|
||
| Düşüm Düştü Aşkımıza Durmadan, kurulup dağılan bir yerde Hiç dost arama Güvenilir bir sığınak hiç Bırak acı yüreğinde kalsın... Kimse sana gülmeden sen acıya gülümse (Ömer Hayam) Beynimin içerisinde bir fotoğraf makinesi var sanki. Ve bu kahrolası alet sadece seni sessizce çekti ve çekmeye de devam edecek... Açığını arayan birisi değilim, ama sana karşı hep böyle oldum. Bu makineyle sevinçli veya üzgün hallerini çekip durdum. Her şeyinle güzeldin. Hüzünlerimizi bile bir başka yaşardık, değil mi? Yani gözlerim objektifim oldu. Çoğu zaman, o beynimde duran görüntülerinle yaşadım; görüntülerinle kimi zaman ağladım ve kimi zaman da güldüm. Yaşamın her tonu vardı sende. Bazen acılı, bazen de tatlı günlerimiz oldu. Son fotoğraf karelerin de görkemli olsun istiyorum. Galiba, seni görmemecesine hep beynimin içinde duran, o görüntülerle de yaşamaya mecbur kalacağım. Çünkü uzaksın. Gittin. Ne diyebilirdim ki bu kararına, git demekten başka. O son buluşmamızda yanlış bir davranışını yakalamak istemiyordum. Ayrılmak istiyordun. Ve gelip vedalaşacaktın. Yanıma geldiğin zaman da, hareketlerine dikkat et canım; gülüşüne, salınışına, bakışına, her şeyine... Bu makineli sırrımı da ilk defa sana anlatıyorum. Önceleri bilseydin bu özelliğimi, işin rengi biraz daha değişebilirdi. Kendini bir zindandaymış gibi hissederdin. Hayatın kararır ve hiçbir yere de gidemezdin. Malum... Ne diyorum biliyor musun ‘Aşkımıza düşüm düştü’ çöz çöze bileceksen. Açma ağzını/ Açıpta beni yakma/ Yapma... demiştim önceleri. O zehir zemberek sözlerinle beni kırdın. Bu dize pelesenk oldu dilime, sen, o son sözlerini sarf ettikten sonra. Lanet okuyup güneşe, doğma gayri üstüme, dedim. Bilirsin, gerçek şairler her türlü halimize inci gibi dizeler dizmişlerdir. Yine şairlerimin kitaplarına saldırıp, adeta her dizelerini yutarcasına okuyorum. Onlara sığınmaktan başka ne yapabilirim ki. Şairlerimin ufku geniş... Gitsen de yanımda hep temiz kalmanı istiyorum. Son fotoğrafında gülücüklü olsun. Tekrardan da kırma beni. Çünkü, ufak bir yanlışlıkla güzelliğine gölge düşürebilirsin. Gözümde tuzla buz olamazsın, ama... saydam cam, apak bir su gibisin, en ufak bir lekeyi kaldıramazsın, gölgesi olur hayatının. Ama şunu da unutma; benim sevdam yücedir, belki Engizek, belki Süphan, belki de Ağrı dağı kadar... Unutamam... Solgun akşam üstlerin griliği/ Hep anımsatır bakışını/ Yani asude gözlerin, başak saçların/ Yayvan o şirin gülücüklerin/ İlle de gülücüklerin/ Oturur yüreğime... Ya da seni unutmak mümkün müdür, işte soruyorum sana; mümkün mü? Hem seni unutmak benim de ölümüm demek. Ki böylesi ölümler, ölümlerin en acıklısıdır. Fiziki sensizliğinle, kendi çölümden kavrulur da yanarım. Senin aşkınla yaşamımın bir anlamı vardı, sensiz bir yaşam anlamsızdır, denizde başı boş bir kayık gibidir her an çarpıp bir yerlere darmadağın olabilir. Bir kez daha koy başını göğsüme... Saçların buğday başağı gibi göğsümün üstüne serilsin. Şelaler misali aksın da aksın... Gül kokulu nefesini hissetmek istiyorum bedenimde...Sonra da pürdikkat gözlerini gözlerime dik. Köz gibi yüreğime işliyen o bakışlarına gömülmek istiyorurum. öyle sardım ki seni kollarıma/ sen artık solmayan goncamsın tükenmeyen kavgamda.... (Naci Çakmak) Dikkat! Bu kelimeyi daha çok ölümcül tehlikelerin olduğu yerlerde görürdüm. Şimdi ise seni gördükçe aklıma geliyor. Çünkü, her hareketin mıh gibi beynime çakılıyor. Salınarak yürümen, ellerini cebine koydoğun zamanki halin, saçlarını geriye doğru savuruşun, her şeyin, ama her şeyin beynimin objektifine takılıyor. Şak diye karelenip yerleşiyorsun beynimin havzalasına. Sakın, giderken gölge düşürme tertemiz mazimize. Ben seni hep gülücüklerinle anımsamak istiyorum. Önceki konuşmalarımızı unuttum bile. Mehmet Söğüt |
||
|
||
| Düşüm Düştü Aşkımıza Durmadan, kurulup dağılan bir yerde Hiç dost arama Güvenilir bir sığınak hiç Bırak acı yüreğinde kalsın... Kimse sana gülmeden sen acıya gülümse (Ömer Hayam) bi kez daha gülümsedim deli çocuk... eyvallah |
||