|
||
Phyllis yıllardır eve bağlı kalmıştı ve tek başına dışarı çıkmaya artık pek seyrek cesaret edebiliyordu. Bu örüntüyü değiştirmenin zamanı gelmiş gibi görünüyordu bana. Agorafobisinin anlamının ya da en azından bir anlamının artık geçerli olmadığına ve paradoksla etkilenebileceğine inanıyordum. Önce Marvin'den Phyllis'in fobisini yenmesine yardımcı olmak için yapacağım önerilere uyma sözü aldım. Sonra ondan Phyllis'e, hiç şaşmadan iki saatte bir, eğer işyerinde ise telefon ederek, tam şu sözleri söylemesini istedim: --Phyllis, lütfen evden ayrılma. Senin benimle ilgilenmek ve korkmamı önlemek için her zaman orada olduğunu bilmeye ihtiyacım var.-- Phyllis'in gözleri şaşkınlıkla açıldı, Marvin'in yüzüne inanmazlıkla baktı. Ciddi olabilir miydim? Marvin'e bunun çılgınca göründüğünü bildiğimi söyledim ama onu talimatıma sadakatle uymaya da ikna ettim. Marvin'in Phyllis'e evden ayrılmamasını ilk birkaç söyleyişinde, birlikte kıkırdaşmışlardı: gülünç ve yapay görünüyordu bu; Phyllis zaten aylardır evden ayrılmamıştı. Ama çok geçmeden kıkırdaşmalar yerini sinirlenmeye bıraktı. Marvin, ona aynı budalaca lafları yineleyip durmaya söz verdirdiğim için bana sinirleniyordu. Phyllis, Marvin'in benim talimatımı izlediğini bildiği halde, kendisine evde oturmasını emrettiği için ona sinirleniyordu. Birkaç gün sonra tek başına kütüphaneye, sonra alışverişe gitti ve birkaç hafta içinde de yıllardır gitmemiş olduğu kadar uzaklara gitmeyi göze aldı. Olay gerçek bir hayat hikayesinden alıntı. Eğer eşi değilde doktoru yada bir başkası bu talimatı uygulasaydı korkan kişi yine aynı tepkiyi verip iyileşirmiydi, yoksa durum daha mı kötüye giderdi sizce risk var mıdır.? |
||
|
||
Bence burada sözkonusu olan talimatın kim tarafından verildiğinden ziyade, talimatın veriliş şekli ve içeriği.Beynin uykuya alınan bölümün kışkırtılarak, yeniden uyanmasının sağlanması. Risk herzaman vardır ve hayatın kendisi zaten bir risktir!Ayrıca o insanın, o durumda bir ömür yaşamasından sa; olası durumda herşeye rağmen riski göze alıp, kulaktaki tıkacı çıkartmaktır... |
||