|
||
| Ben kimliğinde Türk yazan biri olarak soruyorum, öyleymişim. Bir miktarını biliyorum,örneğin polisin kimliğe bakıp yargıladığını, cahil insanların ülkedeki her olumsuzluğa Kürt leri neden gösterdiğini, doğu yöresinden türkülerin yorumlandığı yerlerde gerekli gereksiz hala bile kimlik kontrolü yapıldığını, potansiyel terörist, katil görüldüklerini, uzun yıllar Devlet in üzerlerinde yarattığı baskı ve korkuyu, töreyi, yoksulluğu,dilini konuşamadığını vs. Ama bunlar benim ordan burdan duyduğum şeyler yaşadaığım şeyler değil. Bu nedenle de bunu yaşayanlara soruyorum. Neler hissediyorsunuz ve hayatınız boyunca neler yaşıyorsunuz? İşin ideolojik, sınıf savaşımı,ulusal kimlik arayışı kısmını sormuyorum sadece. Ben Türk olmanın kendi adıma bugüne dek bir faydasını görmedim global açıdan, ama Kürtler in nasıl hissettiğini de bilmek gerek. Empati kurabilmek için bu soruyu soruyorum. Türk çüler ya da ümmetçiler hamaset yorumu yapmasın silinecektir. Bak baştan da söyledim. |
||
|
||
| ben kısa bir cevap. İşin psikolojik boyutu. Herkes annesinden kendi ana dilini konuşur. Ben de kürtçe konuşuyorum. Altı yaşında babam okula kaydetti beni, bir tek kelime türkçe bilmeyen ben türkçe konuşan insanların yanına gidece*im. Hoca bana şunu, bunu yap diyecek ben ise hiçbir şey anlamayacağım. ÖKüzün trene baktığı gibi aval aval bakacağım hocalarıma. İlk gün hoca bize sıraya girmemizi söylüyor, zar zor anlıyorum, ondan sonra bir çocuk kürsü gibi kurulan bir tahta oturağa çıkıp avazı çıktığı kadar andımızı okuyor. Ben ise çocuğun bu komik haline gülüyorum. Birden bir şaplak indi;arkamı döndüm hoca, bana birşeyler söylüyor. Tabi ben anlamıyorum. meğerse sonradan ulan it kürtçe konuşma türkçe konuş demiş. Bir ikinci durum, cuma günü istiklal marşı okunuyor, yine ben anlamıyorum ve yine herkesin okumasına gülüyorum, bir an sonra marş bitiyor, ben tam arkamı dönüp gidecekken bir öğretmen tem arkamda, beni bekliyormuş meğer. Ürkek bakışlarla hocaya bakıyorum, kulaklarımdan yakalyıp bir iki tokat ve birşeyler geveliyor. İşte benim psikolojik halim. O gün bu gündür okuldan nefret ederim. Zaten bu yüzden liseden terkim. Bir başka örnek, birgün babam diyarbakırdan çok sevdiğim bir oyuncak getirmişti. Bir tabancaydı, her türden ses çıkartan garip bir tabanca. Sonra bir gün çatışma çıktı, çatışma sırasında uykuya dalmışım, sabah kalktığımda evdeki tüm eşyalar yerlerde, ev özel timlerin ayakkabılarından dolayı kir pas içinde. Anneme oyuncağımı vermesini söylüyorum o başta bir şey demedi, ben ısrar edince bana kırılmış, ikiye ayrılmış oyuncağımı veriyor. ÇÜnkü bir özel harekatçı oyuncağımı ayakları altına alıp kırmış. Ve o tabanca benim en sevdiğim oyuncağmdı. |
||
|
||
| Çok zor bir soru ''Kürt Olmak Nasıl Bir Şeydir?'' benim açımdan, çünkü kendimi bildim bileli hiçbir ırka aidiyet hissetmedim, insan kimliğini her zaman bütün yaftaların üstünde gördüm. Ama bir Ülkedaş olarak empati yapmam gerekirse, çok samimi olarak yakın tarih ve günümüz dinamiklerinden hareketle söyleyeyim Kürt olmak istemezdim bu ülkede, Etnik temsilde ve temel hak ve hürriyetler kapsamında Amerikadaki Kızılderili veya Afro/Amerikalılardan pek farkı yok Kürtlerin, tabiki öyle olduklarını kastetmiyorum ama sırf bunu hissetmeleri bile Kürtlerin, bir şeylerin yolunda olmadığını düşünmemiz için yeterli sebeptir. Diğer bir empatik yaklaşımı Türkler açısından değerlendirirsek onlar içinde güllük gülistanlık bir durum söz konusu değil, Ülkenin kaymağını yiyen bir avuç kodomanı ve kalburüstü kesimini saymazsak büyük çoğunluğu sefalet ve açlık sınırları arasında gidip gelen ama hamaset ve Milliyetçi söylemlerle uyuşturulmuş büyük bir toplulukda söz konusu, aslında sözü çok uzatmaya gerek yok bir nevi ''yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal'' durumu sözkonusu. |
||
|
||
| Eyv kopil, bunlar önemsiz görünen önemli ayrıntılar. Yaşamayanlar bilemez. Sanırım sorun da genelde bu olsa gerek. Herkes bir şekilde eziliyor ama bazıları sistem tarafından bir de bunun üstüne özel olarak eziliyor. Herkes polisten korkuyor ya da sevmiyor ama herkesin evine girip tartaklamıyorlar, kadınlarına taciz ya da tecavüz etmiyorlar, öldürmüyorlar. Bunlar yaşamsal şeyler ve kişilikleri ve tepkilerini de belirliyor. Paylaştığın için sağol. Uyarı: Siz mesajınızı yazarken yeni bir mesaj daha gönderildi. İsterseniz gönderilen mesajı okuyun. Bir insanın kültüründen ötürü kendini savunmak zorunda kalması adil değil tabii ki. Almanya da Türk ler için bunlar fakir,suça yatkın ve eğitimsiz suç işleyince gönderelim diye kkanun çıkaranlara tepki gösteriliyor medya da. Zaten burada yaşayan Kürt ler için ise sokaktaki adam aynı şeyi söyleyebiliyorsa aynı toprakta bir anlayış sorunu vardır. Kürt olmayı istemezdim demek bile sebebi ırkçılık, kültür faşizmi olmadığı halde vahim bir durumdur. Biri bana aşağı sınıf olarak bakacak olursa benim onunla uyuşabilmem ve değer vermem de mümkün olmaz. Çünkü kimse köle olmayı kabullenmez, kabullenmemelidir. O noktada ne ekersen onu biçersin. Kahramanlık ve hainlik kavramları göreceli hale gelir ve ikisi de kendince doğruyken birbirine karşı; insanlık baskının yarattığı gerilim ile kaybeder. Ve sanırsam bu ülkede milliyetçiliği Kürt halkı icat etmedi. Tıpkı sadece insan olmaya çalışan kızılderililerin bu duyguyu anglo-saksonlar yüzünden öğrenmek zorunda kalması gibi. Onların kaybı dünyanın belki yüzyıl geride kalmasına neden oldu anlayış olarak. Aynı şey bu topraklarda da geçerli Kürt ler için. Tüm kültürler aynı derecede etkin ve önemlidir birinin diğerine üstünlüğü kabul edilemez birlikte oluştuklarından. Dünya bir aileyken Türk ırkçılığının ve hamasi devlet anlayışının bu şekilde kestirip atarak düşünebilmesi cumhuriyet başta her şeye aykırıdır. O yüzden daha önyargısız ve kompleks siz olarak bu duruma bakmak gerektiğini düşünüyorum. |
||
|
||
| Bir laz olarak belki çok iyi anlamıyabilirim,fakat kürt bir arkadaşım,sohbet esnasında doğunun kendi hiyerarşisi içinde farklı bir devlet gibi oldduğunu söylemişti,kürtlerin ise orada türk devlet görevlileri tarafından potansiyel bir terörist olarak görüldüklerini ve kürtlerinde bu tutum karşısında kompleks bir yapıya sahip olduklarını ve belki eğitim gitmeyişinden,belki maddi olanaksızlıklardan kolay kandırılabilir bir hal aldığını söylemişti,psikolojik olarak içinde bulunddukları durum çok kötü,zan altında olmak,dışlanma korkusu,vatan olarak aidiyetlerini kaybetme endişesi vs vs Burada kürt millet vekillerinin büyük suçları olduğuna inanıyorum senelerce bu gerçekleri görmezden geldiler,onları bölünme tehlikesine uyarma anlamında cidi hiçbir çalışma yapmadılar,şu süreçte bir kürt millet vekilinin çıkıpta halkını sahiplenen,uyaran,birleştirici yapıcı bir konuşma yaptığına şahit olmadım,sanki Ankaranın millet vekilleri,onları hiç alakadar etmiyor.Son olarak kendi kendime ddüşünüyorum,kara denizde emin olun hiç yatırım gitmemiş okulu,yolu olmayan yerler var,neden onlar böyle bir isyanda bulunmamışlar?Belki birebir aynı örnek olmayabilir fakat bu benim kafamda bir soru işareti olmuştur. |
||
|
||
| konu başlığında khaos psikolojik neden dediği için yaşanmış bir kaç örnek ile yazıma devam edeceğim. Benim bir kuzenim burada fettullah cemaati tarafından( sözde) okutulmak için kendi dersanesi sayesinde kayseriye bir yıl önce okutulmaya gönderildi. Bir yıl boyunca hiçbir sorun çıkmadı. İKi hafta önce _belirttiğim kuzenim 13-14 yaşlarında- bir grup genç tarafından yatılı okuldan alınıp bir yere götürülüyor. Orada bir güzel dövüyorlar. Nereye götürdüler diye düşünüyorsunuz ülkü ocaklarına. Orada yirmili yaşlarında gençler onu bir güzel dövüyorlar. Neden? Bizimle birlikte olacaksın, bizim için çalışacaksın dediler. Kabul etmeyince bu hale getirdiler. Neden çünkü kürttü, neden çünkü daha en baştan terorist olarak kabul görüyordu, neden çünkü biz oralara okumak için değil başka bir şey için gidiyormuşuz. Şimdi bana söyleyin ben nasıl bu ülke insanını sevebilirim ki- ben derken kuzenimi kastediyorum- medem ki empati kuruyorsunuz kendinize yapmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına siz de yapmayın felsefesinden bir yola çıkında düşünün...Neden? Aslında herşeyin sonunda neden sorusu hep karşımıza çıkacaktır, inanın. |
||
|
||
| kürt olmak bir yana ,kürt kalmak çok zor bu ülkede. heran başına bir iş gelebilir..... |
||
|
||
| ben dört yıl diyarbakırda görev yaptım.çalıştığım okulun öğrencileri meşhur bağlar semtinden geliyorlardı.o kadar ilgiye ihtiyaçları vardı ki.yıllarca hiç dinlenmemiş olmak ilgilenmemiş olmak sanki genetik olarak o küçücük çocuklara geçmişti.kendi kültürlerindeki öğretmenler de bangı bangır hak adalet hukuk diye bağırırken nedense eğitimi ikinci plana atarak öğretimle- ki o da yeterince sınırlı olarak - ilgileniyorlardı. bir batılı olarak orada bulanduğunuzda önce size kuşkuyla yaklaşan o sıcacık çocuklar diksiyonlarından dolayı konuşmak istemeyen fikirlerini belirtemeyen aslında utanan sıkılan ama bu utanma duygusunu kabalığa efeliğe vurarak gizlemek isteyen delikanlılar genç kızlar...işte tüm bu size önceleri güvenemeyen çocuk genç kitlesinin güvenini bir kere kazandınız mı da her ne olursa olsun daima yanınızda olurlardı. kimilerince inanılmaz güvenilmez diye nitelenen kürtler asla bu nitelemeyi hak etmiyorlar.siz onlşara güvenmediğinizi -söz söylemenize gerek yok bir bakışınız bile yeter-hissettirdiğiniz anda onlar da size diş bilemeye başlarlar ukalalaşırlar yan çizerler söz verip yapmazlar yarıyolda bırakırlar. bugün bile hala burnumun direği sızlar diyerbakır deyince ve duyunca o kadar üzülüyorum ki diyarbakır a bingöl e mardin e tayini çıkıp üzülenleri korkanları duyunca ya oralar hem çok güzel hem insanı da gewrçekten yürekli ve sağlam. ve inanın o kadar fazla ki pkk ya düşman ama hep yanlış anlaşılıyorlar yanlış anlaşılıyorlar yanlış anlamak için programladığımız için yanlış anlıyoruz. |
||
|
||
| ben hakkariye şüpheyle, korkuyla, nefretle, istemeyerek gelen onlarcasını gördüm ve ayrılırken ağlayarak,kopmak istemeden ayrılanlarıda gördüm. Bunların başında ortaokulda bir edebiyat hocamı biliyorum. |
||