|
||
| Ne öğretebilirsin ki bu konuda da cahilsin ve her şaçma iddiayı da fikir olarak kabul etmiyoruz, en azından ben etmiyorum. Şimdi sanat ile din arasındaki kurduğun bağlantının dayanaklarına gelince -ki sanırım böyledir aksi saçmalık zaten. Örnek Avrupa Ortaçağ sanat anlayışı yalnız öteki dünyayı merkez yapıyordu ve yalnız Tanrı’yı ve dini temaları sanatın konusu olarak kabul ediyordu. Ama rönesansla bu değişti, sanatın yönü değişti bu bile senin genellemeni çürütür. Ayrıca gene örnekten gidersek kiliseyi yaşamının merkezine koymuş insanlar için nası lsanat yapmasını bekliyordun? Gene her şeyi ayırdın ve birbirleriyle bağlarını kestin. Elbette dini içerikli sanatlar yapacaklar başka nasıl olsun, insanların reel yaşantıları din üzerine kurulu. Bir de kim nasıl sanatı kullanıyor yahu nedir bu saçmalık. Sanat sanki sadece egemenlerin elinde mi egemen sınıfların dışında sanat yok mu. Sinema olarak Hollywood'tan başka film çekilmiyor mu? Sen iyice zıvanadan çıktın birde anlatamam anlamazsın falan diyorsun, anlatamazsın elbet çünkü düşünmüyorsun ben ne diyorum diye. Tüm bağımsız sanatı yok saydı adam
|
||
|
||
magazinleşmenin asıl sorumlusu sanattır diyebilirmiyiz bence diyebiliriz çünkü sanatta anlam kaygısından ziyade estetik kaygısı taşınır işlenir magazin dünyasındada öyle bir şarkıcı çıkar estetik dolu vücudunu sergiler hiçbir anlam taşımayan sözlerini gürültülü bir müzik eşliğinde söyler ve bu insanları etkiler adınada sanat denir insanları etkilediği içinde haber niteliği taşır ve doğal olarak magazin programları anahaber programlarından daha çok izlenir sanat magazine malzeme olabilir cunku sohret cok onemli bir guc kaynagidir. insanlar magazinde konservatuar ogrencisini veya bir orkestranin ikinci kemancisini gormek istemezler. genelde magazin meraklilari kendinde olmayani (sohret, para,fiziksel estetik), sanatsever ise sanatin ifadesinde bir sekilde kendini gormek ister. bahsi gecen koftiden sarkicilara sanatci degil de mal mi desinler. sayet derlerse kimsenin isine gelmez. onlar bi havayla kendilerini sanatci sanarlar, medya ekmegini yer, halk duruma gore zevkle veya tiksinerek reyting saglar..al gulum ver gulum olur... sonuc, sanatla magazini ayiramayan halkin celiskisi olarak ortaya cikip bizlere tartisma konusu yaratabilir. |
||
|
||
| magazin kötü birşeydir magazine konu olan daha kötü | ||
|
||
| aslında kötü olan sanat değildir sanatçı olmadığı halde sanatçı olan insanlar ve bunları sanatçı yapanlar kötüdür | ||
|
||
| Sosyologlar toplumsal depresyon, toplumsal şizofreni gibi yeni kavramlar tanımlamak zorunda kaldılar. Depresyonun temel özelliklerinden birisi zevk alma konusunda sorun yaşamaktır. Mutlu olamamak memnun olamamak. Yaşamdan haz alma duyusunu yitirmek. Gülememek depresyonun işaretlerindedir. Depresifler güldüğünde bile, bu neşe içermez. Bunları toplumsal bağlamda düşünelim. Asabi bir toplum var karşımızda, memnun olamıyor, haz alamıyor. Oysa sanat haz vermelidir. Seyreden dinleyen, içsel bir zev kalmalı, bunu hissetmeli yaşamalıdır. Depresif bir durum bunların yaşanmasına engel olur. Bu sanattan zevk alınamadığı bir durumu gösterir. Onun yerine, onun "gibi" olanın hemen öne çıkacağı, daha kolay tüketileninin daha çok görüleceği sonucuna ulaşabiliriz. Aslı tüketilemiyorsa, magazini tüketilir. Aslını üreten aynı zamanda fikir de ürettiğ için, yasalarla sorunlar yaşaken, magazinini üretenin, böyle bir yükü olmadığından, daha geniş kitleye ulaşır. Aslını üreteni toplum için zararlı olarak tanımlayanlar, magazini olanı öne çıkararak, kendileri için de uygun olan bu durumu kullanır. |
||
|
||
Sirelis önemli bir konuya değindin sanattan haz alınamaması,sanat üretilememesi,kalitesini yitirmesi bir anlamda toplumsal pisikolojik duruma bağlı,sağlıklı insan güzel eser icra eder,sağlıklı insan güzel eser tercih eder yani ülke olarak depresyondayız ![]() depresif aman üstüne alınma
|
||