|
||
Barakandan ya da çadırından gün doğarken çık ve yıldızların yerlerini ışığa terk edişlerini, yeni günün ışığının çevredeki nesneleri okşayıp onları yeniden canlandırışını seyret! Kuşların şarkısını, yapraklı dalların arasından çağlayanlar gibi inen notaları, hafif esintileri dinle, eriyen buzların yaydığı kokuyu duy.-Ya sonra? -Sonrası bu kadar! -İlkbaharda böyle şeyler olduğunu zaten biliyorum, gidip görmeme gerek yok... -Varmak istediğin tüm noktalara vardın mı? -Arzu ettiğim tek şey, herşeye bir tekme atmak ve kendi yaşantımdan çıkıp gitmek... Çünkü doydum... -!.. Duygusal olarak pek çok sorunumuz var, fakat bu sorunlar gerçek sorunlar değiller..bunlar yaratılmış bir şeyler, ben merkezli düşünceler ya da görüşlerle belirtilen sorunlardır. Bir şeyi belirttiğim için sorunlar vardır, fakat gerçekte bir şeyi belirtmek, özellikle belirtmek mümkün değildir. Mutluluk üzüntüdür, üzüntü mutluluktur. Güçlükte mutluluk, mutlulukta güçlülük vardır. Bunları hissetme biçimimiz farklı olsa da, gerçekte farklı değillerdir, özde aynıdırlar. Bir şeyi öğrenmemiz için, bunun daha önceden bilmediğimiz bir şey olması gerekmez. Bir şeyi blmeden önceki "ben" ile, o şeyi öğrendikten sonraki "ben" arasında hiçbir aralık yoktur. Cahillikle bilgelik arasında fark yoktur. Bu söylediğinde sanki birliğin üzerinde duruluyormuş izlenimi alınabilir. Fakat öyle değil. Hiçbirşeyin üzerinde durulmuyor. Yapmak istediğin tekşey, olguları oldukları gibi kabul etmektir. Eğer bu şekilde kabul edersek, işaret edilecek, kavranacak bir şey kalmaz. Gerçekte birlik ve çeşitlilik aynıdır. bunlar hakkında düşünceler yarattığın için, düşünceler tarafından yakalanırsın. İnsan, tekliği ile koca bir insanlığı taşır.İnsan, tüm insanlıktan sorumludur. İnsanların yaptıklarının tamamen konak yeridir, tek tek insanların hepsi. İsa peygamberin insancıllığını bu yüzden severim: "Tüm insanlığın günahları için kendini feda etti." Bu varoluşçu anlayıştır. Ve varoluşçulukta hümanizmayı getirir. El-işki yoktur, yaşamın bir çözümü yoktur, Yaşam nitelenebilir bir dereceye sahip değildir. Yaşamaktan gelir, bir bilmek ülkesinin düşün-iline varmanız. Sonunda öğrettikleriniz gider, öğrendikleriniz kalır. Kazanımlarınız biter, yitiklikleriniz kalır. İlk ve tek geçerli ilke şudur: " Sevgi ve vicdan!" Erdem, arkamdan yazıp çizdiklerim midir, ben yazarken ve ya çizerken bilmediğim?.. Erdemi belirleyen birey değildir, ki birey belirliyor denilirse, o zaman, erdem öğrenilecek birşey değildir. O zihnin tamlığından doğan bir şeydir. Şekil şekildir, boşluk boşluktur. Bir yıllık yaşam da, yüz yıllık yaşamda aynıdır. (Kişisel Alanlar Arşivi'nden çıkartılıp Nihilizm'e taşınmıştır.) |
||
|
||
Biri kendi düşüncesine bağlı kalır; çünkü ona kendi kendine ulaşmış olduğunu sanır. Öteki ise, onu zahmetle öğrendiği ve onu anlamış olmakla övündüğü için bağlıdır düşüncesine. Sonuç olarak, her ikisi de kendini beğenmişlik ... İçine doldurulacak çok şey olduğu zaman, günün yüzlerce cebi vardır. Bir düşmanla savaşarak yaşayan kişinin, düşmanını hayatta bırakmakta yararı vardır. Açıklanmamış karanlık bir konu apaçık bir konudan daha önemli sanılır. Sadece karşıtları cansıkıcı olmayı sürdürdükleri için, arada bir, bir davaya bağlı kalırız. Bir insan kendini hep çok büyük işlere adadığında, onun başka bir yeteneğinin olmadığı pek görülmez.Açıkça büyük amaçlar tasarlayan ve daha sonra bu amaçlar için oldukça yetersiz olduğunu gizlice kavrayıveren kimse, çoğu zaman bu amaçlardan vazgeçecek kadar da güçlü de değildir. İşte o zaman ikiyüzlülük kaçınılmazdır. Gür ırmaklar kendileriyle birlikte bir çok çakıl ve çalı çırpıyı da sürükler; güçlü ruhlar da bir çok aptal ve mankafayı. Bir insanın gerçekten ele almış olduğu düşünce özgürlüğü ile, onun tutkuları ve hatta arzuları da gizli gizli kendi üstünlüklerini göstereceklerini sanırlar. Bir insan yoğun ve kılı kırk yararak düşündüğü zaman, sadece yüzü değil gövdesi de çekinceli bir havaya bürünür. Ruh arayanda, hiç ruh yoktur. İnsan yığınlarının davranış biçimlerini önceden kestirmek için, onların güç bir durumdan kendilerini kurtarmak için hiçbir zaman çok önemli bir çaba göstermediklerini kabul etmek gerekir. İnsan kahkahalarla güldüğü zaman, kabalığı ile tüm hayvanları geride bırakır. Eylem ve vicdan genellikle uyuşmazlar. Eylem, ağaçtan ham meyveleri toplamak isterken, vicdan onları gereğinden çok olgunlaşmaya bırakır, ta ki yere dökülüp ezilinceye kadar. İnsanca, Pek İnsanca - Nietzsche
|
||
|
||
| O zaman kıyaslamayalım. -Tam olan- tamamlansın ve baş ta son da kalmasın. |
||
|
||
| bır dengede kac ayak basar yere resımlerde alenı bır hangısı daha guclu sızce resımlerde alenı bır hangısı tam resımlerde alenı bır bu nedenle dengede duran yanlarımız tam olmasada durur tam olmasada bır noktamızda kılıtlerız onları yerlerıne bu nedenle buyuk taslarımızı tam kılan aklımız ve kucuklerıyle susleyen felsefemızın temelınde denge yatar bunlar butunun dengesınde tamdır... |
||