiş ve kendimi onu karşılıksız sevdiğime inandırdıysam, buna tüm içtenliğim ile inanıyorsam bu içsel bir mesele olduğu için onu karşılıksız sevmekle(böyle bir şey olmasa bile) ilgili konulara koşullanırım. Anlatabildim mi? Bu konuda ikinci bir özneye ve onun bakış açısına ihtiyaç yoktur çünkü görünür de bir alışveriş söz konusu değildir. Ugrashaman gibi üç duru cümlede yazmalı belki de, bilemiyorum.. |
||
|
||
| beklenti ile kasdedilen de bi sorun var sanki..bu sorudaki beklenti,öpüşmek,sevişmekmidir acaba? BEKLENTİSİZ SEVMEYİ DENEDİNİZ Mi? Hiç beklentisiz sevdiniz mi? Yani "Bugün telefon etmedi" demeden, "şu an nerede acaba?" diye kendi kendinizi yemeden, "Yaş günümü hatırlayacak mı acaba?" Diye bir beklenti içine girmeden... Sevdiniz mi hiç? Onun, size ait olmadığını kabul edip, onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi? Yanındaki erkek arkadaşına aldırmamayı öğrenip ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan, "Bitecekse biter, bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi" diye düşünüp. Onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç? Hiç beklemeden çalan bir kapıda, onu karşınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz? Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden... Ve beklemeden gelen bir "seni seviyorum" mesajının tadına varabildiniz mi hiç? Siz istediğiniz için değil, o istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar? Ve beklentisiz sevmenin tadına bakabildiniz mi hiç? Bugün beni hatırlamadı" yerine "Hiç beklemiyordum, senin geleceğini" diyebilmek ne güzeldir oysa... Onu boğmadan, kendinizi boğmadan sevebilmek ne güzeldir... Sahiplenme duygusundan uzak, sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç? Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendinizi ask çıkmazında kaybedeceğinize, Hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu? Beklentisiz sevin... Ben, beklentisiz seviyorum... Niye aranmadım" diye düşünüp kendini kendinizi yiyeceğinize, hiç beklenmedik bir "Seni özledim" mesajı ile aşkı yakalayın.. Beklentisiz sevin... Ben, beklentisiz seviyorum... O, sizin sevgiliniz olduğu için değil. Ona tapulu maliniz gibi, çantanız, arabanız gibi davranma hakkiniz olduğunu düşünmeden. Onu sevdiğiniz, onun da sizi sevdiği için sevin... Sevgiye karışan "beklenti" denen illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından... Göreceksiniz ki, o zaman ask, başka bir güzel... Göreceksiniz ki, o zaman sevgili, daha bir romantik... Göreceksiniz ki, o zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktığı tat, yıllanmış şarap gibi, beklenti zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanin başını.. Ben, beklentisiz seviyorum... Onun nerede olduğunu merak etmiyorum... "Beni bugün neden aramadı" diye geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlarda... Geleceğe dair hayallerim de yok zaten... Ben, sevgiyi yaşıyorum... Onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli, o kadar kıymetli ki... Gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları... Beklentisiz seviyoruz... Sevdiğimiz için seviyoruz... Hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz... Anlık seviyoruz... Deneyin... Beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün... Beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız... zor mudur sizce beklentisiz sevebildik mi hiç beklentisiz sevmeyi denedik mi ? saygularımla... evet,başlık yazısına baktım..soru yukarda alıntılı.. |
||
|
||
| Bulmuşsun be tango. Ben sevdiğimi nerde nasıldır, ne yapıyordur diye düşünmeyeceksem, beni özlemeiş ,aramış, düşünmüş, demekki bir yer etmişim yüreğinde demiyeceksem, ne beklerim başka yapay şeyler.Beni yeşertecek hormonlu gübre gibi.
|
||
|
||
Ruler yani bazen sırf gıcık olmaya çalışıp celalleniyorsun o kadar. Ortada bir mevzu yok yani sinir yapacak Üstelik abi ben ne zaman bu konuda hormonlardan metabolizmadan brown deviniminden falan bahsettim ki? Siz anlamak istediğiniz şekliyle bakıp sonra da bana herşeyi de akılla değerlendiriyorsun diyorsunuz acaipsiniz vesselam. ![]() Tane tane anlatayım. Diyorum ki hiç beklentisi olmadan sevdiğini söyleyen yalan söyler buna ben de dahilim. ugrashaman da kediyi köpeği sokmuş araya ki hiç alakası yok, çünkü ondan bahsetmiyoruz burada birini sevmekten bahsediyoruz. Yukarıdaki başlıkta sorulan da bu. Yani bazen acaip karıştırıp saçmalıyorsunuz buna da kısa duru ve öz cevap diyorsunuz, ne ilgisi var şimdi konunun kediye gülmekle? Gelelim benim narsizm dediğim noktaya. Narsizm dediğim bu şekilde beklentisiz sevdiğimni iddia eden davranışa verdiğim isim. Yani beklentisiz seviyorum iddiasının aslında narsizm olduğunu düşünüyorum. Birtakım genellemelerle hastalıktır fıtrattır faklan o duruma sen getirmişin mevzuyu ben hastalık fıtrat genel değer yargıları kısmına hiç girmedim. Bir de sinir yapmışın gülünç bir biçimde. Hayır abi anlatamadın olmamış, nedir? Becerememişin işte anlatmayı rezil tanımlar yapmışın,berbat hatta iğrenç Ne o öyle ben kendimi buna inandırmış ve koşullandırmış isem gerçekte öyle birşey olmasa bile bir başkasının ne dediği önemli değildir, görünürde zaten alışveriş yoktur ama ben öyle diyor inanıyorum dolayısıyla da bu bana göre beklentisiz sevgidir bence böyle sanane senin fikrine lüzum yok. Resmen bunu demişin. Ee? Başka? Ben de işte buna narsizm diyorum aynadaki görüntüne aşık olmaktan başka bir anlamı yok bunun değerini de sen kendi kafanda biçiyorsun eyleminde tamamen hayal,ortada alışveriş de yok,ama bunun adı sevgi. Yok öyle bir hurafe.Manevi olaylar genellemeyi kaldırmaz demişin de senin söylediğin genellemeler asıl saçma. Sana göre bu konuda ne desek saçma çünkü manevi olay. O zaman napıyoruz burda yaz sen abi öyle dursun nasolsa başkası anlamaz sendeki o yüce sevginin anlamını. Yaa bırak yaa yeme beni arkadaş sadede gel. Çocuğu şirin bulmaktan,kediye gülmekten bahsetmiyoruz bir kişiden aşk mevzusu bağlamında bahsediyoruz. Hem sevgi karşılıklı olmaz diyip sonra da genelleme yapıyorsun diyip kendin genellemelerle konuşup felsefe yapma bana. ugrashaman sen de ne acaip adamsın yahu iki dakkada olayı yine tasavvufi biçimde yorumladın yani mevzumuz o değildi ki Yukarıdaki dark blood un alıntısında bahsedileni biliyorum. Evet öyle de sevdim ama onun adı beklentisiz sevmek değildir, sahiplenmeden sevmektir. Beklenir daima bir karşılık dayatılmadan olsa da, karşılık bulamasa da, acı veren de budur. Karşı çıktığım şey de bu söylem ama anlatamadık gene, boşverin. Uyarı: Siz mesajınızı yazarken yeni bir mesaj daha gönderildi. İsterseniz gönderilen mesajı okuyun. Evet tango. Beklentide var bi sorun. 0 beklenti yalan. Onun adı beklentisizlik değil tapulamamak,sahiplenmemek, nesneleştirmemek. Platonik narsizm ise bu noktada onun zaten hayali biçiminden başka birşey değil çünkü eylemler yoluyla arzunun gerçekleşmesi için bir çaba gereksinimi yok. Hiç birşey beklemeden sevmez insan, sonuçta sevginin kendisi bile birtakım ruhsal beklentilerinin karşılandığını hissetmektir. Duygu sömürüsüdür böyle daraltmak bu durumu. |
||
|
||
Abi sinir yaptığımı nereden çıkardın? Bold fln kullanıyorum vurgu yapabilmek için yoksa bana saçmalamışsın desen de kızmam ki ![]() Dur bakem biraz işim var bide çay içiyorum, biraz da uzanacam, sonra belgesel varmış ntvde spartaküs ile ilgili. O işleri halledeyim de bir cevap yazarım ben.. Haydi görüşürüz
|
||
|
||
| spartaküs e ben de bakcaktım la iyi hatırlattın. Ben de çay içiyodum hade görüşürüz. Ama hala aynı fikirdeyim beklentisizlik değil o, ruhunu varlığını kişiliğini neyse işte herşeyini sahiplenmemek. | ||
|
||
| yaw,bende onu acmiştım eve gidip peder seyretsin diye..bu bekgesel izlenir.. | ||
|
||
| Spartaküs yok ama ilber ortaylı ile muhabbette süper oluyor doğrusu.. Sahi ya spartaküs nerde? | ||
|
||
| ben mesajı yazarken bitmişti..gec kalmışın..hehe | ||
|
||
ruler sen bu khaos a bakma sen haklısın o kötü niyetli ya illa bir karşılık beliyecek,sen şiir yazıp sevmene devam et ![]() Aşk nedir?''Hiç bitmeyen hep artan,vuslatı olmayan sadece hasrete endeksli bir duygu''karşılığı olan bir aşkta hiç bitmemek hep artmak diye birşey söz konusu olurmu?Asla olmaz,khaosun dediği gibi bu idealist bir aşk,fakat kavuşamamak söz konusu olduğunda bu idealist duygu yaşanır,fakat bunu,sonsuza götürmeyi herkes beceremez nirvana gibi birşeydir,leyla mecnun gibi sayılı kişiler becerebilmişler,fekat geçici de olsa bu idealist dediğimiz duygu yaşanıyor.Sevgide beklenti alış veriş demektir bu da ticarete tekabül eder,ticari bir sevgi olamaz,onun adı sevgi olmaz zaten,sevmeye başlarken sevdiğin kişiden alacağın karşılığın ticari hesabını yaparakmı başlıyorsun?Hayır kendiliğinden gelişiverir,hesapsız başlar sonra da khaos gibi kötüler sayesinde ticarete dökülüp,'' hani benim karşılığım ben verdim sende tık yok ne ayak?Böyle giderse ben seni sevemem ha''denip kusurlu,zaaflı bir hal alır(şimdi bu kötülük sadece khaos ta yok tabi hepimizde var,deyip kızgınlığını alayım )Bu kadar muhteşem bir duyguya alış veriş ahlakını karıştırmamak lazım.Bu duygu insanın doğasında vardı,sevmeye endeksliyiz yani,sen seversin(kendinden oluşurda seversin,onda kimsenin göremediği bir güzellik görürsün,ama bu güzellik belkide sadece senin gözünde oluşur)ve eğer şans bu ya karşıdaki hatunda veya beyde de aynı duygu oluşursa,''yine kendiliğinden,hesapsız içten gelen bir kıvılcım ile)ne ala, işte o zaman,insani beklentiler gündeme gelir,bahsedildiği gibi fekat severken, bu ticari beklenti olmaz işte burada yanılıyorsun khaos,karşılık bulamayan sevgide tek beklenti sevgidir başka da bir beklenti olmaz,o da vermeyince mabud neylesin mahmut(ruler dersem kızmassın umarım )durumu olur malesef
|
||
|
||
| Bu tartışamının özü şu; 1. Verdiği için mutlu olma duygusunu bilmeyenler için; verdiysen karşılığı mutlaka olmalısın düşüncesi. 2. Vermekten mutlu olanlar için; bir beklenti içine girmeden, hatta biraz bencilce sadece vererek mutlu olabiliyor. 3. Vermekten mutlu oluyor, ama almakta istiyor; karşısındakinden beklemeden vermekten mutlu oluyor, ama akabinde daha çok mutlu olmak için almakta istiyor. Birinci grup, konuya duygusal yönden değil de içeriği ne olursa olsun, sadece bir alış veriş gözüyle bakıyor. Ve verdiğinde karşılığında ne alabileceğinin hesabını yapıyor. Bu durum gerçek bir ticaret bence. İkinci grup, bencilliğini karşısındakine sevgisini vererek gösteriyor. Bunun adına ister narsizm deyin, ister aptallık deyin, bence gerçek bir sevgi. Sevgi şovalyeliği de diyebiliriz. Üçüncü grup ise, öncelikle vermeyi düşünüyor, bence bu da gerçek bir sevgi. İnsanın sevgisine, sevgi olarak karşılık beklemesine ticaret demek doğru bir tanımlama değil diye düşünüyorum. Duygunun karşılık bulması bir beklentinin yerine gelmesi değil, eksikliğin tamamlanması olarak düşünmeli. Çünkü sürekli bir mutluluk devinimi söz konusu. Öncelikle vermekten mutlu olan seviniyor, karşısındaki aldığı için mutlu oluyor ve kendisi de verererek mutlu etmek istiyor. Birincisi, verdiği için mutlu olmuştu, şimdi aldığı için de mutlu oluyor ve daha çok vermek istiyor. Sürekli çoğalan bir duygu. Tüketmiyor, üretiyor. "Al gülüm ver gülüm" değil, "vermek istiyorum gülüm" diyor birincisi, "ben daha fazlasını vermek istiyorum gülüm" diyor ikincisi. Aslolan öncelikle vermekten mutlu olmak. Bunun karşılıklı olması ve artması. Bunların dışında belki bir dördüncu gruptan da bahsedilebilir; sadece alarak mutlu olanlar ve vermekten hoşlanmayanlar. Ama sanırım bu başka bir başlığın konusu olabilir. Hatta Ruler'in "Dilenci" başlığında bu biraz tartışıldı. O başlıktaki tanımım "Duygu bezirganlığı" olmuştu. |
||