SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Edebiyat / Dil

Konu: Beat kuşağı-Edebiyatın Sapkın Çocukları

Sayfa: [ 1 ]

03.02.2008 19:30:22
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen yıllarda Soğuk Savaş dönemi başlamış durumdaydı ve dünyada artık atom bombası diye bir şey vardı. Milyonlarca insan ölmüş, bir o kadarı da ölmekte veya acı çekmekteydi. Öte yandan 1950’li yıllarda Amerikan gençliği rahat ve orta sınıf değerlerine bağlı bir hayat sürdürmekteydi. (Üniversiteye gitmek, iyi bir iş, iyi bir eş, iyi bir ev edinmek ve karşı cinsle olan ilişkisinde fazla ileri gitmemek gibi...) (2) İşte böyle bir dönemde ortaya çıkan beat kuşağı yazarları, Amerika’yı o günlerinden alıp 1960’ların ve 70’lerin dünyasına doğru götürdüler.

“Beat”, kelime olarak; meteliksiz, yersiz yurtsuz, başıboş, bitkin, umarsız, uykusuz, uyumayan, her şeyi derinlemesine algılayan, aşırı duyarlı, kendi başına, dışlanmış gibi anlamlara gelebilmektedir. Ancak, Jack Kerouac kelimenin bir başka anlamına daha dikkat çekmekteydi: “Beatific”, yani kutsal veya kutsanmış. Kerouac’ın bu anlama dikkat çekmekle; ezilenlerin, dışlanmışların gizli kutsallığını vurgulamak istediği söylenmektedir. (3)
Beat kuşağı mensupları; otostopla ülkeyi dolaşarak, caz müzik dinleyerek, başkalarının hayatlarına karışmayarak ve uyuşturucu maddeler kullanarak yaşamakla işe başlamışlardı. Bir yandan da özgürlükçü; tutuculuğa, baskıya, savaşa, faşizme karşı; doğu inanışlarına, budizme dönük ve azınlık haklarını savunan bir düşünce sistemini yavaş yavaş geliştiriyorlardı.

Bu kuşağın Amerika'da etkileri çok büyük ve çok yaygın olmuştur. Örnek mi? İşte. Tinsel özgürleşme, cinsel 'devrim' ve 'serbestleşme' (eşcinsellerin özgürleşmesi gibi) siyah hareketin özgürleşmesi, sansüre karşı mücadele, haşhaş ve diğer uyuşturucuların çevresinde örülen suç ve mistik karanlık perdenin aydınlatılması, 'rhythm and blues'un yüksek ve kabul edilen bir müzik olmasına yapılan katkı, özellikle Gary Snyder ve Michael McClure vasıtasıyla çevre bilincinin gelişmesine katkı, Kerouac ve Gary Snyder'ın etkilemesiyle Doğu dinlerine ilgi duyulması, bütün bunlar bu kuşağın etkileridir.

Beat: Evet, isyan!
Beat Kuşağı esas olarak kendisini dört figür çerçevesinde ortaya koyar. Bu isimler Jack Kerouac, Allen Ginsberg, William S. Burroughs ve bu kuşağı oluşturan isimlerin neredeyse tapındığı yarı insan-yarı tanrı Neal Cassady. (Cassady yazar filan değildir. O, part-time işlerde çalışarak çoğu zamanını aylak aylak Amerikan yollarında, çaldığı arabalarla dolaşarak gezen, esrar ve marihuanayla hayali dünyaların peşinde koşan, şiir gibi konuşan, geveze, ama sahip olduğu bir o kadar etkileyici kişiliği ve sıra dışı spontan yaşamıyla bütün bu saydığımız isimleri etkileyen biridir.) Bu kuşağı, temel kitapları ise Kerouac'ın Yolda romanı, Ginsberg'in (birkaç parçası dışında dilimize çevrilmeyi bekleyen) Howl (Uluma) şiir kitabı, Burroughs'un Naked Lunch (Çıplak Şölen) adlı romanıdır. Bu üç kitabın çevresinde daha sonra bir kült eserler dizisi yükselmiştir.

Beat Kuşağı, İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD toplumunun hijyenik ve puriten dünyasına ve yaşam tarzına duyulan köklü nefretin ve isyanın ürünüdür diyebiliriz. Savaş sonrası egemen kültür planlı, baskıcı ve geometrik bir düzen sunuyordu (savaşın etkisiyle ahlaki baskılar yoğundu), ama alttan alta doğaçlamayı, kendiliğindenliği savunan, psikolojik baskıya bir son vermeyi hedefleyen entelektüel bir alt akım vardı.
Kaotik, Diyonizyak bir varoluşa yönelik romantik bir arzu duyuluyordu. Beat Kuşağı işte bu arayışların kendisini dışa vurduğu bir tür sanatsal ve hatta toplumsal manifestoydu. Ama tabii çağın ruhunu yansıtmalarına karşın kendinden önceki isyan hareketlerinden de ilham alıyordu. Kerouac'ın 'doğaçlama nesir' dediği yazma tarzı -ki bu neredeyse 'otomatik yazı' diyebileceğimiz üslup bütün Beat yazarlarında temeldir; tabii bir de daha çok Burroughs'un kullandığı cut-up (kes-yapıştır) üslubu- o sırada özellikle caz müziğin emprovizyonel öğelerinde, öz kontrolü ortadan kaldırarak kendini olduğu gibi ifade etme arayışında karşılığını buluyordu.

Beat edebiyat hareketinin ilk romanı John Clellon Holmes’in “Git” (Go) adlı kitabı sayılmaktadır. Kitap 1952’de yayımlanmış, fakat fazla ilgi görmemiş ve hiçbir hareket başlatmamıştır. Bu iş, Jack Kerouac’ın beş yıl sonra yayımlanan ve beat kuşağının en önemli romanı olarak tanımlayabileceğimiz kitabı “Yolda”ya (On The Road) kalmıştır.

Kerouac bu romanı, günlerce başka hiçbir şey yapmadan daktilosunun başında oturarak yazmış ve üç haftada bitirmişti. Üzerinde düşünmeden, gelişine, kelimelerin aktığı gibi içindekileri yazıya dökmüş; hatta kağıt değiştirmenin kendisini yavaşlatacağını düşündüğü için daktiloya rulo kağıt takmış ve bütün romanı böyle yazmıştı. Kerouac’ın kitabı yazdığı ve yayınevine götürdüğü yıl 1951’di, ancak yayınevi kitabı altı yıllık bir gecikmeyle 1957’de bastı ve bu roman insanlar, özellikle gençler üzerinde büyük bir etki yaptı. (4) Kerouac’ın kendini, arkadaşlarını ve yollarda yaşadıkları gerçek hikayeleri anlattığı bu kitabı okuyanlar, anlatılanın kendi hikayeleri olduğuna inandılar. “Yolda” onların romanıydı, onların hayatıydı, onların yollarda yaşadığı öykülerdi.

Türkçede beat kuşağı

Kerouac'ın kitabı "Yolda" dışında, Türkçede beat kuşağına dahil edilen ya da bu kuşağı anlatan başka eserler de yayınlandı:
* Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı (Robert M. Pirsig,) Oğlu ve iki arkadaşıyla uzun bir motosiklet yolculuğu yapan bir adamın felsefi serüveni.
* Çıplak Şölen (William S. Burroughs) Beat kuşağının ruhani liderlerinden Burroughs'un esrar ve halüsinasyonlarla dolu bir hayatı tasvir ettiği kitabını David Cronenberg filme çekmişti.
* Charles Bukowski ve Beat Kuşağı (Derleyen: Şenol Erdoğan / Altıkırkbeş Yayınları) Charles Bukowski'nin edebiyatı, belki de beat kuşağının mantıksal devamıydı. Bu kitap Bukowski'yle beat kuşağını karşılaştırmalı olarak inceliyor.
* Zen Kaçıkları (Jack Kerouac ) San Francisco'dan Sierra Dağları'na dek süren bir serüven boyunca iki genç adamın kendilerini arayışlarının öyküsü...
* Aylak Kerouac (Martin Bauml Duberman) Türkçede beat kuşağı üzerine çıkmış en yeni ve en kapsamlı kitap olan Aylak Kerouac'da Allen Ginsberg'den Cassady ve Burroughs'a bütün beat kahramanları kadar teker teker arz-ı endam ediyor.

Kaynakça:
Bahar Muratoğlu ve Pelin Sayın'ın konuyla ilgili araştırması
Osman Çakmakçı-Radikal Kitap
Sabah- Kültür Sanat


Sayfa: [ 1 ]