|
||
| Bir sanat eseri görünen biçimi dışında, alt okumalar da içerebilir. Sanatçı, görünen dışında isteyerek ya da farkında olmadan, "alt okumalar" yapmış olabilir. Farkında olmadan yapılanların bilinçaltı, ya da kültürel etkileri olabilir. Bazen amacı aşan bir sonuç elde edilebilir. Karşısanat galerisinde bir sergi açılmıştı. "Pankart" sergisi. Buradaki resimlerden biri başka bir nedenle gazeteye konu oluşturmuştu. Gazete mualif sanata bir gönderme yapmak için bu resmi seçmişti. Hüsnü Koldaş , bir grubu resmetmiş. Resmin adı 1mayıs. içeriğinden bunun 1977 kanlı 1mayısı olabileceğini düşünürüz. Bize doğru gelen bir kalabalık var. Hemen hepsi izleyiciye, bize bakıyor. Ellerinde sopalar var. Büyükçe bir pankart okunmasına olanak olmayacak biçimde yere düşmüş. yerde yatanlar var en ön planda. İlk anda kanlı 1mayısı resmettiğini düşünmemizi engelleyen bir şey yok resimde. Fakat başka alt okumalar olabilir. kalabalıktan biri bize doğru gelirken tabancasını çekmek üzere. Bir başkası da silahını çekiyor. Bu, kalabalığın bizim üstümüze yürüdüğünü ve ateş etmek üzere olduğunu düşünmemize neden olabilir. Resmin sağ tarafında, kırmızı gömlekli olan figürün elindeki sopayı kaldırış biçimi, yerde yatana vuracak gibi bir tavırda olabilir. 79 1mayısını hatırlayanlar, kalabalığa ateş açıldığını, yaşanan panik sırasında, ölenlerin kurşunlanarak ölenlerden daha fazla olduğunu da hatırlayacaklardır. Bu durumda bu kalabalık, ellerinde tabanca olduğunu da düşünürsek, birden provokatif bir gruba dönüşebilir. Figürlerin yüz ifadelerini incelediğimizde, yaşanan panik ve korkunun değil, öfke ve gerilimin hakim olduğunu görürüz. Figürler bize baktıkları için resmin içine taraf oluyoruz. Kalabalık ya bizi hasım kabul ederek üstümüze geliyorlar. (Yerde yatanın sorumlusu biziz) ya da yerde yatana gerçekten sopayı onlar vuruyorlarsa, olaya tanık olmamızdan ötürü silah çekiliyor. Son derece karmaşık bir toplumsal trajediyi resmederken, sanatçı kastını aşmış olabilir resimde. Büyük olaslıkla, 1mayısda yaşanan şiddeti ve karmaşayı resmetmeyi düşünmüştü. fakat, silah çekenler kalabalığın arsında değil, yüksek binalar yerleşmiş, sonradan kim oldukları"tespit edilemeyen" kişilerdi. Resme, geçimişi bilmeden bakanlar, saldırgan bir grubu görüyor olabilirler. |
||
|
||
| aklima ilk gelen sey Mirkelam`in kokorec sarkisi oldu. Bu sarkiyi ilk duydugumda direkt kokain icin yazilmis oldugunu dusundum. Sayet kokain icin yazilmadiysa cok buyuk bir tesaduf soz konusudur ki ben inanmiyorum. Sarkinin cikis zamaninda Avrupa Birligine girisimiz surekli gundemde oldugu icin ona gondermeler yapildigi dusunuldu fakat tek imanin AB olmadigi gorusundeyim .sozleri asagidadir : http://youtube.com/watch?v=liVBYMc_qpY Duman duman bende aşkın ( kokain tas halinde kullanildiginda duman ice cekilir) Seni hiç bir zaman unutmayacağım ( bagimlik yaratir) Eller girdi aramıza ( burada AB ye gonderme var) Tadın kalmış dudaklarımda (Doyumsuzdur) Nan na na na na na na na na Birlikteyken ne mutluyuz senle (Mutluluk yaratir) Sabah öyle akşam ve gece (Her an kullanmak istersin) Buluşalım inat o ellere ( zikkim ic )Kokoreç ko ko ko ko Kokoreç ko ko ko ko Kokoreç sensiz olmaz Kokoreç ko ko ko ko Ondan bundan haber aldım Buluşupta bizi konuşuyorlarmış Eğer seni bırakırsam ( gayet acik) İşin ucunda bolca para varmış (graminin en ucuz 80 dolar oldugu dusunulurse) Nan na na na na na na na na Gider bu laf bir yerlere ( gondermis de nereye ) Sabah öyle akşam ve gece Birlikteyiz inat o ellere kokoreç bence cuk oturuyor |
||
|
||
| bence sadece ismler birbirine yakın kokoreç kokain.hem kokoreçin de dumanı olur cızır cızır.ondan da ayrılık sözkonusuydu şarkının yazıldığı dönemlerde.belki kimilerinde bağımllılık da yaratıyordur kimbilir. | ||
|
||
| Aslında, heykle bir dayanışma için yapılmış ve derneğe hediye edilmiş. Adı ağıt. Adından yapılan çıkarım. Kadının ölenin arkasından ağıt yaktığı biçiminde olmalı. Fakat aksayan yönler var. Ülkemiz resim ve heykel sanatının en büyük sorunlarından birisi, erkeği çıplak işlediğinde, cinsel organını ne yapacağı sorunudur malesef. Çeşitli biçimlerde burası kapatılmaya örtülmeye çalışılır. çok zaman hiç yapılmaz. Erkek cinsiyetsiz bir tür olarak işlenir. Genellikle erkek figürü önüne konan eğret ibir örtüyle edepli hale getirilir. İşte açmaz burada başlıyor. Örtü altında olana daha güçlü bir gönderme yaıyor. Yukarıdaki heykel de böyle bir açmazın altında eziliyor. Yeten bir çıplak erkek var. adından ötürü bunun ölü bir beden olduğunu varsaymalıyız. Ve üzerine eğilmiş bir kadın var. Kadın giyinik. Bu kadının da ağıt yakan olduğunu düşünmeliyiz. İşte burada yukarıdaki sorunu çözme sorunda kalıyor sanatçı. Kadını ağıt yakmak için üstüne eğildiği bedenin göğsü yerine, biraz daha aşağıda işlemiş. Böylece kadının yüzü erkeğin kasıklarına kapanmış. artık heykel amacı dışında bir içerik taşıyor. hiç kimse kadının ağıt yaktığına inanmaz. Eğer ismini okumamışsa. Sanatçı, sorunu, üstünden atlayıp örtmeye çalışırken, ciddi bir biçimde sorunun ta kendisi haline getirmiş işini. |
||
|
||
Hep aklıma, Elif Şafak' ın Baba ve Piç kitabının kapak resmi geliyor. Nar varmış aslında orda. Vajinaya benzeten de oluyor. Ben bir bıçak ve vajina görenlerdenim. Gördüğüm şeyin doğru olduğundan, kitabı okuduktan sonra emin de oldum. Narı hala görebilmiş değilim. ![]() İkisini de çağrıştırsın diye o resmin seçildiğini okumuştum. Başarmışlar. Bilerek, farklı okumaya açık hale getirmişler. |
||
|
||
| Hangi kitapta olduğunu hatırlayabilirsem, bir resimle ilgili, aynı konuda bir yazı var aklımda. Bir rönesans resminde yakın zamanda farkedilen bir ayrıntı. |
||