|
||
| "Soru sorma", felsefenin önemli bir yanına karşılık gelmektedir. Sorulan sorulara aranacak yanıtlarla ilgilenme ve bu konuda -kendi yöntemleriyle- yol gösterici, yardımcı olabilme ise belki daha da önemli bir yanını oluşturmaktadır. Bir sürü şey daha eklenebilir peki günlük yaşamımızdan nasıl bir rol oynuyor felsefe belirleyici olan öğeler içerisinde düşünce ne kadar gerçek sizce? |
||
|
||
| İnasının düşünce akışı, beyinde yerleşen her türlü bilgiden etkilenir. felsefe inasın yaşantısında ciddi bir etki bırakır. pratikte felsefik yaklaşımlar bunun gölgesinde kalır. | ||
|
||
| miskinlik felsefi bir dışavurum durumu olabilir | ||
|
||
| tabiki.. Hayat felsefesi denilen bir edim var mesela.. İnsanlar bi takım kuramlar benimsemeden diğer bi deyişle uygulamadan bir yöntem oluşturmuyor yaşama şekline.. buda demek oluyorki felsefe bu alanda uygulanabilir. | ||
|
||
| Felsefenin spekülatif özelliğinden dolayı kritisist yaklaşımı reddetmediği doğru olabilir. Lakin bunu bir nesnenin alımlanarak eylemselleşmesi anlamında açıklayacak olursak felsefenin uygulanabilen bir şey olduğu söylenebilir. | ||
|
||
"Soru sorma", felsefenin önemli bir yanına karşılık gelmektedir. Sorulan sorulara aranacak yanıtlarla ilgilenme ve bu konuda -kendi yöntemleriyle- yol gösterici, yardımcı olabilme ise belki daha da önemli bir yanını oluşturmaktadır. Benim çevremdekiler bundan pek nasibini almamışlar.Çok düşünmeyi ve düşünceli olmayı sevmezler.Günü yaşarlar.Fazla düşünce kafa yorarmış.Kafamızı yormamak gerekiyor demekki.Neye yorulacaksa bu kafa.
Bir sürü şey daha eklenebilir peki günlük yaşamımızdan nasıl bir rol oynuyor felsefe belirleyici olan öğeler içerisinde düşünce ne kadar gerçek sizce? |
||
|
||
pikap mı
|
||
|
||
| dinginlik ya da çok bilmişlik felsefenin günlük hayatta uygulanabilirliğine örnek gösterilebilir.... | ||
|
||
evet uygulanabilir fakat her zaman için değil, zira hayatın dinamizmini tamamen kontrol edemeyiz; bu kontrol dışı gerçekleşen eylemlerimiz de felsefenin uygulan(a)mayan halidir. zaten böylesi daha güzel..
|
||
|
||
| bence felsefeye hayat dışı bi anlam yüklemek yanliş. çünkü felsefe hayatin en başindan sonuna kadar var olan birşey.kendimizi bundan soyutlayamayiz bizim en küçük bir eylemimizin bile mutlaka felsefik bi açiklamasi vardir.felsefe bir yöntem degildir. tam tersine gerçekleri görme sanatidir |
||
|
||
| Düşünmeye başladığımız andan itibaren, yaşama dair sorular sormaya başlarız, kendimize ve çevremize. Bu merak, öğrenme hevesi, farklıyı ve bilinmezi arama çalışması hayatımız boyunca devam eder. Okulda, iş yerinde, sosyal faaliyet yürüttüğümüz kuruluşlarda, diğer etkinliklerde ve işte sanal forumlarda sürekli tartışırız. Bir çok kavramı, duyguyu ve insana/doğaya ait her şeyi didik didik ederiz. Bu yaşamın bir bölümü. İkinci bölümü ise, hatta esas bölümü ise yaşadığımız gerçekler. Düşünsel dünyamızı her ne kadar yaşadıklarımızdan beslesek de, düşünüdüğümüz ve tartıştığımız bir çok konu hayatımıza ya hiç girmemiştir yada bambaşka şekilde yer alıyordur. Bundan yola çıkarak düşünüyorum, düşünsel dünyamızla, gerçek dünyamız arasındaki farklılıklar nereye kadar olağandır? Tamamen zıt olabilmesi mümkün müdür? Herhangi bir insanla olan, düşünsel dünyamızdaki parelelikler gerçek yaşamda ne kadar örtüşür? Savunduğumu düşünceleri, hayat içinde uygulamak için ne kadar çaba gösteriyoruz. Yoksa o ayrı, bu ayrı deyip kenara mı çekiliyoruz? Ve daha bu konuya ait onlarca soru işaretini nasıl çözeceğiz? |
||
|
||
| açtığın konu çok güzel hpimizin zaafları var bu konuda bence bir hayat felsefemiz var uygulamaya çalışıyoruz ama hayatta öyle bir olayla karşılaşıyoruz ki an geliyo felsefemize de kendimize de lanet okuyoruz bir sözünü okuyoruz bir yerlerden bir düşünürün işte bu mutlaka yapılmalı uygulanmalı diyoruz yapamıyoruz ya da bir yere kadar bu biraz da güç ve kararlılıkla ilgili sanırım pak çabuk yılıyoruz |
||
|
||
Bundan yola çıkarak düşünüyorum, düşünsel dünyamızla, gerçek dünyamız arasındaki farklılıklar nereye kadar olağandır? Gerçek dünyan düşünsel dünyanın yarattığı bir üründür. Sen neyi arıyorsun ? |
||
|
||
Gerçek dünyan düşünsel dünyanın yarattığı bir üründür. Sen neyi arıyorsun ? İdealist bir yaklaşım... Olması gerekeni söylüyorsun. Oysa çevremizde bunun böyle olmadığına dair o kadar çok örnek varki. Dünyayı değiştirmek amacıyla ortaya çıkmış yapıların içindeki siyasi ve felsefi toplantılardan çıkıp da birisinin evine misafirliğie gittiğinizde bunu görebilirsiniz. Bir arkadaş sohbet toplantısında konuşulanlarla aynı kişilerin birazdan kendisine gelecek bir telefon konuşmasında aradaki uçurumu anlayabilirsiniz. Yazılarını severek okuduğunuz bir yazarın tesadüfen karşılaştığınız bir yerde yaptığı bir davranıştan onun yazdıklarıyla aynı kişi olmadığını görebilirsiniz. Hani Cem Karaca’nın seslendirdiği bir şarkı vardı; yarım porsiyon aydınlık... Her zaman ki köşenizde Her zaman ki barınızda Önünüzde viski ve havuç Ve bir eliniz çenenizde Kaşınız hafifçe yukarıda Bakışlarınız ne kadar bilgiç Hiçbir şey üretemeden Sadece eleştirirsiniz Sinemadan siz anlarsınız Tiyatrodan müzikten Heykel resim edebiyat Sorulmalı sizden Ekmeğin fiyatını bilmezsiniz Ama ekonomik poliika Karılarınızı döverken siz Ne kadar bilimselsiniz Bu yaz yine güneydeydiniz Bol rakı güneş ve deniz Her şey bir harikaydı ancak Yerli halkı beğenmediniz Burda da orda da o aynı barlar Hep o yarım porsiyon aydınlık Aynı çehreler aynı laflar Vallahi hiç değişmemişsiniz Sence bu fotoğraf değişti mi? Ulgnil’in samimiyetle yazdığı şeyler bir örnek değil midir? Yine forum ortamında, düşünceleriyle tanıştığımız bizler, gerçek yaşamımızda bu düşüncelerimizin ne kadarını uygulayabiliyoruz? Tabii ki, bu değerlendirmeler herkes için geçerli olmadığı gibi, farklı boyutlarıyla da olabilir. Sorunumuz tek tek kişlilerin üzerinde durmak değil, bunu tüm yönleriyle değerlendirebilmek olmalı. Hatta Schopenhauer bu davranış şeklini onaylıyor ve diyor ki; “İnsanın somut olarak yaşadığı hayatın yanı sıra her zaman soyut olarak ikinci bir hayat yaşaması dikkate değer ve önemlidir ? “ Son olarak, sorunu bana yöneltmişsin; ben aradığımı bulalı yıllar oldu, şimdi kendime eklemeler yapıyorum, senin de katkılarınla... Yeri gelmişken teşekkür ederim... |
||
|
||
Gerçek dünyan düşünsel dünyanın yarattığı bir üründür. Sen neyi arıyorsun ? Dünyayı değiştirmek amacıyla ortaya çıkmış yapıların içindeki siyasi ve felsefi toplantılardan çıkıp da birisinin evine misafirliğie gittiğinizde bunu görebilirsiniz. Düşünmek demek felsefe yapmak değildir ki, Felefeye dar anlamıyla kısmen tüm bilim alanları biraraya toplayan bir bilim dalı diyebiliriz. Her filizof teroiyi gerçekleme sıkıntısı yaşamıştır. Bence bunu en iyi sokrates aşmıştır. Sokratçı irnoyi kullanarak, ucuz kahramanlıklar yerine çelişkileri ortaya çıkarmıştır.Mesela; senin felsefen dünyayı kurtarmak ise, ilk önce kendini kurtarmış olman gerekmez mi? Burada hata düşünce sisteminde değil düşünce sistemini ayakta tutan bireyin yanlış düşünce mekanizmasından kaynaklıdır. Bir çok filizofa göre dünyayı kurtarma fikri bile budalalık iken pratiksel hataları felefeye itelemek kişin eksik düşünce mekanizmasını örtbas etmek değilmidir. Kızılderilileri hiç düşündünmü onların o kahin,her şeyi aşmış çözmüş havalarını. Onları bu denli haklı ve gurulu yapan şey nedir? Bu gücünü nereden alıyorlar? Bu sorunun cevanı, ulgnil ve benzeri örnekler arasındaki düşünce farklılığını kolaylıkla ortaya çıkarabilir. |
||