SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Okuma Odası

Konu: Çok Yönlü Mektuplar - I

Sayfa: [ 1 ]

02.02.2008 18:15:49
YAĞMUR ALTINDA BİR SİLUET

Gülümsüyorum çok yönlü şiirlere, aşklara ve yalanlara… Bunalımın mor ışığında, pembe uçlu defterlerini siyahi hüzünlere eş tutanlara bir bez bebek hediye edemeyip şiir hediye edenler, çok yönlü göndermeleri de adetten sayarlar. Ne çaresizlik! Hatırlıyorum Baba’nın sözlerini : Zekamla alay etme, hakaret sayarım… Ben de yazmak isterim: Aşk, zekanın teyelli oyunlarına ingirgenmişse, teyel çabuk sökülür, ablamdan ve hayattan bilirim… Biz zımbalayarak yaşadık kalbimize aşkı. Bu nedenle acıtır bizim bakışlarımız, öyle dikiş tutturmaz beyaz gerçek üstüne mor iplikle. Gülümsemem geliyor tatlı tatlı, tutmayın beni… Benim çocukluluk bebeğim hiç olmadı. Arabalarla oynadım sürekli. Erkek çocukları dövdüm, sevmek isterken. Kız çocukları bütün ailenin acılarını sırtlanır, alışkanlıktan olsa gerek sınırsız şefkat bütün kapıları açar bir kız çocuğunun yüreğinde kıskanma aşk ile açıklanır. Acizliğin itirafının bu denli açıklığı ürpertiyor beni. Ne kadar çok kıskanıyorsan o kadar sevdiğine inanmam için, kıskançlığının öznesini değiştirmen lazım. Beni başkalarından kıskanıyorsa kalbin (bu nasıl oluyor formülünü bulamadım ama) o kıskanılan şey ben değilim; erkeklerin benim üzerimdeki bakışları. O zaman kıskançlığının öznesi de ben değilim. Sen aslında benim üzerimden diğer erkekleri kıskanıyorsun zekası güdük kalmış, sersem güzelim… Aşk bir oyun değildi bacak arasında planlanan… Üstelik kaburga kemiğinden insan olmaz, bu bahçede bahcevan diye gezinirken bol güllerin arasında katlettiğiniz şey, hiç ölmeyecek bir siluete benzemez. Dili başka gezinir anıların üstümde. Siz o anıların virgülü bile olamazsınız, nokta aramayın! Yaradır çocukluk. Derin bir yara. Ve bu ülkede sürekli kanar… Ama şiirin ve aşkın malzemesi olmaktan uzaktır. Bu duruma gözü yaşlı bakan aşk bir şiire çocukça sıkışmak değil, şiirin kendisi olmak ister… Yağmur altında elini bile tutamadığım bir çift mavi göz. Biliyorum, gökler açılmayacak artık hiç o çocuk bakışlar gibi. Alnıma düşen her damla kandır artık bu yüzyılda aşk adına… Bunu bildiğimdendir Selim Işık’a duyduğum aşk. O, Oğuz Atay’ın kalbinde ilk doğduğu gün ölmüştür. Ölümsüz ışığını bırakarak. Umutsuzluğun çığlığını Olric’in acı dilinden bize yineleyen: Aşktır ve Tutunamayandır her yüzyılda. Tarih öncesi çağdayız, oyunlar korkak ve kahramansız. Birey değil tip yaşatıyor bütün aşıklar ve beni hiçbir tip şaşırtmıyor artık. Yağmur altında kalan benim O siluet değil! Aslında şöyle bitirmek istiyorum bu çağın ortalama zekalarına uygun olsun niyetiyle bir şarkı vardı hani yakışıklı bir oğlan söylüyor: Kimseler sevmedi mi seni, umduğun gibi değil mi? Kahkaha atacağım tutmayın beni! Hamiş: Biliyor musunuz kalbin de zekası vardır ve bu mektubu isteyen üzerine alınabilir...

Yelda Karataş


Sayfa: [ 1 ]