|
||
Bilimin 'top 10'u Kendinizi bilim dünyasındaki gelişmelere uzak hissediyor olabilirsiniz. Bu 10 kilit kavramı iyi bilirseniz, diğerlerini çözmek zor gelmeyecek EVRİM Evrimle ilgili 150 yıldan bu yana geçerli olan bilimsel yorum, Charles Darwin tarafından 'Türlerin Kökeni' kitabında ortaya atılmış evrim kuramı üzerine kurulu. Bu kurama göre, canlılığın çeşitliliği ve devamı doğal seleksiyonla sağlanır. Doğal seleksiyon üç temel oluşumdan meydana geliyor: Genetik karakterlerin devamını sağlayan kalıtım, farklı karakterlerin genel popülasyon içindeki zenginliğini sağlayan çeşitlilik ve tüm bu çeşitli karakterlerden doğadaki koşullara en uygun olanının hayatta kalmasını sağlayan seleksiyon. Kuram, Türkiye'de olduğu gibi ABD'de de uzun yıllardır yaradılışçı teoriyi savunanların saldırılarıyla boğuşuyor. GENLER VE DNA Darwin, evrimin biyokimyasal mekanizmasını anlayamadı fakat 20. yüzyıl genetikçileri, kalıtımın temel öğesinin DNA'lardan oluşan gen olduğunu gösterdi. Francis Crick ve James Watson, 1953 yılında DNA'nın moleküler yapısını ortaya çıkardı. Buna göre DNA ikili sarmal yapıda ve değişik basit moleküllerin birbirine eklenmesiyle oluşuyor. İçinde A, G, C ve T olarak adlandırılan dört nükleoit yer alıyor. Bir canlının sonraki kuşaklara aktardığı tüm bilgi DNA yoluyla gerçekleşiyor. Tüm canlılarda genetik kod aynı. İnsanın kalıtım malzemesini bilmenin tıbbi faydaları üzerine son derece iyimser yorumlar yapılsa da şu an çalışmalar oldukça yavaş ilerliyor. BIG BANG Big Bang yarım yüzyıldır evrenin temel kozmolojik modeli olma özelliğini koruyor. Bu teoriye göre evren, tahminen 14 milyar yıl önce yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldi. İlk patlamadan bu yana devamlı olarak soğuyor ve genişliyor. Big Bang teorisinin doğruluğunu destekleyen üç temel gözlem var: Galaksiler uzaklıklarıyla doğru orantılı olarak hızla bizden uzaklaşıyorlar ki bu, evrenin tek bir noktadan genişlediğini gösteriyor. Dünyanın dört yanında bulunan gözlemevleri, uzak galaksilerin ışığındaki kırmızıya kayışı bunun diğer kanıtı olarak sayıyor. Astronomların uzayda gözlemlediği maddelerdeki ortak kimyasal elementler de teoriyi destekliyor. İZAFİYET TEORİSİ Nasıl Charles Darwin ve onun evrim kuramı 19. yüzyılın en büyük sembollerinden biri olduysa, Albert Einstein ve izafiyet teorisi de 20. yüzyılda benzer bir rol oynadı. İki parça halinde yayımlanan teori, fizik ve kozmolojinin gelişiminde çok büyük bir etki yaptı. 1905'te yayımlanan 'Özel Görelilik'e göre hız ve zaman mutlak değil, ancak gözlemciye göre değerlendirilebilir. 1915'te yayımlanan 'Genel Görelilik' ise çekim alanları vasıtasıyla ağır kütlelerin uzay-zamanı eğip büktüğünü göstererek yerçekimini teorinin içine soktu. Tıpkı kozmoloji ve Big Bang gibi izafiyet teorisi de bilimin entelektüel çerçevesini oluşturuyor. Teorik fizikçilerin rüyalarını, izafiyeti kuantum mekaniğiyle birleştirmek süslüyor. Belki de gelecekte başka bir Einstein çıkacak ve bu iki teoriden ortak büyük bir teori oluşturacak, kim bilir! KUANTUM MEKANİĞİ Kuantum mekaniği 20. yüzyılın ilk yarısında izafiyet teorisiyle yan yana gelişti. İzafiyetin etkileri astronomlar ve kozmologlarca çalışılan büyük cisimlerde görünürken kuantum mekaniği, mikroskobik cisimlerde etkili oldu. Newton, mekaniği uygulanmış kuvvetlerin etkisi altındaki bir nesnenin konumu, hızı gibi tüm özelliklerinin kesin olarak ölçülebileceğini varsayıyordu. Kuantum mekaniği bunun mikroskobik düzeyde doğru olmadığını gösterdi. Kuantumun etkileri en çok elektronikte ve nanoteknolojide kendini gösteriyor. Gelecekte kuantum etkileri kullanılarak şimdikinden çok daha güçlü bilgisayarlar üretilebileceği düşünülüyor. RADYASYON Nükleer kazalar, silah yapımındaki rolü gibi nedenlerden ötürü radyasyon, bilimde en çok korkulan şeylerden biri oldu. Her ne kadar ölümcül olsa da, yaşam hâlâ ona bağlı. Tüm radyasyon türleri uzayda dolaşan enerjiden oluşuyor. Işık dalgaları yoluyla elektromanyetik radyasyonlar; ses dalgalarıyla akustik radyasyon; nötron, proton ya da elektronlarla ise parçacıklı radyasyon ortaya çıkıyor. Radyasyon çeşitleri arasında en önemli fark, enerji seviyeleri. En güçlü olarak bilineni, atomlardan elektronu çıkararak iyon yaratan 'ionize radyasyon.' Radyasyon kullanan teknoloji, yayıncılıktan X-ray cihazlarına dek modern endüstriyel toplumu kuşatmış durumda. Tıp teknolojisi, gelecekte radyasyondan daha da fazla yararlanacak. ATOMLAR VE NÜKLEER REAKSİYONLAR Atom bir kimyasal elementin bütün özelliklerini taşıyan en küçük parçası. Yunanca'da 'atomos'tan geliyor ve 'bölünemez' anlamı taşıyor. Atomlar elektron, proton ve nötron olmak üzere atomaltı parçacıklardan oluşuyor. Elektronlar eksi, protonlar artı yüklü ve kütleleri elektronunkinin yaklaşık 1839 katı. Nötronlarsa yüksüz ve protonla yaklaşık aynı kütleye sahip. Atomların çekirdeklerinde bulunan parçacıkların değişimleri sonucunda büyük bir enerji ortaya çıkıyor ve buna nükleer reaksiyon adı veriliyor. 50 yıl önce ilk atom güç istasyonları kurulduğunda ucuza, nükleer kaynaklı elektrik üretimine dair verilen sözler hedefini bulmadı. Buna karşın nükleer kuvvet hâlâ dünyadaki enerji dengesinde önemli bir rol üstleniyor; fakat maalesef nükleer silahlar varlığını koruyacak gibi görünüyor. MOLEKÜLLER VE KİMYASAL REAKSİYONLAR Dünyada çoğu atom kendi başına var olmuyor, genellikle molekül şeklinde diğerleriyle birleşiyorlar. Çoğu element, bileşikleri oluşturmak için bir araya geliyor. Kimya, asıl olarak atomlar arasındaki bağları oluşturan ya da yeniden düzenleyen reaksiyonlarla ilgili. İki veya daha fazla madde birbiriyle etkileşerek kendi özelliklerini kaybedip yeni özellikte maddeler oluşturuyor. Buna kimyasal reaksiyon deniyor. Tüm kimyasal reaksiyonlar enerjide bir değişiklik içeriyor. Çoğu, ısı şeklinde enerji açığa çıkarıyor. Reaksiyonlar gerçekleşmek için kimyasal bir itkiye muhtaç. Hepimiz kimyasal bileşiklerden oluşuyoruz ve biyolojinin her görünümü kimyasal reaksiyonlar üzerinde sürüyor. Kimyasal endüstriler petrokimyasalları, biyoteknolojiyi, ecza bilimine ait ürünleri ve boyaları içeriyor. DİJİTAL VERİ Telekomünikasyon, bilgisayar ve elektrik dünyası giderek dijital hale geliyor. İster insan sesi, ister televizyon görüntüsü, isterse bilgisayar programı olsun; bilgi, rakamların arka arkaya dizilmesiyle elde ediliyor. Gerçek dünya, analog sinyaller üzerinde çalışıyor. Analog veri, uzay-zamanda sürekli olan bir biçimde, dijital veriyse rakamlarla sınırlı bir biçimde var oluyor. Dijital veri telekomünikasyon, internet, film ve müzik saklanması gibi pek çok alanda analog verinin yerini alıyor. İngiltere'de 2012 yılından itibaren tüm televizyon yayınları dijital olacak. Milyonlarca bilim insanı, elektronik mühendisi ve bilgi teknolojisi uzmanı dijital veriyi geliştirmek için yeni yollar peşinde koşuyor. İSTATİSTİKİ ANLAMLILIK Araştırmacılar bir ilişkinin gerçek mi, şans sonucu mu kurulduğunu bilmek için istatiki metoda ihtiyaç duyuyor. Yeni bir ilaç, bir hastalığı tedavide plasebodan daha mı etkili? Okul öncesi eğitim, sonraki akademik performansı olumlu mu etkiliyor? Bir deneyde veya araştırmada, gözlenen sonucun tamamen rastlantıya bağlı olma, yani sıfır hipotezinin doğru olma olasılığına istatiki anlamlılık deniyor. '1 p' ile ifade edilen bu olasılık ne kadar küçükse, rastlantı ihtimali o kadar az oluyor. Birçok araştırma alanında yüzde 5'lik bir p değeri, kabul edilebilecek sınır hata seviyesi olarak alınıyor. İstatistiki anlamlılık iyi yapıldığı takdirde teorinin gerçekle yakınlığını en iyi ölçen yöntemlerden biri. (alıntı) |
||
|
||
big bang teorisinde evren yoğun bir kütleyken de şimdi genişlerken de başka bir boyutun içinde olması gerekmiyormu? bunu bi türlü anlayamadım |
||
|
||
bunu açıklayabilecek kişi ben değilim, konuyu açmış olsam da... ![]() yardıma ihtiyaç var, nerdesin khaos? |
||