|
||
| İçsel Dramatize Üzerine Öncelikle bir kaç hastadaki gözlerimin ve kendi yorumlarımın birer sonucunu burda aktarıcam. İçerisinden kendinize çok güzel paylar çıkarabileceğinizi sanıyorum. Öncelikle içsel dramatizeyi tanıyalım. Hayatın akışı içerisinde mutlaka yaşamanız gereken, yada yaşasanda olur yaşamasanda olur kategorisine giren tüm durumları, kendi içimizde yarattığımız ve ana bellekten bağımsız olduğunu sandığımız -aslında ikizden de öteler- bir yedek bellekte yaşatmamızdır. Peki neden ikizden de öteler ? Bilinç altımız bir tanedir. Yönetmek ve yönlendirmek zor ama imkansız değil. Bunu çoğu kişi imkansız görür . Bilinç altına hükmetmek bir ihtiyaçtır. Ona her zaman doğru emirleri vericeksin diye bir kural yok. Verdiğimiz yanlış emirler bize bilinç altımız tarafından her hatırlatılışında bunların yanlış olduğunu anlayıp doğruya çevirmek için uğraşırız. İnsan yanlış emirlerle yaşayamaz. Mutlaka onları karakterine uygun bi şekle sokmak zorundadır. İşte bilinç altı hükmünü imkansız gören insanlar , kendi belleklerinden bağımsız bir bellek kurabileceklerini ve onun içerisinde kurdukları hayallerle yaşayabileceklerini sanırlar. Aslında bu bağımsız bellekte bilinç altının ta kendisidir. Bunun tek açıklaması ise şudur : "Kaçış". İnsanlar kaçıyorlar. Bunun nedenini henüz bilmiyorum ama insanlar gerçekleri birebir yaşamaktan korkuyorlar. İçsel dramatizenin en büyük temsilcisi masturbasyondur. Çok uzman çıkıp masturbasyonun zararlı olmadığını söyler durur. Fiziksele bi zararı yoktur ama psikolojiye çok enteresan etkiler yapabiliyor. Çünkü cinsellik dramatize edilemez. Cinsellik insan yaşamının en kutsal anıdır. İnsan doğasıyla dalga geçerse altından kalkılamayacak bir zarar verir kendisine. İşte dramatizenin dramı da bu. İnsanın kendi doğasıyla dalga geçmesi , yada ona yalan söylemesi , arkasından konuşması , yada tüm bunları yaptığını sanması. Ben seni olduğun yerde yaşamıyorum bak bağımsız bi bellek yaptım kendime ve şu anda ordayım. Bilinç altı ise kıs kıs gülüyor bu yanıtlara ... Sosyal zeka seviyesi üst düzeylerde bir dostum aynı zamanda hastam bunu sık sık yapıyordu. Özellikle inanışları ötürü günah saydığı şeyleri dramatizik bi şekilde içerisinde yaşıyordu. Son derece rahat bi insandı ve aşırı derecede zeki bir karakterdi. Arkadaşları eve kız arkadaşlarını getirdiğinde aşırı bi kıskançlık gösteriyor ve kendisini dışarıya yada kendi odasına atıyor. Gittiği yerdede büyük ihtimalle kafasında kurduğu(nu sandığı) belleğinde arkadaşlarının yaşadığını yaşamaya çalşıyor. Yani kısacası özellikle gençlerin ufak bi baldır bacak gördüklerinde tuvalete gitmelerinin nedeni bu Yanlız tabi ergenlik dönemindeki dramatize sonraki dönemlerde insan yaşamının rayına girmesiyle büyük oranla düzelme göstersede bu durum ileri yaştakiler için daha tehlikeli."Çeben" |
||
|
||
| Öncelikle çok az vaka sayısından yaptığın çıkarımlarının analitik yorumlarından dolayı yazın takdir edilesi... Ayrıca tıpkı "duyguların evrimi" taslağında olduğu gibi "yedek bellek" kuramında çok ilginç. Bu konuda birkaç şey söyleyebilirsem belki geliştirmene katkım olur. Öncelikle bilinçdışı ile başetmenin yolları -başetmek diyorum çünkü gerçekten başbelasıdır- oldukça kısıtlı. Psikanalizdede bunula ilgili sorunlara sık sık değinilir zaten. Bilinçdışına hükmetmek ya da ona emirler vererek yönlendirmek imkansız sınırında gibidir. Bu açıdan onunla ilgili tek yapılacak ya da en mantıklı olan; bilinçdışı olgularla yüzleşmektir. Bu yapılmazsa sürekli aşağıdan bilince rahatsızlık verir bastırılanlar. Masturbasyon konusundada; cinselliğin en geri içgüdülerden olduğunu kabul edersek; bunun bir şekilde bilinç düzeyine yansıması gerektiği aşikardır. Ancak reelde varolan kısıtlamalardan dolayı süperegonun baskısındanda kurtulamaz. Bu bastırılan fanteziler masturbasyon yoluyla tatmin edilmeye çalışılır. Aslında örnekleri çoğaltmak gerçekten mümkün. Ve kişinin bilinçdışı öğeleriyle çatışmasını önlemekte en verimli yol, bu dürtülerin açığa bir biçimde çıkarılması yoluyla sağaltımıdır... Hipotezlerin devam etsin lütfen; zevkle okuyorum... :rolleyes: |
||
|
||
| Aslında soru işaretinin adı yedek bellek ama içeriği yedek olduğu sanılan bellek. Anlattığım üzre yaratıldığı sanılan ama aslında yaratılmamış olan... Bilinç altına hükmetmek diye bişey olamaz. Mucizevi bi durum haricinde bu olası değil. Ancaaak ona verdiğin emirlere hükmetmek oldukça basit ve tembellik yaratıcı bi durum. Şöyleki , hastalar genelde hastalıklarını yenmekten çok hastalıklarıyla yaşaya alışmak isterler. İşte bunun nedeni de burda yatıyor. Ama bu tembellik bilinen bi tembellik değil. Bunu şöyle açıklıyorum. Tembel insan umursamaz insandır. Tembel insanı ne ayaklandırır? ilgisini çeken bi şey ? yani daha önce tatmadığı yada tadından doymadığı bir olgusallık ? işte benim dramatiziklerim yarattıklarını sandıkları yedek belleklerinde , hasta olmadıklarını çözdüklerini sanıyorlar. Bunun içinde yaşanmışlık kategorisine giren hastalık durumunda tembellik geliyor . Ya ben bunu zaten biliyorum boşversene diyorlar... Masturbasyon konusu ise kafamı sürekli kurcalamaya başladı. Bunun yaşantısının farklı şekilleri olduğunu sanıyorum. Superego etkisi ise sadece onun sosyolojik boyutu o farklı bi durum. Ayrıca unutmamak gerekirki reelde varolmayanın bastırılışı değil bu . Evli yada cinsel tatmini yerinde olan kişilerde masturbasyon yapabiliyorlar. Bu da paragrafın başında belirttiğim masturbasyon yaşantısının farklılığından ileri geliyor. Tam bilmiyorum ama çözücem ![]() Hipotez olduğunu kim söylediki Hipotez olan benim bunlar soru işaretlerim
|
||
|
||
| Yedek bilinçle yaşamak artık o kadar doğal ki ,Çeben yazını çok önemli buldum bu yüzden.. Kendimizden uzakta bir hayatın içinde kaybolmak sonucunda bütün günlerimiz anlamından boşalıyor. |
||
|
||
| Ben ve dramatiziklerim senin gibi edebi bi felsefeyle bakamıyoruz tabi bu duruma . Ama şunu bilmekte yarar var. Eğer birgün kaybolursan, kendinden uzakta bi yerde değil, sana şah damarın kadar yakın bi yerde kaybolursun . İşte ben bunu arıyorum
|
||
|
||
Alıntı Çünkü cinsellik dramatize edilemez. Cinsellik insan yaşamının en kutsal anıdır. cinsellik insan yaşamının en bayağı anıdır bana göre.her şey orda biter. "insan gömleği" çıkarılıp, "hayvan çıplaklığı" ile kalınır. mastübasyon ile cinsellik gerçek anlamı ile dramatize edilir. |
||
|
||
| milletlerin ailelerin insanların soyların hayvanların dünyanın vs vs vs herşeyin en erdemli olabilmesindeki yoldur cinsellik. Bi zamanlar insanlığın en büyük erdemi iyilikti. Bizler iyiliği soyup soğana çevirdik ve kafalardaki iyilik erdem olmaktan çıkıp etekli askere döndü. Ama erdem lan iyilik kalması gereken belleklerde kalmayı sürdürdü. Biz insanlar cinselliği de süründürdük. Yıllarca üstüne kustuk ve onu Erdemsizlik ilan ettik. Ama çoğumuz onun ne kadar yüce bi erdem olduğunu kavrayamadık. O ise iyilik gibi erdem olarak kalması gereken belleklerde erdem olarak kaldı. Bizler İnsanız ve doğamıza saygı duymak zorundayız. Bu zorundalığın farkına vardığımız zaman , her yolun sonunda aslında ferahlık kapısının kendi içimizdeki erdemden geçtiğini anladığımız zaman insalık rahata ericektir. |
||
|
||
Alıntı "insan gömleği" çıkarılıp, "hayvan çıplaklığı" ile kalınır. |
||
|
||
| Bu konu ilgimi çekti ancak bu konu hakkında bildiklerimi zaten siz de biliyorsunuz. Keşke farklı bişiler bilseydim. size katkıda bulunabilirdim. | ||
|
||
Bak Ayhan, Futbol öğrenmek istersen ne yaparsın Futbol oynarsın. İçsel dramatizeyi öğrenmek istersen ne yaparsın , kendi üzerinde denersin. Fazla müptelası olmadan sadece deneme amaçlı bi kaç eylemin bi zararı olmayacaktır. Hem şunu da bil bunu benden başka kimse ayrıntılı bilmiyor zaten
|
||
|
||
| Deniz; sanırım burada çebenin kastettiği kutsal kavramı, romantizm ya da hayvani dürtüler içermesi şeklinde değil; yalın oluşuyla ilgiliydi. Yani cinsellik insanın uygarlığıyla birlikte yalınlığını koruyabilmiş, içgüdülerinden biri ve bu yüzden dramatizasyona karşı korumalı kalabiliyor...
|
||
|
||
Ne derler ? hay yaşa be
|
||
|
||
Alıntı Bizler İnsanız ve doğamıza saygı duymak zorundayız. Bu zorundalığın farkına vardığımız zaman , her yolun sonunda aslında ferahlık kapısının kendi içimizdeki erdemden geçtiğini anladığımız zaman insalık rahata ericektir. Ne derler ? hay yaşa be |
||
|
||
Alıntı İçsel dramitize; hayatın akışı içerisinde mutlaka yaşamanız gereken, yada yaşasanda olur yaşamasanda olur kategorisine giren tüm durumları, kendi içimizde yarattığımız ve ana bellekten bağımsız olduğunu sandığımız -aslında ikizden de öteler- bir yedek bellekte yaşatmamızdır. Bu bir çeşit tatmin değil mi işte, sakıncası mı varmış anlamadım... |
||