|
||
| Avrupa Birliği’nde Maskeli Balo Dayatmalar, Gerçekler Avrupa, Türkler tarafından kurulan her devleti, Hıristiyanlığın ve büyük Avrupa hayalinin önünde bir tehdit olarak algılamıştır. Ve bu tehditi ortadankaldırmak adına, gücü nispetinde çaba harcamış ve amacına ulaşmak için her yol ve yöntemi mübah saymıştır.Avrupa’nın Türklere yönelik önyargılarının,dünden bugüne ortadan kalktığını yada azaldığını söylemek fazlasıyla safdillik olur.Çok değil daha 80 yıl öncesi yaşadıklarımız ortadadır. Bu yüzden Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik açıklamalarına ve düşüncelerine bu perspektiften bakmakta yarar vardır. Kökeninin “Helen kültürüne, Roma hukukuna ve Hıristiyanlığa” dayandığı bizzat en yetkili ağızlarından seslendirildiği halde, Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi tam üye olarak kabul edeceğini varsaymak son derece anlamsızdır. Bir kez daha vurgulayalım ki Avrupa,tarihinin hiçbir döneminde Türkleri kendisinden birisi olarak görmemiştir. Kurulan her Türk devleti Avrupa için önce bir “pazar” sonra ortadan kaldırılması gereken bir “tehdit”dir. Katılım Ortaklığı belgesinde “Türkiye AB’ne diğer aday ülkelere uygulanan aynı kriterler temelinde Birliğe katılması mukadder bir aday ülkedir” dendiği halde; mali yardım konusunda, Kıbrıs konusunda,azınlıklar konusunda, Gümrük Birliği anlaşması hükümlerinde,Avrupa Parlamentosu kararlarında Türkiye eşit değil; “Hasım” muamelesine tabi tutulmaktadır. Diğer ülkelere milyonlarca dolar yardım yapan AB, Türkiye’ye Gümrük Birliği anlaşması ile vermeyi kabul ettiği üç beş dolarlık yardımı Yunanistan’ın vetosunun arkasına saklanarak vermemektedir. AB başka ülkelerdeki azınlıklar konusunda hemen hiçbir işlem yapmazken;Türkiye’deki azınlıkların hamisi gibi hareket etmektedir.AB; kabul edilmiş anlaşmaların gereği olan serbest dolaşım hakkını Türkiye’ye kullandırmamaktadır. Tam üye olmadan Gümrük Birliği’ne giren tek ülke Türkiye’dir. Eğer AB,koyduğu üyelik kriterleri konusunda samimi ise neden diğer ülkeleri önce tam üye yapmış ve bilahare Gümrük Birliği’ne dahil etmiştir? Neden başka ülkelere gösterdiği hoşgörüyü Türkiye’den esirgemiştir? Örneğin Yunanistan tam üye olduğunda Türkiye’den daha mı demokratikti? İspanya bizden daha mı gelişmişti? AB, 1963 tarihli Ankara Antlaşması’nda vermiş olduğu yazılı taahhütlere rağmen,bunları çiğnemekte en ufak bir sakınca görmedi. Bakınız bugün Gümrük Birliği’nin Türkiye’ye büyük kayıplar verdirdiğini en yetkili ağızlar söylemiş ve yeniden ele alınmasını zaruri görmüşlerdir. Biz Avrupa Birliği karşıtı değiliz. Ancak Avrupa Birliği’nin bir “medeniyet projesi”,bir “kurtuluş projesi” olarak lanse edilmesinden rahatsızız. Tam üye olamayacağımızı bilebile, AB’nin her türlü dayatmasını kabullenmenin, Türk halkının onurunu zedelediğini düşünüyoruz. AB, Türkiye’ye başka gözle bakıyor.AB, Türkiye’yi sadece Pazar olarak istiyor.Artık bunu anlamamız ve politikalarımızı bu doğrultuda oluşturmamız lazım. AB’nin bugüne kadar Türkiye’den istediklerini alt alta sıralasak, sanırım en koyu AB taraftarları bile bize hak verecektir. Hür, bağımsız ve çağdaş bir ülkede yaşamak için AB’ye gereksinimimiz yok.Türk insanı en umutsuz olduğu dönemlerde dahi tarihin akışını değiştirmeyi başarmış bir millettir. Sinan AYGÜN Ankara Ticaret Odası Başkanı Bağımsızlık nasıl bir şey acaba? |
||