SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Ressamlar

Konu: Paul Klee

Sayfa: [ 1 ]

09.12.2004 17:47:36
Klee kimileri tarafından kübist, kimileri tarafından sürrealist olarak adlandırılsada; ben onu bu kalıplardan hiçbirine dahil edemiyorum.

Nesnelerin dokularını ve belki özünü kavramaya dair bitmeyen bir arayışı vardır onun, parçalar, böler, birleştirir, sonunda bulmak istediğini bulur ve sunar.

Bu parçalayışıyla bazen nesneleri akılalmaz yokoluşa bile sürükler, o sadece resim yapar ama sonuçta...  :sevgi:


A young lady's adventure:


09.12.2004 17:50:24
Picasso'dan aşina olduğunuz kübist çalışmaya birde lekeleme ve gölgelendirme eklendiğinde böyle bir tablo çıkıyor işte ortaya...

Red Ballon:


09.12.2004 18:07:19
Valla bu galiba sürrealistlikle kübistliğin karışımı bişey. Ama çok hoş .. Strüktüeli şahane bi kerem.

09.12.2004 18:10:40
Klee seven birini buldum gaza geldim, bir iki tane daha yolluyorum o zaman...  laugh

Bu da kaotik bir anlatımı içinde taşıyabilen bir tablosu: Carnival İn The Mountains


09.12.2004 18:12:56
Bu da korkan insanın her bir parçasına dair bir betimleme...

Outburst of Fear:


09.12.2004 18:46:25
Klee resmine uzanan yolda hayatın çok zekice analiz edilmiş olması gerekiyor ,hayatın özüne dair damarların içine nüfus etmiş olmak, hem doğasında hem de doğasından kopuk olarak bütün ilişkileri ve ilgili nesnelerini,bunların gizli yüzlerini - kolay kendini vermeyen denklemlerini tanımış olmak gerek.

Ve bütün bu bilgilenme-anlama sürecini resme dair dışavurma süreciyle eşleştirmek,oradan gelen bir arayışla da bu bilgi-his evrenine ulaşmış olmak gerek bir de.

O ters uçan bir kuş işte,çünkü hayat da öyle.

09.12.2004 19:03:47
adam anlaşılmamak için elinden geleni yapmış.. Tongue
"olm sen hala konuşuyon mu_?"
abi dur bir iki yorum da ben yapayım..alla allaaaa
"yok yok bence sen kenara çekil.."
bence bu adam kovayı elinden tablonun üzerine düşürmüş ve hiç çaktırmadan ben yaptım diye sunmuş piyasaya..
 laugh  :angry:  Tongue  

10.12.2004 11:47:28
:lol:  :lol:  böylesi monolog sadece whom'dan gelirdi zaten...

Yok yok sen sevdin klee'i , belli etmesende sevdin...  Tongue  Wink  

27.04.2008 16:45:09
Babası müzik öğretmeni, annesi Stuttgart Konservatuarı’nda müzik eğitimi almış olan ailenin çocuğu olarak 18 Aralık 1879 yılında Münchenbuchsee’de doğdu.
Yedi yaşında keman çalmaya başladı resim çizmeye karşı da özel bir ilgisi vardı fakat en çok keman çalmaktan hoşlanırdı.

1898 yılında lise diplomasını aldı ve ressam olmaya karar verdi. Münih’e gitti, 1900’de Münih Akademisi’ne başladı. Franz von Stuck’un öğrencisi oldu. Klee, Stuck’in gelenekçi tavrı karşısında 1901 yılında okulu bıraktı.

Ressam arkadaşı Hermann Haller’le birlikte İtalya’ya gidip, kentleri gezerek Rönesans ressamlarına ilgi duymaya başladı.1905 yazında Paris’e gitti. James McNeill Whister’in sergisini gezdi. Pierre-Auguste Renoir’in yapıtlarını hayranlıkla izledi.

Bir yıl sonra Münih’e yerleşti ve öğrenciyken tanıştığı Lily Stumpf’la evlendi. 1907 yılında Felix adını verdikleri oğulları dünyaya geldi.Sanatçının bu dönemde mutlu bir aile yaşantısı oldu ve Empresyonist stilde resimler yaptı.

1908’de Van Gohg’u, ertesi yılda Cezanne’i keşfetti.

Münih Secession ve Bern’de yapıtlarını sergiledi. Wassily Kandinsky ve Blaue Reiter grubuyla tanıştı. Bu grup dış dünyadansa içe dönük dünyanın daha önemli olduğuna inanmaktaydı.

Klee, Blaue Reiter’in yönlendirmesiyle deneyimlerini çoğalttı ve 1912’de Paris’te Picasso, Delaunay ve Braque ile tanıştı.

1914 yılında Tunus’a bir yolculuk yaptı. Bu kısa yolculuk ressamın üslubunda kalıcı etkiler bıraktı. Bu sırada, Klee resimlerinde, kübizmi alışılmadık bir serbestlik içinde yorumladı.

1916’da Münih yakınlarındaki bir hava üssünde askerliğini yaptı. Ancak resim yapmayı sürdürdü, evrensel manzaraların yapıldığı dönem bu yıllara rastlamaktaydı.

1920 yılından sonra ün kazanmaya başlayan ressamın Münih’te üç yüz elli altı resmini sergiledi ve Gropius tarafından Bauhaus’ta ders vermek üzere çağrıldı. On yıl ders veren Klee bu okulda geliştirdiği eğitim yöntemlerini daha sonra Pedagojik Taslaklar (1925) kitabı adıyla yayımladı.

Amerika’da ilk sergisini 1924 yılında açtı. 1927’de İtalya ve Korsika’ya, 1928’de de Bretanya’ya ve 1929’da Mısır’a gittikten sonra 1930’da New York’ta bir sergi açtı.

Daha sonra Düsseldorf Güzel Sanatlar Akademisi’nde görev aldı. 1933’te Hitlerin başa geçmesiyle Almanya’da kalamadı ve Naziler görevine son verdi.

Bern’e geri dönen sanatçı 1935’te geçirdiği ağır bronşit ve kalp komplikasyonlarının ardından hastalığının skleroderma olduğu anlaşıldı.

Önceleri hastalığını çok önemsemeyen Klee, bir süre sonra olayın ciddiyetini anladı ve çalışmalarına büyük bir hız verdi.1938’de büyük boyutlardaki çalışmaları ve 1939’da Melekler dizisiyle daha soyut ve daha trajik bir nitelik kazandı.

Klee renk,biçim ve mekanı yepyeni bir dille tanıttı ve derinlere işleyen son derece kişisel bir simgeci anlatım geliştirdi.

Görsel anlayışının gelişmesinde usta bir müzikçi olmasının da etkileri büyüktü. Dünyayı şimdiki haliyle değil, geçmişteki ya da gelecekteki haliyle resmetmeye çalıştı.

Paul Klee, ne fikirleri, ne de yaşam biçimi açısından sürrealist değildi. Ancak 20.yüzyılın en şaşırtıcı resim şairlerinden biriydi ve sürrealistler bu nedenle onu kendilerinden biri olarak kabul etti.

Önemli Yapıtları: Hayvanat Bahçesi, Villa R, Kırmızı ve Yeşilin Azalan Gölgeleri, Canavar Tatlı Şarkımla Dans Et, Balığın Çevresinde, Pastoral, Arap Şarkısı, Zengin Liman, Mobilya Karikatürü, Ülkeyi Yok Eden Savaş, Doğumdan Önce, Soyut Metin, Korku Patlak Verirken, Bitmemiş Bir Kentin Bölümü, Pencere, Vadideki Son Köy, Yeşil Avlu, Lomolarm, Şato ve Güneş, Copula’da, Mart Çiçekleri, Yem, Ezik Burunlu Portre, Dağın Kötümser Alegorisi, Deniz Kenarındaki Yol, Hammamet’ten Motif, İki Genç Kızın Kaderi, Bozuk Yüzeyler.







Sayfa: [ 1 ]