|
||
Bölünmemek için ABD’ye karşı dur! Türkiye’nin bölünmesini, daha önce Yugoslavya’yı parçalayan, şimdilerde Irak ve Afganistan’ı parçalanmanın eşiğine getiren Amerika istemektedir. Biz ABD’ye karşı harekete geçmezsek, bölünme er ya da geç gerçekleşecektir. Bölünmemek için kışkırtmalara kapılma! Türkleri ve Kürtleri birbirine düşürecek davranışlar, emperyalistlerin çıkarınadır. Türklere ya da Kürtlere karşı düşmanlığı körükleyen herkese cesurca karşı koymalıyız. Bu ülkede birlikte yaşamanın koşullarını ortadan kaldıracak provokasyonlara meydan vermemeliyiz. Bölünmemek için uyanık ol! Bombalama eylemlerinin, çatışmaların, pusuların, operasyonların sürmesini isteyen herkes bilerek ya da bilmeyerek emperyalist Amerika’nın ekmeğine yağ sürmektedir. Toplumda intikamcı düşünceler yayanlar, kim olurlarsa olsunlar dışlanmalıdır. Bölünmemek için Amerikancılar arasında ayrım yapma! Talabani ve Barzani Irak için neyse, AKP hükümeti Türkiye için odur. Komşunun mutfağına laf ederken, kendi evimizin halini görmezden gelmeyelim. Talabani ve Barzani ne kadar Amerikan yanlısıysa, Tayyip Erdoğan da o kadar Amerikan yanlısıdır. Bölünmemek için bu gidişata dur de! Türkiye’nin parçalanma tehlikesi “terör” konusuna indirgenemez. Avrupa Birliği’ne adaylık süreci, yerel yönetimler yasası, ABD ve İsrail’le yapılan ikili anlaşmalar ve en önemlisi liberal ekonominin gerekleri denerek ülkemizi batılı tekellerin oyun alanına çeviren politikalar Türkiye’yi hızla uçuruma sürüklemektedir. Tehlikeyi önlemek için teröre, çatışmalara, savaşa karşı olmak yetmiyor. Ülkemizi ABD’ye mahkum eden politikalara karşı mücadele etmeliyiz. Bölünmemek için bağımsızlık mücadelesi ver! Türkiye’nin dış politikadaki zavallılığının nedenlerini iyi saptayalım. Bugünkü düzen ABD ve Avrupalı emperyalistler karşısında çaresizdir çünkü ülkemizin bütün ipleri onların elindedir. İpleri elimize almamız için Türk, Kürt, hangi kökenden olursak olalım birbirimizle değil, emperyalistlere karşı mücadele edelim. Bölünmemek için sınırötesine hayır de! Sınırötesi operasyon, Türkiye’nin ABD karşısında tamamen diz çökmesinden başka bir şeye yaramayacaktır. Bütün kışkırtmaların amacı budur. ABD Türkiye’deki iktidarlarla istediği gibi oynamaktadır. Şimdi de Irak’ta sonu belirsiz bir macera gündeme gelmiştir. Bölünmemek için Afganistan ve Lübnan’dan askerlerin geri çağrılmasını iste! Türkiye ABD’nin isteği doğrultusunda Afganistan ve Lübnan’a asker yollamıştır. Milliyetçilikten dem vuran, ABD’ye sözüm ona kafa tuttuğunu iddia edenler bu konuda bir çift laf etmemektedir. Sormalıyız: Evlatlarımız bu ülkelerde ne arıyor? http://www.tkp.org.tr/index.php?yazino=14 |
||
|
||
| kürtleri ve türkleri birbirine düşürecek davranışları neden pkk da aramazsınız ? tam kuzey ırak a girip girmeme tartışılırken sınırı geçip askerilerimizi öldüren kimdir ? terör halkın duyguları ile oynama sanatıdır. onu kullanarak çıkar elde etmektir. tüm yükselen kürt türk milliyetçi duyguları kimin eseridir ? |
||
|
||
| ÜLKESİNİ SEVEN HERKES ABD’YE KARŞI DURMALIDIR! Ülkemizin bölünmesine, halkların parçalanmasına, savaşa ve ABD emperyalizmine karşı TKP İstanbul İl Örgütü, 28 Ekim 2007 Pazar günü saat 12:00’de Kadıköy İskele Meydanı’nda bir basın açıklaması yapacaktır. Basın açıklaması sonrası ABD büyükelçiliğine Türkiye emekçileri adına bir uyarı metni postalanacaktır. Ülkemiz bugün büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır. Bu tehlike ülkemizin bölünmesi ve halklarımızın birbirine düşman edilmesidir. Bugün emperyalist ABD çıkarları doğrultusunda ülkemiz savaşa sokulmak istenmekte, halklar arası düşmanlık sokaklara yansımakta ve ülkenin bölünmesi için girişimler devam etmektedir. Bölünmenin, parçalanmanın ve savaşın tek kazançlı tarafı ABD emperyalizmi olduğu gün gibi açıktır. Türkleri ve Kürtleri ABD işbirlikçileri temsil ettiği sürece, bölünme, parçalanma ve savaş kaçınılmaz olacaktır. TKP halkımızı bölünmeye, parçalanmaya,savaşa ve ABD'ye karşı harekete geçmeye çağırmaktadır. ABD emperyalizminin ülkemizde uyguladığı bu plana ve bunun her türlü destekçilerine karşı 28 Ekim 2007 Pazar günü saat 12:00’de Kadıköy İskele Meydanı’nda bir basın açıklaması yapılacaktır. Basın açıklaması sonrası Türkiye emekçileri adına protesto metni ABD büyükelçiliğine postalanacaktır. Türkiye Komünist Partisi İstanbul İl Örgütü |
||
|
||
| ülkesini seven herkes teröre karşı durmalıdır önce. bunların başında da pkk gelir. |
||
|
||
ülkesini seven herkes teröre karşı durmalıdır önce. bunların başında da pkk gelir. -------------------------------------------------------------------------------------------Ülkesini sevmek, çok sevmek, çok çok... Bin türlü şeyi tartışır, binbir nedenle kapışırız; binlerce vesileyle birbirimize siyasi, ideolojik, kültürel ve benzeri nefretlerimiz de olabilir. Bazen, hani çok bunaldığımızda, büyük haksızlıklara uğradığımızda, öyle olduğunu düşündüğümüzde, acı, sıkıntı çektiğimizde, umut tükettiğimizde filan, "bu ülkeden bıktığımızı" dahi söyleyebiliriz. Ancak, "Ülkeni seviyor musun, sevmiyor musun?" sorusu yine de tartışmasızdır. Ne kimilerinin "ya sev, ya terket" dayatmalarına, ne kimilerinin kolayca sarıldığı "milliyetçilik, yurtseverlik" kategorilerine sıkışır. Fiziksel, manevi, maddi, ailevi, kültürel... kişinin dokusuna, dokusuna karışan toprağın kokusuna, oradan tüm hücrelerine, tüm fikrine, yüreğine nüfuz eder ülkesi. Kovulsan, sürgün edilsen, kaçıp kurtulmaya çabalasan, başını alıp gitsen de yanında gelir; gurbet olur, sıla olur, hasret olur, lezzet olur, şiir olur, şarkı olur, türkü olur, mektup olur, anı olur, dönüş olur, kabir olur, dünyanın bir ucundaki mezara karışan bir tutam toprak olur. *** O yüzden; ülkeye verilmek istenen yönler, dünya içinde biçilen roller söz konusu oldu mu, "yurtseverlik" yanıltıcı bir tartışma zeminidir. En küçük ama en kalıcı "ortak payda" olarak "ülkesini sevmek", dolayısıyla kendi sevme tarzını kerteriz alıp başkalarının sevmediğini düşünmek, yaratıcı bir zemin olamaz. Tarih, "ülkesini çok sevenler"in, çok sevdikleri için, "ülkesini çok seven" başkalarını, bu sevgilerini sevmedikleri için katlettiğinin tanığıdır. Tarihin nihai yargısı, "hangisinin daha çok sevmiş olduğu" üstüne oturmaz. Ülkesini çok sevdiği için teslim olanlar ile ülkesini çok sevdiği için ayaklananlar... Sonra, ülkesini çok sevdiği için ayaklananları, ülkesini çok sevdiği için yok edenler arasındaki nihai ayrım "hangisinin daha çok sevmiş, hangisinin gerçekten sevmiş olduğu"nun tespitiyle yapılmaz. Bu "doğal" bir iddiadır. Doğumla birlikte, herkesin yüreğine, içine bir şekilde nüfuz etmiş bir duygudur. Gerisi sonradan, akılla, vicdanla, çıkarlarla, bilgiler ve yorumlarıyla oluşturulur. *** Türkiye'nin, birbirini etkileyen, sadece "bizim" iradelerimizle değil, dünyanın bir sürü yerindeki iradelerin bileşkesi olarak gelişen "seyri" yeni eşiklerde. Bunun tartışması, "yurtseverlik" üstünden yapılırsa, kısır kalır. Bir çoğumuz bir başkalarına, kendi "yurt sevme" biçimlerinin, bu yurttaki insanların en azından bir kısmına nasıl acılar getirdiği üstüne yeterince kanıtlar üretebiliriz.Tartışma, toplumsal acıların, ama tüm ekonomik, toplumsal, kültürel yönleriyle nasıl daha iyi azaltılacağı... Tartışma, insanların öyle "temel haklar" diye kağıt üstünde birkaç maddeye indirgenemeyecek kadar "hak ettikleri" insanca hakların nasıl daha iyi geliştirileceği... Tartışma, çözümler peşinde koşulurken, bu toplumsal zemin üstünde mi yüründüğü, yoksa ülkede güçlü bir azınlık ile ülke dışında güçlü iradelere teslimiyet içinde mi ittirildiği noktasında olabilmeli. Tartışma, bu son şıkta bile, açılacak ufuklarda, toplumun mağdur çoğunluklarının ve onlar adına yapılabilecek siyasi, ideolojik, ekonomik mücadelelerin, hak arayışlarının daha mı mümkün, yoksa daha mı imkansız olduğu üstünde odaklanabilmeli. Bağımsızlık ve yurtseverlik genellikle "yabancılar karşısında milli çıkarları koruyabilmek" diye tanımlanır. Bu, onların ne dayatmak istediğine bağlı olmakla birlikte, tarih tanıktır ki, bağımsızlık maskesiyle, kendi halkına ekonomik, siyasi, sosyal dayatmalar ile derin acı verenler hiç eksik olmamıştır. |
||
|
||
| öncelikle şunu belirtmeliyim ki bir topluma,bir ülkeye düşmalık bizi saadete kavuşturmaz.tam aksine batılı yani kuvveti üstün tutan düşüncelerin ekmeğine yağ süreriz ki buda devam eden savaşların sonunu değil devamını sağlar.şöyle ki; eğer ki bizler şerrin merkezini bulmak istiyorsak,ve bunu isterken topyekün bir ülkeyi hedef alıyorsak yanlışın en büyüğünü yapıyoruz. yıllardır söylemeye çalıştığımız vede gün geçtikçe doğruluğu gün yüzüne çıkan gerçekle karşı karşıyayız.bunun adı ''ırkçı emperyalizm''dir.5764 senelik bu zihniyetin temelinde ne bir akonomik bir düzen,ne de bir siyasi emel vardır.izlenen yollar tamamen dini inançlarının gerektirdiği vecibeleridir.bu kadar köklü bir inanışın günümüzde geldiği nokta bellidir. daha önceleri de söylediğimiz gibi gerçek saadet amerikayı yok etmekle değil,siyonizm pençesinde kıvranan amerikayı da bu zihniyetten kurtarmakla sağlanır. |
||