SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İnsan

Konu: İnsan tuz kadar sevilir mi?...

Sayfa: [ 1 ]

08.02.2008 15:38:42
Babasını tuz kadar sevdiği için cellata teslim edilen padişah oğlunun başına gelenleri biliyor musunuz?..

08.02.2008 15:39:14
Biliyorum.

08.02.2008 15:39:39
Anlatabilir misin?..
İlkokul 1. sınıfta Türkçe kitabında vardı.. Masalın adı Talih Kuşu'ydu...


08.02.2008 15:40:08
fikir ewet o hikaye benim annemden dinlediğim ilk hikayedir... ama cellatlara teslim edilip kaçtımı yoksa sürgüne gönderildimi bilmiyorum...çünkü hikaye onun öllümü ile bitmiyordu... bir zaman sonra babsına onu neden tuz kadar sewwdiğini çok güzel bir pratıkle anlatır... ben biliyorum bu hikayeyi.......

08.02.2008 15:40:38
Bakalım güneşinkızı derli toplu bir yazarsa okuruz...
Bu arada annemize saygılar!...


08.02.2008 15:42:24
Sen anlat istersen deli dostum Smiley Çok güzel bir kıssadan hissedir, sevginin bir ölçüsünün olamayacağını herkesin bu ölçüyü ancak kendi nazarında değerlendirebileceğini ve somutlaştırmadan anlayabilenlerin ne kadar yüksek ve yüce bir gönle sahip olduğunu anlatma yolunda küçük bir adım niteliğindedir(Küçük bir adım görecelidir)...

..........................................

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zamanda bir padişah ile bunun üç kızı varmış. Bir gün bu padişah kızlarını başına toplamış, beni ne kadar seversiniz? Demiş. En büyük kız dünyalar kadar, ortanca kızı kucak kadar, küçük kızı da tuz kadar severim demiş.

Padişah küçük kızın cevabına çok sinirlenmiş, insan tuz kadar sevilir mi demiş, ardından küçük kızını cellada teslim etmiş. Cellat, kızı kesmek için dağa götürmüş. Kız cellada yalvarmış, sen de babasın, bana kıyma demiş.

Cellat, kızın yalvarmalarına dayanamamış, onun yerine bir hayvan kesmiş, kızın gömleğini kesilen hayvanın kanına bulayıp padişaha getirmiş.

Küçük kız yollara düşmüş. Az gitmiş, uz gitmiş, bir köye ulaşmış. Orada köyün zenginlerinden birine kul köle olmuş, büyümüş, çok güzel bir kız olmuş. Güzelliği ilden ile, dilden dile yayılmış, kısmet bu ya bir başka padişahın oğluyla evlenmiş.

Aradan bir hayli zaman geçmiş, başından geçenleri kocasına anlatmış, babamları yemeğe çağıralım demiş. Kocası da olur demiş. Gereken hazırlıklar yapılmış, padişah babası ziyafete çağrılmış.

Kızın padişah babası söylenen günde avanesiyle birlikte ziyafete gelmiş. Padişah ve beraberindekiler sofraya oturduğunda yemekler sırayla gelmeye başlamış. Ama kız, aşçısına bütün yemeklerin tuzsuz olmasını tembih etmiş. Padişah hangi yemeğe saldırdıysa eli geri gitmiş, yemeklerin hiçbirini yiyememiş.

O sırada küçük kızı padişahın sofrasından ayağa fırlamış. Padişahım, duyduğuma göre sen küçük kızını seni tuz kadar seviyormuş dediği için öldürtmüşsün demiş. Padişahın söz söylemesine fırsat vermeden işte o küçük kız benim demiş ve bütün yemekleri tuzsuz yaptırdım ki kıymetimi anlayasın sözlerini eklemiş.

Padişah yaptığından utanarak küçük kızının boynuna sarılmış, tuzun ne kadar kıymetli olduğunu anlamış.

                                                                                                                ALINTIDIR




08.02.2008 15:43:47
okiştooo  aynı bole... yanlız ben kız değildi erkek çocuğu olarak dinledimiştim annemden öyküyü.. bide daha ballandıra anlatıstı.. uzun uzun... o gece geldi aklıma.. 5 yaşlarında filanım... saol be fikir... nerden buldun bole bi konu açtın yaa sen... hersey bole güzel olsun yaa... sizi sewiyorum...hepinizi sewiyorum.. yek hebu yek tunebu... yani  bir warmış bir yokmuş...belkide olacağız hepimiz günün birinde...

güneşin kızı seninde emeğine sağlık.. ne güzel oldu bu şimdi bole... ben bu öyküyü eger ölmezsem ve olurda bir çocuk sahibi olursam ona anlatacamm  ... aslında benm bir çocuk sahibi olmaya hiç niyetimyok... sanırsan en az 5 laugh wallaha gülmeyin ben ciddiyim laugh


08.02.2008 15:44:27
Bizim ders kitabındaki masal da özü itibariyle aynı fakat olay biraz farklıydı..
Ama önemi yok... mesaj tamamen aynı gerisi edebiyat..


08.02.2008 15:44:56
Öz anlayabilse yeterince kendi gerçekliğini utanacak biçiminden ve biçim öze ulaşabilse yeterince istemiyecek mevcudiyetini...

08.02.2008 15:45:25
Öz anlayabilse yeterince kendi gerçekliğini utanacak biçiminden ve biçim öze ulaşabilse yeterince istemiyecek mevcudiyetini...

Nitel bir sıçrama söz konusu...
Bizi yoksun bırakma, öğretinden...


08.02.2008 15:45:51
Ben bu zamanlar kendimde bir çalkantı yaşadığım için biçimimin mevcudiyetinin özümden ne kadar kopuk olduğunu anlama yolundayım fakat sadece yolunda; biçime takılıp kalmış ayaklarım çakıltaşlarının kanattığı acıları ne zaman hissetmezse o an bir birliktelik yaşayabilme umudundayım...

08.02.2008 15:46:59
: ) : ) neyyy !!
dün civarımızda biri vefat etti
bir teyze
öldü mü ölmedimi acaba dediler ambulans çağırdılar
herkes korkuyordu teyzeye yaklaşmaya..
M.S.Y'nin ölüden korkma diriden kork
ölüden korkulur mu.. hiç ölen yanında bulundun mu.. bulun bulun
ölüden korkma gibi sözleri aklıma geldi
ben de hiç korkmadan... işte ders alıcam yaa onun için hiç korku gelmedi bana
teyzenin nabzına baktın boynuna baktım
bazıları ayaklarına baktılar
ayak tabiki soğuk olur
ayağa hiç bakamadım ki teyze geri dönsün diye
başı ılıktı daha canı tam gitmemişti demekti bu..
ben işte... aman neyse...

sonra ne anladım bu tecrübeden ben
onu ben anladım başkası tam anlayamaz

yani işte insan çekilince... karşında sadece bir beden kalıyor
ona dokunsan öpsen koklasan ne farkeder
insan çekildikten sonra bir hiç...
işte biçimin güzelliği yada çirkinliği hiç önemli değil
bunu anladım ben
dün oldu bu anlattığım olay...
neysee...
aklıma geldikçe hala aldığım o dersin inceliklerini düşünürüm...





Sayfa: [ 1 ]