|
||
| Sevgili Sıfır Felsefe üyeleri Aralık-Ocak-Şubat aylarında irdeleyeceğimiz kitap bu olacaktır. Sein und Zeit Çeviren: Aziz Yardımlı Yayın: İdea "Çünkü açıkça çoktandır `olan` anlatımını kullandığın zaman aslında ne demek istediğini biliyorsun. Ama önceleri onu anladığımızı sanan bizler şimdi şaşırıp kaldık." *Bugün "olan" sözcüğü ile aslında ne demek istediğimiz sorusuna bir yanıtımız var mıdır? Hiçbir biçimde. Öyleyse Varlığın anlamına ilişkin soru yeniden sorulmalıdır. Ama bugünlerde giderek bir de "Varlık" anlatımını anlamama gibi bir sıkıntı içinde miyiz? Hiçbir biçimde. Öyleyse herşeyden önce yine bu sorunun anlamı için bir anlayışı uyandırmalıyız. "Varlığın" anlamı sorusunun somut olarak geliştirilmesi bu incelemenin amacıdır. Zamanın genel olarak her Varlık anlayışı için olanaklı çevren olarak yorumu bu incelemenin geçici hedefidir. *Platon, Sofist, 244 a. Aslında başlangıcından beri felsefe, ne vakit "zaman" hakkında düşündüyse zamanın ait olduğu yeri de sordu. Felsefenin ilkin sahip olduğu görüş birbirini izleyen şimdilerin art ardalığının bir dizisi olarak hesaplanan zamandı. Bizim, psychesiz, animussuz, ruh'suz, bilinçsiz, tinsiz hesapladığımız, sayısal olarak ölçülmüş hiçbir zamanın olamayacağı açıklanmıştı. İnsansız zaman yoktur. Fakat bu "onsuz olmama" ne anlama gelir? Zamanın vericisi ya da alıcısı insan mıdır? İnsan, her şeyden önce insandır da ondan sonra mı ara sıra - yani şu ya da bu zamanda- zamanı alır ve kendisini ona bağlar? Hakiki zaman, şimdi, geçmiş ve geleceğin ortaya çıkmasının yakınlığı, zamanın üç katlı açık yayılımını birleştiren yakınlıktır. O, zaten insana, sadece üç katlı yayılma içinde kalma, yadsımayı sürdürme ve bu yayılmayı belirleyen yakınlığı elde bulundurma yoluyla insan olabilsin diye ulaşmıştır. Zaman insanın ürünü olmadığı gibi insan da zamanın ürünü değildir. Ortada hiçbir ürün yoktur. Yalnızca, zaman uzam'ı açan yayılma anlamında verme vardır. |
||
|
||
Varlığın Anlamına İlişkin Sorunun Açımlanması Varlık Sorusunun Zorunluluk, Yapı ve Önceliği 1. Varlığa İlişkin Soruunun Belirtik Bir Yinelenişinin Zorunluluğu Varlığın Yorumu için başlıca Yunan yaklaşımlarının temelinde bir inak gelişmiştir ki, Varlığın anlamına ilişkin soruyu yalnızca gereksiz olarak bildirmekle kalmaz ama bir de sorunun gözardı edilmesini aklar... Denir ki, "varlık" en evrensel en boş kavramdır. Böyle olarak her tanım girişimine direnir. Bu en evrensel ve buna göre tanımlanamaz kavram hiçbir tanıma gereksinmez. Herkes onu sürekli olarak kullanır ve onunla ne demek istediğini her durumda daha şimdiden anlar... Böylelikle antikçağ felsefecilerin gizli bir şey olarak rahatsız edici buldukları şey öylesine gün gibi açık bir kendiliğinden anlaşılırlık kazanmıştır ki, kim bu konuda daha öte soru soracak olsa yöntemsel bir yanlışlıkla suçlanır olmuştur. Bu araştırmanın başında Varlığa ilişkin bir sorunun gereksizliği üzerine sürekli olarak yeniden diriltilen ve beslenen önyargıları ayrıntılı olarak açıklamak olanaksızdır. Bunlar köklerini antikçağ varlıkbiliminin kendisinde taşırlar. Böyle üç önyargı vardır: 1. "Varlık" "en evrensel" kavramdır: Varlık varolan-şeylerin en yüksek bölgesini bunların kavramsal olarak Cins ve Türe göre eklemlenmiş olmaları ölçüsünde sınırı içine almaz. Varlığın evrenselliği Cinse özgü tüm evrenselliği "aşar." Varlık Ortaçağın varlıkbilimine göre "aşkınsal" olarak belirlenir. Hegel Varlığı "belirlenimsiz dolaysız" olarak belirlerken ve bu belirlenimi mantığının tüm daha öte kategorisel açımlamaları için temel yaparken, antikçağ varlıkbilimi ile aynı yöne bakmayı sürdürür. Ama "eğer" Varlığın en evrensel kavram olduğu söylenirse, o zaman bu onun en duru ve daha öte hiçbir tatışmaya gereksinmeyen karam olduğunu anlamına gelmez. Tersine, "varlık" kavramı en karanlık kavramdır. 2."Varlık" kavramı tanımlanamazdır. Bu onun en yüksek evrenselliğinden çıkarsanır. Ve haklı olarak "varlık" gerçekte varolan-şey olarak kavranamaz. Varlık ona varolan şey denebileceği bir yolda belirlik alamaz. Varlık daha yüksek kavramlardan tanım yoluyla türetilemez ve daha alt olanlar yoluyla sunulamaz. Varlığın tanımlanamamazlığı Varlığın anlamına lişkin soruyu bir yana atmaz, tersine tam olarak onu gerektirir. 3. "Varlık" kendiliğinden-açık kavramdır. Tüm bilmede, önesürümde, varolan şeylere doğru her davranışta, her kendi-ile-ilişkide "varlık" kullanılır, ve anlatım bunlarda "dosdoğru" anlaşılabilirdir. Herkes "Gökyüzü mavidir"; "Sevinçliyim" vb. gibi anlatımları anlar. Ama bu sırada anlaşılırlık yalnızca anlaşılmazlığı belgitler. Var-olan şey olarak var-olan şeye doğru her davranış ve Varlıkta a priori bir bilmece yattığını açıkca gösteririr. Daha şimdiden bir Varlık anlayışında yaşamamamız ve Varlığın anlamının aynı zamanda karanlığa bürülü olması "Varlığın" anlamına ilişkin soruyu yinelemenin ilkesel zorunluluğunu tanıtlar. Felsefi temel kavramlar alanı içerisinde ve özellikle "Varlık" kavramı açısından kendiliğinden-açıklığa başvurma ikircimli bir tutumdur, üstelik "kendiliğinden-açık" olan (ya da "sıradan usun örtük yargıları": Kant) Analitğin biricik ve belirtik teması ("felsefecilerin işi") olacak ve kalacaksa. |
||
|
||
Valığa İlişkin Sorunun Biçimsel Yapısı Varlığın anlamına ilişkin sorunun formüle edilmesi gerekir. Eğer temel bir soru ise, ya da giderek temel bir sorunun kendisi ise, o zaman böyle bir soru uygun bir saydamlığa gereksinir. Buna göre genel olarak bir soruya neyin ait olduğu kısaca açıklanmalıdır, öyleki bundan Varlık-sorusu ayıredici bir soru olarak kılınabilsin... Yorumlayıcı Notu: "Soru sorma" eylemi gerçekten sistematik ve yapısal kipler almak zorunda mıdır? |
||
|
||
| kısaca var olan herşeye varlık deriz.. peki varolmayan şeyler birer varlık değil midir? |
||
|
||
Alıntı sahibi: ZeRDuShT var olan herşeye varlık deriz.. peki varolmayan şeyler birer varlık değil midir? Varlığa ilişkin sorularda aranan şey bütünüyle tanıdık olmayan bir şey değildir, üstelik " en yakından" baştan sona ayrımsanamaz bir şey olsa bile! Açındırılacak sorunun sorulanı Varlıktır, var-olan-şeyi var-olan şey olarak belirleyendir. Var-olan şeyin -onu ne denli tartışırsak tartışalım- anlaşılmasına şimdiden temel olan şeydir. Varolan-şeyin Varlığının kendisi varolan-şey değildir. Varlık sorunun anlaşılması üzerine ilk felsefi adımı oluşturan şey "bir öykü anlatma" değil, varolan-şey olarak varolan-şeyi kökeninde bir başka şeye gönderme yoluyla belirlemek değildir - sanki Varlık olanaklı bir Varolan-şeyin karakterini taşıyormuş gibi. Buna göre, hakkında soru sorulan olarak Varlık varolan-şeyin açığa çıkarılmasından özsel olarak ayrı olan kendi sergileniş türünü ister. Böylece "sorularak saptanan şey",Varlığın anlamı da kendi kavranabilirlik isteminde bulunur ki, varolan-şeyin anlamlı belirliliğine onlarda eriştiği kavramlar karşısında kendini yine özsel olarak öne çıkarır. Varlığın anlamını hangi varolan-şeylerden saptanacaktır, ve Varlığın açığa serilişi başlangıcını hangi varolan-şeylerden alacaktır? Başlangıç keyfi midir? Ya da belirli bir varolan-şey Varlık-sorusunun gelişiminde herhangi bir öncelik taşır mı? Bu örnek varolan-şey nedir ve hangi anlamında bir öncelik taşır? Her soruşturma bir arayıştır. Her arayışa önceden aramanın kendisi yol gösterir. Soru sorma varolan-şeyin genel olarak "var olması" ve "öyle olması" açısından bilişsel arayıştır.. Bilişsel arayış sorunun ona göre sorulduğu şeyin ortaya serici belirlenişi olarak "araştırma"ya dönüşebilir. Soru sormanın, ... hakkında soru sorma olarak, sorulanı vardır. Tüm ... hakkında soru sorma herhangi bir yolda ... üzerine soruşturmadır. Soru sormaya sorulanın dışında bir de sorgulanan aittir. Araştırıcı sorularda, özgün olarak kuramsal sorularda sorulan şey belirlenir ve kavramsallaştırılır. Dahası, sorulanda asıl niyet edilen olarak sorularak saptanan, sormanın hedefe ulaşmasını sağlayan şey yatar. soru sormanın kendisi bir varolan-şeyi, soranın davranışı olarak, kendi Varlık karakterini taşır. Bir soru sorma "yalnızca sorup geçme" olarak yerine getirilebilir ya da belirtik bir soru formüle etme olabilir. Belirtik olarak soru formüle etmenin kendine özgü yanı soru sormanın kendi için sorunun kendisinin sözü edilen tüm bileşen karakterlerinden sonra saydamlaşmasında yatar. Şimdi arkadaşlar; "soru sormadaki 'sorulan' ve 'sorgulanan' imleri" hakkında bize bir yorum getirecek olan var mı? |
||
|
||
| ya ni... senden başka kimse yokmuydu cevap verecek...? bu yazı bir cevap soruma... ama bu bir kitap bilgisidir...!!! bense bi insanın bunu düşünerek bir şeyler yazmasını, yada yazmaya çalışmasını bekliyordum.. şimdi ne yapacaz? konuyu bitirdin zaten sen... Açındırılacak sorunun sorulanı Varlıktır, var-olan-şeyi var-olan şey olarak belirleyendir. düştüm nihilin denizine kurtaran yok muuuuu_?
|
||