|
||
YENİLDİK Yenildik; Şimdi kim bilebilir zakkumun O kekre tadını bizim kadar Tenimize sinmiş sülfür kokusunu Soluğumuzdaki cıvayı kim duyar İntikamcıydı bilim, sezgimizse Gölgesi sulara vuran bir ceylan Neyi yaşamışsak ömrümüz diye Derimize yazdı o vak’anüvis Kehribar saplı bir hançerle Kehânet kuyularında sınandık Terkettiğimiz her şehir yakıldı Anıtlar dikildi kahhar ve kutsal Zamansa bir karadeliğe dönüştü Belleğimizin oksitlenen çöllerinde Çöl ve moraran cesetler, rüya Kâbusa dönüyor cinnet saatidir Coğrafyanın bu yakasında bir halk Kendi oğullarını boğazlıyor artık Kûfi bir cesaret oluyor cinnet Biz keder diyorduk, tarihmiş Dilimizde işte o kil ve kül tadı Şimdi kim bilebilir yenilginin O kekre kokusunu bizim kadar Soluğumuzdaki cıvayı kim duyabilir AHMET TELLİ (Çocuksun Sen) yenilgi üzerine yazılmış en güzel şiir. belki de tek şiir en azından benim bildiğim. şairler yenilgi üzerine de şiirler yazmalı insan olmanın gereği ve bir hali.sürekli aşk üzerine yazan şiirlerden bıktık özellikle kadın aşkı. bakıyorsun adam sadece kadınlarına aşk mektupları yazmış vbaşka birşey yazmamaış çıkıp ortaya ben şairim diyor. |
||
|
||
"..hep denedin hep yenildin bir daha dene bir daha yenil daha iyi yenil!.."
bunu da samuel beckett amcamız demiş.. |
||
|
||
evet ahmet telli benimde sevdigim şaiirlerden....ve güzel bir şiir. herkez şaiir degil işte... |
||
|
||
'rakibim beni devirebilir, düşebilirim. ancak her seferinde tekrar kalkarım. ben, yerden kalkamayacak hale gelene kadar yenilmiş sayılmam...'
Muhammed Ali Clay'in bir boks maçı öncesi ropörtajından alıntı.... |
||
|
||
Yenile yenile yenmeyi öğreneceğimiz söylenmişti bize... Bu umutla o günü, zaferimizi ilan edeceğimiz günü bekledik hep... Yenildikçe hırslandık, hırslandıkça kaybettik... Her kaybedişte yeni bir başlangıç yaptık...
Sonra ne mi oldu? Biz yenilmeye devam ederken umutlarımız da yenilmeye ve tükenmeye başladı. Yeni başlangıçlar için cesaretimiz azaldı... Kısacası kaybettik... |
||
|
||
keskin bıçak olmak için çok çekiç yemek gerekir derler ..
pek umutlu ama, n'apalım ki başka yani? |
||
|
||
Bunaliyoruz cocuk Bunaliyoruz, Bicim veremedigimiz seylerin, Bicimini aliyoruz. Sükrü Erbas Yenilgi bu kadar mi güzel anlatilirmis.Hem de dört satirda. |
||
|
||
Sıradaki Kayıp...
Yine kaybettim işte! Daha öncekilere bir ektir sadece bu. Bakın, ben yine kaybettim… Kaybettiğimin herşey olmadığını Bir daha anlamak üzere… Her giden mevcût, Olmayan bir yeniyi nasıl da getiriyor… Buna artık şaşmıyorum bile. Belki o da gitmek üzere geldi, Belki daha bir göstermeye… Kaybettim evet, Kaybettim işte, Kazandığımı da görmek için… Gönül gözümü açtığımda ise, Biz sizinle Bambaşka bir şey konuşuyor olacağız… Âmin! A.A. |
||
|
||
| "... Yenildiler. Yenenler, yenilenlerin dikissiz ak gömleğine sildiler kılıçlarının kanını. Ve hep beraber söylenen bir türkü gibi hep beraber kardeş elleriyle işlenen toprak Edirne sarayında damızlanmış atların eşildi nallarıyla. Tarihsel, sosyal, ekonomik şartların zaruri neticesi bu! deme, bilirim! O dediğin nesnenin önünde kafamla eğilirim. Ama bu yürek O, bu dilden anlamaz pek. O, "hey gidi kambur felek, hey gidi kahpe devran hey", der. ..." Nazım Hikmet / Şeyh Bedreddin Destanı'ndan |
||