|
||
| 30 bin ölü! Diyarbakır İstanbul'dan nasıl görünüyor? Gazetelere göre, küçük olmalı. Ankara'dan? Diyarbakır'ın tam içinden? Panzerdeki polisin belki endişe, belki nefret dolu gözünden? Polisin tedirgin karısının, oradan oraya sürüklenmiş çocuğunun gözünden? Oğlu orada asker olup da gündüzü, gecesi şehit tabutu korkusuyla dolmuş, hem gururlu hem gözyaşlarını salmaya, ağıt yazmaya hazır olda bir annenin gözünden? Şehit oğlunu defnetmiş babanın, gelin olamamış nişanlının gözünden? Elinde taşlarla, boyunu aşmış bir öfke ve nefret ile koşuşturan çocuğun gözünden nasıl? Karadeniz'den, Ege'den, İstanbul'un sosyetesinden, varoşundan nasıl görünür? Binlerce şehit, binlerce ölü, mezar, mezarsız, kayıp, acı; o adadan nasıl görünür? Devlet, millet, kanun gözünde "bölücü terörist" oğlunu Diyarbakır'da "gerilla cenazesi" olarak defneden annenin, babanın gözünden nasıldır? İteklenen, adam yerine konmayan, kimliğini arayan, şiddet sarmalında birinin gözünden? Nasıl görünür bize? Bulunduğumuz yere, bildiğimiz tarihe, kökenimize, aklımıza, fikrimize, vicdanımıza, yurt sevgimize, yurdu nasıl sevdiğimize, millet şuurumuza, ulus tasavvurumuza, toplumsal konumumuza, okuduklarımıza, yazdıklarımıza, hiç bakmadıklarımıza, tek taraflı yargılarımıza, bilincimize, öfkemize, acımıza, inancımıza, soyumuza, komşumuza, dostumuza, umudumuza, korkumuza, tecrübelerimize, hiç yaşamadıklarımıza, bir türlü anlayamadıklarımıza, hiç anlayamayacaklarımıza, ilgisizliklerimize, umursamazlıklarımıza, bıkkınlıklarımıza, dilimize, şiirimize, destanımıza, menkıbelerimize, türkülerimize, şarkılarımıza, garplılığımıza ve şarklılığımıza göre nasıl görünür? Orası yurt toprağıysa, oralardan bakınca orası da burası da aynı yurdun toprağı ise; "Biz" hakikaten 70 milyon isek... "30 bin ölü insanımız" derken, salaklıktan veya aşırı uyanıklıktan değil de, hakikaten insanlıktan ötürü, bu toprağın çocukları diye nihayetinde, her ölüye ayrımsız bakabiliyorsak... Oradan, buradan ve elbet şuradan başka göz, başka zaviye, başka akıl şarttır. Seyircisiz maçı bir de kentten kaçırmak çaredir ama... Kent hep orada, seyirci ister içeride, ister dışarıda, ama hep kentte olacaksa, ne çaredir! (Keşke Fenerbahçe oraya gidip oynayabilseydi... FB, GS, BJK, belki taraftarlarını cepheleştiren, ama tribünde ve gönülde nice farklıyı, farklılığı da birleştiren "Türkiye takımları"dır!) Bazen, kendi şablonumuz üstüne düşünerek adım atabiliriz. Devlet, siyasetçi, bir başkası "30 bin kişinin katili örgüt" dediğinde... Yahut muhalif yazar, Batı podyumunda, "30 bin kişiyi öldüren devlet" dediğinde... 60 bin kişiden mi söz edilmektedir; yoksa "30 bin" aynı, tek, bir 30 bin midir? Meşhur "Şemdinli iddianamesi" şu sayıları verir: 6 bin civarında şehit güvenlik görevlisi (asker, polis ve korucu)... 5 bin 200 sivil vatandaş... 320 kamu görevlisi. "30 bin"i tamamlayan sayı yaklaşık 18 bin 500'dür. Bunlar "ölü ele geçirilen teröristler"dir. Yani 30 bin sayısı, "bu toprakların verdiği toplam ölü"dür. 30 bini, üstüne düşünmeden yuvarlayan her kimse, durup düşünmeli. Artık 30 bini çok aşmış sayıyı ya başka türlü telaffuz etmeli, "kendi" sayısını, ölüsünü, şehidini saymalı; yahut hakikaten düşünmeliyiz. Dağa yollanan, eline silah verilen, bu topraklardan çıkmış binlercesine "gerilla" denen "teröristler", kendileri gibi bu topraklarda doğmuş, asker, polis, köylü, memur olmuş, hatta kendilerinden kimileri de dahil, 11 bin 500 kişiyi öldürdü diye... Düşünmeliyiz; onlardan 18 bin 500'ü bu topraklarda, memleketlerinde öldürüldü diye. İşte meşhur, dillere pelesenk ama çok acı, çok vahim, çok büyük "30 bin"in gerçek manası bu. O zaman orası burada, burası orada, 30 bin her şeye rağmen bir arada, Diyarbakır da daha iyi görünür. UMUR TALU - 30.03.2006 |
||
|
||
| işte bu kadar basit 30.000 kişi öldü...iyiki ölmüş der gibi telafuz ediyoruz...abimiz, kardeşimiz, anamız, bacımız...bu toprakların insanı...her bir can,her bir insan öldüğünde sadece tabloda değişiklik oluyor...ateş düştüğü yeri yakıyor...ankara veya diyarbakır'daki koltuklarda ateş hiç bir zaman olmadı...apoletler hiç ateş görmedi...bu kanı durduralımmmmmmmmm... |
||
|
||
| evet bu empati hepimiz için gerekli bence | ||
|
||
| senide vurdular duydum... elinde silah bile yokmuş... nasılsın diyarbakır.. |
||
|
||
| sigaranın enden olduğu hastalıklardan ve trafikten ölen sayısı daha fazladır ama kimse trafik ve sigarayla alakalısorunlar için bu kadar uzun laf etmez sigara sorunu hallolursa türkiyede zaten sorun klamz bunu ciddi ciddi söylüyroıum yarın Türkiyedeki yaşayanlar sigarayı bıraksın yarın terör biter. |
||
|
||
| Aynı olamaz. Bundan önce onüç askerin öldürüldüğü bir çatışma olmuştu. Yıllardır ertelenen helikopter alımı hemen karara bağlandı. Aynı hafta fındık toplamaya giderken kamyon kasasındaki kadınlar öldü. Yirmiye yakın kadın ve çocuk. Bunun için helikopter almaya gerek yok. Her iki olayda da ölenler insan. Birinde büyük bir ihale var. Her çatışma, her ölüm, bana silahlardan para kazananlar varken, neden bu çatışmalar biter ki dedirtiyor. Zamanında olağanüstü hal bölgesine dahil olmak için, sahte çatışmalar üretenler bile vardı. |
||
|
||
| Bir ülkede yılda çatışan tarafların verdiği ölü sayısı 1000'i bulursa o ülkede iç savaş vardır der BM sözleşmesi. İç savaşı kabul etmezseniz olaya sadece "terör" gözüyle bakar bir çözümde üretemezsiniz. |
||
|
||
| ikisini bir mi Tutmuyorum sigaara alış verişi yapan satan özendiren kişi pkk lıdan daha kötüdür diyroum daha çok kişinin ölümüne sebebp verip ülkeye daha çok ekonomik zarar vermektedir sadce böyle değil sigara içmese dahi saigraya karşı olmayan kişilerde PKK lıdan beterdir ayrıca orman yagınlarında sigra izmeri,ti etkisini düşünürsek PKK iyi bir siyastele veya operasyonla sonlandırılsa ölü sayısı 30 binde kalır ama sigra i,çenlerin evrdiği zarar bir kaç nesil daha en azından devam edecek içemye devam edildiğine bu kesin Ülkeyi yönetnler dedikelri gibi vatanını mi,lletini seven kişiler olsa sigaraya 2-3 yoıl içinde kullanılmayan bir ürün haline getirtebilmeliler ama Hikaye yobazlığımızla eş oranlı sigara içme oranına sahip olduğumuzda bir gerçek |
||
|
||
Bir ülkede yılda çatışan tarafların verdiği ölü sayısı 1000'i bulursa o ülkede iç savaş vardır der BM sözleşmesi. İç savaşı kabul etmezseniz olaya sadece "terör" gözüyle bakar bir çözümde üretemezsiniz. BM saçmalamış.Her ülkenin nüfusu bir mi?San Marino'da 1000 kişi ölürse iç savaştır ama Çin'de 1000 kişi ölürse başka birşeydir.Sayı verilemez, oran verilebilir böyle şeyler için. |
||
|
||
| yazıkki ne yazık!,bir ülke düşünün kendi öz be öz vatandaşlarını bulup yoketmek için ikinci bir ülkenin topraklarını işğal etmek istiyor yada zorunda kalıyor(belkide daha farklı zorundalıklarda olabilir bu)ve bunun için o ülkeyi hiçe sayıp izin alma gereği bile duymuyor,işin ilginç yanı illa bir izin almak zorundaysada bunuda üçüncü bir ülkeden almak zorunda,yazıkki ne yazık! |
||
|
||
yazıkki ne yazık!,bir ülke düşünün kendi öz be öz vatandaşlarını bulup yoketmek için ikinci bir ülkenin topraklarını işğal etmek istiyor yada zorunda kalıyor(belkide daha farklı zorundalıklarda olabilir bu)ve bunun için o ülkeyi hiçe sayıp izin alma gereği bile duymuyor,işin ilginç yanı illa bir izin almak zorundaysada bunuda üçüncü bir ülkeden almak zorunda,yazıkki ne yazık! bu iznin başka bir ülkeden alınmasının ne kadar trajik olduğuna bizlerde katılıyoruz.yalnız; bununla birlikte abd nin bir eyaleti haline dönüşmüş ırak la ilgili bir meselenin abd ile görüşülmesinden doğal da birşey olamaz.eğer bir yerlerden icazet alınacaksa kuklalardan ziyade oynatanlardan alınması daha uygun olsa gerek.bu arada; kendi vatanına silah doğrultmuş,bölünmez bütünlüğe o kanlı gözlerini dikmişlere yapılan müdafaları,bir halka topyekün yapılıyormuş gibi göstermek alçaklıktır.şehit cenazelerinin bazılarında kürtçe ağıtlar da yakılmaktadır.bu muazzam görüntüler bu kardeşlerimizin vatanına ne kadar bağlı ve yeri geldimi de canını bu uğurda verebileceğinin göstergesidir. |
||