|
||
Pozitivizm niçinlerle uğraşmaz, ama nasılları iyi bilir. Hemen hemen bütün büyük boy kuramlar gibi, pozitivizm de deterministtir.Pozitivizmin kurucusu olan Comte, bütün toplumların, zorunlu olarak,kendisinin belirlediği teolojik, metafizik ve pozitif devrelerden geçtiğini öne sürer. Comte'a göre, her devre, kendisinden önceki dönemin zorunlu bir sonucu, kendinden sonraki dönemin de hazırlayıcısıdır. Comte'un --Pozitif Felsefe Dersleri--nde ayrıntılı bir biçimde açıkladığı sistem, aslında, insanlığın düşünce biçiminin, tüm topluma egemen olmasına dayanmaktadır. Comte'a göre, toplumlar da, insanlar ve bilimler gibi üç düşünce aşamasından geçerler. Birbirini zorunlu olarak sırayla izleyen bu aşamalar düşünce biçimindeki özelliklere bağlı olarak tüm toplumsal yapıyı da belirler. Pozitivist düşünceye göre, insanoğlu, üç aşamadan geçerek olgunlaşır. Her gelişme sürekli olarak daha iyiye, daha doğruya yöneliktir. Birbirini İzleyen Aşamalar Birinci aşama dinsel dönemdir (Teolojik devre) . Bu dönemde insanoğlu tüm yaşamını doğaüstü hakkında sahip olduğu inançlara göre düzenler. Çevreyi algılamakta düş gücü, duyu organlarından çok daha etkilidir. Zaten, gerek duyu organlarıyla, gerek deneylerle gerçeğe erişmek için, teknoloji de yeterli değildir. Bu devrede insanoğlu, çevresindeki olayların ardında, kendi iradesini andıran Tanrı iradesini araştırır. Dinsel dönem de kendi içinde üç aşamaya ayrılır. Birinci aşama fetişist aşamadır. Bu devrede, tek tek nesneler, insan özelliklerine sahip gibi düşünülür. Özellikle totem anlayışında simgelenen bu görüş, cansız varlıkları, insanın ruhuna sahipmiş gibi ele alır. Dinsel dönemin ikinci aşaması çoktanrıcı aşamadır. Özellikle eski Yunan'da simgeleşen bu görüşe göre, insanlara benzeyen ve onların işlevleri gibi işlevleri yüklenen tanrılar vardır. Bunların her biri insan yaşamının belli bölümünü yönetir; aşk,haberleşme gibi. Dinsel dönemin son aşaması tektanrıcı aşamadır. Musevilik,Hıristiyanlık, Müslümanlık gibi tektanrılı dinler, bu aşamayı simgeler. İkinci aşama metafizik dönemdir. Bu dönemde, düş gücü ve akıl yürütme ile erişilen gerçeklerin, küçük bir ölçüde de olsa, duyu organlarıyla algılanan gerçekler tarafından etkilenmelerine izin verilir. Çevredeki olayların açıklanmaları için Tanrı düşüncesi ile birlikte ruhlar gibi, doğanın genel eğilimleri gibi, çok iyi tanımlanamayan bazı güçler de kullanılmaya başlanır. Fizikötesi dönem, tam bir teslimiyetçilikten, doğal ve toplumsal bilimlerin deneysel sonuçlarını, yaşama aktarmaya geçiş için bir hazırlık dönemi, bir ara aşamadır. Dinsel dönemin tam teslimiyetçiliği bu ara aşamada, bir ölçüde de olsa azalmıştır. Üçüncü aşama pozitif dönemdir. Bu dönem, endüstrileşme sonunda elde edilen bütün sonuçları, özellik olarak yapısında taşır. Dinsel ve fizikötesi dönemlerden sonra zorunlu olarak ortaya çıkan bu devrenin en önemli özelliği,insanın çevresindeki gerçeği artık duyu organlarıyla ve deneysel yöntemle algılamakta oluşudur. Bu dönemde deney, düş gücünün; akıl, hurafenin yerini almıştır. Pozitivist Kuramın Toplum Modeli Comte, toplumların sürekli daha iyiye ve doğruya doğru gelişmesinin doğal ve toplumsal evrimin bir sonucu olduğunu söyler. Bu evrim ise, toplumların kendi iç dinamiklerinden doğmaktadır Pozitivist anlayışa göre toplum modelleri, her dönemin egemen düşünce biçimi tarafından belirlenir. Örneğin, dinsel dönemin toplumsal örgütlenme tipi, askeri bir siyasal gücün yönetim ve denetimindeki özellikleri taşır. Toplum bu aşamada tarımla uğraşmaktadır. Bu iki özellik birlikte, dinsel aşamadaki toplumların tüm niteliklerini belirler. Yalnız burada unutulmaması gereken nokta, toplumun örgütlenme biçimini egemen düşünce yapısının belirlediğidir. Metafizik dönemdeki genel örgütlenme, gittikçe gücünü yitiren derebeyliktir.Bir önceki dönemin güçlü askeri yönetim modeli gittikçe zayıflamaktadır.Kölelik kurumu çökmektedir. Doğal hukuk fikri de bütün bu değişme ve gelişmelere koşut olarak ortadan kalkmaktadır. Dönemin en önemli özelliği,bir geçiş aşaması olmasıdır. Dinsel dönemden pozitif döneme geçiş ile belirlenen bu aşamada, hemen hemen her kurum yozlaşmakta ve güçsüzleşmektedir.Çünkü endüstrileşmenin ilk tohumları tüm toplumu etkisi altına almıştır. Son aşama olan pozitivist dönemde, artık deneyin, pozitif bilimlerin ve pozitif düşünce biçiminin egemenliği söz konusudur. Pozitivist Kuramın Temel Özellikleri Pozitivist kuram, çok kısaca, bir düşünce devrimi olarak nitelenebilir. Bukuram --aklın hurafeye--, --bilimin dine-- zaferi olarak da düşünülebilir. İşin ilginç yanı, --aklın dine egemenliği-- düşüncesini yaymak için Comte'un bir --insanlık dini-- kurma çabasında oluşudur. Bu noktada, hem determinist oluşu, yani pozitivist aşamanın toplumların kendi iç dinamiği sonunda, zorunlu olarak erişilecek bir aşama niteliği taşıdığına inanması, hem de bu aşamayı kurmak ve geliştirmek için bir din oluşturması, tam anlamıyla, sınıfsal devrim kuramını ve bunun kuramcısı Marx'ı anımsatmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, belki de Marxçı düşüncenin temelleri arasında --Fransız sosyalizmi-- ile birlikte --Fransız pozitivizmi--nide saymak gerekebilir (Sınıfsal devrim modeli incelenirken bu konunun üzerinde daha ayrıntılı olarak duracağım) . Bilindiği gibi, Marx da komünisttoplumu hem zorunlu bir aşama olarak görür, hem de bunu çabuklaştırmak için işçilerin birleşerek çalışmalarını öğütler ve bu amaçla bir de örgüt kurar. İşte tam bu noktada, pozitivist kuramın tutuculuğu ve bu yüzden de uğradığı başarısızlık ortaya çıkar. Comte, kendi dinini yaymak, devrimini gerçekleştirmek için mevcut düzenin egemenlerinden yardım aramaktadır. Bunların arasında Rus Çarı ve Osmanlı İmparatoru bile vardır. Comte'un bütün bu çabaları aslında, insanlığın mevcut çelişkilerini uzlaştırma tutkusunda yatar. Ona göre, Doğu ve Batı dünyaları arasındaki en büyük çelişki ilahiyat alanındadır. Bu yüzden de, --Şu halde Şark ve Garp,fikri ve ahlaki ittihat (birleşme) larının sistematik kaidelerini her türlü metafizik ve ilahiyatçılığın dışında aramalıdırlar. Bu kadar beklenilen ve daha sonra derece derece bütün beşer nevi içinde yayılacak olan bu kaynaşma tabiatıyla ancak pozitivizmden, yani şeniyet (gerçeklik) ile faidenin içinde daimi surette imtizacı ile temayüz eden bir meslekten (Sosyokrasiden) gelebilir.-- diyor Aradığı uzlaşma, mevcut siyasal yapı içinde, yeni bir düşüncebiçimindedir. Oysa, yine kendisinin koyduğu teşhise göre, eski düzen, Endüstri Devrimi'nin getirdiği yeni düşünce biçimiyle çatırdamakta,çökmektedir. Emre Kongar "DEVRİM TARİHİ VE TOPLUMBİLİM AÇISINDAN ATATÜRK" |
||