SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: “Akleden kalbin” genç sesi...

Sayfa: [ 1 ]

05.02.2008 15:40:31
Oldukça uzun bir yazı, bazı yerlerini kestim, isteyen arkadaşlar verdiğim linkten yazının tamamına ulaşabilirler.
Ama lütfen okuyun, üşenmeyin.




Ferhat Kentel'in 11 Ekim 2007 tarihli yazısı

.........

Ama gene acıyla kavrulan bu günlerde, insanlar adına, toplum olma adına, iman ve inanç adına konuşan kurumların bazı temsilcileri biz fanilerden bile zayıf olduklarını, korku ve nefret kuyusunda debelendiklerini gösterdiler.

Diyarbakır’da insanları insanlığıyla fetheden bir valinin yerine gelen, devleti temsil eden başka bir vali, şehit düşen 15 askerden biri olan Diyarbakırlı askerin acılı abisinin “Artık kan akmasın” feryadını nasıl da anlamadığını ve sadece nefret dilinin içinde dolaştığını gösterdi: “Bunu terör örgütüne söyleyeceksin! Anlaşıldı mı!! Anlaşıldı mı!!”

Niğde’deki şehit asker cenazesinin namazını kıldıran İl Müftüsü ise “Bu Ermeni p..lerinin dersini uluıs olarak, millet olarak vermeyi bizlere nasip et yarabbi” diye dua etti. Bu duasını Allah’a yolladı... Allah’ın hiçbir kavmine küfredilmemesini, aşağılanmamasını istediği halde yaptı bu “dua”yı... Bunu bildiği halde kendini kin ve nefretin zehirli sularına bıraktı...

Bu öyle bir kin ki, içine yuvarlananları körleştiriyor; Beytüşşebap ve Şırnak’ta masum insanları şehit eden alçaklardan daha az alçak olmayanları göremez hale getiriyor. Bu memleketin en iyi evlatlarından biri Ermeni olduğu için öldürülürken, Hrant Dink’in katilleri ve açıkça ırkçılık yapanlar devletin içindeki karanlık dehlizlere sığınarak kurtulmayı ve kahraman olmayı beklerken, Agos gazetesi ve yazarları 301. maddeden bugün (11 Ekim) yargılanmaya devam ederken bir din adamı Ermeniliği küfür olarak kullanmaya devam ediyor...

Ancak bu “devlet temsilcileri”, “din temsilcileri”, bu “yaşlılar” hayatın yüceltilmesi için gereken asgari arzu ve gücü “kinleri” yüzünden ıskalarken, biz sıradan insanların arasından çıktı gene en güçlü hayat arzusu... Hem de en gençlerimizden...

“Genç siviller”den geldi aşağıdaki iki bildiri... Birincisi “Genç Türk siviller”den, diğeri “Genç Kürt siviller”den... Ancak onlar bu memleketin sadece Türk’ünün ve Kürt’ünün değil; Ermenisi’nin, Laz’ının, Çerkez’inin, Arnavut’unun, Alevi’sinin, Sünni’sinin ve tüm diğerlerinin kalplerinde hâlâ direnen, içiçe geçmiş ortak hayat arzusunu anlatıyorlar... Okuyun ve böyle zamanlarda, her şeye rağmen nasıl “insan” kalınabileceğine dair “akleden kalbin” sesini dinleyin...
.........

Genç Türk Siviller Rahatsız!
Önce Beytuşebap’da 12 vatandaşımızı, sonra Gabar’da 13 askerimizi kaybettik.

Bayramı karşılamaya hazırlanan yuvalar yangın yerine döndü. Şimdi evlerden Türkçe ve Kürtçe ağıtlar yükseliyor.

Tam da Meclis’te tarihi tokalaşmalar yaşanmıştı, sivil siyaset Kürt sorununda belirleyici aktör olmaya başlarken,

Tam da biz, Kürtler 80 yıldır Türkleşiyor, biraz da biz Kürtleşelim demeyi planlarken,

Tam da sivil bir anayasamız olsun, bu anayasa farklılıklarımızın zenginliklerimiz olduğunu garanti altına alsın derken,

301 kalksın, vesayet rejimi sona ersin diye temenni ederken,

Kuzey Irak’a askeri operasyon yapmanın, ülkeyi topyekun Ortadoğu cehennemine sürüklemenin ilk adımı olacağına dair endişelerimizi ifade ederken

Tüm bu seslerimizi bastırmak için silahlar konuştu yeniden.

Vicdanları sağır eden silah sesleri, intikam çığlıkları ve sorumsuz hamasi sözler arasında tarihe karşı sorumluluğumuzu yerine getirerek bir kez daha haykırıyoruz

“Durun Kalabalıklar, Bu cadde çıkmaz sokak"

Biz bu caddelerden çok geçtik. Buradan çıkış yok. Milletvekilleri enselerinden tutularak meclisten atıldı, Kuzey Irak’a onlarca operasyon yapıldı, çok insan öldü, çok acılar çekildi.

Birbirimizden nefret ettikçe karanlık bir şiddet sarmalı içine hapsolduk. Milliyetçiliklere sarıldıkça Ortadoğu’daki kirli savaşların oyuncağı olduk.

Bu coğrafyaya çok acılar çektiren şiddetin ve milliyetçiliğin dili bizi birbirimizden koparıyor.

Tehlikenin farkında mısınız?

Bugün Kürt Sorunu'nu çözümü doğrultusunda hiçbirimizin önüne bir gelecek ufku sunmayan mevcut tüm siyasetler ve söylemler iflas etmiştir.

Kral Çıplak!

Bugün barıştan, kardeşlikten, demokrasiden yana cesur ve samimi yeni bir söz söylemek gerekir. En az bizim kadar bu iflasın farkında olan sorumluluk sahipleri tarihi sorumluluklarının gereğini yerine getirmelidir.

Şimdi sözün bittiği değil başladığı yerdeyiz.

En başta sivil siyasetin aktörleri AKP ve DTP bu kez cesaretle ve samimiyetle başımıza örülen, içimizi yakan şiddet sarmalına karşı çıkmalıdırlar.

Çünkü bu coğrafyada hem de bugünlerde kimsenin sorumsuzca hareket etmeye hakkı yok.

Yoksa bu ateş hepimizi yakar.

Bugün hem Beytuşebap’da ölen 12 vatandaşımızın hem de Gabar’da şehit düşen gencecik askerlerin ardından ağlıyoruz.

DTP’nin Gabar’da şehit edilen askerlerle ilgili duyarlı açıklaması bu yolda atılmış bir ümit verici bir adımdır. Benzer bir adımı bugünlerde Kürt sorunu üzerinden statükoya ‘çiçekler’ attığı görülen AKP’den bekliyoruz.

Bu konuda atılacak en somut adım son 20 yılda bölgede devlet görevlilerin tüm hukuk dışı uygulamalarını araştırılacağı bir komisyon kurulmasıdır. Beytüşşebap’ daki katliamın gerçek sorumluları bir an önce bulunmalıdır.

Herkesin benim senin demeden katiline, teröristine, hukuk dışına çıkan devlet görevlisine katil, terörist deme vakti geldi.

Önce sen demeden, sorumluluğu birbirimize atmadan, birbirimizi sıkıştırmadan cesaretle ve samimiyetle.

Artık karanlık hesaplarda harcanacak bir canımız bile yok.

Burası çok renkli, çok kültürlü, çok dilli bir ülke, bu sahip olduğumuz en büyük hazinemiz!

İstikbalde dahi bizi bu hazinemizden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici herkes bilsin ki; şiddetten siyasi medet umanlara, ekilen düşmanlık tohumlarına aramızdaki muhabbeti kurban etmeye hiç niyetimiz yok!

Zaten bu dünyada Türkler ile Kürtler de birlikte yaşayamayacaksa, artık batsın bu dünya!


Bundan cesaretle 'benim hala umudum var' diyerek bu metne imza atan biz genç siviller, İstiklal Marşı'nın ümide çağıran girişi ile tüm Türkiye'ye sesleniyoruz:

Korkma!

Bu sorunlar çözülecek, bu coğrafyada birlikte yaşamanın hepimizi mutlu edecek bir yolunu mutlaka bulacağız. Güzel günler göreceğiz, güneşli günler!

Korkma!

Bir daha böyle bayramlar yaşamayacağız. Anneler bayramlarda bir daha ağıtlar yakmayacak. Hesabı sorulmamış hiçbir cinayet, hiçbir hukuksuzluk kalmayacak, kimse hukukun üstünde olmayacak kimse hukuksuzluğun altında ezilmeyecek.

Demokrasi, barış, refah, huzur hepimizin hakkıdır!

Muhtaç olduğumuz kudret de damarlarımızda birbirine karışmış kanda saklıdır.

Ne mutlu cesaretle bunu söyleyebilenlere!


05.02.2008 15:41:18
Genç Türk Siviller Rahatsız!
Önce Beytuşebap’da 12 vatandaşımızı, sonra Gabar’da 13 askerimizi kaybettik.

Bayramı karşılamaya hazırlanan yuvalar yangın yerine döndü. Şimdi evlerden Türkçe ve Kürtçe ağıtlar yükseliyor.

Tam da Meclis’te tarihi tokalaşmalar yaşanmıştı, sivil siyaset Kürt sorununda belirleyici aktör olmaya başlarken,

Tam da biz, Kürtler 80 yıldır Türkleşiyor, biraz da biz Kürtleşelim demeyi planlarken,

Tam da sivil bir anayasamız olsun, bu anayasa farklılıklarımızın zenginliklerimiz olduğunu garanti altına alsın derken,

301 kalksın, vesayet rejimi sona ersin diye temenni ederken,

Kuzey Irak’a askeri operasyon yapmanın, ülkeyi topyekun Ortadoğu cehennemine sürüklemenin ilk adımı olacağına dair endişelerimizi ifade ederken

Tüm bu seslerimizi bastırmak için silahlar konuştu yeniden.

Vicdanları sağır eden silah sesleri, intikam çığlıkları ve sorumsuz hamasi sözler arasında tarihe karşı sorumluluğumuzu yerine getirerek bir kez daha haykırıyoruz

“Durun Kalabalıklar, Bu cadde çıkmaz sokak"

Biz bu caddelerden çok geçtik. Buradan çıkış yok. Milletvekilleri enselerinden tutularak meclisten atıldı, Kuzey Irak’a onlarca operasyon yapıldı, çok insan öldü, çok acılar çekildi.

Birbirimizden nefret ettikçe karanlık bir şiddet sarmalı içine hapsolduk. Milliyetçiliklere sarıldıkça Ortadoğu’daki kirli savaşların oyuncağı olduk.

Bu coğrafyaya çok acılar çektiren şiddetin ve milliyetçiliğin dili bizi birbirimizden koparıyor.

Tehlikenin farkında mısınız?

Bugün Kürt Sorunu'nu çözümü doğrultusunda hiçbirimizin önüne bir gelecek ufku sunmayan mevcut tüm siyasetler ve söylemler iflas etmiştir.

Kral Çıplak!

Bugün barıştan, kardeşlikten, demokrasiden yana cesur ve samimi yeni bir söz söylemek gerekir. En az bizim kadar bu iflasın farkında olan sorumluluk sahipleri tarihi sorumluluklarının gereğini yerine getirmelidir.

Şimdi sözün bittiği değil başladığı yerdeyiz.

En başta sivil siyasetin aktörleri AKP ve DTP bu kez cesaretle ve samimiyetle başımıza örülen, içimizi yakan şiddet sarmalına karşı çıkmalıdırlar.

Çünkü bu coğrafyada hem de bugünlerde kimsenin sorumsuzca hareket etmeye hakkı yok.

Yoksa bu ateş hepimizi yakar.

Bugün hem Beytuşebap’da ölen 12 vatandaşımızın hem de Gabar’da şehit düşen gencecik askerlerin ardından ağlıyoruz.

DTP’nin Gabar’da şehit edilen askerlerle ilgili duyarlı açıklaması bu yolda atılmış bir ümit verici bir adımdır. Benzer bir adımı bugünlerde Kürt sorunu üzerinden statükoya ‘çiçekler’ attığı görülen AKP’den bekliyoruz.

Bu konuda atılacak en somut adım son 20 yılda bölgede devlet görevlilerin tüm hukuk dışı uygulamalarını araştırılacağı bir komisyon kurulmasıdır. Beytüşşebap’ daki katliamın gerçek sorumluları bir an önce bulunmalıdır.

Herkesin benim senin demeden katiline, teröristine, hukuk dışına çıkan devlet görevlisine katil, terörist deme vakti geldi.

Önce sen demeden, sorumluluğu birbirimize atmadan, birbirimizi sıkıştırmadan cesaretle ve samimiyetle.

Artık karanlık hesaplarda harcanacak bir canımız bile yok.

Burası çok renkli, çok kültürlü, çok dilli bir ülke, bu sahip olduğumuz en büyük hazinemiz!

İstikbalde dahi bizi bu hazinemizden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici herkes bilsin ki; şiddetten siyasi medet umanlara, ekilen düşmanlık tohumlarına aramızdaki muhabbeti kurban etmeye hiç niyetimiz yok!

Zaten bu dünyada Türkler ile Kürtler de birlikte yaşayamayacaksa, artık batsın bu dünya!


Bundan cesaretle 'benim hala umudum var' diyerek bu metne imza atan biz genç siviller, İstiklal Marşı'nın ümide çağıran girişi ile tüm Türkiye'ye sesleniyoruz:

Korkma!

Bu sorunlar çözülecek, bu coğrafyada birlikte yaşamanın hepimizi mutlu edecek bir yolunu mutlaka bulacağız. Güzel günler göreceğiz, güneşli günler!

Korkma!

Bir daha böyle bayramlar yaşamayacağız. Anneler bayramlarda bir daha ağıtlar yakmayacak. Hesabı sorulmamış hiçbir cinayet, hiçbir hukuksuzluk kalmayacak, kimse hukukun üstünde olmayacak kimse hukuksuzluğun altında ezilmeyecek.

Demokrasi, barış, refah, huzur hepimizin hakkıdır!

Muhtaç olduğumuz kudret de damarlarımızda birbirine karışmış kanda saklıdır.

Ne mutlu cesaretle bunu söyleyebilenlere!

Genç Kürt Siviller Rahatsız!

Havva Ana’nın dünkü çocuk sayıldığı bu topraklarda doğduk. Üç gün aç kaldık üç gün meme vermediler bize. Hasta düşmeyelim diye. 90’lı yıllarda çocuk olduk, gözümüzün önünde yaşananlar ağır geldi bize.

Biz kim miyiz?

Biz bu coğrafyanın Kürt gençleriyiz. Şiddetle tek ilgimiz onun mağdurları olmamız. Türk gençlerden tek farkımız onlardan ayrı olarak sadece okuma- yazmayı değil Türkçe konuşmayı da ilkokulda öğrenmemiz. Yoksa ne kadar yoksulluğu varsa bu memleketin biz de çektik. Biz de Sezen Aksu’ya, Neşet Ertaş’a ağladık. Farkımız Şivan Perwer’e, Aynur Doğan’a da ağlamamız.

Biz buraların Kürt gençleriyiz. Köylerimiz yakıldı. Küsmedik. Göç ettik, en kötü yerlerde yaşadık, en kötü işleri yaptık. İsyan etmedik. Akrabalarımız faili meçhul cinayetlere kurban gitti, intikam peşinde koşmadık. Üzerimize bombalar atıldı, hukuktan başka bir şey istemedik.

Biz buraların Genç Kürt Sivilleriyiz. Siz acının sadece bir tarafını biliyorsunuz. Biz her tarafını.

Bir taraftan en büyük asker bizim asker tezahüratları ile havaya atılan gençlerin tabutları dönerken evlerine, bir taraftan da evinden çıkalı yıllar olan, bir gece yarısı sessiz sedasız gömülen gencecik insanların hayatları tükenirken bu bayram arefesinde, bizim geleceğimiz için gencecik insanları öldürme emri verenlere bizim de söyleyecek bir çift lafımız var.

Bu tavırlarınız hangi akla, hangi mantığa, hangi vicdana ve de en önemlisi hangi ahlaka sığıyor.

Bu ülkede yaşayan ve barış isteyenlerin elini yine yeniden zayıflatmaktan başka hiçbir anlamı olmayan bu hareketinizi bizim özgürlüğümüz için mi yaptığınızı düşünüyorsunuz. Kürtlerin geleceği için karanlık ilişkilere mi dalıyorsunuz?

Siyasetin havası esecekken bu ülkede, mecliste iken temsilcilerimiz, üstlerinde hükümetten, askerden, derin devletten, ya sev ya terk et diyenlerden baskı olsa da biz arkalarında duruyorduk kendi fikirlerimizle, kalemlerimizle; konuşarak, dokunarak, değerek.

En son Beytüşşebap’ta neler olduğunu bu ülkede aklıselim insanlar tam da öğrenecekken ve buna karşı bir duruş gösterecekken, silahtan başka çözüm istemeyenlerin, güçlerini kandan, gencecik askerlerin kanından alanların eline çok güzel fırsat geçti sayenizde. Kararttığınız sadece 13 hayat değil ayrıca bu ülkede açığa çıkmayı bekleyen derin devletin ve savaş güçlerinin çıkış yolunu da kararttınız.

Kürtçe ve Türkçe ağıtlar yakan analarımızın göz pınarlarını kuruttunuz bu bayram arefesinde.

Mağdur insanlar zalimleşmeye başladığında o zaman yeni mağdurlar yaratacaktır değil mi? Siz de biz Kürtlerden zalimleşmemizi mi istiyorsunuz? Bu mu bu ülkedeki derin güçlerle ortak paydanız.

Ne Beytüşşebap’taki karanlık katliamı unutacağız ne Şırnak’taki o askerleri. Aynı Şemdinli’yi ve terörist diye adlandırılan Diyarbakır çocuklarını unutmadığımız gibi. Biz zalimleşmeyeceğiz. Ne mutlu Türküm demeyenlerin de mutlu olabileceği bir Türkiye için bizlerden beklenen sağduyuyu göstereceğiz.

Tercihimizi yaptık. İlle de beraber yaşayacağız! İlle de bir arada yaşayacağız! Çünkü biz biliyoruz ki bu hayat ne Kürtlük ile geçer ne de Türklük ile.

Sözün bittiği yerde değil başladığı yerdeyiz. İnsanların yaşadığı yerde söz bitmez çünkü.

Ölmek değil, yaşamak istiyoruz.

Susmak değil konuşmak istiyoruz.

Birileri bu ülkede, adaleti, vicdanı ve insanlığı ayaklar altına alarak çevremizi kirletebilirler ama biz Genç Kürt Siviller kendi kapımızın önünü her zaman temiz tutacağız.

Zaten bu ülkede Kürtler ile Türkler birlikte yaşayamayacaksa batsın bu dünya!

http://www.gazetem.net/ferhatkentel.asp


Sayfa: [ 1 ]