|
||
Balkanlar çok farklı etnik kitleleri bünyesinde bulunduran bir bölge. Üstelik bu etnik unsurların her biri belli bir coğrafi parça üzerinde toplanmış değil. Bu yüzden bölgenin etnik haritasını çıkarırken kesin ve net sınırlar belirlemek mümkün olmuyor. Birçok bölgede farklı etnik unsurlar bir arada yaşıyor. Sırpların bölgede güçlü bir hakimiyet kurma ve diğer etnik toplulukları sömürme anlayışları yıllardan beridir Kosova'da da önemli acıların yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu acıların en önemli sebebi ise insanların sırf etnik kimliklerinden ve inançlarından dolayı horlanmaları, aşağılanmaları, ikinci sınıf insan muamelesine, baskıya ve zulme maruz bırakılmalarıdır. Tito’dan sonraki dönemde çeşitli baskı ve şiddete uğrayan Arnavutlar 1989 süreci ile Miloşeviç’li yılların acısını yaşamışlardır. Sırpların zulüm ve işkencelerini tam anlamıyla bir katliama dönüştürmeleri Kosova'da ciddi bir insanlık dramının yaşanmasına yol açmış, bu dönemde Arnavutların hakları tamamen gasp edilmiş, Kosova sıradan bir Sırp vilayetine çevrilmiştir. Komünizmin çökmesiyle Arnavutlar, hem Yugoslavya’nın dağılma savaşlarının yakın şahidi olmuş, hem de o güne kadar Yugoslavya’da bir cumhuriyet haline gelmek olan hedeflerini bağımsızlık olarak değiştirmişlerdir. 1998 Sırp-Arnavut Savaşı süreci Rugovalı pasif direnişin yönünün değiştiği tarih olmuştur. Arnavutlar 15 bine yakın evlatlarını bu savaşta feda etmişlerdir. Kosova’da 1999 Haziran’ından itibaren başlayan “manda yönetimi” hâlâ sürmekte; Arnavutlar kendilerini bağımsız yapacak süreci beklemektedirler. Arnavutlar azimle özgürlüklerini aramaya devam etmektedir. 1999 yılından beri BM gözetiminde bulunan Kosova’da Sırp merkezi hükümetiyle Arnavut çoğunluktan oluşan halk arasında bağımsızlık talebi nedeniyle sorunlar yaşanmaktadır. Halkın, Sırbistan’dan ayrılarak ülkelerinin bağımsızlığını istemesi uluslararası toplumda uyuşmazlığa neden olmaktadır. Kosova’nın nihai statüsü görüşmelerinde taraflara tanınan süre Kasım 2007’de sona eriyor. Süre bitiminde Sırbistan ve Rusya, Kosova’nın bağımsızlığını tanınmazsa, Güvenlik Konseyi kararı beklenmeksizin tanıma kararı gerçekleştirilebilir. Çünkü Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği ülkeleri artık Kosova’nın bağımsızlığının ilan edilmesinin gerekliliği üzerinde duruyorlar. Amerika başta olmak üzere birçok batılı ülke, sürenin bitiminden sonra Kosova Cumhuriyeti’ni tanımaya hazırlanıyorlar. Sırbistan Devlet Başkanı Boris Tadiç ise, Kosova’nın bağımsızlığını hiçbir zaman kabul etmeyeceklerini vurguluyor. Kosova, geçenlerde yapılan genel ve yerel seçimlerde her ne olursa olsun bağımsızlık ilanı vaat eden eski gerilla liderine başbakanlık yolunu açtı. Şimdi bütün gözler uluslararası topluma çevrilmiş ve Kosova’nın Rusya ve Sırbistan’a rağmen bağımsızlığını kazanması için gün sayılıyor. Kaynakça: Prizrenliler Web sitesi (www.prizrenliler.org) Kosova Bağımsızlık Yolunda (www.kosova.ihh.org.tr) http://politics.ankara.edu.tr/~alpkaya/kosova.htm Radikal Gazetesi Web sitesi Ntvmsnbc Web sitesi |
||
|
||
| Radikal Gazetesi'nden alıntı Avrupa Kosova'dan daha fazla kaçamayacak Kosova'da seçim sonrasında, yeni bir patlamadan ancak Sırbistan'ın bölgeye 'himaye altında bağımsızlık' veren BM planını kabul etmesiyle kaçınılabilir. Bölge önümüzdeki günlerde Avrupa'yı zorlayacak Avrupalı hükümetler isteseler (ne yazık ki bazıları çok istiyor) bile artık gözlerini Kosova'dan başka tarafa çeviremez. Sırbistan'ın çoğunluğunu Arnavutların oluşturduğu eski eyaletinde hafta sonunda yapılan seçimler, bağımsızlık ilanının eli kulağında olduğuna hiç olmadığı kadar açıkça işaret ediyor. Aylardır böyle bir sonuç bekleniyordu. Fakat bu durum vaziyeti daha kolay başa çıkılır değil, Kosova ve Balkanlar'ın önündeki ihtimalleri, 10 yıldır görülmedik derecede tehlikeli ve belirsiz hale getiriyor. Cumartesi günkü Kosova seçimlerine destek zayıftı, bunun nedeni kısmen küçük Sırp azınlığın boykotuysa, esas neden kötü hava ve NATO'nun Sırp ordusunu bölgeden çıkardığı 1999'dan beri kötüye giden ekonomik ve siyasi durumun bizzat birçok Arnavut'u çileden çıkarmasıydı. Yine de hafta sonu iki mühim şey oldu -ve ikisini de görmezden gelmek mümkün değil. Birincisi, bağımsızlık yanlısı partilerin tekrar seçilmesi. Bu, Sırbistan'la tıkanan görüşmeler için son tarih niteliğindeki 10 Aralık civarında bağımsızlık manasına geliyor. İkincisiyse, Kosova dahilindeki iktidarın savaş öncesine ait Arnavut liderliğinden Sırbistan'la savaşta büyümüş genç kuşağa geçmesi. Seçimin baş galibi, eski gerilla lideri Haşim Taçi önderliğindeki Demokratik parti, uzun zamandır Kosova siyasetinin nedimesiydi. Ancak bu kez parti başlıca rakibi ve merhum Kosovalı lider İbrahim Rugova'nın daha ılımlı partisi Demokratik Birlik karşısında oy oranını epey yükseltti. Toptan bir değişim değildi bu, zira iki parti muhtemelen koalisyon kuracak. Bağımsızlık iki partinin de gündeminin ilk sırasında -yani sonuçlar bağımsızlık davasını doruğa çıkardı. Fakat Taçi'nin zaferi, Kuzey İrlanda'da Gerry Adams ve Sinn Fein'in daha ılımlı SDLP karşısında yükselmesine benziyor. Bu zafer Belgrad'da, Kosova ve onun destekçilerine güvenilemeyeceğinin işareti olarak görülecek. Acil hedef şu: Sırbistan son tarihten önce, BM arabulucusu Martti Ahtisaari'nin planında da ortaya konduğu gibi, bir tür 'himaye altında bağımsızlığı' kabul ederse bir patlamadan kaçınılabilir. Ancak Rusya'nın cesaretlendirdiği Sırbistan'la NATO arasındaki uçurum derin. Bu durumda her şey, Kosovalı Sırpların (ve tabii ki Sırbistan'ın) kaçınılmaz bağımsızlık ilanına tepkisine bağlı olacak. Asayiş bozulursa, Kosova'daki insani ve askeri durum sarpa sarabilir. Bosna ve Makedonya'daki çatışmalar da tekrar alevlenebilir, bizzat Sırbistan bile istikrarsızlaşabilir. Böyle bir durumda Avrupa hükümetleri varoluşsal kararlarla yüz yüze gelebilir. Arka bahçelerine, muhtemelen bir Balkan kışında müdahale ederler mi? Yoksa kenarda durup, Kosovalı Müslümanların kendi kaderlerine terk edilmesine göz yumarlar mı (veya göz yumuyor gibi yaparlar mı)? İşte ilerleyen günlerdeki vahim tercih bu. Gelecek ay bağımsız Kosova'ya yönelik kararlı bir diplomatik çabanın etnik grupları tetiğe sarılmaktan caydırma ve Belgrad'ı yangına körükle gitmekten alıkoyma ihtimali varlığını sürdürüyor. ABD, Britanya ve Fransa bu yolda ilerlemeye niyetli. Almanya daha mütereddit. Ancak hatırı sayılır uluslararası muhalefet var ve karşı çıkanlar Rusya'dan ibaret değil. İspanya ayrılıkçıları cesaretlendirmek hususunda tedirgin, Yunanistan Makedonya'daki karıştırıcı etkilerinden korkuyor. Dahası, kalabalıklar Sırp soydaşlarının savunulması isteğiyle sokağa dökülürse, Belgrad'ın kenarda durması kolay olmaz. Her durumda, NATO'nun dahli, ister zorlu bir barışın garantörü sıfatıyla ister daha doğrudan, muhtemelen artacak. Ve ABD bu işi bizim için halletmek konusunda uygun konuma veya ruh haline sahip olduğu içindir ki, kabak Avrupa'nın başına patlayabilir. Kosova konusunda vazife çağırdığında, yorganın altına saklanmak işe yaramayacak. The Guardian(Başyazı, 19 Kasım 2007) |
||