SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sosyoloji

Konu: Toplumsal Geri Kalmışlığımızın Nedenleri

Sayfa: 1 [ 2 ]

05.02.2008 09:32:28

Evet katılıyorum ilk paragraftaki tespitlerinize ama ikinci paragrafta gene ciltlerce tartışılmış olan kemalist devrimin niteliğine dair değişik yorumlar olacaktır. Benim düşünceme göre kemalist devrim burjuva devrimi değildir bunun sebebi ise burjuva sınıfının olmayışıdır. Kemalist devrimi değerlendirirken aydın-asker-toprak ağalarının devrimi diyebiliriz sanırım. Fransa devrimiyle de bu noktada yani devrimin lokomotif sınıfının burjuvazi olmayışı yönüyle ayrılır. O dönem için saydığımız zümrelerinde -asker, aydın, ağalar- ancak bu kadar ileri olabildiği ve yukardan aşağıya bir örgütlenme tarzını benimsediğinden kaynaklı hep tartışılan "çarpık" gelişen burjuvazi ve buna bağlı olarak demokrasinin gelişememesi, darbeler, muhtıralar vs.. denebilir kemalist devrimin yaratılarına. Milli demokratik devrim tezleri de zaten bu ayrışmaya atıfta bulunur. Ha bana sorarsanız artık MDD'nin anlamı kalmamıştır çünkü burjuvazi ve sermaye artık türkiye'de vardır ayrıca dünya perspektifini kaybetmek olur MDD artık. Kemalist devrimin lokomotofinin burjuvazi olmaması ve daha geri sınıflar tarafından yapılması bunun dışında çarpık gelişen burjuvazi -burada kastettiğim ulus devleti savunarak dünya ile bağını kopartarak tarihi terse okumak isteyen burjuva sınıfın ulusalcı kanadı- faktörü aslında konuyu daha net şekilde algılamamızı sağlayabilir. Bakın OYAK'ın kuruluşu bile 40 yıllıktır düşünün ki devrimi yapan bir zümre ancak 40 yıl sonra sermaye sahibi oluyor ayrıca kemalist devrim ekonomik üretim ilişkilerinde neyi değiştirmiştir? Gözle görülür şekilde sadece sosyal yaşantıyı düzenlemiş kapitalist ekonomiye geçememiştir -istemiştir ama bir sınıf olmadığından kaynaklı becerememiştir.

Konu gerçekten çok geniş ama sanırım yakaladığımız çizgide tartışılırsa daha verimli olabilir.

p.s. Övgünüz için teşekkür ederim.

05.02.2008 09:34:22

Kapitalist uygarlığı bize medeniyet diye yutturanlar utansın.

Sistem bunu utanmak için yapmıyor "cevat prekazi" ve her geçen gün 'nasıl daha iyi sömürebilirim-in?' sorusu karşılığında geliştirdiği yöntemleri hayata geçirebilmek için biraz daha canavarlaşıyor!

05.02.2008 09:35:44

Yahu niye kimse tarihsel süreçlerimizde Din adamı ve Bilim adamı ilişkileri
mizi incelemiyor.mesela talas önceci talas sonrası bataklığa girmemizi.

05.02.2008 09:37:00

-Sömürge toplumu olmak- toplumsal geri kalmışlığın nedeninden çok sonucudur.
Kendimize tek tek birey olarak dönüp bakmadıkça ve çeki düzen vermedikçe sürekli kavga ederiz.Peki bu bize ne kazandırıyor?

Bu da geri kalmışlığımızın bir göstergesi değil midir?

Göstergelerden geriye doğru gidildikçe nedenler kendini ortaya koyuyor fazlasıyla...

05.02.2008 09:37:35

Toplumsal ileri gidilmislik veya geri kalinmislik diye kesin bir cizgi yok aslinda ortalama olarak.. Bunun dinle de egitimle de vs. de ilgisi yok. Egitim sadece cahilligi alir derler oysa eseklik bakidir insanda.. Veya dini butun bir insan gelisemez diye bir kural olamaz.

Sadece insana yatirimla alakasi var. Gelismis toplumlara bakin, tumunde herseyin insana yatirim seklinde kural haline getirildigini gorursunuz.Diger yandan da bircok manevi ozelligin gelismekle beraber geride kaldigini gorursunuz.(aile, insan iliskileri,yeni nesiller vs.)

Yani bizler cok iyi egitim almis olsaydik da, refah bir duzeyde yasamis da olsaydik veya buyumus gene ornegin korna calma aliskanligimizdan vazgecemezdik toplum olarak veya silah kullanma aliskanligimizdan..Cok basit iki ornek.. Biraz da genlerden gelmekte sanirim.Savasci ve gocebe bir kokten geliyoruz zira..

05.02.2008 09:38:16

Toplumsal gelişmenin kıstaslarından biri her konuda örgütlenmiş olmaktır.
Endemik türleri koruma derneğinden, mahalleyi güzelleştirme derneğine kadar.

İşe başvuru formlarında, kimsenin doldurmadığı, dışardan kopyalandığı için orada duran bir seçenek var. "Hangi derneklere üyesiniz?"
Kaç kişi oraya bir kaç dernek ismi yazabiliyor.(herhangi bir sakınca olmayacağını düşünmeden)

Bırakın dernek kurmayı, üye olmak bile "diğerlerince"yadırgandığı sürece, bir geri kalma söz konusu. İlk önce polise ne amaçla bu derneği kurduğunu anlatmak gerekecek.

05.02.2008 09:38:54

Evet katılıyorum ilk paragraftaki tespitlerinize ama ikinci paragrafta gene ciltlerce tartışılmış olan kemalist devrimin niteliğine dair değişik yorumlar olacaktır. Benim düşünceme göre kemalist devrim burjuva devrimi değildir bunun sebebi ise burjuva sınıfının olmayışıdır. Kemalist devrimi değerlendirirken aydın-asker-toprak ağalarının devrimi diyebiliriz sanırım. Fransa devrimiyle de bu noktada yani devrimin lokomotif sınıfının burjuvazi olmayışı yönüyle ayrılır. O dönem için saydığımız zümrelerinde -asker, aydın, ağalar- ancak bu kadar ileri olabildiği ve yukardan aşağıya bir örgütlenme tarzını benimsediğinden kaynaklı hep tartışılan "çarpık" gelişen burjuvazi ve buna bağlı olarak demokrasinin gelişememesi, darbeler, muhtıralar vs.. denebilir kemalist devrimin yaratılarına. Milli demokratik devrim tezleri de zaten bu ayrışmaya atıfta bulunur. Ha bana sorarsanız artık MDD'nin anlamı kalmamıştır çünkü burjuvazi ve sermaye artık türkiye'de vardır ayrıca dünya perspektifini kaybetmek olur MDD artık. Kemalist devrimin lokomotofinin burjuvazi olmaması ve daha geri sınıflar tarafından yapılması bunun dışında çarpık gelişen burjuvazi -burada kastettiğim ulus devleti savunarak dünya ile bağını kopartarak tarihi terse okumak isteyen burjuva sınıfın ulusalcı kanadı- faktörü aslında konuyu daha net şekilde algılamamızı sağlayabilir. Bakın OYAK'ın kuruluşu bile 40 yıllıktır düşünün ki devrimi yapan bir zümre ancak 40 yıl sonra sermaye sahibi oluyor ayrıca kemalist devrim ekonomik üretim ilişkilerinde neyi değiştirmiştir? Gözle görülür şekilde sadece sosyal yaşantıyı düzenlemiş kapitalist ekonomiye geçememiştir -istemiştir ama bir sınıf olmadığından kaynaklı becerememiştir.

Konu gerçekten çok geniş ama sanırım yakaladığımız çizgide tartışılırsa daha verimli olabilir.

p.s. Övgünüz için teşekkür ederim.

Öncelikle sizin çok değerli bir konuya parmak bastığınızı gördüm. Ama ona geçmeden şu küçük ayrıntıda size katılmadığım tarafı göstermeyi istiyorum. Şunda size katılıyorum Kemalist Devrim'in ardında bir burjuva sınıfı yoktu. Fransız Devrimi gibi Devrim'de etkin ve 1789'ları neredeyse bir yüzyıl boyunca etkileyen bir savaşımın içinde olan bir Burjuva sınıfı yoktu. Ama Burjuva düşünceleri vardı. Bu bağlamda bir Burjuva devrimleri içinde yer alır Kemalist Devrim. Abdülhamit'le savaşanlardan, İttihat Terakki'lere ve Enver paşalara kadar Fransız Devrimi'nin ulus devletçi anlayışı, soyut özgürlük, eşitlik ve kardeşliği, anayasa'nın temellliğinden sonra gelişecek Monresquie'nün güçler ayrılığı ve parlementer demokrasisine kadar Kemalist Devrim'de Fransız Devrimi çizgisindeki Burjuva Devrimi çizgisindeki Devrimler silsilesinin bir tanesiydi. Ama dediğiniz gibi gerçekte ardında duracak bir sınıf yoktu. İzmir İktisat Kongresiyle oluşturulmaya da çalışıldı...sonunda ikinci dünya savaşı sonrasında marshall yardımları menderesler ve nato derken emperyalizm'in kontrolü altında taşralılardan burjuva kültüründen yoksun taşralılardan bir sınıf da oluşturuldu..

MDD devri kapanmıştırla benim anladığım Atatürkçü ulus-devlet döneminin kapandığını kastediyorsunuz. Bir açıdan doğru, bu devir çoktan kapanmıştı, sermayenin yıkıcı evrenselliği karşısında. Bir açıdan da emperyalizmin eline yağ sürüyorsunuz sn. cevat prekazi, farkında mısınız? Kapitalist sistem ideologları "kapalı toplum"lara karşıdır, kendi "ulus-devlet"leri olan milletlere de karşıdır. Bunları özgürlük kavramını suistimal ederek devirmeye çabalar; asıl hedefi elbette özgürlük değildir. Sermaye'nin önünde duracak her tür oluşumu yok etmeye çalışır. İran'a insani nedenler yüzünden karşı değildir; onu kendi "globalizasyon"una katamadığı için, katamadığı ölçüde karşıdır -keza Venezuela ve Atatürk Türkiye'si de... "açık toplum" sever kapitalizm. Kaynaklarını hammadde, insanlarını işgücü haline getiremediği her yerde önüne küçük büyük bir engel çıkar çıkmaz demokrasi, özgürlük haykırışlarını duyarız emperyalizmin...
Şimdi biz gittikçe daha çok sömürgeleşen bir ülkeyiz. Şu an bir kurtuluşumuz olacaksa ilkin sömürgeleşmekten kurtuluşumuzla başlayacaktır -tabii başlarsa.
Toplumsal gelişmenin kıstaslarından biri her konuda örgütlenmiş olmaktır.
Endemik türleri koruma derneğinden, mahalleyi güzelleştirme derneğine kadar.

İşe başvuru formlarında, kimsenin doldurmadığı, dışardan kopyalandığı için orada duran bir seçenek var. "Hangi derneklere üyesiniz?"
Kaç kişi oraya bir kaç dernek ismi yazabiliyor.(herhangi bir sakınca olmayacağını düşünmeden)

Bırakın dernek kurmayı, üye olmak bile "diğerlerince"yadırgandığı sürece, bir geri kalma söz konusu. İlk önce polise ne amaçla bu derneği kurduğunu anlatmak gerekecek.

Katılıyorum, kıstaslardan biri.
Bu nereden bakılsa çok göreli yanıtlar çıkaracak bir konu. Toplumsal geriliği belirleyen kriterler nedir?
Mülkiyet haklarını içeren adalet mekanizmasını düşünelim. Komünist bir toplumla serbest ekonomi uygulayan bir toplumu nasıl kıyaslayacağız ? Oy hakkı keza. Bu nasıl bir kriter olabilir ki bir toplumda var oluşu onu diğer toplumdan ileriye atmak için yeterli olacak? Oy hakkı bulunan toplumların o halde bunun bulunmadığı zamanlarda veya bulunmayan yerlere göre toplumsal adaletsizliği daha düşük olmalı. Bunun böyle olmadığı pek çok başka kültür için gösterilebilir.

Belki daha geniş açıdan bakmak gerekiyordur konuya. Toplumsal gelişim topluma ya da parçalarına uygun olmayabilir. Neden bilim, teknoloji, din, ekonomi geliştiğinde toplumsal bir gelişimin olacağını umut ediyoruz ki. Tarih tam aksine bunların toplumsal karmaşa çıkarmaya meyilli olduklarını gösteriyor. Gelişim, toplumun temelindeki bağları daha kuvvetlenmeden eskilerini bırakıp yenilerine adapte olmasına insanı zorluyor. İnsanın adaptasyon kapasitesini tahmin edebiliyor muyuz? Belki de 'toplum' tanımından vazgeçmek gerekiyordur. Ya da bir dahaki alt üst oluşta zaten bu yerini daha doğal olan bir şeye bırakacaktır.

Toplumun kompleksleşmesi zaten toplumun geliştiğini gösterir diye bir itiraz olabilir. Ama (başta devlet gelmek üzere) toplumsal organlar için, ye da yerleşik hayat tercihlerimiz vs için konuşursak sürekli kompleksleşmenin insana ve topluma uygun olduğundan emin miyiz. Emin değilsek yine de bunu toplum için 'gelişim' olarak tanımlayabilir miyiz? Tanımlayabilirsek bu rasyonel olur mu?

Bu oy hakkı üzerine bir şey söylemek istiyorum. İnsanlar oy verme zamanı gelince kendilerini "eşit" hissederler. Erdemli ile rezil, bayağı ile kültürlü, zeki ile aptal, cahil ile bilgili eşittirler. Bu biricik demokrasi zamanıdır. Ama ne demokrasi!


Sayfa: 1 [ 2 ]