|
||
| sanki kaybolmuşum sanki sokak lambası benim evimmiş,ben evimi sokak lambasında bulmuşum sanki dikkat! aranıyor.! ilanlarında bulunmuşum sanki gözlerim doğuştan körmüş,kendimi el yordamıyla bulmuşum sanki altıncı hissim de terketmiş beni sanki yok gibiyim belki de öyleyim de ben bilmiyorum bunu belki de beni öyle sanıyorlardır ve beni kandırıyorlardır belki gidip bunu rapora bağlatmalıyım belki de gidip kendimi en derin uçurumlara atmalıyım sanki dilim tutulmuş koskocaman sınıfın ortasında sözlüye kalkmışım belki bunun için titriyor ellerim sanki temmuzu ıskalayıp cüce şubata sıkışmışım belki onun için uzundur benim gecelerim belki bunun için ayazdır gülüşüm sanki amipler gibi bölünerek çoğalmışım anasızım babasızım belki şakülümü kaybetmişim onun için büküktür boynum belki bunun için reddediyor tanrı beni sanki ölmeden cehenneme düşmüşüm yanıyorum belki ateş böceğiyim bir ateşte kanıyorum belki trafik kazası geçirmişim,sıfır gurubu kan benim için aranıyor sanki herkesin kanı çekilmiş bulunamıyor sanki son sigarayım içildikçe külüm uzuyor,canım acıyor belki onun için sürekli boyum küçülüyor sanki detaylarda boğuluyorum belki komple detayım farkına varamıyorum sanki bacaklarım dolaşıyor sanki sarhoşum belki sarhoşum belki bir hoşum belki bomboşum belki kan beynime üşüşüyor dağıtamıyorum kalabalığı sanki polisler geliyor gözlerim yanıyor biber gazından sanki suçluyum belki suçluyum say ki suçluyum sanki öldürmeniz mi lazım hocam? belki serseri bir kurşunum,gelir sizi de bulurum belki ötüşünü kaybetmiş bir kuşum,iki dağ arasında gidip gelen ekoyum sanki hep vaktinden önce biyerlerde olmuşum belki de vaktini kaçırıp geç kalmışım sanki herşey bukadar zor olmak zorunda mı hocam? ben doğduğum gün belkilere sarınıp sankilere kundaklanmışım hadi bir kibrit de siz yakın sanki yarınlara göz yumup bugünü dünden ıskalamışım mezarıma gelmeyin sakın karanfilim olun İsrafil Kıvrık |
||
|
||
| Denebilir ki (ve çok zaman denildi), "Ölüp gittiniz hepiniz işte, neye yarar," (Nasıl da özlüyorum üstelik gidenleri.) Benim de ama bir çift sözüm var: Roni MARGULIES Yarım kalmış sevişmeler şehrinde yağmur gibisin Yağma… yağmur içinde şehirler terk ettim yarım kalmış şehirler yarım kalmış sevişmeler … terk edildiler… “o sabah senden önce uyandım… sessiz nefeslerle saate bakıp bakıp “gitme” diye yalvardım …bir aptal gibi… bütün gece uyanmanı beklerken…daha aptalca sevişmeler de yaşadım… ” Öyle bir avuç değil ağız dolusu dikenli telden sancılarım… aksayan ayağımda, sırtımda, nasıl da ağır Şehirler ortadan ikiye ayrılırken yağmur başlar ya Yarım yarım bir şarkı düşer dudaklarından Pişmanlık mı kırılganlık mı anlayamazsın Pencereden gidişini izlerim Öyle bir an ölüm gelir aklıma sendelerim sonraki her sevişme de sana benzer ya zaten şimdiki gülüşüme sebeptir ama yinede içimden sana küfür ederim Öyle bir avuç değil ağız dolusu “denebilir ki…” Yağmur penceredeyse Kanepede kalan bir sevişme tatlı izler bırakabilir “denebilir ki…” Yağmur içindeyse Yatağın darmadağın edilmiş yalnızlığı da derin izlerin… “denebilir ki…” Ortalama her kadın her adama böyle bir anda aşık olabilir Yok…yok bu işin bahanesi Yağmur hala yağıyorsa ortalama her sevişme bir öncekinden de geçicidir Pencere boş Yağmur dindi Git artık… Nasıl da özlüyorum üstelik gidenleri |
||
|
||
| Bütün sankileri ve... Bütün belkileri Noktalı vigül'e teslim ettim... |
||