SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Okuma Odası

Konu: Ölü Bayramlar

Sayfa: [ 1 ]

02.02.2008 18:22:10
Sokakları dolduran insan kalabalıklarının yüzlerine yerleşmiş öfkenin farkındasınızdır. Farkında değilseniz, sizin yüzünüzde de benzeri bir öfke yer etmiş demek ki.
Her an kavgaya tutuşacak gibi bakıyor insanlar bir birlerine. Hatta kavganın başladığı ilk anda ne yapmaları gerektiğini içlerinden tekrarlıyorlar boyuna. Çünkü kavgada ilk darbe çok önemli. Olası bir kavga durumunda ilk vuran olmaya hazır, gizliden sıkılı yumruk saklı insanların bilinçaltında. Beklenmedik bir darbe, kısa süre de olsa bilinç kaybı yaratır insanda. Yüzüne yediği âni bir yumruk bönleştirir insanı. Bir anlamda bilinç felcidir bu. ilk darbeyi vuran için, bundan sonrası çok kolaydır. Bir kum torbasına vurur gibi vurur gafil avladığı rakibine.
Acaba o an, gizli bir orgazm duygusu mu vermekte ona? Ne dersiniz?
Yanıtınızı açıkça demeyeceğinizi biliyorum ama… öylesine sordum işte!

Bizim eve bayramlarda alınırdı baklava kırıntısı. Ucuzmuş. Ama baklavaymış.
Öyle derdi babam.
Tepsinin kenarlarındaki hamurların içi boş olduğundan, normal bakla fiyatına satılmazdı kenar kısımlar. Hani pazarlarda, çekirdeksiz üzümün tepside kalan tanelerini ayrıca bir kaba koyup çok ucuza satarlar ya!... baklavanın kırıntıları da öyle.
İşte o tür baklava alınırdı.
Hele o şaplı ayakkabıları unutamam.
Nasıl sevinirdim nasıl!...
Gerçi babam, aldıklarıyla içeri girdiği andan başlayarak burnundan solurdu.
Öyle ya!... Kendine hiç yakıştıramadığı bir işte çalışarak evin geçimini anca sağlıyordu. Anamın ürkek ısrarı yüzünden, boğaz doyurma dışında yaptığı bu harcamalar için fazla mesai yapmak zorunda kalacaktı daha sonrasında.
Ama saklamaya çalıştığımız sevincin yüzlerimize yansımasını görünce de yumuşardı.
Yok yok!... Sandığınız gibi gülümseyip: “Güle güle giyin.” falan demezdi. O şaplı ayakkabıları nasıl giyeceğimizi anlatırken kulaklarımıza asılmazdı yalnızca. Sert bir sesle sulara asla basmamamızı söylerdi. Çünkü altı sıkıştırılmış kağıt olduğundan suya bastığımızda erirmiş!
Ben o ayakkabıları, samandan yapılmış yastığımın altına koyup öyle uyurdum bayram öncesinde. Bayram sabahı da ayakkabıların enfes kokusuyla uyanırdım gülümseyerek.
Belki hâlâ aynıdır bayram sabahları. Eller öpülüyordur belki yine. Bayram harçlığı veriliyordur çocuklara.
Artık çok azdır LUNA PARK herhalde. Ya da varsa da yoksul semtlerdedir. Hâlâ ucuz eğlencedir LUNA PARK herhalde.
İnsan gücüyle çalışan atlı karıncalar, dönme dolaplar kalmamıştır artık. Ama çocuk her zaman çocuktur. Farklı da olsa, eğleniyordur yine bayramlarda.

Belleğime kazınmış bir bayramı anımsarım her bayram geldiğinde ve irkilirim. Belleğimde o bayram canlanır.
Adamın biri ardındakilerden kaçıyordu. Gözlerindeki korkuyu gördüm. Çocuklar her şeyi görür!
Tökezleyip düştü. Ardındakilerin yüzlerinde zafer coşkusu vardı. Hepsinin yüzünde öfkeli bir gülümseme… yerdeki çaresiz adama vurmaya başladılar. Belki bazıları yoldan geçen insanlardı. Yani olan her neyse, ilgileri ve bilgileri yoktu. Ama kovalanan biri ve kovalayan birileri vardı. Ve çoğunluk haklıydı!
Artık adam kımıldamadığı halde vurmayı sürdürdüler bir süre daha. Belki de yorulduklarından bıraktılar vurmayı. Sonra yüzlerine yerleşen doygunlukla çekip gittiler.
Bir kadın ve iki çocuk yanaştı yerde kımıltısız yatan adama. Ağlamıyorlardı. Yüzleri ifadesizdi. Sıkılı avucunu açmaya çalıştılar. Açamadılar.
Etrafta birikmiş insanlar gibi izliyordum ben de olanları ve olacakları.
Polis aracının siren sesi duyulunca kadın telaşla, çocukları çekiştirerek kayboldu. Polisler, kendileri için sıradan bir olaya, sıradan bir biçimde davranarak yerde yatan adamı kaldırıp otomobillerine götürdü ve basıp gitti. Etrafta birikenler de dağıldı.
Sonra yaşam devam etti. LUNA PARK, eğlenen çocuk seslerine teslim edildi.
Bir adamın linç edildiği o bayram günü canlanmasa gözümde her bayram öncesinde keşke.
Adamın sımsıkı kapattığı avucunda ne olduğunu öğrenemedim asla.

 

 

Selahattin Özakın

04.02.2008 10:26:10
istanblue demiş ki

tanrısı ve göğü gök olmadığı için
bayramlarının da değişik bir dram olması beklenemez...
ama yine de
çocuk olmak bir başkadır bayramlarda...


Sayfa: [ 1 ]