|
||
| Bugün kadınların seçme ve seçilme yasal hakkına kavuşmasının 73. yıldönümü. Ancak 73 yıl sonra kadınlar TBMM'de yüzde 9.1, yerel meclislerde yüzde 0.5 oranında temsil ediliyor. 2006-2007 yılı BM Kalkınma Programı Dünya İnsani Gelişme Raporu'na göreyse Türkiye fiili toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gösteren endekste 111. sırada. Bu kara tabloya karşı mücadele eden kadın hareketinin hazırlanan yeni anayasa taslağında eşitliği sağlamak için önerileri var. 200'den fazla kadın örgütü bir araya geldi ve taslağın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasını istedi. Şimdiye kadar bir çok yasa değişikliğinde etkili olmayı başaran kadınlar, yeni anayasanın eşitlik maddesinde devletin, kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olmasını fiili olarak gerçekleştirmekle yükümlü olduğunun belirtilmesini istiyor. Kadınlar, fiili eşitliği sağlamayan bir anayasanın kazanım getirmeyeceği görüşünde. Sırada Anayasa var Kadın hareketi yıllardır 4320 sayılı Ailenin Korunması'na Dair Kanun, Medeni Yasa gibi birçok önemli yasada eşitlikçi uygulamaların çıkarılması için mücadeleler veriyor. Bunun en somut örneklerinden biri 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Yasası'nda yaşandı. Kadınların çalışmaları sayesinde cinsel tecavüz ve cinsel taciz tanımları, cinsel saldırının gerçekleşebileceği bütün şekilleri kapsayabilecek şekilde genişletildi ve bu suçlara daha ağır cezalar öngörüldü. Kadınların şimdiki hedefi ise yeni anayasa çalışmaları. İşte kadınların talepleri Anayasa Kadın Platformu'nda 200'den fazla kadın örgütü var. Amaçları erkek egemenliğine dayalı ortak sorunlarının çözümü, eşit, özgür, refah içinde bir gelecek beklentilerini anayasal garantilere kavuşturmak. Anayasa Kadın Platformu'ndan Hülya Gülbahar, TCK Kadın Platformundan Pınar İlkkaracan, Medeni Yasa Kadın Platformu'ndan Habibe Yılmaz Kayar, Avrupa Kadın Lobisi Türkiye Koordinasyonu adına Aysun Sayın ve CEDAW Sivil Toplum Yürütme Kurulu adına Yıldız Tokman'ın katıldığı toplantıyla kadınlar nasıl bir anayasa istediklerini açıkladı. Kadınların taleplerinden bazıları şöyle: # Eşitlik ilkesinde yer alan "Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep vb. sebeplerle kanun önünde eşittir" maddesine 'etnik köken, cinsel kimlik, cinsiyet kimliği, siyasal düşünce, medeni hal, yaş, engellilik hali' gibi ifadelerin de eklenmesi # Eşitlik ilkesindeki kadın erkek eşitliğinin şu şekilde tanımlanması: "Devlet, kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olmasının fiili olarak gerçekleştirilmesi, kadınların önündeki mevcut engellerin kaldırılması, hayatın tüm alanlarında gerçek bir fırsat ve uyguluma eşitliği yaratılması; atamayla ve seçimle oluşan tüm karar organlarında kadınların eşit temsil ve katılımını sağlamak dahil hukuksal ve kurumsal tüm geçici özel önemleri almakla yükümlüdür. Bu özel önlemler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz." # Anayasa'da aile içi demokrasi ve eşlerarası eşit işbölümünün desteklenmesi. # Devletin temel amaç ve görevleri maddesine 'kadın erkek eşitliğini fiilen sağlamak' cümlesinin eklenmesi. # Seçme ve seçilme ve siyasi faaliyette bulunma başlıklı maddede, 'cinsiyetlerarası eşit temsil ve katılımı fiilen sağlayacak şekilde özel önlemler alınarak...' ibaresinin eklenmesi. # Kamu hizmetlerine girme hakkı maddesine, 'Cinsiyetlerarası eşitliği sağlamak esastır ve bunun için devlet her türlü önlemi alır' ifadesinin eklenmesi. # 'Siyasi parti kurma hürriyeti' maddesine "Devlet siyasi partilere, cinsiyetlerarası fırsat eşitliğini sağlamayı gözeterek, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar" eklemesinin yapılması. Radikal http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=240707 |
||
|
||
| Bence ülkemizde hala'' kız çocukları okula '' kampanyaları yapılıyorsa kadınların anayasal eşitliğe değil onların lehine olan bir ayrımcılığa yani pozitif ayrımcılığa ihtiyacı var, ama kadınların demokratik hak ve istemlerinde önceliklerini çok iyi belirlemeleri ve birlik olmaları gerek ve bu noktada maalesef ülke kadınını düşünce bazında yeterli görmüyorum, Eğitim, Sosyal hayat, Politika, İş hayatı vs vs. gibi birçok alanda erkeklerin gerisinde kalmışken ve hatta dini anlamda her daim hor görülürken kadınlarımızın, kızlarımızın sadece ve sadece Türban peşinde sürüklenmelerini bir erkek olarak çok manidar buluyorum. |
||
|
||
| Tüm özgürlükçülüğüme rağmen kadınlar çok fazla şey istiyor. Kalbimizden tutunda sevdiğimiz her şeye kadar istiyorlar ve istemekten hiç sıkılmıyorlar. Her hangi bir cinsiyet ayrımı yapmadan kadın ve erkek herkesin bu çürümüş sistemden bir şeyler istemekten vaz geçip yukarıdan aşağıya bir yönetimden çok aşağıdan yukarıya olan bir yönetim mekanizmasını istemesi gerekir. Çünkü zaten sahip olduklarını bir başkasına verip ondan isteyen bizler hiç bir zaman kırıntılar ile tatmin olmayız.Zaten bizim olan hakkımız olanı avuçlarımıza alıp bunları yaşamsal gerçekliklerimizle örtüştürürsek bu tür sistemsel kaygılar ortadan kalkar. |
||
|
||
Tüm özgürlükçülüğüme rağmen kadınlar çok fazla şey istiyor. Kalbimizden tutunda sevdiğimiz her şeye kadar istiyorlar ve istemekten hiç sıkılmıyorlar. Her hangi bir cinsiyet ayrımı yapmadan kadın ve erkek herkesin bu çürümüş sistemden bir şeyler istemekten vaz geçip yukarıdan aşağıya bir yönetimden çok aşağıdan yukarıya olan bir yönetim mekanizmasını istemesi gerekir. Çünkü zaten sahip olduklarını bir başkasına verip ondan isteyen bizler hiç bir zaman kırıntılar ile tatmin olmayız.Zaten bizim olan hakkımız olanı avuçlarımıza alıp bunları yaşamsal gerçekliklerimizle örtüştürürsek bu tür sistemsel kaygılar ortadan kalkar. gayyanow şimdi senin yukardaki yazında sosyalistsen,komünistsen, yada devrimciysen (yazıların o hissi veriyor bize ) hiçte buna yönelik davranmadıgın söylemek isterim. nedenmi kadın sorunu zaten başlı başına bir sorun.sorunları ertelemektir , ne yani sorunları devrimden sonrayamı bırakacaksın,yanlış işler bunlar bugününden sorunları çözme aşamasında olmazsan mücadeleninde anlamı olmaz.basitce insanlara kadın sorununu,kürt sorununu, sendikal sorunları,din sorununu,demokrasi sorununun,..vs vs ...bırakın bu sistemden istenmez diyip bunlara kaygılar olarak niteliyorsan ,neye hizmet ettigini bilmiyorsun derim. yıllardır kadın sorunu en önemli sorunlardan biridir.haklar verilmez alınır, bu anayasal eşitliklerlede bitmez,evet çok şey isteyecekler ,taki erkeklerin egemenliginden kurtuluncuya kadar.kadının meta olgusundun kurtuluncuya kadar.kadınların pazarlarda satılır gibi vucudunu satmaktan kurtuluncuya kadar,namusun iki bacak arasında olmadıgı zamana kadar.yaşamsal gerçeklikmi alsana yaşamsal gerçeklik. |
||
|
||
| Kadınların sorununu kapitalist sistem içerisindemi çözmeyi düşünüyorsun tanya. Devrim etimolojik olarak alt üst olmak demektir. Revizyonist öğeler taşımaz içerisinde. Saydığın unsurların hiç birini bu sistemden istemiyoruz. saydıkların bizim ajitasyon ve propaganda amaçlı kullandığımız sistemsel sorunlardır. Eğer bu sorunlar bu sistem içerisinde çözülebilcekse düzeltilebilcekse söylermisin bana sosyalizm e ne gerek var. Sosyalizm tüm bunalrın kapitalizm içerisinde layıkınca yer bulamayacağına inandığı için olumuştur. Hatta bazı insanlar bunların sosyalizm içerisinde bile yer edinemeyeceğine inanırlar ve anarşizm i savunurlar. Sen şimdi geriye dönüp bunları bu barbar ve vahşi sistem içerisinde mi yapmayı düşündüğünü söylüyorsun. Oysaki bu sorunların çoğu sınıfsal sorunalr bile değilken. Ataerkil bir toplumda kadın ne kadar hür olabilir. Ki ergin bir erkek bile hala anne baba korkusu ile var oluyorken hiç bir sosyal güvencesi ve geçim kaynağı yokken ve kadın bir cinsel araç ve obje oalrak görülürken erkek erkil bir noktada iken sen neyi değiştirebilirsin. Kafalarımı hayır olsa olsa kafana geçirdiğin şapkaları değiştirebilirsin. Tarz yaparsın ve senin bir şeklin olur. Ve bir tiki gelir sana derki -Adamım nbr -Senin sorunun ne biliyormusun - O Koca kıçının yere çok yakın olması gibi entel ve dantel davrnışlar içerisinde savunduğu bir tükenme kültürü olabilir. asimilasyonun en hat sahfası. Nicelizm yada nihlizmi dayatır ve olayı bireyselleştirerek teoman şarkılarına kadar varırı bu iş. Renkli rüyalar otelinde bir piyes olur ve devam eder. Kürt sorunumu ; Kürt burjuvazinin sınıfsal iktidar çıkarları bizleri neden ilgilendirsin ki. Bizler ezilen sınıfın işçilerin vatanı olmadığını ve ekmek bulduğu her yerin onun yurdu olduğunu ve as olanın vatan değil iş ekmek özgürlük olduğu düşüncesinde olan insanlarız. Güneydoğuda sosyalist bir cumhuriyetmi kurulmaya çalışılıyor eğer çalışılıyora ve komüst manifestoda işçin vatanı yoktur açıklması varken bu nasıl bir sosyalizm anlayışı gibisinden garip sorular geliyor insanın aklına. Ve cevapları ardı ardına koyunca bunun böyle olmadığını bunun burjuva diktatörlük tarafından yaşatılan ve desteklenen dönemsel politikalar oludğu açıkça gözüküyor.Kendi iktidarlarını var edebilmeleri için insanları olmayan hiç bir zaman çözemeyecekleri çelişkilerle yoruyorlar. Bu anlamda sistemden nasıl bri yardım isteminde bulunabilirizki. Proleterya iktidara geldiği zaman ve sosyalist devrimi gerçekleştirdiğinde devrimci eneternasyonel kuruluncaya kadar ancak o ülkenin sosyalistleri oalcaktır ve kesintisiz devrimlerle ülke sınırları kalkacaktır. İnanç ve amaç budur ve bziler bunu bu günden savunup benimseyip yaşatamazsak bunu yarın nasıl yapacağızki. Din sorunu İnsanların inanç ve vicdan özgürlüğü varken ve din ve iman tanrı ile kul arasında iken bu nasıl bizim sorunumuz olabilirki. Puta tapmak isteyenler puta tapsın öküze tapmak isteyenler ise bize tapsın. Ve demokrasiye gelince burjuva demokrasisi bizim çıkarlarımız için değil sömürülmemiz için işler bu anlamda alsınlar sarı sendikalarını dahi başlarına çalsınlar. Bizler kendi dinamiklerimizi ve lokomotiflerimizi kendimiz yaratmalıyız. |
||
|
||
| gayyanow ,yazımı bence dikkatli okumamışsın,benim senin anlattığın gibi bir iddam olmadı. kapitalist sistemde kadın sorununun çözümü olur,veya diger sorunların kesin çözüm bulacagını söylemedim. ben sadece adına nedersen de.devrimci,sosyalist,kominist mücadele içerisinde var olan sorunları erteleyemezsini anlattım.yasaların ne kadar kapitalist sistem için olursa olsun varolan sorunlara çözüm üretemedigin yerde marjinal kalmaktan bahsediyorum.insanlara slogan vari söylemlerle ne kadar örgütlemeyi düşünüyorsun acaba. senin dedigine göre demokraside burjuva için işledigine göre ,yasalarda hep onlardan yana işleyecektir,niye bu yasaları delip istedigimizi dayatmayalım. “Burjuvazi kendi çıkarları adına savaşmakta ve tahakkümünü sürdürmekte iki yöntem, iki egemenlik sistemi uygular: Bu yöntemler, kimi zaman peş peşe gelerek birbirini izler kimi zaman da çeşitli biçimlerde birbirleriyle kaynaşmış olarak görülür. Bunlardan birincisi, işçi hareketine her türlü tavizi reddeden zorbalık yöntemidir, ... ikincisi, politik hakların gelişmesine yönelik ‘liberalizm’ yöntemidir.” diyor Lenin. Ve revizyonistlerin çokça sarıldıkları bir nokta da budur. Onlar, burjuvazinin “liberalizm” yöntemini yani politik hakların gelişmesine yönelik eğilimlerini “gerçek demokrasi” ile karıştırmaktadırlar. Karıştırdıkları nokta; burjuvazi ister “tavizsiz” politikasını, isterse “liberalizm” yöntemini uygulasın sonuç hep aynıdır: Burjuva demokrasisi bir burjuva diktatörlüğüdür. Burjuva demokrasisinin sınırları içinde kalarak devlet aygıtını ele geçirmek mümkün değildir. Ne var ki burjuva demokrasisinin bütün bu sahtekarlığı, bir diktatörlük biçimi olması proletaryanın burjuva demokrasisinin yanında yürümemesi anlamına gelmez ve tarih boyunca gelmemiştir de. Proleter yığınlar sayısız kereler burjuvazi ile birlikte, burjuvazinin ardından demokrasi mücadelesine atılmışlardır. Burjuva demokratik devrimin tamamlandığı ülkelerde sayısız (biçimsel de olsa, yutturmaca da olsa) haklar elde etmiştir. Günümüzde, yani kapitalizmin emperyalizm aşamasında, çoklarının demokrasi, demokratik devlet aramalarının nedeni de işte bu haklar meselesidir. Burjuva demokratik devrimleri anlayamamak, burjuva demokrasisinin bir ürünü olan haklar meselesini anlayamamak ve en önemlisi burjuva demokratik devleti kavrayamamak insanı emperyalist çağda demokrasi ve daha da vahimi burjuva demokratik devleti aramaya ya da yaratmaya götürür. |
||