|
||
| Başbakan’a üç cevap Hükümet programı üzerinde yapılan görüşmeler gösteriyor ki AKP’nin işi daha da zor. Karşısında üç siyasi parti grubu, programa eleştirileri düzeyli ama tavizsiz. 2002 seçimlerinde Meclis ezici çoğunluğu ve CHP’nin tek partili suskun muhalefeti artık yok. Demokrasinin en güzel örnekleri sergilenmeye başladı. DTP ve MHP’nin sorumlu muhalefeti, CHP’yi de hareketlendirecek. Diğer yandan grup olmasa da DSP’nin 13 milletvekili var. ÖDP, BBP tek milletvekili ile yer alsa da ses verme imkanları var. Bunun anlamı artık AKP ensesinde muhalefetin sıcak takibini ve nefesini hissedecektir. Üç Eylül günü Mecliste seviyeli bir tartışma yaşanırken, Başbakanın görüşlere cevap verirken takındığı tavır, kullandığı dil yapıcı değildi. Özellikle DTP’ye daha çok cevap verme gereksinimi, hükümet programı konusunda en etkili ve kapsayıcı eleştirileri almasından kaynaklanıyordu. Cevaplar eleştiri, sataşma düzeyini aşıcı itham ediciydi. Özellikle bölgeden aldığı “emanet oylar”ın gereğini yapmadığı, programında Kürt sorununa yer vermediği eleştirisi en çok tahammül edemediği konuların başında geldi. DTP’ye niye o zaman parti olarak seçime girmediniz diye sorarken, oyları nasıl aldığınızı da biliyorum, demesi haklı olarak DTP’de sert eleştirilere neden oldu. Başbakanın “farklılıkları kabul etmesi” “Türkiyelilik” üst kimliğine vurgu yapması yerinde ve güzeldi. Ancak arkasından hiç konuşulmadığı halde, DTP, PKK’ye neden terörist demiyor dayatması, ucuz bir polemik değil midir? Bunu en son söylemesi gereken kişi, ABD ve AB devletlerinin terör listesinin başında yer alan HAMAS örgüt liderini Türkiye’ye davet edip kucaklayan AKP ve Başbakan değil miydi? Bu çelişkiyi nasıl izah edecekler. DTP şiddete karşı olduğunu ve nedenlerini konuşarak, barışçıl bir çözümü ve çatışmaların durması kadar stratejik olarak silah bırakmaya kadar varacak bir süreci başlatma konusunda, diyalog elini uzatırken daha başlarda çözümsüzlüğü dayatmanın, tıkamanın ülkeye yarar getirmeyeceği idrak edilmiyor mu? Yüzde 10 seçim barajının ardına sığınarak, siyasi partiler ve seçim yasasını değiştirmeyerek, adil temsilin önüne duvarlar koyan ve hiç anlaşamadığı CHP ile bağımsızların oy pusulasına alınması konusunda uzlaşan AKP’ye, “demokrat” olmanın ölçütünü birilerinin anlatması gerekiyor. Dahası Doğu ve Güneydoğu da kerhen aldığı emanet oyların, Kürt sorununa açılım getirmediği takdirde yön değiştirmesinin de çok doğal olacağını hatırlatması gerekiyor. Biz oyları nasıl aldığınızı biliyoruz diyor, Şırnak ilinde benim seçim bölgemde yüzde yetmişlere varan oylarımızın nasıl alındığını, orada AKP’nin bir milletvekili kaybettiğini merak ediyorsa, Şırnak iline davet ederiz gelir; halkla yüzleşir sorar, örneğin Cizre ilçesinde bağımsız aday Hasip Kaplan’a neden yüzde 80 oranında 22000 oy verdiniz diye? En güzel cevabı yine halktan alacaktır. İşkenceye “sıfır tolerans” eleştirilerine tahammülsüzlüğü anlamakta zor. Son üç ayda Beyoğlu İlçe emniyet Müdürlüğünde yaşanan olayları ve gözaltında ölümleri incelesin, 25 vakanın ne anlama geldiğini görür. Şemdinli olayı, savcının görevden alınması, Diyarbakır olaylarında çocuk, kadın ve yaşlıları katledenlerin yargılanmamasını, Dink cinayetini, Kaymaz olayını ve bu olayların sorumlularını kim koruyor, siyaseten sorumlu Başbakan ve hükümeti değil mi? En enterasanı da Hasankeyf’in sular altında kalmamasını isteyen DTP’lilere olaya “ideolojik” yaklaşıyorsunuz demesi. Tarihe, kültürel mirasa, doğaya sahip çıkmayı ideolojik bulması, Avrupa’da kredi alınmasını engellemeye çalışanları biliyoruz demesi de tuhaf değil mi? Hiçbir sivil toplum kuruluşu, kişi, parti ve Hasankeyf gönüllüsü gizli bir çalışma içinde değilken, bu yaklaşımın altında adeta bir “kültürel soykırım” anlayışı yatmıyor mu? Bu tarz siyaset kimseye yarar sağlamaz. Ülkede bu anlayışla barış ve huzuru tesis etmek zor. AKP dilini, uslubunu, yaklaşım tarzını gerçekten gözden geçirmek zorundadır. Bugün Doğu ve Güneydoğuda tüm milletvekillerini kazanan AKP ve DTP’nin bölge sorunları konusunda, yeni anayasa ve barışçıl çabalar konusunda ortaklaşmasında, diyalogta yarar vardır. hasip kaplan |
||