|
||
| İnsanın en acı kaybı acısıdır bence.. acısını kaybeden duyarlılığını, heyecanlarını, dünyanın tüm nimetlerini sunan o küçük anları da yanında yitiriyor.. bakıyor, bakıyor, bakıyor... en iyi akıllar ondan çıkıyordur, olgun ve güçlüdür ama sadece bakar. acıları o kadar diplerde kalmıştır ki, onları çıkarmaya gücü yetmez ve mutsuzluğunu da güçlü olma sebatıyla yenmeye çalışır. Bir yerlerde içimizi sızlatacak bir şeyler durmalı, kanlı şiirler öğretmeliyiz mesela kendimize, bağırarak söylemeliyiz. Orda bişeyler var görmek lazım ve görmemiz için orda.. |
||
|
||
acısını yitiren ya da acısız olduğuna kendini inandıran kişi "insan" olma duyarlılığından da yoksundur. gerçeğe karşı duyularını kapamış, kurgusal bir dünya kurmuştur kendisine. kendi yazdığı oyunda, kendince mutlu, ama içten içe koflaşan bir yaşam sürer. |
||
|
||
buna acısını kaybeden dilde vijdanını kaybeden desek |
||
|
||
en yok en'e henüz erişilmedi. en sondadır. acının sonu ise ölümdür. acının en'i ölümdür. acı kaybolur, yokolmaz. çekenle yaşar, çekenle ölür. |
||
|
||
tersini beyan etmedik dost ![]() bahsimiz kısmi, soyut ölümler ve ölümün de en'i yoktur ki. |
||
|
||
| acı degilde, bir hissini kaybetse insan, insan olamıyor sanki.. | ||