|
||
![]() ![]() Gözaltıları, işkenceler, baskılar, yıldırmalar, rüşvet, görevi kötüye kullanmak, faili meçhuller denilince ilk akla gelen muhtemelen polisler olur. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi artık türk polisi yakalamaktan vazgeçip direkt vurmaya yöneliyor. Son iki yılda 34 kişinin polisin müdahalesiyle öldüğü ortaya çıktı. Polis denilince akla güven duymaktan ziyade korku kaplar oldu insanları. Suçluları koruyup, kollayan bir meslek haline gelmiştir artık, emniyet memuru olmak. Son iki yılda 34 kişi "dur ihtarına" uymadığı için polis tarafindan öldürüldü. ölenlerden 8 'i polis takibinde, 16 'sı polis cinneti yada polisle tartışma esnasında, 3'ü polisin yaptığı suçüstünde, 2'si polisin hedef şaşırmasında, 2'si maganda polisin kurşununda, 3'ü de gozaltında hayatını kaybetti. Bunların yanı sıra içişleri Bakanlığının 2007 yılının başında yaptığı araştırmaya göre de son 5 yılda 122 polis intihar etmiş ve 40 polis ise catışmada hayatlarını kaybetmişler. Psikolojik tedavi görenler, meslekten ihraç edilenler, istifa edenlerde az denilmeyecek kadar çok. "Yoğun iş mesaisi, mesleğin duruşu, üniformanın verdiği ciddiyet, ister istemez polis memurlarını depresyona sokup, istem dışı davranabilme noktasına getiriyormuş." Aslında koruyucu sıfatından korunmaya muhtaç haline gelen polislerin gidişatı bundan sonra ne olur? Yıllardır "Olur boyle vakalar Türk polisi yakalar", "benim memurum işini bilir" gibi lafları çok duyduk. Bu aslında kendi memurunu, kendi elliyle suça teşvik etmektir. Hic kimse kaldırabileceği yükten fazlasını kaldıramaz. Ya altında kalır ezilirsiniz yada baskasına taşıttırırsınız yükünüzü. internethaber geçmişte polis ve jandarma kadrosunda sıkıntı yaşandığında, sokak ortasına çıkıp (tıpkı kredi kartı satmak için açılan standlar gibi) polis ve uzman jandarma alımları olmuştu. Kaşı ve gözü sağlam olan insanı orduya veya emniyet mensupluğuna uygun görürlerdi. ha bir de, ülkesini canından çok sevecek, gerektiğinde ülkesi için herkesi öldürebilecek ve ölüme gidebilecek insanlardı bunlar. bu adamlar bu mesleklere terfi ettikten sonra ne oldu peki? ülkesi için adam öldürebiliyor mu? evet. keyfi muameleye göre öldürebiliyor mu? evet. bir zamanlar kara kaş ve kara gözlerine bakılıp da alındığı meslek taktiğine göre, insanların kara kaşına ve kara gözüne bakarak öldürebiliyorlar mı? evet. peki ülkeleri için ölebiliyorlar mı? hayır! bu kadar net bir şekilde söylüyorum ki ülkesi için ölen 100 polis veya jandarmadan en fazla 10 tanedir. gerisi bu mesleği seçmenin en etkin faktörü olarak aldıkları ücreti vurguluyorlar. "salla başını al maaşını" felsefesi ile, jandarmalar dipçiklerini sallıyor halka, polis ise joplarını sallıyor. e peki bu adamlar emekli olmuyor mu diyebilirsiniz? evet bu adamlar emekli oluyor ama gelen kişiler (yüksek okullarda okumuş bile olsa, polis veya harp okulu mezunu olsalar da) üzerinde yaptıklarını sirayet ediyorlar. polis salahiyetleri kanunu değiştikten/esnedikten sonra, polislerle ağız dalaşına girmenin bedeli de, net bir biçimde ölümle sonuçlanıyor. eğer çok şanslıysak, acile yetiştirilip bir kaç gün koma halinde veya müşahade altında kalıp da yırtabiliyoruz. kimlik kontrollerinde eğer geçmişe yönelik siyasi bir sicil kaydın bile varsa, donuna kadar aranabiliyorsun. diyorum ki, esprili bir söylem olsa da, "dayak cennetten gelme", düşüncesi adı altında polislerimizin kanunlarını bu şekilde esneten yönetimleri ve devletin büyükleri, çok dindar olduklarından dolayı bunu dikkate mi alıyorlar. veya gerçekten o üniformayı giyen kişiler, bütün vicdani duygularını yitiriyorlar mı? |
||