|
||
| eşit haklara sahip bir kardeşce yaşayabileceğimiz bir vatanımız olabilirmi |
||
|
||
| Olabilir mi değil, zaten var, alın isbatı... Buradan bir fotoğraf çekmek istiyorum. Resim yapmıyorum fotoğraf çekiyorum, yani gerçektir. Büyük şehirlere gelmeden önce yaşadığımız ve hala aynı şekilde yaşayan insanların coğrafyasından bir kesit; Toplam 700-800 bin dönüm bir arazi düşünün ki bu kadar arazisi olan insanlar var ülkemizde. Bu arazi üzerinde en az 5-6 köy var. Bu köyler, mezhebi ve milliyeti açısından en az dört farklı özellik taşıyor. 1. Türk, Sünni köyü 2. Türk, Alevi köyü 3. Kürt, Sünni köyü 4. Kürt, Alevi köyü Bu köyler sosyal açıdan, birisinde okul olabiliyor, birisinde sağlık ocağı olabiliyor, birisinin meraları fazla olabiliyor, birisinin, hayvancılığı gelişmiş, birisinin tarımı, birisinde marangoz oluyor, birisinde bakkal, birisinde nalbant, birisinde terzi, birisinde davulcu-zurnacı, birisinde sünnetçi, birisinin türbesi var çocuğu olmayanlar gelip kurban kesiyor, birisinin bilgini var akıl veriyor ve daha buna benzer onlarca özelliği var her bir köyün. Çok sık kız alıp vermeseler de, düğünlerine gidiyorlar, ölümlerine gidiyorlar, yangınlarına koşuyorlar, yeri geldiğinde imece yapıyorlar. Bu fotoğrafı alın ülkenin her yerine farklı özellikler yükleyerek yapıştırın. Buradan, milliyetçilik ve mezhepçilik ve diğer bazı konularda ahkam kesmek kolay. Fakat beraber yaşayanların böyle bir sorunu yok. Onlar sadece, aç, işsiz, okulsuz, yolsuz kalmak istemiyorlar. Diğer yerlerde yaşayan insanlarla aynı haklara sahip olmak istiyorlar. Onlar için milliyetçilik aynı topraklar üzerinde beraber yaşama isteğinden başka bir şey değil. |
||
|
||
Beraber çalıştığım,kürt,alevi ve ermeni arkadaşlarım var.Ama hepimizin bayrağıda,devletide,toprağıda aynı.Sadece kültrel zenginliğimizden ötürü mutluyuz.Şu anda kürt asıllı bir kardeşimin evinde konuğum sorun yaşamıyoruz.(Yani çok fazla yaşamıyoruz sayılır. )Kimse kimseye bu vatan senin değildir demiyor.Art niyetli olanlar var.Psikolojik ve sosyolojik olarak uzun uzadıya tanımı olan,bencil egistler var. |
||
|
||
| eşit haklara sahip bir vatan: sosyal anlamda kendisine zaman ayıran ve eğitim seviyesini yükselten, kültürel değerlerine sahip çıkan, okuyan araştıran, ülke içindeki farklı etnik yapılardaki insanların kültürlerini isteklerini anlamaya çalışan, ekonomik zenginliğin yanında eşit hakların herkeze verilmesini savunan, saygıyı bilen(özellikle emeğe saygı), kendisini anlatmaya çalıştığı kadar karşısındakinide anlamaya çalışan bireylerin oluşturduğu toplum yapısıyla olur. türkiye için zor gibi gözüküyor. |
||
|
||
Beraber çalıştığım,kürt,alevi ve ermeni arkadaşlarım var.Ama hepimizin bayrağıda,devletide,toprağıda aynı.Sadece kültrel zenginliğimizden ötürü mutluyuz.Şu anda kürt asıllı bir kardeşimin evinde konuğum sorun yaşamıyoruz.(Yani çok fazla yaşamıyoruz sayılır. )Kimse kimseye bu vatan senin değildir demiyor.Art niyetli olanlar var.Psikolojik ve sosyolojik olarak uzun uzadıya tanımı olan,bencil egistler var. konuşurken bile çeliştigin ortada.tabi sesini cıkarmıyan kürt iyi kürt,tür demi ama deseki kürtce okulum olsun ,anadilimde yazmak ve konuşmak istiyorum kimligimde kürt yazsın.hemen vatan hayini ,hemen pkk lıdır demi. halen hikaye okuyorsun siyahi ya aleviler,deseki inaçlarıma saygı istiyorum alevilikte din dersi olarak verilsin ramazanda degilde 12 imamlarda orucumu tutmak istiyorum cenazemi cem evlerinden kaldırmak istiyorum diyanetten bendende dede olsun derse kimligimde alevi yazsın derse gene sonuç aynı ayrımcı vatan hayinidir demi. hele ermeniler,o eniyisi hiç yazmayım hrant dinkin ölümü ortada herşeyi anlatıyor. siyahi,17 yaşında heyacanlı genç degilsin ama,bu hikayelerlede kimseyi kandıramassın. |
||
|
||
| can dost, şimdi haklar tamamda kimliğimde kürt yazsın dersek bu ulus kavramından çıkarmazmı bizi? kürtçe tabiki özgürce konuşsunlar tabiki hakları olsun ama yani nebileyim yazdıkların birazda ülke içinde bölünme olmazmı? yani kimlikte kürt yazarsa bende türk yazacak ozaman benim bayrağımda olsun derler e şimdi nasıl olacak bu? yani yaşasın hakların kardeşliği ile örtüşürmü bu söylenen cümleler? Beraber çalıştığım,kürt,alevi ve ermeni arkadaşlarım var.Ama hepimizin bayrağıda,devletide,toprağıda aynı.Sadece kültrel zenginliğimizden ötürü mutluyuz.Şu anda kürt asıllı bir kardeşimin evinde konuğum sorun yaşamıyoruz.(Yani çok fazla yaşamıyoruz sayılır. )Kimse kimseye bu vatan senin değildir demiyor.Art niyetli olanlar var.Psikolojik ve sosyolojik olarak uzun uzadıya tanımı olan,bencil egistler var. konuşurken bile çeliştigin ortada.tabi sesini cıkarmıyan kürt iyi kürt,tür demi ama deseki kürtce okulum olsun ,anadilimde yazmak ve konuşmak istiyorum kimligimde kürt yazsın.hemen vatan hayini ,hemen pkk lıdır demi. halen hikaye okuyorsun siyahi ya aleviler,deseki inaçlarıma saygı istiyorum alevilikte din dersi olarak verilsin ramazanda degilde 12 imamlarda orucumu tutmak istiyorum cenazemi cem evlerinden kaldırmak istiyorum diyanetten bendende dede olsun derse kimligimde alevi yazsın derse gene sonuç aynı ayrımcı vatan hayinidir demi. hele ermeniler,o eniyisi hiç yazmayım hrant dinkin ölümü ortada herşeyi anlatıyor. siyahi,17 yaşında heyacanlı genç degilsin ama,bu hikayelerlede kimseyi kandıramassın. |
||
|
||
Beraber çalıştığım,kürt,alevi ve ermeni arkadaşlarım var.Ama hepimizin bayrağıda,devletide,toprağıda aynı.Sadece kültrel zenginliğimizden ötürü mutluyuz.Şu anda kürt asıllı bir kardeşimin evinde konuğum sorun yaşamıyoruz.(Yani çok fazla yaşamıyoruz sayılır. )Kimse kimseye bu vatan senin değildir demiyor.Art niyetli olanlar var.Psikolojik ve sosyolojik olarak uzun uzadıya tanımı olan,bencil egistler var. Kardeşim senle birlikte yaşayabilmek, çalışabilmek vs için ortak bir kültür mü paylaşılması lazım. Senle aynı vatan, millet anlayışına mı sahip olmalıyız, aynı fikirleri mi paylaşmalıyız? Art niyetliler illaki vardır da, sen kendi kişisel ayrımcılıklarınla ülkeni mi korumuş oluyorsun? Bu vatan senindir-senin değildir kabadayılığını seni tanımasam da birileri yapıyor, buranın insanının doğal hakkı olan "burada yaşayabilme" özgürlüğünü onlara siz yeniden sunuyorsunuz, sanki kendi tekelinizdeymiş gibi. Şartlara bağlıyorsunuz "ya sev ya terket diyerek", düşüncelerini pasifize ediyorsunuz, adama sevecek birşey bile bırakmıyorsunuz, sonra madem sevmiyorsun o zaman terket diyorsunuz ![]() |
||
|
||
| özgürüm_özgürsün ,dogru diyosun kimlikte kürt yazmasın ama kürt halkının da talepleri var bunlarıda görmemezlikten gelmek türkiye mozaigine aykırıdır. o yüzden ortak vatanı oluşturmak veya yaşatmak halkların kardeşligi yetmez HALKLARIN EŞİT KARDEŞLİGİ inden gecer.... ben bu yazılarımıda yazarken ülkenin bölünmesine tamamen karşıyım. demokratik şekilde çözümünden yanayım aynı zamanda ve dünyada bunun öenekleride vardır.daha önceki yazılarımda dile getirmiştim bunları. |
||
|
||
| önce elindeki silahı bırakıcaksın sonra karşıma geçip tartışacaksın. demokrasi buna denir. silah zoruyla kendi isteklerini bana dayatırsan aynı şiddete maruz kaldığında ağlama. |
||
|
||
| Önce bir halka karşı baskı uygulayacaksın. sonra milliyetçi bir örgüt çıktı şiddete başvurdu diye şiddetle cevaplamayı normal kabul edeceksin. Sonra silahını bırak gel konuşalım demokrasi budur diyeceksin. Sen önce, bu halka karşı uyguladığın ayrımcılıktan vageçeceksin. Ondan sonra bu halk gelip senle konuşmuyorsa, ben nerde hata yapmaya devam ediyorum diye, yine kendine soracaksın. Demokrasi buna daha uygun bir tanımdır. Sen silahlı örgütün yaşaması için gerekli baskıcı ortamı yarat sonrada suç bende deği lde. ne güzel |
||
|
||
| bu gençlerde akıl var da, fikir yok. fikir diye, en kolay ezberlenebilen cümleleri seçmişler. fikir olmaması o kadar değil de asıl önemlisi, sorgulama yeteneklerinin olmaması. ezberci eğitim sisteminin sonucu işte. |
||
|
||
| Güzel bir başlık açılmış, hatta çok önceden açılmalıydı. Ortak vatan nedir? Önce ona bakmalı. Ortak vatan, toprakları üzerinde yaşayan halkların eşit ve özgür bir temelde biri birlerinden sürekli beslenerek geleceğe inanmasıdır. Dünyada bunun örnekleri var. İlk defa biz denemeyeceğiz. dolayısıyla yaşamın diğer alanlarında yaptığımız taklitçiliği bu sefer özgür bir gelecek ve barış adına yapabiliriz. Ortak vatanda yaşayan halkların bir birlerine üstünlüklei olmaz, olmamalıdır da. birlikte yaşamanın temeli, zorunluğa değil, halkların çıkarı ve refahına dayalıdır. bunun hiçbir halka zararı da olmaz. aksine geliştirir, zenginleştirir. Ortak vatanda, halklar, eritilmememli, benzetilmememli, ötekileştirilmememlidir. tarih,dil, kültür, sanat, edebiyat alanların da bir birini tamamlamalıdır. Dostlar, peki bu neden istenmiyor? neden önüne geçiliyor? kardeş halklar neden bir birlerine düşman ediliyor? bu soruların cevabını, üzerimizden hiç çıkarmadığımız aidiyetlerle bulamayız. Sorunun cevabı yöneten-yönetilen ilişkisinde gizlidir. Tabi ki bunun(halkların çatıştırılması) değerlendirilmesi yıllar alacak bir araştırma konusudur. Çünkü tek bir faktöre bağlı dğildir. onlarca dolaylı ya da dolaysız faktöre bağlıdır. Arkadaşlar; Bir tanesi üzerinde naçizane fikirlerimi belirtmek isterim; Türklerin bu toprakların bir karışını kimseye vermeyiz söz iyi düşünülmelidir. haklılık payı vardır. haklılar çünkü, defalarca emperyalist ülkelrin tehditleriyle mücadel ettiler. kurtuluş mücadelesi, ülkenin tümü için verildi. osmanlı dünyanın yarısında hüküm sürdü, osmanlıdan kalan bu parçayı da pek tabi olarak paylaşmak istemezler. Ancak, bu noktada kürtleri de dinlemek lazım; Kürtler de bin yıllardır bu topraklar üzerinde yaşıyoruz, devletlerimiz, muhtarlıklarımız, beyliklerimiz oldu, uzun yıllarca türklerle beraber kanımızı döktük, sadece kürdistan olarak tanımlanacak bölgey değil tüm ülkenin savunmasın kurtuluş savaşında verdik. türkler kadar özgür bir şekilde dil, tarih ve kültürümüz güvenceye alınmalıdır. diyorlar. |
||
|
||
| Topluluk, ortak bir paydada buluşan insan grubudur. Kimin topluluğun içinde ya da dışında olduğu bu topluluk ve de topluluğun dışında kalanlar tarafından belirlenir. Örneğin Kürt topluluğu sadece öz-tanımlamayla belirlenmez. Kimin Kürt olduğu tarihsel olarak Türkler tarafından belirlenmiştir, Kürtler tarafından değil. Farklı bir tür topluluk olan marangozlar topluluğu ya da bilim insanları topluluğu dışarıda kalanlar tarafından tanımlanmamışlardır ya da en azından dışarıdakilerin bu toplulukların tanımlanmasındaki etkileri çok azdır. Kimlik en kaba haliyle bir topluluğa ya da gruba üye olma durumudur. Topluluğun sınırlarının oluşumu gibi kimlik oluşumu da çift yönlüdür. Kimlik oluşturmada kişinin kendi bilinci kadar grubunki de önemlidir. Pek çok durumda bir gruba üyelik, grubun bireyi kabul etmesine bağlıdır. Öte yandan kimlik dışardan da atfedilebilir –devletlerin vatandaşlarını "statülü" ya da "statü dışı" vatandaş olarak belirlemesi gibi. Antropologlara göre kültür biyolojinin belirlemediği her şeydir. Ben ise kültürü, grup üyelerinin iç iletişimini sağlayan ve üyelerin grup kimliğini sağlamlaştıran ortak bir dil –yalnızca konuşulan dil değil; işaretler, varsayımlar, normlar, gelenekler de dâhil- olarak tanımlıyorum. Ancak iletişim kurma kapasitesi -medya, eğitim, din vs. gibi- kültürel kurumlarca şekillenir. Aslında her kurumun kültürel bir yönü vardır. "İşçi sınıfı kültürü" gibi tabirlerin kullanılmasının nedeni kurumların bu kültürel yönüdür. Irk, grup kimliğinin, kişinin hangi kıtada doğduğu ve deri rengi gibi fiziksel özellikleriyle bağlantılı özel bir biçimidir. Kuzey Amerika'daki "ırksal" sınıflamalar kabaca şöyledir: Asyalı (kimi zaman doğu, batı ya da güney olarak ayrıştırılır), yerli, Latin, siyah ve beyazdır. Etnisite ise kökensel ülke ya da dile dayanan daha ince bir kavramdır. Bana göre ırkçılık, bir grubun (Türklerin) diğer gruplar üzerinde kurduğu bir iktidar düzeni ya da bu iktidar düzenini pekiştiren herhangi bir bireysel veya kurumsal davranıştır. Bu tanımın kullanışlı bir tanım –aslında en kullanışlısı- olduğunu düşünüyorum. Fakat çeşitli kısıtlamalarından dolayı bu tanım yaygın kullanımın lehine gözden düşmüştür. Michael Rabinder James Deliberative Democracy and the Plural Polity adlı kitabında demokratik süreçleri değerlendirebileceğimiz temel adalet ilkeleri öneriyor: Bütünsel eşitlik (herkesin kabaca aynı oy gücüne sahip olması), düşünsel eşitlik (her farklı mevkinin popülaritesine bakılmadan temsil edilmesi), bütünsel özerklik (farklı adaylar ve mevkiler arasında seçim yapabilme), düşünsel özerklik (baskı olmadan ve şeffaflıkla yeni görüşler üretebilme şansı), bütünsel karşılıklılık (eşit koalisyon kurabilme şansı) ve düşünsel karşılıklılık (belirli grupları ortak olarak görebilme ve düşüncelerini anlayabilme eğilimi). James adayları, kimlik gruplarından oy almaya teşvik edecek bir seçim sistemi de öneriyor. Türkiye’de silahtan ve baskıdan başka bir çözüm göremiyorum ben. Eğer farklı gruplar arasındaki güç dengesizliklerine karşıysak bu dengesizlikleri ortadan kaldırmalı ama bahsi geçen grupları korumalı mıyız? Ya da grupları mı yok etmeliyiz? Ben devletin ve sürünün (kamuoyu da denir) bu gruplara karşı yok etme politikası peşinde olduğunu düşünüyorum. Anlayamıyorlar, insanlar tek bir kimlik üzerinden yaşamaz. Sağlam bir toplum da bunu istememelidir. Şunu da eklemeliyim, devlet insanlardan böyle yapmalarını istiyor ki bu büyük bir hata. Homojen bir grup ya da hareket yoktur. Kamusal alanda temsiliyet ilkesi ve otonom alanlar yaratılması fikri hemen hemen her durumda uygulanabilir. Düşünsel ve bütünsel eşitlik, karşılıklılık ve özerklik kriterleri de her zaman uygulanabilir. Kendi kurumlarını ve süreçlerini bu kriterler ile değerlendirebilirler hatta değerlendirmeliler. Irkçılık karşıtı olduğunu söyleyen devlet, çoklu ve kesişen kimlikleri ve bu kimlikler arasında seçim yapma imkânını tanıyarak kendilerini geliştirebilir. Ayrıca insanlardan tek bir kimlik altında yaşamalarını ve düşünmelerini isteme gafletinden kurtulur. Ben gruplar arasındaki güç farklarını ve sınıfsal farkları yok etmek istiyorum. Dolayısıyla tarihsel geçmişi vurgulayan ama bugün için adalet ve eşitliği hedefleyen zarar tazmin programları önemli –bir şekilde yakılmış veya boşaltılmış köylerde oturan insanlara yönelik. Ne farklılıkları hoş görmek adına eşitsizlikleri meşrulaştırmayı anlayabiliyorum, ne de eşitsizliği azaltacak zarar tazmin programlarını "özel muamele" olarak görmek için bir neden bulabiliyorum. Öte yandan birkaç nokta önemli. Bu programlar dikkatlice hazırlanmalı ki eşitsizlikleri gerçekten azaltsın. İkincisi de gruplar arasındaki eşitsizlikleri azaltmayı istemek grup içi dengesizlikleri hoş göreceğimiz anlamına gelmemeli. Ortak vatan, kültür vs.. asimilasyonun “şirinleştirilmiş” söylemidir. |
||