SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komünizm

Konu: Kızıl Tugaylar

Sayfa: [ 1 ]

06.02.2008 00:09:40

kızıl tugaylar 1968 yılında kurulmuştur. 1984 yılında iki fraksiyona ayrılmışlardır, biri (br-pcc) kızıl tugaylar komünist muharipler partisi, diğeri br-ucc kızıl tugaylar muharip komünistler birliği’dir. komünist muharipler partisi 1987 şubat’ında bir posta arabasını soyarak adını duyurmuş ve bu olayda iki polis öldürülmüştür. muharip komünistler birliği de 1987 mart’ında italya uzay silahları genel müdürü’nün öldürülmesi olayı ile sesini duyurmuştur.

kızıl tugaylar örgütü marxist-leninist ideolojiye sahip silahlı ve son derece tehlikeli bir örgüttür. burjuva ve faşist olarak tanımladığı italya yönetimini yıkmayı amaçlamakta ve abd’nin temsilciliklerini hedef seçmektedir.

örgüt 1970 yılında yaptığı eylemlerle italyan toplumunu derinden sarsmıştır. daha sonraki yıllarda italyan hükümeti’nin aldığı bir dizi önlemle örgüte ağır darbeler indirilmiştir. örgütün hali hazırdaki potansiyel gücü ile italyan polisini ve hükümeti’ni tehdite devam edeceği anlaşılmaktadır.

örgüt, 1989 yılında italyan ve fransız yetkililerin, birçok örgüt mensubunu tutuklamasından sonra pasifleşmiştir. bununla beraber, 50’den daha az sayıda olduğu tahmin edilen silahlı aktif üyesi ile terörist kampanya, rastgele polislerin öldürülmesi ve montedission petrokimya endüstrisi yöneticisi giuseppe taliercio gibi belirgin hedeflere saldırması ile faaliyetlerine devam etmektedir.özellikle kundakçılık, cinayet, adam kaçırma ve bombalama gibi eylemlerle adını duyuran örgüt, tüm terörist yeteneklere de sahiptir. örgüt aşırı sağcılara ve kendi düşüncesine zıt fikirde olan herkese karşı savaş açmıştır.

kızıl tugaylar ilk hedef olarak gazetecileri hedef seçmiştir. ilk başta, suçlanan gazeteciler ayaklarından vurulmuş ancak, bu eylemleri kasım 1977’de turin’deki la stampa gazetesinin yardımcı editörünün daha önce 3 defa vurulup, sonunda ölmesiyle son bulmuştur. haber ajansına olaydan sonra açılan telefonda, kızıl tugaylar olayı üstlenmiş ve, “hükümetin uşağı gazetecinin kendileri tarafından yargılanarak suçlu bulunup, cezasının infaz edildiği” söylenmiştir.

örgütün filistinlilerle önceden bazı bağlantıları varsa da, esas ilişkiye girdiği örgüt baader-meinhoff ve sempatizanlarıdır.

italyan güvenlik birimleri tarafından yürütülen seri operasyonlar neticesinde örgütün faaliyetlerinin, 1980’lerin başında marjinal düzeye indirilmesi, elemanlarının organize suçlara kayarak sicilya mafyası ve ndragentha içerisinde yer almasına sebebiyet vermiştir. hali hazırda, marksist leninist kökenli türk terör örgütleri ile işbirliği içerisinde olduğu ve faaliyetlerinintrevi’nin gizli oturumlarında yakınen incelenip, değerlendirildiği italyan makamları tarafından ifade olunmaktadır.

mayıs 2001 ayı başlarında italya'da güvenlik güçlerince düzenlenen bir operasyonda kızıl tugaylara mensup 8 kişinin yakalandığı açıklanmıştır.

son olarak, italya'da 13 Şubat 2007 tarihinde ülke çapında düzenlenen geniş operasyonda kızıl tugaylar'ın uzantısı olarak değerlendirilen bir terör hücresine mensup 15 kişi tutuklanmıştır.

alıntı

06.02.2008 00:10:05


KURULUŞ

Sinistra proletaria (Proleter Sol)'dan çıkma Kızıl Tugaylar 20 Ekim 1970 yılında Reggio Emilia'da Renato Curcio ve Alberto Franceschini tarafından kuruldu. 

12 Aralık 1969'da 16 kişinin ölümüne 98 kişinin yaralanmasına yol açan Pizza Fontana saldırısı "gerilim stratejisi" olarak adlandırılan dönemin başlangıcı olur. Bu eylem sol örgütlerin üzerine yıkılır. Anarşist bir demiryolu çalışanı yetkililer tarafından saldırıdan sorumlu tutulur. Sonuç olarak 1997'de neo-faşist militanlar tutuklanır ancak Mart 2004'te Milan mahkemesi tarafından serbest bırakılır. Piazza Fontana saldırısına tepki olarak Kızıl Tugaylar örgütü ortaya çıkar. Marksist Kızıl Tugaylar örgütünün amacı silahlı mücadele vererek devrimci bir devlet kurmak ve İtalya'yı Batı Bloğu'ndan çıkarmaktı. Örgüt aktif eylemliliği 1989'da Soğuk Savaş'ın bitimi ile sona erer. 

NATO BAĞLANTISI

1974 yılında grubun temel kurucuları Alberto Franceschini ve Renato Curcio tutuklanır ve 18 yıl hapis cezasına çarptırılır. Kızıl Tugaylar böylece silahlı mücadeleye başlar, "devlet hizmetkarları" olarak gördükleri polisler, hakimler, politik şahsiyetler ve gazetecilere yönelik eylemlere girişir. 

Örgütün lider kadroları 1982 yasasından yararlanarak serbest bırakılır. Franceschini'ye göre 15 Mar 1972'de gazeteci Giangiacomo Feltrinelli'nin ölümü kendilerini "öksüz" bir duruma düşürür ve böylece 1972'den itibaren Kızıl Tugayların eylemleri daha şiddetli bir biçim alır. Örgüt liderlerinden Corrado Simioni ise Kızıl Tugaylar içinde " Superclan" adlı gizli bir grup kurmuştu. Franceschini, Simioni'nin NATO adına çalıştığını kaydediyordu. Franceschini'ye göre Simioni, 1970 Kasım'ında Junio Valerio Borghese veya NATO'nun diğer birçok ajanını öldürmek için ısrar ediyordu. 

Daha sonra Mairo Moretti örgütün başına geçer ve Mart 1978'de Aldo Moro'nun kurtarılmasını organize eder. Franceschini ve Curcio, Moretti'nin de bir casus olabileceğini söylüyordu. 

GLADİO

Kızıl Tugaylar'ın ilk kurucuları cezaevinde olduğu sırada liderliğini Moretti'nin yaptığı ikinci Kızıl Tugaylar'ın temel eylemi 16 Mart 1978'de Hristiyan Demokrat partinin lideri Aldo Moro'nun Başbakan olmasının beklendiği gün kaçırılması oldu. Moro'nun Komünist Parti ile bir uzlaşı hükümeti kurması bekleniyordu. Kızıl Tugaylar'ın siyasi tutukluların serbest bırakılması talebini devlet reddeder. Moro ise 55 gün esir kaldıktan sonra öldürülür. Cesedi bir otomobilin bagajında bulunur. 1970'li yıllarda radikal sol içerisinde CIA tarafından finanse edilen gizli bir gruptan bahsediliyordu. Bu grubun Mario Moretti'nin grubu olabileceği kaydediliyordu. Daha sonra örgütün kurucusu Alberto Franceschini cezaevinden çıktıktan sonra 2005'te yayımlanan anılarında bu iddiayı ele alıyordu. 

24 Ekim 1990'da dönemin Başbakanı Giulio Andreotti'nin "Gladio" olarak adlandırılan bir organizasyonun varlığından bahsetmesinden bu yana böyle bir organizasyonun gerçekte var olduğu biliniyor. 2000 yılında bir parlamenter rapor "gerilim stratejisini" kınayarak solun üzerine atılan bu eylemle, komünist partinin hükümete girişinin engellenmesinin amaçlandığı kaydediyordu. O dönemde tüm İtalyan politik sınıfları Kızıl Tugayları kınamıştı. 1981 yılında Kızıl Tugaylar (BR) ikiye bölünür: BR-PCC (Savaşçı Komünist Parti) ve BR-UCC (Savaşçı Komünist Birlik). 

SİMON DE BOUVOIR'IN ÖRGÜTLE İLİŞKİSİ


Ocak 2007'de Direnişçi ve eski milletvekili 94 yaşındaki yoksullarla dayanışma hareketi Emmaüs'ün kurucusu L'Abbé Pierre'in hayatını kaybetmesinden sonra İtalyan yargıç Carlo Mastelloni "Corriere della Sera" gazetesinde evsizlerin babası olarak tanınan L'Abbé Pierre'in Kızıl Tugaylar'la 1980'li yıllarda ilişkisi olduğunu belirtti. O dönemde Fransa'da Vanni Mulinaris tarafından yönetilen Hyperion dil okulu etrafında bu ilişkinin geliştiği ileri sürüldü. Bununla birlikte Simone de Beauvoir'ın da Vanni Mulinaris'a yazdığı bir mektup adli arşivlerde bulunuyor. İçerisinde Corrado Simioni, Vanni Mulinaris ve Duccio Beriowas Hypérion'un yer aldığı Hypérion okulu İtalyan hakim tarafından Kızıl Tugaylar'ın yöneticisi olarak suçlanmıştı. Ancak sonra aklandılar. 

MİTTERAND DOKTRİNİ 


1980'li yıllarda sosyalist cumhurbaşkanı François Mitterand döneminde Kızıl Tugaylar ve diğer bir çok grup üyesinin Fransa'ya sığınmasına izin verilmişti. Bu uygulamaya "Mitterand Doktrini" adı veriliyordu. Buna göre Kızıl Tugaylar sınırdışı edilmeme garantisi karşılığında şiddet eylemleri yapmamayı taahhüt etmişti. Mitterand'ın bu kişilerin ülkesini arka bir üs olarak kullanmama anlaşması, İtalya'daki tansiyonun da yatışmasına katkıda bulunmuştu. 

Alberto Franceschini'ye göre, tutuklandığı 1974'ten sonra örgüt yerini daha ağır ikinci bir gruba bıraktı. Her ne kadar İtalyan gizli servislerinin bazı kolları tarafından örgüt içine sızma olduğuna yönelik iddialar ortaya atılsa da bugüne kadar bunlar doğrulanmadı. Aldo Moro cinayeti de bu sızmadan sonra gerçekleştiği belirtilen cinayetlerden biri. Moro cinayetinin Gladio tarafından işlendiği de bu iddiaların başında yer alıyor. 

CELİL DEMİRALP- ANF
alıntı


Sayfa: [ 1 ]