SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Şiir

Konu: Kaygusuz Abdal

Sayfa: [ 1 ]

02.02.2008 23:16:09
(c. 1341- c. 1444) asıl adı Alaeddin Gaybi olan Alevi Bektaşi halk ozanı.

Şeyh Bedrettin'in öğrencisi ve yoldaşıdır.



Ademi balçıktan yoğurdun yaptın,   
Yapıp da neylersin, bundan sana ne?   
Halk ettin insanı saldın cihana   
Salıp da neylersin bundan sana ne?   
   
Bakkal mısın teraziyi neylersin?   
Işin gücün yoktur gönül eglersin   
Kulun günahını tartip neylersin?   
Geçiver suçundan bundan sana ne   
   
Katran kazanını döküver gitsin   
Mümin olan kullar didara yetsin   
Emreyle yılana tamuyu yutsun   
Söndür şu atesi bundan sana ne   
   
Sefil düstüm bu alemde naçarim   
Kildan köprü yaratmışsın geçerim   
Şol köprüden geçemezsem uçarım   
Geçir kullarını bundan sana ne   
   
Kaygusuz Abdal der cennet yarattın   
Cehenneme nice kullari attın 
Nicesin ates-i ask ile yaktın   
Yakıp da neylersin bundan sana ne


o dönemde şu dizeleri yazmak büyük cesaret işi;

"..yücelerden yüce tanrı
gündüzlerden gece tanrı
ismin vardir cismin yoktur
sen benzersin hiç'e tanrı.."



http://www.cs.rpi.edu/~sibel/poetry/kaygusuz_abdal.html

02.02.2008 23:18:19
Aşkile geldim cihana, meskenim dağlar menem
Terk edip cümle sıvayı, mahremi tevhid menem
Güş edince menaref esrarını, mest olan ehkar menem
Şöyle ikrar verdim ol dem Gaygusuz Abdal menem


Asıl adı Gaybi'dir. Kaygusuz Abdal'ın hayatı hakkında ki bilgilerin çoğu Bektaşi menkıbelerine dayanır. Bu menkıbelerin en tanınmışı onun Abdal Musa'ya bağlanışını anlatan hikayedir:

Alaiye (Alanya) beyinin oğlu Gaybi, avlanırken attığı okla bir geyiği koltuğundan vurur. Yaralı geyik kaçar, Gaybi arkasından koşar. Geyik Abdal Musa'nın tekkesine girer, arkasından avcı da girer, dervişlerden geyiği sorar. Dervişler görmediklerini söylerler. Çekişme başlar. Olaya Abdal Musa. karışır ve koltuğu altından kanlı oku çıkararak Gaybi'ye gösterir. Gaybi okunu tanır ve Musa'ya bağlanır. Alanya beyi oğlunu tekkeden kurtarmak ister ama Gaybi, Musa'dan ayrılmaz. Bey, Teke (Antalya) beyine başvurarak oğlunun kurtarılmasını ister. Teke beyinin gönderdiği ordu Musa'ya yenilir, Gaybi tekkede kalır.

Kırk yıl tekkede Abdal Musa 'ya hizmet ettikten sonra şeyhi tarafından Mısır'a gönderilen Kaygusuz Abdal, orada bir tekke kurar. Bu tekke, İslam dünyasında büyük bir ün kazanır ve hastalarla başı dara düşenlerin sığınağı olur. Kaygusuz Mısır'da ölür. Türbesi, Kahire yakınlarında bulunan bir mağaradadır.

Hece ve aruzla şiirler söyleyen Kaygusuz'un nesirle yazılmış eserleri de var. Aruzla yazılmış şiirleri divanında toplanmıştır. Hece ile yazdıklarına ise cönklerde ve şiir mecmualarında rastlanıyor. Nesir eserleri: Budala-name, Mağlataname, Cefriyye-i Kaygusuz ve Esrar-ı huruf adlarını taşıyan kitapçıklardır. Cefriyye, gelecekte olup bitecek olayları anlatan bir fal kitabıdır. Öbürleri tasavvufla ilgili konuları işler.

Şiirlerinin bir çoğunda Kaygusuz takma adını kullanan ozan , bazı şiirlerinde Serayi adını da kullanır. Kaygusuz adını taşıyan başka şairlerin de bulunması, eserlerinden bazılarının başka bir Kaygusuz'un olabileceği kuşkusunu, doğuruyor.

Kaygusuz Abdal, Bektaşiler arasında büyük saygı ile anılır ve Bektaşi uluları arasına girer. Hemen bütün Bektaşi tekkelerinde bulunan ve Kaygusuz'a ait olduğu kabul edilen bir resimde, bir yılan, bir akrep ve bir arslan, ayakları bine yatarak ona boyun eğmiş görünürmüş.

XVIIL yüzyıl ressamlarından Levni'nin yaptığı güzel bir Kaygusuz minyatürü vardır. Kaygusuz, bir eserinde 1397-98 yıllarında doğduğunu söylüyor. Eserlerinden de anlaşıldığına göre XV .yüzyılda yaşamış olan şair, Anadolu ve Rumeli'nin birçok yerlerini gezmiş ve iyi bir öğrenim görmüştür. Özellikle hece ile yazdığı şiirlerde ve nesirlerinde güzel bir Türkçe kullanır.

Kaygusuz'un tasavvufla ilgili şiirleri yanında tekerlemeleri, şathiyeleri (alaylı, iğneli ve simgeli şiirler) de önemli bir yer tutar. Yunus Emre yolunda yürüyen şair, bu tür şiirlerinde ona daha çok yaklaşır. Ölüm yılı bilinmiyor.


NEFES

Beylerimiz elvan gülün üstüne
Ağlar gelir şahım Abdal Musa'ya
Urm abdalları postun eğnine
Bağlar gelir şahım Abdal Musa'ya

Urum abdalları gelir dost deyü
Hırka giyer aba deyü post deyü
Hastaları gelir derman isteyü
Sağlar gelir bizim Abdal Musa'ya

Hind'den bezirganlar gelir yayınur
Aşık olan bu meydanda soyunur
Pişer lokmaları açlar duyunur
Toklar gelür pirim Abdal Musa'ya

İkrarıdır koç yiğidin yuları
Fakjhleri çeksem gelmez
İleri Akpınar'ın yeşil güllü suları
Çağlar gelir pirim Abdal Musa'ya

Meydanında dare durmuş köçekler
Çalınır koç kurbanlara bıçaklar
Döğülür kudüm açılır sancaklar
Erler gelir pirim Abdal Musa'ya

Kılıç sallar Yezidlerin kasdına
Ali Zülfikar'ın almış destine
Tümen tümen genç Ali'nin üstüne
Erler gelir şahım Abdal Musa'ya

Her matem ayında kanlar dökülür
Demine Hü deyü gülbank çekilir
Uyandırıp Hak çırağı yakılır
Erler gelir şahım Abdal Musa'ya

Benim bir isteğim vardır Kerim'den
Yezit bilmez erenlerin sırrından
Kaygusuz'um cüda düştüm pirimden
Erler gelir şahım Abdal Musa'ya
                   
                                            Cemil Yener - Türk Halk Edebiyatı Antolojisi
Yücelerden yüce gördüm erbabsın sen koca Tanrı   
Alim okur kelam ile sen okursun hece Tanrı   
   
Erliği ile anılır filan oğlu filan deyü   
Anan yoktur atan yoktur sen benzersin piçe Tanrı   
   
Kıldan köprü yaratmışsın gelsin kulum geçsün deyü   
Hele biz söyle duralım yiğit isen geç  Tanrı   

   
Garib kulun yaratmışsın derde mihnete katmışsın   
Ani aleme atmışsın sen çıkmışsın  uca Tanrı   
   
Kaygusuz Abdal yaradan gel içegör su cür'adan   
Kaldır perdeyi aradan gezelim bilece Tanrı   
   
KAYGUSUZ ABDAL   


Sayfa: [ 1 ]