SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Milliyetçilik

Konu: Ulus ve Ulusçuluk Nedir...?

Sayfa: [ 1 ]

05.02.2008 20:52:54
Kürt Sorunu ve dolayımıyla ulus, ulusçuluk tartışmaları yeniden gündeme geldi. Bölünmenin basit birer politik argümanı olma ihtimali karşısında ulus ve ulusçuluk sorun üzerine bir tartışmanın gerekli özen ve önemi yine bulamayacağı kaygısı taşımaktayım.  bir ulusalcılık etkisinin varolduğunu epey bir zamandır düşünüyor. Bu etki gerçekte, ulus sorununu, çıkışında temel politik ayrım olarak koyan ama onun üzerine bir şey eklemeyen bir süreçte, politik donukluğun sonucu olarak ortaya çıktığını düşünüyorum. Ve belirttiğim bölünmenin, ulus ve ulusçuluk üzerine yapılacak tartışmalarda bizleri  ileri götürecek düzeyden çok, karşılıklı yıpratma temelinde olacağı tehlikesini taşıyor.

 

………….

 

Bazen çok bilindik bir kavramın ne olduğu sorusu karşısında afallarız. Her gün onlarca kez kullandığımız bir kavram, kendisini tanımlama içine girdiğimizde, hiç de kullanmada kolaylığı kadar bir kolay tanımının olmadığı ile karşı karşıya kalırız. Ulus böyle kavramlardan biridir. Genelde Stalin döneminden kalma meşhur dil, din, tarih, ırk, kader, toprak birliği yapmış insan toplulukları olarak ele alırız, bazen bunlardan her birinin ulusu tanımlayabileceğini ileri süreriz. Ama her tanımda karşımıza aslında yaptığımız tanımın, başka bir ulus karşısında hiç de geçerli olmadığını görür şaşırırız. Hiçbir tarihsel, dilsel, etnisel birliğe sahip olmayan Amerikan Ulusu karşımıza dikilir. Yine binlerce dilin konuşulduğu, onlarca dinin varolduğu bir Çin ulusu, yaptığımız tanımı bir anda yerle bir eder. Arap etnik kökenli onlarca ulusun Ortadoğu’daki varlığını, belki emperyalizmin çöl üzerine çizdiği sınırlarla açıklayabiliriz gibi gelir. Peki toplulukların illa ulus olabilmeleri için ulusçularının yarattığı sınırları mi veri alacağız sorusu karşımıza dikilir. Emperyalizmin çizdiği sınırlar bile pekala bir ulusu yaratabilmektedir. Beğensek te beğenmesekte bu gün bir Küveyt ulusu var ve bu ulusa mensup olduğunu söyleyen insanlar yaşıyor. Onlarca Arap etnisine dayanan ulus varlığını pekala sürdürüyor ve biz bunlara ulus demediğimizde, tarihsiz, yapay diye küçümsediğimizde, acaba yapay olmadığına inandığımız kendi ulusumuzun kriterlerini mi veri almaktayız? Yani bir ulusu yok sayarken aslında kendi ulus kriterlerimizle mi davranmaktayız....?

ulusu etniye, tarihe göre tanımlama yaygındır . Bunun sonucu olarak, bir ulusun toprağa dayalı ve etniyi, dili reddederek demokratik tarzda ulus devlet olabileceğini pek tasavvur edemezler. Acaba “İsviçre, dört milliyetin bir arada yaşadığı ve hiçbir milliyete kendisini gerçekleştirmesi açısından en ufak bir engelin yaratılmadığı, merkezi zayıf yerel yönetimleri bir devlet gibi örgütlenmiş burjuva demokratik bir çerçeve sergiler” diye yazarken, yine etniye dayalı bir ulus tanımından mı yola çıkılıyor sorusu akla gelir. İsviçre dört milliyetin bir arada yaşadığı diye başlarken burada milliyet kavramını açıklayalım. Milliyet, bir kimsenin bağlı olduğu millet olarak tanımlanır ve her millet kökenli kavramlar gibi birbirlerini tanımlayarak sarmal oluştururlar. Yani alıntıdan yola çıkarak şunu diyebiliriz: isviçrede aslında tek bir millet yaşamıyor dört millet yaşıyor. Bu dört millet kendi mitletlerine milliyet bağı ile bağlı. Almanca konuşan kanton Alman ulusuna, Fransız konuşan Fransız ulusuna vb. Bu ulusu etniye ve dile göre tanımlamadır ve gerici milliyetçiliğe işaret eder. Aslında İsviçre ulusu tektir ve bu ulus içinde değişik diller, kökenler bir arada bulunabilmektedir ve bunu sağlayan isviçrenin demokratik bir cumhuriyet yapısıdır. Yani İsviçre ulusu, dil, etni sorunlarını demokratik uluslaşma ile çözmüştür denebilir. Ama isviçrede dört milliyet yaşıyor demek, İsviçre ulusunun olmadığını çünkü bir ulusu ancak etniye, dile ve tarihe göre tanımlamanın doğru olduğunu kabul etmek demektir. Amerikan ulusu ise onlarca milliyetten oluşuyor demek ki. Ve ortada tarih ve etni yönünden bir Amerikan ulusu olmaması gerekir ki, ortada koca bir Amerikan ulusu durmaktadır…

 

………

 

Değişik etnilerden gelen, değişik dillerden konuşan ve farklı tarihleri olan insan topluluklarının tek bir ulus olabilmeleri mümkün müdür? Mümkündür diye cevap veriyoruz. Bu demokratik cumhuriyet altında, ulus sorununun, uluslaşmanın gerçekleştirilmesidir ki, Ulusal sorun yaşayan ülkelerde. Demokratik bir cumhuriyetten, etniye dayalı olarak yaratılan bur ulus hareketinin sosyalistlerin desteklemesi mümkün değildir. Ve Kuzey, köleci sistemi ayakta tutmak için birlikten ayrılmaya kalkışan güney eyaletlerine savaş açmakta yerden göğe kadar haklıydı Amerika’da.


05.02.2008 20:53:11
Aslında böyle bir polemiğin gündeme gelmiş olması doğal. Çünkü bunlar psikolojik etkileşimsel baskılar ve dayatmalardır. Tarih içerisinde var olamamış bir ulus yada her neyise şimdi türkiye cumhuriyeti topraklarında kendini ifade etmeye çalışıyor. Ve bunu yaparken Türkiyenin en büyük düşmanları olan ülkeler ile işbirliği yapıyor. AB, NATO, BM vs. kurumlar içerisinde kendine yer ederek tarih boyunca var olan ezikliklerini başka ülkeleri kullanarak kullanmaya çalışıyorlar. Son süreçte gariptirki olmayan kürt ulusunun tarihi mitiolojisi ve uygarlıkları ile kitaplar çıkmaya başladı. Tarih boyunca olmayan kitaplar hangi ülkelerin arşivlerinden çıkıyor buda benim için farklı bir merak konusu. Ve olmadıklarını düşündükleri demokrasi, insan hakları gibi martavalların arkasına sığınarak Türkiyem insanı suçlamaktan geri kalmıyor. Ah bu basiretsiz işbirlikçi yöneticilerimiz kabul etseniz ya suçlamaları dökülsek ya bizler sokağa. Ve anlarsaki asıl faşizm nedir görseler ya !


Sayfa: [ 1 ]